|
ÖZET: Başvuru, Marmara Üniversitesi Rektörlüğü aleyhine yapılan icra takibinin, önceden bir ödeme davet yazısı gönderilmeden başlatılması nedeniyle yaşanan mağduriyetin tazmini talebini içermektedir. Başvuran, İstanbul 8. İdare Mahkemesi’nde açtığı davanın sonucunda, mahkeme kararının tebliğinden sonra vekalet ücretinin icra takibine konu edilmesiyle mağdur olduğunu belirtmiştir. Marmara Üniversitesi, başvuruya yanıtında, icra takibinin yasal çerçevede gerçekleştirildiğini, ayrıca başvuranın icra takibine yönelik ifadelerinin hakaret içerdiğini savunmuştur.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, idarenin icra takibi sırasında öncelikle bir ödeme davet yazısı göndermesi gerektiği yönünde tavsiyede bulunmuştur. Başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde karar verilmiş, başvuranın icra masrafları ve vekalet ücretinin iadesi talebi ise reddedilmiştir. İdareye, mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsilinde güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde hareket etmesi gerektiği hatırlatılmıştır. Sonuç olarak, başvuru süreci, idarenin işlemlerinin hukuka uygunluğunu ve iyi yönetim ilkelerini göz önünde bulundurarak değerlendirilmiş, başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde gerekli adımların atılması gerektiği vurgulanmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/4149-S.24.6617
BAŞVURU NO : 2023/17721
KARAR TARİHİ : 24.04.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : MARMARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Ödemeye davet yazısı gönderilmeden icra takibi yapılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 07.11.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran şikayet başvurusunda özetle; Marmara Üniversitesi aleyhine İstanbul 8. İdare
Mahkemesinde numarası ile açılan Davanın aleyhine neticelendiğini, Mahkemece alınan
27.09.2023 günlü, sayılı Kararın idareye tebliğinden sonra aleyhinde
hükmedilen vekâlet ücretinin ek masraflar ve faizsiz ödenme imkanı tanınmaksızın doğrudan doğruya
İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesinde numaralı ilamlı icra takibine girişildiğini, bu durumun mağduriyete neden olduğunu belirterek, gerekli incelemelerin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz tarafından 15/12/2023 tarihli ve sayılı şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Marmara Üniversitesi Rektörlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Marmara Üniversitesi Rektörlüğü tarafından gönderilen 19/12/2023 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; “İstanbul 8. İdare Mahkemesi’nin sayılı, 27/09/2023 tarihli Kararı Marmara Üniversitesi Rektörlüğü UETS hesabına 30/10/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Vekalet ücretinin tahsiline yönelik, 06/11/2023 tarihinde
İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü’nün Esas sayılı dosyası kapsamında ilamlı icra takibi başlatılmıştır. İlgili icra takibinin başlatılması akabinde, tarihinde başvurucu tarafından yalnızca ilamda hükmedilen 10.500,00 TL, faiz işletilmeksizin ve icra masrafları dikkate alınmaksızın
Marmara Üniversitesi Rektörlüğü Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı hesabına ödenmiştir. İlgili ödemeye istinaden tarafımızca icra dosyasına haricen tahsilat bildirimi yapılmıştır.
Başvuran aleyhine icra takibi başlatılması akabinde başvurucu tarafından Marmara Üniversitesi Hukuk
Müşavirliği’ne hitaben, Marmara Üniversitesi adına icra takibi başlatan avukatın şahsını da hedef alır şekilde, alaycı, tehditkar, hakaretamiz ifadelere yer vermiştir. Hakaret ve tehdit yağdırılan bir dilekçeye yanıt verilmemiştir. Kaldı ki dilekçe özü itibarıyla ödeme yapıldığının bildiriminden ibarettir.
Başvurucunun mesnetsiz iddialarının aksine, ilam vekalet ücretine yönelik icra takibi başlatılmasının 3.
şahıslarla hiçbir ilgisi bulunmakta olup, icra kanunun ilamın icrası hükümleri uygulanmıştır. İlamın icraya konulabilmesi için kesinleşmeyi bekleyen istisnai haller HMK madde 367/2′ de düzenlenmiştir. Madde metnine göre kişiler hukuku, aile hukuku ( nafaka hariç) ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Haliyle İdare Mahkemesi hükmünün icrasını engelleyen bir hal kanunda düzenlenmiş değildir.
Başvurana varsa şayet yapılan ödemeye davet yazısının ve tebligat parçasının onaylı bir örneği istenilmiş olup; İdarece konusu belirli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tahsili yönünden bildirim zorunluluğu bulunmamakta olup aksine İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 2. fıkrası gereği idare aleyhine genel hükümler dairesinde infaz ve icra işlemlerinden önce yazılı talep zorunludur.
Önemle belirtilmesi gereken bir başka husus ise; başvurucu, dava açma hakkını kötüye kullanarak her durumda müvekkil Üniversite aleyhine dava açmakta ve şikâyetlerde bulunmaktadır. Hakkın kötüye kullanılmasını; hukuken var olan bir hakkın sınırlarını aşarak ya da o hakkı gerekçe göstererek hukuka aykırı eylemler yapma durumu olarak veya bir hakkın, yasaların tanıdığı yetkilerin sınırları içinde olmakla birlikle, amacından saptırarak kullanılması olarak da açıklanabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 2.
maddesine göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yani bir hak sahibi hakkını kullanırken ve borçlu borcunu ifa ederken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını zarara uğratmamak zorundadır. Hak sahibi başkasına zarar vermek amacını taşımasa bile hareketi açıkça iyi niyet kurallarına aykırı ise ve başkasını zarara uğratıyorsa veya hak sahibine sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında aşırı dengesizlik varsa bu durumu hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirebiliriz. Anayasa başta olmak üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Medeni
Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hak sahibinin hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içinde hareket etmesini emretmiş aksi davranışın hukuk düzeni tarafından korunamayacağını açıkça belirtilmiştir.
İİK. Madde 16-Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. İİK. Madde 33-İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılır. İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre alacaklı işlemin yapılmasını talep eder, icra memuru işlemi yapar. Talebin hukuka uygunluğunu denetlemek ve işlemi yapmak İcra Müdürlüğünün yetkisindedir. Eğer borçlu takibin veyahut icra dairesinin yapmış olduğu işlemin hukuka aykırı olduğunu düşünür ise İİK. Md.16 ve Md. 33 hükümleri doğrultusunda İcra Mahkemesine şikayet olunabilir veyahut itiraz yoluna gidebilir. Konuda başvurucunun hukuki bir haklılığı mevcutsa şikayet yoluna gidebilecekken ombudsmanlığa başvurması aslında hukuken haklı olmadığının delilidir.
İdarelerin işlemlerine karşı dava yolu her zaman açık olmakla birlikte, kişilerin şahsi taleplerinin yerine getirilmesi hususunda mahkeme kararları ile idareyi zorlayamayacağı kabul edilmelidir. Başvurucunun
idarenin işleyişine ilişkin sürekli bir çatışma içinde bulunduğu ve çözüm süreçlerinde ise çoğu kez işlemlerin neticelenmesini beklemeden kanunda lafzı gereği idarenin 60 günlük (30 günlük) sürede işlem yapmadığı gerekçesi ile yargı yoluna başvurduğu, ancak yargılama aşamalarında çoğu kez idarece işlemlerin yürütüldüğü, esasen başvurucu hakkında kasti ya da ağır hizmet kusuru içeren bir işlemi bulunmadığı ve bazı dava dosyalarında da idarenin haklı bulunduğu kabul edilerek davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.” Denilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın
3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”,
3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ncı maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.4. ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.5. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125’nci maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”,
5. 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun;
5.1 “ Para borcu ve teminat için takip” başlıklı 42. maddesinde; “Bir paranın ödenmesine veya bir
teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlar ve haciz yoluyla veya rehinin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan eder…”,
5.2 “Hukuku amme borçları” başlıklı 47. maddesinde; “ Para cezasıyla diğer hukuku amme borçlarının
takibi hakkındaki kanunlar hükmü mahfuzdur. Şu kadar ki, Devletin bir akitten veya haksız bir fiilden doğan alacakları hakkında bu kanunun hükümleri cereyan eder.”,
5.3 “Ödeme emri ve muhtevası” başlıklı 60. maddesinde; “İcra müdürü takip talebinin bu Kanunda
öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır. Emir:… Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,3. Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi halde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı, Senet altındaki imzayı reddettiği takdirde icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa vaki itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği, Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da aynı süre içinde beyan etmesi ihtarını…5.
Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği beyanını ihtiva eder.”,
5.4 “Paraların Paylaştırılması Zamanı, Masraflar ve Vekalet Ücreti” başlıklı 138. maddesinde; “…Vekil
vasıtasıyla yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir…”,
6. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder… Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”,
7. 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk
Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin;
7.1 “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; genel
bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesidir.”
7.2 “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde; “…ç) İdare: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî
Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerini…”
7.3 “Takip ve temsil yetkileri ile bunların kapsamı, niteliği ve kullanılması” başlıklı 6. maddesinde;
“İdareler, kendi iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılacak adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde taraf sıfatını haizdir. İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi; hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir…”
7.4 “Davaların açılması” başlıklı 8. maddesinde; “ İdareler adına dava açma veya icra takibine başlama
talebi, üst yönetici veya iş ve işlemle ilgili merkez veya taşra birim amiri tarafından yapılır. Merkez veya taşra birim amirince yapılan talep üzerine davayı açmakla yetkili ve görevli olanlarca, maddi ve hukuki sebeplerle dava açılmasında kamu menfaati bulunmadığı yönünde görüş belirtilmesi halinde, üst yöneticinin talimatına göre işlem yapılır. Dava açılması veya icra takibinde bulunulmasını isteyen idare veya birim, dava açılması talebi ile birlikte davaya dair bilgi ve belgeleri zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri dikkate alarak hukuk birimine gönderir. Süresinde gönderilmeyen veya eksik ya da yanlış gönderilen bilgi ve belgeden kaynaklanan sorumluluk bunu gönderen idareye veya birime aittir…”
7.5 “Adli uyuşmazlıklarda sulh” başlıklı 9. maddesinde; “İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya
icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır. İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine başlanılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilirler. Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir. İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir. Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir. Dava konusu edilmiş veya icraya intikal etmiş uyuşmazlıklarda da taraflarca sulh teklifinde bulunulabilir.
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan tüm taksit tekliflerinin değerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır. Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır”
7.6 “Adli uyuşmazlıklarda sulhün usul ve esasları” başlıklı 10. maddesinde; “…Tarafların sulhe davet
yazısının diğer tarafa tebliği ile uyuşmazlık konusu hak ve alacağın tabi olduğu kanuni süreler durur.
Sulhün sağlanamaması halinde bu husus tutanağa bağlanır, tutanak tarihinden itibaren uyuşmazlığın niteliğine göre kanuni süreler yeniden işlemeye başlar. Mücbir sebep halinde genel hükümlere göre işlem yapılır.”
7.7 “Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri” başlıklı 11. maddesinde;
“…nci maddeye göre başka idare tarafından takip edilen davalar ile Maliye Bakanlığı tarafından takip edilen diğer idarelere ait dava ve icra işlerindeki vazgeçme, feragat ve kabul işlemleri ile yargıya intikal etmiş uyuşmazlıkların sulhen çözümlenmesine ilişkin işlemler, dava veya icra dosyasını takip eden idarenin tabi olduğu usulde yapılır.”
7.8 “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14.
maddesinde; “Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir…”
7.9 “Yönetmelik” başlıklı 16. maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında hukuki
uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun çalışma usul ve esasları, avukatlık hizmeti satın alınmasıyla ilgili usul ve esaslar ile bunların takip ve denetimine ilişkin hususlar ve vekalet ücretlerinin dağıtımına dair usuller Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir”
7.10 “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18. maddesinde;
“…İdarelerin hukuk hizmetlerine, uyuşmazlıkların sulh yoluyla halline, avukatlık hizmeti satın alınmasına ve davalarla ilgili vazgeçme yetkilerine dair diğer kanunlarda yer alan hükümlerden bu Kanun Hükmünde
Kararname hükümlerine aykırı olanlar uygulanmaz…”
8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. Maddesinin ikinci fıkrasında; “Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; kendisine herhangi bir bildirimde bulunmadan yapılan icra takibinden kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesini takip etmektedir.
11. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
12. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
13. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesi amacıyla 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk
Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname yürürlüğe girmiştir. Kararnamenin genel gerekçesinde; Kamuda hukuk hizmetinin yürütülmesine ilişkin farklı ve pek çok sayıdaki hukuki düzenleme yerine tek bir kanuni düzenleme yapılarak hukuk hizmetlerinde uygulama birliğinin ve sadeleşmenin sağlanmasının hedeflendiği, ayrıca idarelere sulhe davet mekanizması getirilmekle kamu idarelerinin vatandaşla olan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi öngörülerek vatandaşın hak ve menfaatini gözetecek şekilde uyuşmazlığın öncelikle sulh yoluyla çözümlenmesi, tarafların sulh koşullarında anlaşamamaları halinde uyuşmazlıkların yargıya intikal ettirilmesinin yolunun açılacağı, bu düzenlemeler ile idarelere karşı açılacak davaların azalacağı gibi davaların kısa sürede bitirilmesinin de sağlanarak gerek idarelerdeki gerekse yargı mercilerindeki iş yükünün azaltılmasına katkı sağlanacağının belirtildiği görülmektedir.
14. İdare Mahkemesince hükmolunan vekalet ücretinin 659 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesinin kapsamında olmadığı, somut olayda idare tarafından ödemeye davet yazısı gönderilmemesinin yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmediği görülse de, güncel kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde idareden beklenen davranışın emsalen, idari yargıdan doğan uyuşmazlıklarda da 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında uygulama yapılabileceği değerlendirilmektedir.
15. Diğer yandan başvuruya konu uyuşmazlık hukukun genel ilkeleri ve iyi yönetim ilkeleri açısından ele
alındığında; 6552 sayılı Kanunun 38’inci maddesi ile değişik 5502 sayılı Kanun 36’ncı maddesinin gerekçesinde; vatandaşların alacağını talepten itibaren otuz gün gibi kısa bir sürede tahsil etmesi sağlanarak, vatandaşların icra takibi açmak külfetinden kurtarılmasının amaçlandığı ifade edilmesine rağmen idare lehine vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiği durumlarda alacağın doğrudan icra takibine konu edilmesi neticesinde vatandaşa icra dosya masrafı ve icra vekalet ücreti yükletilmesinin hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu, idarelerin aleyhine vekalet ücretine hükmedilen uyuşmazlıklarda vatandaşa öncelikle idareye başvurma zorunluluğu getirilmişken, tam tersi durumda idare lehine vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiğinde idarenin ödemeye davet yazısı yazmaksızın alacağı icra takibine konu etmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, söz konusu uygulamanın güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri ile de bağdaşmadığı değerlendirilmektedir.
16. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikteki başvurulara Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı verilmiştir. (Bkz: 2022/14422 dosya numaralı başvuruya verilen 10/03/2023 tarihli karar ile 2023/3727 dosya numaralı başvuruya verilen 22/06/2023 tarihli karar)
17. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İdare her ne kadar lehine hükmedilen vekâlet ücretlerinin şahıslardan tahsili için ön başvuru zorunluluğunun bulunmadığını, mevzuatın kendisine yazılı bildirimde bulunma şeklinde bir yükümlülük yüklenmediğini belirtmekte ise ve İYUK’ta idare aleyhine hükmedilen vekâlet ücretlerinin idareden tahsili için ön başvuru yapma zorunluluğu bulunmasına rağmen (2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun madde 28), 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve
Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname düzenlemesinin somut olay bağlamında kurumun iç düzenleyici bir işlemi olmasından öte bir anlam taşıdığı ve günümüz kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde idareden beklenen davranışın emsalen, idari yargıdan doğan uyuşmazlıklarda da 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında uygulama yapılabileceği anlaşıldığından idarenin işleminin hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı İstanbul İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN
REDDİNE,
Başvuranın ödediği icra dosya masrafları ve icra vekalet ücretinin tarafına iadesi taleplerinin REDDİNE,
İdarenin bundan sonraki işlemlerinde güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde, mahkemelerce hükmedilen vekâlet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı göndermesi yönünde MARMARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURAN ve MARMARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi