|
ÖZET: Başvuran, silahlı terör örgütü üyeliğinden aldığı ceza nedeniyle Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunmakta ve Bolu ilinde yaşayan ailesiyle görüşme zorluğu yaşamaktadır. Bu nedenle, Bolu veya çevresindeki cezaevlerine nakil talep etmektedir. Ancak Adalet Bakanlığı, başvuranın nakil taleplerini, cezaevlerinin doluluk oranı gerekçesiyle reddetmiştir. Başvuran, 15 aydır yaptığı nakil taleplerinin haksız yere geri çevrildiğini iddia etmektedir.
Adalet Bakanlığı, nakil taleplerinin değerlendirilmesinde cezaevlerinin doluluk oranlarının yanı sıra güvenlik kriterlerini de göz önünde bulundurmaktadır. Başvuranın talep ettiği cezaevlerinin mevcut kapasiteleri dolu olduğu için nakil talebi uygun görülmemiştir. Ayrıca, başvuranın disiplin cezası bulunmadığı ve aile ziyaretlerinin düzenli olarak yapıldığı tespit edilmiştir. Ancak, başvuranın ailesiyle olan iletişiminin sağlanması açısından, nakil koşullarını taşıdığı takdirde, ilerideki boşalmalarda yeniden değerlendirme yapılabileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın nakil talebi kısmen kabul edilip, kısmen reddedilmiştir. Adalet Bakanlığı’na, başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda, ailesine daha yakın cezaevlerinde uygun yerlerin bulunması halinde nakil talebinin yeniden gözden geçirilmesi önerilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/7085-S.24.11080
BAŞVURU NO : 2024/4952
KARAR TARİHİ : 08.07.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, Bolu iline veya Karabük, Sakarya, Kocaeli gibi çevre illerdeki cezaevlerinden birine nakil talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 17.04.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; Silahlı terör örgütü üyeliğinden yedi buçuk yıl ceza aldığını, 13.11.2019 tarihinden bu yana Sincan T Tipi Kapalı Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, anne ve babasının Bolu ilinde ikâmet ettiğini, sağlık durumları ve ekonomik şartlar nedeniyle görüşüne sık gelemediklerini, yaklaşık 15 aydır her ay yaptığı başka cezaevine nakil taleplerinin kapasite doluluğu gerekçesi gösterilerek haksız şekilde reddedildiğini belirterek, öncelikle Bolu iline veya Karabük, Sakarya, Kocaeli gibi çevre illerden birine naklinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü’nden 03.05.2024 tarihli ve S. sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Genel Müdürlüğün 11.06.2024 tarihli ve E- sayılı cevabi yazısı ve eklerinde; 2.1. Bulundukları ceza infaz kurumundan başka ceza infaz kurumlarına nakil gitmek isteyen hükümlü ve tutukluların, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesi ile
05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, gitmek istedikleri
kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiklerini belirtir şekilde yazmış oldukları dilekçelerini, ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla Genel Müdürlüğe göndermeleri gerektiği, bunun yanı sıra, Genel Müdürlüğün 25.05.2022 tarihli ve E- – / sayılı yazısıyla her ayın 1’i ilâ 10’u arasında isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm
Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, adı geçenin de anılan tarihler arasında nakil talebinde bulunduğu ancak, naklini talep ettiği ceza infaz kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle Genel Müdürlüğün
31.05.2024 tarihli ve E sayılı yazısıyla naklinin uygun görülmediği,
/
2.2. Ayrıca adı geçenin sonraki nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevzuat uyarınca değerlendirileceği, 2.3. Adı geçenin bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 2.4. Adı geçenin 02.05.2024 tarihli dilekçesinde isteğe bağlı nakil talep ettiği; -Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1410, doluluk oranının %141, -Sakarya 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1670, mevcudunun 1954, doluluk oranının %117, -Sakarya 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 2046, doluluk oranının %155, -Sakarya 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 880, doluluk oranının
%67, -Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1393, doluluk oranının
%139, -Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1420, doluluk oranının %142, -Karabük T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1359, doluluk oranının %136, -Aksaray T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200, mevcudunun 1672, doluluk oranının %139, -Van T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1261, doluluk oranının %126, -Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1244, doluluk oranının %124, -Patnos L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1518, mevcudunun 1600, doluluk oranının %105, -Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1153, doluluk oranının %115, -Ahlat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1116, doluluk oranının %112, -Rize L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1405, mevcudunun 1584, doluluk oranının %113, -Oltu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 330, mevcudunun 353, doluluk oranının %107, -Doğubayazıt T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 400, mevcudunun 630, doluluk oranının
%158, -Kars T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 400, mevcudunun 473, doluluk oranının %118, -Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200, mevcudunun 1616, doluluk oranının %135 olduğu, Ayrıca adı geçenin isteğe bağlı nakil talebinde bulunduğu, Sakarya 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun yeni hizmete açılmış olması, personel entegrasyonun henüz tamamlanmamış olması ve tam kapasite çalışmaması nedeniyle kontrollü değerlendirme yapıldığı, 2.5. Hükümlü ve tutukluların kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.6. Diğer taraftan, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda oldukları, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak değerlendirildiği, /
2.7. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 2.8. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumu mevcutlarının günaşırı değişmesine yol açtığı, bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri
Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.9. Adı geçene ilişkin UYAP Bilişim Sisteminde yapılan tetkik neticesinde şikâyet konusu ile ilgili olarak yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı, 2.10. Adı geçene ait telefonla görüşme ve ziyaret raporlarının bir örneğinin ekte gönderildiği, Açıklamalarına yer verilmiş olup, İdare tarafından Kurumumuza iletilen ziyaret ve telefon raporlarının incelenmesinden, başvuranın; 02.11.2023 – 09.05.2024 tarihleri arasında eşi ve çocukları, annesi, babası, kayınvalidesi ve kayınbabası tarafından toplam 28 kez (anne ve babasının ise 7 kez) ziyaret edildiği, telefon görüşmelerini ise düzenli aralıklarla gerçekleştirdiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 inci maddesinde, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”; 3.3. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir…”; 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin 3. ve 4.
Fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”; 3.5. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinin son fıkrasında, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”;
4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesinde, “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 5. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 5.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 5.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 5.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9 uncu Maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.
(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.”; 5.4. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 5.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri,
c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.”; 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 7. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde
Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127 nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”; 8. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; “h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”; 9. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün; 9.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19 uncu maddesinde, ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’; 9.2. “İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20. Maddesinde, “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”; 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesi “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’; 10.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3 üncü maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine
/
yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”; 10.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5 inci maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvuru konusuna ilişkin hazırlanan
“Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 12. Başvuran özetle; anne ve babasının ikâmetgâh adreslerinin bulunduğu Bolu iline ya da Karabük, Sakarya, Kocaeli gibi çevre illerden birine naklini talep etmektedir.
13. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
14. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelgede hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hükme yer verilmemiş olmakla birlikte, söz konusu hukuki metinlerin hepsinde “Kendi istekleri ile nakil” başlığı altında yer verilen madde hükmünün lafzından, “öngörülen” şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğu yönünde bir sonuca varılabildiğinden, bu şartları karşılayan hükümlülerce “ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil taleplerinde” bu husus, hukuki dayanak olarak idareye karşı ileri sürülebilmektedir.
15. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)
16. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
17. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
18. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
19. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.
Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durum oluşturmaktadır.
20. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ceza infaz kurumu kapasitesi bakımından yapılması, aile hayatına saygı hakkının gerekleri kapsamında yeterli olmamakta; bu nedenle, taleplerin, yalnızca hükümlü/tutuklu açısından değil, hükümlü/tutukluyu ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirilmesi, özellikle ailede çocuk olması durumunda çocuğun yüksek yararının dikkate alınması, hükümlü/tutuklunun bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir.
21. Somut olayda adı geçenin nakil taleplerinin değerlendirilmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususların göz önünde bulundurulduğu ve bu kapsamda nakil talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması nedeniyle adı geçenin nakil talebinin uygun buunmadığı görülmüştür.
22. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; 22.1. Hükümlülerin nakil taleplerinin değerlendirilmesinde çok sayıda kriterin göz önünde bulundurulduğu, nitekim hükümlü sayısı, kurum sayısı, suç ve suçlu türü bütün halde ele alındığında, ceza infaz kurumlarında disiplin ve düzenin sağlanması açısından bir takım kriterler öngörülmesinin makul olduğu, 22.2. Bu kapsamda, talep edilen ceza infaz kurumunun kapasitesinin üzerinde dolu olmasının başvuranın nakil taleplerinin reddedilmesinde meşru neden teşkil ettiği, dolayısyla başvuranın nakil talebinin reddedilmesi işleminin 5275 sayılı Kanun ve 167 numaralı Genelge hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, 22.3. Bununla birlikte, başvuranın, anne ve babasının ziyaretine gelmekte güçlük çektiği yönündeki beyanları (Kurumumuza iletilen ziyaret raporunda başvuranın 02.11.2023 – 09.05.2024 tarihleri arasında eşi ve çocukları, annesi, babası, kayınvalidesi ve kayınbabası tarafından toplam 28 kez (anne ve babasının ise 7 kez) ziyaret edildiği görülmektedir.) dikkate alındığında, nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi), nakil talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda, nakil taleplerinin ilgili idare tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği. böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
24. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda,
nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi