ÖZET: Bu Sayıştay kararı, İçişleri Bakanlığından izin alınmaksızın düzenlenen eğitim seminerine katılan personelin giderlerinin İl Özel İdare bütçesinden ödenmesi ile ilgili tazmin hükmünü incelemektedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 43’üncü maddesi, il özel idaresinin personeline ve seçilmiş organlarına eğitim harcamaları yapma yetkisi vermektedir. Ancak, İçişleri Bakanlığı’nın 2007/26 sayılı Genelgesi, mahalli idarelerin eğitim faaliyetleri için önceden izin almasını şart koşmaktadır. Sayıştay, bu genelgenin Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu ve genelgeye dayanarak tazmin hükmü verilmesinin hukuka uygun olmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak, eğitim harcamalarının 5302 sayılı Kanun’a uygun olarak yapıldığını, dolayısıyla tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğine karar vermiştir. Ayrıca, eğitim giderleri dışında aile fertlerinin giderlerinin de ödenip ödenmediği hususunun ayrıca incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Kamu İdaresi Türü Özel İdareler
Yılı 2014
Dairesi 1
Karar No 41232
İlam No 43035
Tutanak Tarihi 3.5.2017
Kararın Konusu Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

İçişleri Bakanlığından izin alınmaksızın düzenlenen eğitim seminerine katılan personele ilişkin giderlerin İl Özel İdare bütçesinden ödenmesi

2-) 113 sayılı İlam’ın 2’nci maddesi ile, İçişleri Bakanlığından izin alınmaksızın … düzenlenen eğitim seminerine katılan personele ilişkin giderlerin İl Özel İdare bütçesinden ödenmesi nedeniyle …-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Gerçekleştirme Görevlisi … ve Harcama Yetkilisi … sırasıyla 41232 ve 41270 sayılı dosyalarda yer alan temyiz dilekçelerinde özetle,

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 43’üncü maddesi (b) bendinde, il özel idaresinin personeline ve seçilmiş organlarına ödenen maaş, ücret, yolluklar, hizmete ilişkin eğitim harcamaları ile diğer giderlerin, il özel idaresinin yapabileceği giderler arasında sayıldığını;

Eğitim katılımcılarının Genel Sekreter dışındaki hepsinin 2014 yerel seçimlerinde İl Genel Meclisine seçilen meclis üyeleri olduğunu ve bu üyelerin hemen hemen hepsinin ilk kez İl Genel Meclisi üyesi olarak seçildiklerini; eğitim konularının da, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu gibi il özel idarelerince yürütülen hizmet ve işlemlerde hayati öneme haiz kanunlara ilişkin olduğunu;

İl Özel İdaresinin karar organı olan ve bütçenin kabulü, taşınmaz satışı, stratejik yatırım ve çalışma programlarını karara bağlamak, borçlanmaya karar vermek, il çevre düzeni planı ve belediye sınırları dışında imar planlarını görüşme ve karara bağlamak gibi il için son derece önemli işlemlerde karar alacak ve oy kullanacak olan ve pek çoğu da ilk defa seçilmiş olan meclis üyelerinin, seçimin akabinde görev ve yetkilerine ilişkin konu ve kanunlarla ilgili eğitim seminerine katılması ve bu eğitime ilişkin eğitim giderlerinin ödenmesinin, 5302 sayılı Kanunun 43’üncü maddesinin verdiği yetkinin ve kamu menfaatinin bir gereği olduğunu;

Her ne kadar ilamda, 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 1’inci maddesi ve 11’inci maddesinin (c) bendine atıf yapılarak İçişleri Bakanlığının mahalli daireler personelinin yönlendirilmesine ve eğitimlerinin planlanmasına ilişkin görevleri gerekçe gösterilerek İçişleri Bakanlığının 2007/26 sayılı Genelgesinin buna uygun çıkarıldığından bahsedilmekte ise de, genel bir yönlendirme ve planlama yapma yetkisinin ayrı özel bir tüzel kişilik olan ve İçişleri Bakanlığına vesayet denetimi dışında bir bağı olmayan İl Özel İdaresinin kendi kanundan gelen eğitim ve personel giderlerinin ödeme yetkisini kaldırılan hükümler olarak düşünülmesinin mümkün olmadığını; Anayasanın 127’nci maddesinde de, mahalli idarelerin görev ve yetkilerinin ancak kanunla düzenlenebileceğinin öngörüldüğünü; kanunla düzenlenen, verilen bir yetkinin açıkça kaldırıldığı başka bir kanunda belirtilmedikçe İçişleri Bakanlığının genel kuruluş amacını düzenlemekten ibaret 1’inci maddesi ve izin vermekten değil planlamaktan bahsedilen 11’inci maddesi gerekçe gösterilerek İl Özel İdaresinin kendi kanunuyla verilmiş yetkisinin kısıtlanmasının ve kaldırılmış sayılmasının hukuka uygun düşmediğini;

3152 sayılı Kanunun 11’inci maddesinin (e) fıkrasına atıf yapılmışsa da, belirtilen maddede 5302 sayılı Yasanın 43’üncü maddesi ile verilen eğitim harcamasının kısıtlanması ya da eğitim harcaması yapabilmek için izin alınması gibi bir düzenleme olmadığını;

2007/26 sayılı Genelgenin Türkiye’nin taraf olduğu ve halen yürürlükte olan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına da aykırı olduğunu;

Anayasanın 90’ıncı maddesine göre, usulüne göre yürürlüğe konmuş Uluslararası Sözleşmeler ve Anlaşmaların kanun hükmünde olduğunu ve normlar hiyerarşisinde Anayasadan sonra geldiğini;

Türkiye’nin 21 Kasım 1988’de imzaladığı ve 1991 yılında 3723 sayılı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanuna istinaden 92/3398 sayılı BKK ile onaylanarak 1993’den beri yürürlükte olan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartında; “Yerel makamlara verilen yetkiler tam ve münhasırdır. Kanunda öngörülen durumların dışında, bu yetkilerin merkezi idare veya bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamaz veya sınırlandırılamaz” hükmünün öngörüldüğünü;

Kanunlarda bulunmayan bir sınırlandırmanın genelge yoluyla getirilmesinin de gerek Anayasaya gerekse uluslararası anlaşmalara aykırılık teşkil ettiğini ve bu bakımdan Anayasaya aykırı bir genelge hükmü esas alınarak kamu zararı doğduğundan bahsedilemeyeceğini;

Eğitim harcamaları ödemesinin tamamen 5302 sayılı Kanunun 43’üncü maddesinin verdiği yetkiye uygun yapıldığını; ne 5302 sayılı Kanunda ne de kamu ödemelerine ilişkin esas ve usulleri düzenleyen 5018 sayılı Kanunda il özel idaresi bütçesinden personel için eğitim harcaması yapılamayacağı yönünde bir hüküm mevcut olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Başsavcılık mütalaasında;

“İlamın 2. maddesi ile ilgili olarak: Özel idarelerinin muhtelif birimlerinde çalışan personelin için … tarafından düzenlenen Haziran 2014 tarihindeki seminer için yapılan ödemenin yasal olduğunu ileri sürerek tazmin kararının kaldırılmasını istemektedir. 

Özel İdarelerine ait bir kısım personelin çeşitli konularda eğitimi için …. verdiği eğitim hizmetlerini belirtilen şartlar doğrultusunda gerçekleştirmiştir. Yapılan hizmet ilişkin hizmet bedelinin Özel İdare Bütçesine ödenmesi 5302 sayılı Kanun’un 43/b. maddesi ve Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 28. maddesine uygun olduğundan tazmin kararının kaldırılmasına, uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.” denilmiştir.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde;

…nin Antalya’da yapmış olduğu eğitim faaliyetine … İl Özel İdaresi çalışanlarının ve İl Genel Meclisi üyelerinin katılım giderlerinin (konaklama dahil) Özel İdare bütçesinden karşılandığı görülmüştür.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 43’üncü maddesinde İl özel idaresinin giderleri sayılmış olup; il özel idaresinin personeline ve seçilmiş organlarının üyelerine ödenen maaş, ücret, ödenek, huzur hakkı, yolluklar, hizmete ilişkin eğitim harcamaları da bu giderler arasında sayılmıştır.

Fakat, İlam’a konu olan ve … tarafından Antalya’da düzenlenen eğitim faaliyetine ait konaklama ve ulaşım masrafları dahil katılım giderlerine ilişkin ödemeler, 6245 sayılı Harcırah Kanununun konusudur.

Bu çerçevede, 6245 sayılı Kanun dikkate alınarak yapılması gereken bir ödemenin, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamına dahil edilerek ödenmeye çalışılması, hatalı bir uygulamadır. Zira, 4734 sayılı Kanuna göre hizmetin tanımında “mesleki eğitime” yer verilmekte; ancak, konaklama ve iaşe gibi 6245 sayılı Kanun kapsamındaki ödemelere yer verilmemektedir.

Bu durumda, İdarenin söz konusu eğitim hizmetini, hizmet alımı şeklinde temin etmesi; ulaşım, konaklama ve iaşe karşılığını ise 6245 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda ve ilgili Kanunda belirtilen sınırlar dahilinde karşılaması gerekmektedir.

Bu itibarla, …nin Antalya’da yapmış olduğu eğitim faaliyetine ilişkin katılımcıların ulaşım, konaklama ve iaşe giderlerinin 6245 sayılı Harcırah Kanunu uyarınca belirlenen sınırlar dahilinde ödenebileceği göz önünde bulundurularak kamu zararının yeniden tespitini teminen 113 sayılı İlam’ın 2’nci maddesi hükmünün BOZULARAK DAİRESİNE TEVDİİNE, oy çokluğuyla,

Farklı gerekçe

Üyeler … farklı gerekçeleri:

113 sayılı İlam’ın 2’nci maddesi ile, İçişleri Bakanlığından izin alınmaksızın … (…) tarafından düzenlenen eğitim seminerine katılan personele ilişkin giderlerin, İl Özel İdare bütçesinden ödenmesi nedeniyle 32.037,00-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 21.02.2007 tarih ve 2007/26 sayılı Genelgesinin İlam ile ilgili kısmı;

“Mahalli idare birliği, dernek, vakıf, şirket ve benzeri kuruluşlarca düzenlenen eğitim ve benzeri hizmetlere mahalli idare personelinin katılımı ve bütçeden ödeme yapılabilmesi için, söz konusu faaliyeti düzenleyecek kurum ve kuruluşlar tarafından, eğitim veya faaliyet programı, programda görev alacak kişiler, programın uygulanacağı yer ve katılımcı ücreti de belirlenerek önceden Bakanlıktan izin alınacaktır.” Şeklindedir.

Her ne kadar idarenin işlemi bu genelgeye aykırılık teşkil ediyor ise de; bu aykırılık sebebiyle tazmin kararı verilebilmesi için, mevzuata aykırı işlem neticesinde bir zararın da doğması gerekir. İzin alma işlemi, usule müteallik bir işlem olup, izin alınmaması sebebiyle bir zarar doğmaz. Dolayısıyla bu durumda, tazmin hükmü de verilemez. Daire uygun görür ise konuyu, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 50. Maddesine istinaden İlgili mercilere bildirilmesine karar verebilirdi. Bu sebeple, hükmün bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.

Üye … farklı gerekçesi:

İlamda, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 21.02.2007 tarih ve 2007/26 sayılı Genelgesinde yer alan;

“1. Mahalli idare birliği, dernek, vakıf, şirket ve benzeri kuruluşlarca düzenlenen eğitim ve benzeri hizmetlere mahalli idare personelinin katılımı ve bütçeden ödeme yapılabilmesi için, söz konusu faaliyeti düzenleyecek kurum ve kuruluşlar tarafından, eğitim veya faaliyet programı, programda görev alacak kişiler, programın uygulanacağı yer ve katılımcı ücreti de belirlenerek önceden Bakanlıktan izin alınacaktır (…).”

Şeklindeki düzenleme gerekçe gösterilerek, … İl Özel İdaresince İçişleri Bakanlığından izin alınmadan eğitim faaliyeti düzenlenmesinin mümkün olamayacağı ve dolayısıyla düzenlenen eğitim faaliyeti kapsamında kamu harcaması yapılamayacağı ileri sürülmektedir.

Anayasa’nın 127’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan;

“Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir.”

şeklindeki hükme göre idarî vesayet; merkezî idarenin, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde sahip olduğu yetkidir.

İdarî vesayet yetkisi, hiyerarşik denetimde olduğu gibi genel bir yetki olmayıp, kanunla çerçevesi çizilen sınırlar içerisinde kullanılması gereken istisnaî bir yetkidir. İstisnaîlik ve kanunîlik idarî vesayetin en belirgin iki temel özelliğidir. Bu bağlamda vesayet, merkezî idareye “görev” değil “yetki” olarak verildiğinden mutlak bir kullanım zorunluluğu da içermez. Anayasa’da belirtilen amaç ve çerçeve içinde kalmak koşuluyla bu yetkinin kapsam ve sınırını belirleme yetkisi ise yasakoyucuya aittir.

Anayasa’nın 127. maddesinin beşinci fıkrasının öngördüğü “idarî vesayet”, merkezden yönetimin yerel yönetimler üzerinde yapabileceği ve yasa ile düzenlenmesi gereken bir denetim yetkisidir. Ancak bu yetki, sınırsız ve takdire bağlı olmayıp, “… mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması…” amaçlarına yöneliktir. Ayrıca, idarî vesayet yetkisi, merkezden yönetimin elinde sadece salt ve biçimsel bir denetim ve otorite aracı olarak düşünülemez.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 3 üncü maddesinde ise İl özel idaresi; “İl halkının mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi” şeklinde tanımlanmıştır.

Mahallî idareler, özerklikleri yasa ile güvence altına alınan kamu tüzel kişileridir. Anayasa’nın 127. maddesinde yer alan idarî vesayet yetkisi yerel yönetimlere tanınan ve güvence altına alınan özerkliğin istisnasıdır. Bu nedenle merkezî idarenin yerel yönetimlerin bütün eylem ve işlemleri üzerinde mutlaka bir denetim yetkisi kullanması gerektiği söylenemez. Yasakoyucu bu yetkiyi belirlerken hem Anayasa’nın 127. maddesinde belirtilen ilkeleri hem de mahallî idarelerin özerkliğini gözetmek ve dengelemek zorundadır.

Yerel yönetimlere ilişkin temel kavramlar üzerinde yapılan bu açıklamalar da göstermektedir ki, yerel yönetimlerin kuruluş esasları, karar organlarının oluşumu, görev ve yetkilerinin belirlenmesi, merkezî yönetimle bağ ve ilgileri, bunlar üzerinde uygulanacak idarî vesayet yetkisi, yasal bir düzenlemeyi gerektirmekte, “yasallık” vazgeçilmez bir koşul olmaktadır. Anayasa’nın 123. ve 127. maddeleri bu koşulu açık-seçik vurgulamaktadır.

Bu kapsamda Anayasa’da belirtilen amaç ve çerçeve içinde kalmak koşuluyla yerel yönetimlerin merkezî idare tarafından kanunların öngördüğü yetki ve kapsam içinde denetlenmesinde kullanılacak idarî vesayet yöntemini ve yoğunluğunu belirleme yetkisi yasama organının takdirindedir. Vesayet makamlarınca bu yetki ancak kanunda açıkça belirtilen hususlar çerçevesinde kullanılabilecektir.

İlamda dayanak gösterilen 3152 Sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün görevlerini düzenleyen 11 inci maddesinin (e) bendinde; “Mahalli idareler personelinin hizmet içi eğitimini ve uygulanmasını takip etmek, Eğitim Daire Başkanlığıyla işbirliği yaparak planlamak,” hükmü yer almış olup, bu hüküm merkezi idareye il özel idarelerinin eğitim uygulamalarından önce Bakanlıktan izin alması yönünde düzenleme yapması konusunda açık bir yetki vermemektedir. Zira “takip etmek” ve “planlamak” şeklinde ifade edilen yetki, yukarıda zikredilen Anayasa ve yasa hükümleri çerçevesinde, salt olarak “Bakanlıktan izin alınması” şeklinde yorumlanamaz.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 21.02.2007 tarih ve 2007/26 sayılı Genelgesinde yer alan;

“1. Mahalli idare birliği, dernek, vakıf, şirket ve benzeri kuruluşlarca düzenlenen eğitim ve benzeri hizmetlere mahalli idare personelinin katılımı ve bütçeden ödeme yapılabilmesi için, söz konusu faaliyeti düzenleyecek kurum ve kuruluşlar tarafından, eğitim veya faaliyet programı, programda görev alacak kişiler, programın uygulanacağı yer ve katılımcı ücreti de belirlenerek önceden Bakanlıktan izin alınacaktır (…).”

Şeklindeki düzenleme, yukarıda yer alan Anayasa ve yasa hükümlerinin lafzına ve ruhuna aykırı bulunmakta ve uygulama imkanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu Bakanlıktan izin alınmadan düzenlenen eğitim faaliyetleri için harcama yapılması tek başına kamu zararına neden olmayacaktır.

Bununla birlikte, rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde, katılımcıların eğitim programı giderlerinin yanı sıra, eğitim programı ile ilgisi olmayan aile fertlerinin giderlerinin de kurum bütçesinden ödendiği yönünde ciddi kuşkular bulunmakta olup konunun bu yönüyle ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, şayet il özel idaresinin personeli ve seçilmiş organlarının üyeleri dışında aile fertlerinin giderlerinin de kurum bütçesinden ödendiğinin tespiti halinde söz konusu harcamaların kamu zararı olarak tespit edilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, 2007/26 sayılı Genelge hükümlerine uyulmadan düzenlenen eğitim faaliyetlerine katılım nedeniyle esasen bir kamu zararı oluşmamakla birlikte, katılımcıların dışında aile fertlerinin giderlerinin de kurum bütçesinden ödenip ödenmediğinin tespitini teminen hükmün Bozularak Dairesine Tevdiine karar verilmesi gerekir.

Karşı oy gerekçesi

Üyeler … karşı oy gerekçeleri:

Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 21.02.2007 tarih ve 2007/26 sayılı Genelgesinde;

“… Mahalli idare personeline dönük olarak uygulanacak olan eğitim programları arasında koordinasyonun sağlanması, eğitim ihtiyacının yerinde ve zamanında karşılanması, kamu kurum ve kuruluşlarınca uygulamaya konulan eğitim amaçlı projelerden beklenen verimin elde edilmesi, mükerrer eğitim uygulamalarının önlenmesi ve kamu kaynaklarının yerinde ve etkin şekilde kullanılmasının temini amacıyla; il özel idaresi, belediye ve mahalli idare birlikleri ile bunlara bağlı kurum ve kuruluşların seçilmiş ve atanmış personeline yönelik olarak uygulanan eğitim, kurs, konferans, seminer ve benzeri adlar altındaki faaliyetlerin yürütülmesinde bundan böyle aşağıda belirtilen usul ve esaslara göre hareket edilmesi uygun görülmüştür:

1-Mahalli idare birliği, dernek, vakıf, şirket ve benzeri kuruluşlarca düzenlenen eğitim ve benzeri hizmetlere mahalli idare personelinin katılımı ve bütçeden ödeme yapılabilmesi için, söz konusu faaliyeti düzenleyecek kurum ve kuruluşlar tarafından, eğitim veya faaliyet programı, programda görev alacak kişiler, programın uygulanacağı yer ve katılımcı ücreti de belirlenerek önceden Bakanlıktan izin alınacaktır.

…

7-Bu tür faaliyetler sadece yurt içinde düzenlenecek olup, yurt dışında bu tür faaliyet düzenlenmesi için talepte bulunulmayacaktır.

8-Mahalli idare personeline dönük olarak, bakanlıklar ile bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşları ile üniversiteler tarafından düzenlenecek olan eğitim programları, bu kurumların mevzuatı uyarınca Bakanlıktan izin alınmadan yürütülebilecektir.

…” denilmektedir.

3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun, Amaç başlıklı 1’inci maddesinde, mahalli idarelerin yönlendirilmesi; Görev başlıklı 2’nci maddesinde ise, il ve ilçelerin genel ve özel durumları ile ilgili değerlendirmeler yapmak, il ve ilçelerin genel idarelerini, mahalli idareleri ve bunların merkezi idare ile olan alaka ve münasebetlerini düzenlemek Bakanlığın görevleri arasında sayılmıştır.

Aynı Kanunun 11’inci maddesinin (e) bendiyle, mahalli idareler personelinin hizmet içi eğitimini ve uygulanmasını takip etmek, Eğitim Daire Başkanlığıyla işbirliği yaparak planlamak, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün görevleri arasında yer almıştır.

Bu hükme istinaden çıkarılan 2007/26 sayılı Genelgenin 1’inci bendi uyarınca mahalli idare birliği, dernek, vakıf, şirket ve benzeri kuruluşlarca düzenlenen eğitim ve benzeri hizmetlere mahalli idare personelinin katılımı ve bütçeden ödeme yapılabilmesi için, söz konusu faaliyeti düzenleyecek kurum ve kuruluşlar tarafından, eğitim veya faaliyet programı, programda görev alacak kişiler, programın uygulanacağı yer ve katılımcı ücreti de belirlenerek önceden Bakanlıktan izin alınması gerekmektedir.

İçişleri Bakanlığı, kendisine Kuruluş Kanunuyla verilmiş olan eğitim görevi ile ilgili faaliyetler için gerekli olan düzenlemeyi 2007/26 sayılı Genelgeyle yapmış olup; mezkûr Genelgeyle Bakanlık, yapılacak işin genel bir çerçevesini çizmiş; eğitimcilere ödenecek ücretlerden başlayarak, eğitimin sonunda elde edilen bulguların bir raporla Bakanlığa iletilmesine kadar bir dizi düzenleme yapmış ve uygulama konusunda kesin sınırları tayin etmiştir.

Bununla birlikte, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartında; “Yerel makamlara verilen yetkiler tam ve münhasırdır. Kanunda öngörülen durumların dışında, bu yetkilerin merkezi idare veya bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamaz veya sınırlandırılamaz” hükmü öngörülmüştür.

Anayasanın 127’nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir”

Aynı maddenin beşinci fıkrasında; “Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir”

hükümlerine yer verilmiştir.

Bu durumda, İçişleri Bakanlığınca, 3152 sayılı Kanunun verdiği görev ve yetkiye göre düzenleme yapıldığından ve İlam hükmü de buna göre düzenlenmiş olduğundan; tazmin hükmü için Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve Anayasanın 127’nci maddesine aykırılıktan bahsedilemez.

Sonuç olarak, 2007/26 sayılı Genelgedeki hükümlere göre, eğitim semineri düzenlenebilmesi ve mahalli idare personelinin bu seminerlere katılabilmesi için Bakanlıktan önceden izin alınması gerekmektedir. Dolayısıyla, Genelge hükümlerine uyulmadan düzenlenen eğitim faaliyetlerine katılım için bütçeden ödeme yapılması mümkün değildir.

Bu nedenle, tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.

Karar verildiği 03.05.2017 tarih ve 43035 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilâm tanzim kılındı.

İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR:
1. Mahalli idare personeline dönük eğitim programı ile ilgili olarak hangi bakanlık tarafından düzenlenecek olan eğitimin izin alınıp alınmadığının farkında mısınız?

Cevap:
Mahalli idare personeline dönük eğitim programı, içişleri bakanlığı tarafından düzenlenecektir.

2. Mahalli idarelere yönlendirme görevi hangi kanunda tanımlanmıştır?

Cevap:
Kanunun, Amaç başlıklı 1’inci maddesinde mahalli idarelerin yönlendirilmesi; Görev başlıklı 2’nci maddesinde ise il ve ilçelerin genel ve özel durumları ile ilgili değerlendirmeler yapmak, il ve ilçelerin genel idarelerini, mahalli idareleri ve bunların merkezi idare ile olan alaka ve münasebetlerini düzenlemek bakanlığın görevleri arasında sılmıştır.

3. Mahalli idare personeli için eğitim faaliyetinin izni alınıp alınmadığının farkında mısınız?

Cevap:
Mahalli idare personeli için yapılacak olan eğitim faaliyetinden önce, 2007/26 sayılı Genelgeye göre bakanlıktan izin alınması gerekmektedir.

4. Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün görevleri arasında yer alan maddeler hangileridir?

Cevap:
Mahalli idareler personelinin hizmet içi eğitimini ve uygulanmasını takip etmek, Eğitim Daire Başkanlığıyla işbirliği yaparak planlamak, bu görevi mahalli idareler genel müdürlüğü tarafından yerine getirilmiştir.