| ÖZET: Başvuran, İzmir’deki ceza infaz kurumunda hükümlü olup, Adana’da bulunan oğlunun yanına nakil talep etmiştir. İdare, cezaevlerinin doluluk oranı ve pandemi nedeniyle bu talebi reddetmiştir. Ancak, infazın amacı sadece cezanın sürekliliği değil, hükümlünün topluma yeniden kazandırılmasıdır. Hükümlülerin aileleriyle iletişiminin sağlanması, rehabilitasyon sürecinin önemli bir parçasıdır. Başvuranın iki oğlunun farklı ceza infaz kurumlarında bulunması, aile hayatına saygı hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bu nedenle, başvuranın nakil talebinin reddi, hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunmuş ve Adalet Bakanlığı’na, başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi tavsiye edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/8746-S.21.14092
BAŞVURU NO : 2020/102585
KARAR TARİHİ : 10/06/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : Adalet Bakanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, oğlunun bulunduğu Adana F Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu’na ya da ailesinin ikamet ettiği ilde bulunan ceza infaz kurumuna nakil talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 14/12/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda, İzmir 4 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olan başvuran, ailesinin Adana ilinde ikamet ettiğini, oğullarından birinin Adana Kürkçüler F Tipi Ceza İnfaz
Kurumunda hükümlü olduğunu, yanında kalan oğlunun ise yakın zamanda naklinin çıktığını, kendisinin de 2018 tarihinde Osmaniye’ye naklinin çıktığını ancak hastalığı sebebiyle gidemediğini, oğullarının nakil talebiyle ilgili olarak Kurumumuza başvurduğunu, bu başvuruların olumlu sonuçlandığını, aynı aileden üç kişinin farklı ceza infaz kurumlarında olması nedeniyle ailesinin mağdur olduğunu ifade ederek, Adana F Tipi, Tarsus 1 No’lu T Tipi ve Tarsus 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine naklini talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden 29/12/2020 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup adı geçen Genel
Müdürlüğün 17/05/2021 tarih, / sayılı cevabi yazısında; 2.1. “Adı geçenin bilgi formunun incelenmesi sonucunda mevcut durum itibarıyla infaz edilmemiş veya kaldırılmamış disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.2. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.3. Bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitesinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi ve güvenliği, suç türü ve kişilerin can güvenliği gibi hususların göz önünde bulundurulduğu ve her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Ayrıca, adı geçenin “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (220/1)” suçundan hükümlü olması nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği, 2.5. Adı geçenin şu anda barındırıldığı İzmir 4 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1429, doluluk oranının %143 olduğu, 2.6. Adı geçenin naklini talep ettiği; Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 337, doluluk oranının %92, Tarsus 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1125, doluluk oranının %113, Tarsus 2 No’lu T Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1000, mevcudu 1157, doluluk oranı %116 olduğu, 2.7. Ayrıca 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, 2.8. Özellikle yukarıda belirtilen suç türlerinden hükümlü veya tutuklu olan kişilerin, kurumların güvenlik ve disiplinini sağlamak, ülke çıkarlarını gözetmek ve buna benzer birçok sebepten dolayı F Tipi Yüksek
Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında barındırılmasına özen gösterildiği, 2.9. Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumlarının doluluk oranlarının Genel Müdürlüğümüzce titizlikle takip edilmekte olduğu, doluluk oranları %100’ü aştığı anda bahse konu kurumlardan diğer kurumlara (nakli istenilen kişilerin, hükümlü ve tutuklu bilgi formu ile ceza infaz kurumu dosyasında incelemeler yapıldıktan sonra, bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmasında bir sakınca bulunmadığı tespit edilen kişiler belirlenerek) kapasite nedeniyle nakillerin yapılarak, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutlarının (olağan dışı durumlar hariç) hiçbir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmamasına çalışıldığı, 2.10. Ülkemizde, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının sayısının kısıtlı ve bu kurumlarda bulunan odaların 1 ve 3 kişilik olduğu, 2.11. Hükümlü ve tutuklular tarafından her ay Genel Müdürlüğümüze gönderilen isteğe bağlı nakil talepleri incelendiğinde, F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarını talep eden birçok kişi
olduğu ve bu taleplerin olumlu karşılandığı düşünüldüğünde, bu kurumların güvenli bir şekilde işleyişi neredeyse imkansız hal alacağı, 2.12. Yukarıda açıklanan nedenlerle adı geçenin talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebinin uygun görülmediği, 2.13. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucunda, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, 2.14. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğümüze ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.15. Diğer yandan, Covid-19 tedbirleri kapsamında, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü/tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu, bu nedenle Genel
Müdürlüğümüzün 04.11.2020 tarihli ve 12403619.207.99/10667/128037 sayılı yazısı ile ikinci bir talimata kadar kapalı ceza infaz kurumlarında kalan hükümlü/tutukluların isteğe bağlı nakil taleplerinin alınmaması ve Bakanlığa gönderilmemesi, mahallinde reddedilmesinin uygun görüldüğü, 2.16. Bunun yanında, hükümlü/tutukluların Genel Müdürlüğümüzün 05.03.2021 tarihli ve E-35211520249.01-890/20512 sayılı genel yazısına istinaden 01.03.2021-19.03.2021 tarihleri arasında bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alındığı, 19.03.2021 tarihi itibarıyla sistemin taleplere kapatıldığı ve bu konuda Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun, hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda karar verileceği ve işlem yapılacağı, Bu nedenle, şu an itibarıyla adı geçenin talep ettiği kapalı ceza infaz kurumlarına naklinin sağlanmasının mümkün olmadığının değerlendirildiği, 2.17. Adı geçene ait UYAP infaz dosyasından alınan ziyaretçi raporunda, 12.01.2020 ile 10.04.2021 tarihleri arasında herhangi bir ziyaretçisinin gelmediği,”
Bilgilerinin verildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.1. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin 1.
fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 6.1. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
….
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunilik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
….”; 6.2. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 6.3. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.”; 7. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.1., 24.4. ve 24.5.
maddelerinde, “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’; “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir
/
tarzda olmalıdır.”; “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.”; düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmi
Tavsiye Kısmi Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden 9. Başvuran kendisinin İzmir ilinde bulunan ceza infaz kurumunda hükümlü olduğunu, oğullarından tekinin Adana ilinde, bir diğerinin ise yanında kalmakla birlikte yakın zamanda naklinin çıktığını, ailesinin Adana ilinde ikamet ettiğini ifade ederek, öncelikle büyük oğlunun kaldığı Adana F Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu olmak üzere ailesine yakın ceza infaz kurumunu talep etmiştir. İdare ise hem ceza infaz kurumlarının yoğunluğu hem de pandemi nedeniyle nakillerin durdurulması nedeniyle, nakil talebini uygun görmemiştir.
10. İnfazın, özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, büyük olasılıkla, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu nedenle ideal bir infaz sisteminde ceza yaptırımlarının gerek ceza infaz kurumunda gerekse toplum içinde infaz edilmeleri süreci mutlak surette failin topluma yeniden uyum sağlanmasına yönelik rehabilitasyon çalışmaları içermelidir (Hakan A. YAVUZ, Ceza infaz sistemi ve denetimli serbestlik, Seçkin yayınevi, Temmuz 2018 s. 307).
11. Toplumdan soyutlanan mahkumu, sosyal hayatın uyumlu bir parçası haline getirmek için, cezanın eğitici bir içeriğe sahip olması gerekir. İnfaz hukukunun bugün ulaştığı aşamada infazın gevşemesi hedeflenmektedir. Bu, açık infaz kurumları, serbest mektup trafiği, sık ziyaretler ve hükümlü izinleri gibi vasıtalarla teşvik edilmektedir. Bu sayede, infazın daha geniş boyutlarda insanileştirilmesi ve yenilenmesi amaçlanmaktadır (Timur DEMİRBAŞ, Tretman, s. 394).
12. Hükümlülerin sosyal hayata dahil olabilmesi, öncelikle onun ailesi ve yakınlarıyla iletişiminin sağlanmasıyla söz konusu olacaktır. Bu iletişim, telefon, mektup yoluyla olabileceği gibi, özellikle araya araç girmeksizin, yüz yüze olan ziyaret yoluyla da mümkündür. Ancak hükümlüler her hal ve şartta ailelerinin (yakınlarının) ikamet ettiği illerde bulunan ceza infaz kurumunda bulunma imkanına sahip olmadığından, başta 5275 sayılı İnfaz Kanunu olmak üzere, İnfaz Yönetmeliği ve 167 sayılı Genelge’de
‘kendi istekleri ile nakil’ hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm, çoğu zaman hükümlüler tarafından
‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ olarak değerlendirilmektedir.
13. Ailesinin ikamet ettiği yerden uzak yerlerde cezasını infaz etmekte olan hükümlülerin nakil talepleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önüne de birçok kez gitmiş olup, Mahkeme bu talepleri, ‘özel ve aile
hayatına saygı hakkı’ kapsamında değerlendirmektedir. Nitekim Mahkeme birçok kararında şu hususları vurgulamıştır: “Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesi bakımından, her türlü yasal tutukluluğun, nitelik olarak ilgilinin özel ve aile hayatının kısıtlanmasına neden olduğunu hatırlatmaktadır. Öte yandan, Sözleşme, tutuklulara tutukluluk yerlerini seçme hakkı tanımamakta ve tutuklunun ailesinden ayrılmasının ve uzaklaştırılmasının, tutukluluğun kaçınılmaz sonuçlarını oluşturmaktadır. Bununla birlikte, bir kişinin ailesinden uzak bir cezaevinde tutuklu bulunmasının – öyle ki her türlü ziyaret çok güç dahası imkânsız görünmekte – bazı koşullarda aile hayatına bir müdahale teşkil edebilmekte zira aile üyeleri için, aile hayatının korunması için, tutukluyu ziyaret etme imkânı temel bir faktördür (Khodorkovskiy ve Lebedev /Rusya, Başvuru No : 2020/102585 11082/06 ve 13772/05, 25/072013, § 835; Vintman/Ukrayna, Başvuru No : 2020/102585 28403/05, 23/10/2014, § 78 ve Bellomonte/İtalya, 01/04/2014, § 70, No. 28298/10).
14. Farklı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurularda, Anayasa
Mahkemesi “tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır. Böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gereklilik” olduğu hususunu vurgulamıştır (AYM, Başvuru No : 2020/102585 2016/58533, 03/07/2019 tarihli karar, §55 ; AYM, Başvuru No : 2020/102585 2016/38867, 03/07/2019 tarihli karar, §57).
15. Mahpusların ailelerine yakın ceza infaz kurumlarına nakil talebine ilişkin başvurularda Kurumumuz tarafından birçok kez, “hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmekte” olduğu hususları vurgulanmıştır (Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararları için bkz., Başvuru No : 2020/102585 2021/3619; 2020/101301; 2020/1243; 2020/1217; 2019/22252; 2018/15013 ).
16. Kurumumuz tarafından aynı anda ve farklı illerde bulunan ceza infaz kurumlarında kalan eşlerin nakil taleplerinde ise “bu kişilerin hem birbirleri ile iletişim yönünden hem de aileleri ile iletişim yönünden, diğer mahpuslara oranla son derece dezavantajlı olduğu, bu nedenle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği, Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğü bulunduğu” hususları vurgulanmakta, eşlerin dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla nakil taleplerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmaktadır (Tavsiye Kararları için, Başvuru No : 2020/102585 2019/21724; 2019/19085; 2020/1618; 2020/616; 2021/197; 2021/398).
17. Aynı anda farklı ceza infaz kurumunda bulunan yakın aile bireylerinin nakil talep ettiği bir başvuruda
Kurumumuz tarafından “Başvurucu ve oğlunun ayrı illerde bulunan kurumlarda barındırılıyor oluşu, bu kurumların birbirilerine ve tarafların yakınının ikametine olan coğrafi mesafesi dikkate alındığında, aile yakınlarının başvurucu ve oğlunu ziyaret edebilmesinin güçleştiği göz önüne alınmıştır. Cezaevi
sisteminin düzenlenmesine bağlı güçlükler ile idarenin bu alanda takdir yetkisine sahip olduğu izahtan varestedir. Ne var ki somut olayın özellikleri dikkate alındığında; başvuruya konu tarafların yakın derecedeki aile bireyleri olduğu, başvurucu tarafından nakil talep edilen, oğlunun barındırılmakta olduğu kurum ile aile bireylerinin ikameti arasındaki coğrafi mesafesinin başvurucunun hali hazırda barındırıldığı kuruma kıyasen daha az olduğu, aynı yerleşkede tutulan aile bireylerini ziyaret edebilmenin aileye kolaylık sağlayacağı ve aynı yerleşke içerisinde tutulan yakın aile bireylerinin yüz yüze görüştürülmelerinin güvenlik kriterleri dahilinde yasal olarak mümkün olabileceği kriterleri dikkate alındığında başvurucunun nakil isteminin kabulünün aile bireylerinin birbirleriyle temas etmesine ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini katkı sağlayacağı” değerlendirilmesinde bulunulmuştur.
(Başvuru No : 2020/102585 2020/3652; Aynı şekilde baba ve oğulun farklı ceza infaz kurumlarında bulunmasından dolayı verilen diğer
Tavsiye Kararlarımız, 2019/22869; 2017/12517)
18. Kurum bilişim sistemimizden yapılan incelemede, 18.1.Başvuran ’in nakil talebi ile ilgili olarak Kurumumuza daha önce de başvurduğu, 2017/15980 numaralı dosyada, 1306/2018 tarihinde Tavsiye kararı verildiği, başvuranın hala aynı ceza infaz kurumunda olduğu, 18.2. Başvuranın oğlu ’in nakil talebi ile ilgili olarak Kurumumuza başvurduğu, 2018/847 numaralı dosyada 29/05/2018 tarihinde Tavsiye Kararı verildiği ve idare tarafından kararımıza uyularak, şu an bulunduğu ceza infaz kurumuna naklinin gerçekleştirildiği, 18.3. Başvuranın diğer oğlu , nakil talebi ile ilgili olarak Kurumumuza başvurduğu, 2019/21067 numaralı dosyada 05/03/2020 tarihinde Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı verildiği, başvuran tarafından oğlunun naklinin çıktığının ifade edildiği görülmüştür.
19. Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede; 19.1. Hükümlülerin nakil taleplerinin değerlendirilmesinde çok fazla kriterin göz önünde bulundurulduğu, nitekim hükümlü sayısı, kurum sayısı, suç ve suçlu türü bütün halde ele alındığında, ceza infaz kurumlarında disiplin ve düzenin sağlanması açısından birtakım kriterler öngörülmesinin makul olduğu, 19.2. Bu kapsamda talep edilen ceza infaz kurumunun ‘doluluk oranı’; yüksek güvenlikli ceza infaz kurum kapasitesinin özellikle kısıtlı olması ve tabii son bir yılı aşkın süredir yaşanan COVİD-19 pandemisi nedeniyle nakillerinin durdurulması / dönem dönem açılması hususlarının, nakil taleplerinin reddedilmesinde meşru neden teşkil ettiği görülmekle birlikte, 19.3. Diğer yandan somut olay kapsamında Kurumumuza 3 yıl önce de başvurmuş olan başvuranın hala aynı ceza infaz kurumunda bulunması; başvuranın İzmir ilinde bulunan ceza infaz kurumunda olması, ailesinin ise İzmir iline oldukça uzak Adana ilinde ikamet ediyor oluşu, 19.4. İdareden gelen cevabi yazıdan başvurana 12/01/2020-10/04/2021 tarihleri arasında herhangi bir ziyaretçisinin gelmediği bilgisinin edinildiği, aile bireyleri tarafından hükümlüyü ziyaretin, hükümlülerin rehabilitasyonunda arz ettiği önem dikkate alındığında, hükümlü olan başvuranın iki oğlunun da hükümlü olduğu, yakın aile bireylerinin farklı ceza infaz kurumlarında bulunmasının, hem hükümlüler
hem de özgürlüğünden yoksun bulunmayan aile bireyleri açısından mağduriyet teşkil edeceği kanaatiyle, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin aile hayatına saygı hakkı kapsamında hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
20. İdare tarafından COVİD-19 pandemisi kapsamında alınan önlemler neticesinde 19/03/2021 tarihi itibariyle nakillerin geçici süreyle kapatıldığı bilgisi edinildiğinden, COVİD-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, aynı anda farklı ildeki ceza infaz kurumlarında bulunan baba ve oğullarının dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla başvuranın nakil koşullarını taşıması koşuluyla nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edilmediği, böylece
“makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı anlaşılmış olup, idareye bu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
22. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21. maddesinin 2. uyarınca, bu
Tavsiye Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesi’ne yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiği takdirde, BAŞVURUNUN KABULÜNE; COVİD-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, aynı anda farklı illerdeki ceza infaz kurumlarında bulunan baba ve oğullarının dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla başvuranın nakil şartlarını taşıması koşuluyla nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi ve başvuranın ailesine yakın ve oğullarının barındırılmakta olduğu, durumuna uygun ve kapasitesi müsait ceza infaz kurumlarından birine nakledilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığınca bu karar üzerine
tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi