|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, icra takibinde teminat gösterme yükümlülüğünü ve bunun hukuki sınırlarını ele almaktadır. Alacaklının Güney Kore’de yerleşik olması nedeniyle icra müdürlüğü, alacağın %100’ü oranında teminat yatırılmasına karar vermiştir. Ancak, İlk Derece Mahkemesi, bu teminat oranının hakkaniyete uygun olmadığını belirterek, %20 oranında teminat yatırılmasına karar vermiştir. Bu karar, borçlunun istinaf başvurusuyla Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da onaylanmıştır.
Hukuk sisteminde, yabancı gerçek ve tüzel kişilerin icra takibinde teminat gösterme yükümlülüğü, 5718 sayılı MÖHUK’un 48/1 maddesiyle düzenlenmiştir. Ancak, teminat miktarının belirlenmesi icra müdürlüğünün yetkisi dahilindedir. İcra mahkemesinin, icra müdürlüğünün kararını iptal ederek kendi teminat oranını belirlemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Bu nedenle, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozarak icra müdürlüğünün yetkisini vurgulamıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, icra mahkemesinin teminat oranını belirleme yetkisinin bulunmadığını ve icra müdürlüğünün kararının geçerliliğini koruması gerektiğini belirterek, temyiz itirazlarını kısmen kabul etmiştir. Bu karar, icra hukukunda teminat gösterme yükümlülüğünün uygulanmasında önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
12. Hukuk Dairesi 2024/1957 E. , 2024/7393 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı vekili tarafından icra mahkemesine yapılan başvuruda; alacaklının Güney Kore’de yerleşik şirket olması nedeniyle icra müdürlüğünün 12.05.2023 tarihli kararında alacağın %100’ü olan 823.384,66 TL’nin yatırılmasına karar verildiğini, belirlenen bu miktarın fahiş olduğunu %100 oranındaki teminatın kaldırılarak alacağın %20’si oranında teminat yatırılmasına karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; icra müdürlüğünce belirlenen %100 oranında teminatın hakkaniyete uygun olmadığı ve hak arama hürriyetini sınırlandırabilecek mahiyette olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulü ile 12.05.2023 tarihli müdürlük kararının iptaline, icra müdürlüğünce alacağın %20’si oranında teminat alınmasına karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, iş bu kararın borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
Alacaklının takipte haksız çıkması halinde borçlunun uğrayacağı muhtemel zararların istenebilmesinin zor veya imkansız olacağı zannedilen bazı özel durumlarda kanun koyucu tarafından teminat gösterilmesi gerekli görülmüştür.
5718 sayılı MÖHUK madde 48/1’e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Yasada öngörülen “mahkeme” teriminin icra takipleri için “icra dairesi” olarak anlaşılması gerekir. Anılan maddede öngörülen teminat takip yapmanın ön koşulu olup mahkemece re’sen gözetilir.
5718 sayılı MÖHUK madde 48/1’e göre; İcra takibinde bulunan yabancı ve gerçek tüzel kişilerden icra memuru takip giderleri ile karşı tarafın bu takip dolayısı ile uğrayabileceği zarar ve ziyanını karşılayacak şekilde teminat belirlemesi gereklidir. İcra memurunun belirlediği teminat miktarının yazıda belirlenen ilkelere uymadığı veya teminattan muaf olunduğu halde teminat istendiği şikayet yolu ile icra mahkemesinde ileri sürülebilir. Somut olayda, icra müdürünün 25.05.2022 tarihli tensip kararında takip alacağının %100 oranında teminat yatırılması kararı vermiş olup bu karar yukarıda belirtilen ilkelere uymadığından işlemin düzeltilmesi, icra organınca yeniden işlem yapılmasını gerektirmediğinden takibin kısa sürede sonuçlandırılması amacına uygundur. Ancak, icra mahkemesinin bir işlemi düzeltmesi, işlemi yapan icra organının yeniden işlem yapmasını gerektirmiyor ise mümkün olmalıdır. İşlemin yapılması yetkisi asıl icra organına ait olduğundan icra mahkemesinin işlemi düzeltmesi yalnız yeniden araştırma yapılmasına ve yeni bir işlem yapılmasına gerek yok ise yani dosyaya göre işlem düzeltilebiliyor ise geçerlidir. İcra mahkemesi icra organına ait bir yetkiyi kullanamaz. Şikayet konusu işlemin düzeltilmesi yetkisi Yargıtay’ın mahkeme kararını temyizi üzerine değiştirerek ve düzelterek onama yetkisine benzemektedir(HMK m. 370)(Pekcanıtez Hakan/Simil Cemil-İcra ve İflas Hukukunda Şikayet, İstanbul s.399). MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir.
İİK’nin 17. maddesinin 1. fıkrası gereğince ”Şikayet icra mahkemesince kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise; ”Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.” hükmü yer almaktadır.
İcra mahkemesince 22.05.2022 tarihli karar iptaline, 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1’e göre; yapılacak icra takibi nedeniyle karşı tarafın uğrayabileceği zararlar, takip ve yargılama giderlerini karşılayacak teminat miktarının belirlenmesinin icra müdürlüğünce yapılmasına karar vermesi gerekir.
O halde; İlk Derece Mahkemesince; İİK’nin 17. maddesi uyarınca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda teminatın belirlenmesinin icra müdürlüğünce yapılmasına karar verilmesi gerekirken, icra müdürünün yerine geçerek, alacağın %20’si oranında teminat alınmasına karar verilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ :
Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddesi uyarınca, istinaf talebinin esastan reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 27.12.2023 tarih ve 2023/3068 E.-2023/4280 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, İstanbul 26. İcra Hukuk Mahkemesinin 14.07.2023 tarih ve 2023/287 E.-2023/378 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye …’ın Karşı Oy Yazısı:
İcra ve iflas daireleri, cebri icranın yürütülmesinde birinci derecede görevlidir. Bu dairelerde çalışan icra ve iflas memurlarına çok önemli görevler ve yetkiler verilmiştir. Kendilerine geniş yetkiler verilmiş olan icra ve iflas memurlarının, bu yetkilerini kötüye kullanmasını önlemek için bir denetime tabi tutulması gereği açıktır. Bu amaçla icra ve iflas dairelerinin işlemlerinin hukukî ve idarî yönden denetlenmesi için icra dairelerin üzerinde icra mahkemeleri kurulmuş (İİK’nın 4/1. maddesi) ve bu dairelerde çalışan memurların işlemlerine karşı şikayet yolu kabul edilmiştir (İİK’nın 16,17,18. maddeleri). Şayet icra ve iflas dairesi görevini kanuna uygun olarak veya zamanında yerine getirmez, hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakır veya takdir yetkisini olaya uygun şekilde kullanmaz ise, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilirler.
Şikayet; icra ve iflas hukukunda düzenlenmiş kendine özgü hukuki bir çıkış yolu ve çaredir. Şikayet kendine özgü bir yol olup bir dava ve gerçek anlamda bir kanun yolu değildir. Şikayet, icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer 3. kişilere tanınmış ve bu yolla icra ve iflas dairelerinin veya organlarının kanuna veya olaya uygun olmayan işlemlerinin iptalini veya düzeltilmesini ya da yapmadıkları veya geciktirdikleri işlemlerin yapılmasını sağlayan hukuki bir çözüm yoludur (Prof. Dr. Hakan Pekcanltez/Prof. Dr. Oğuz Atalay/Prof. Dr. Meral Sungurtekin Özkan/Prof. Dr. Muhammet Özekes; İcra ve İflas Hukuku, 11. Bası, Ankara, 2013, s.125 vd.).
İİK’nın 17. maddesinde “Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir. Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.” şeklindedir.
Müdürlük kararlarının değiştirilmesi/düzeltilmesi ya da iptali şikâyet yoluyla icra mahkemesinin kararıyla olanaklı kılınmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2015 gün ve 2015/12-1881 Esas, 2015/2705 Karar sayılı ilamı).
5718 sayılı MÖHUK madde 48/1’e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen borçlunun vatandaşlığının bu madde kapsamında bir önemi bulunmamaktadır.
Somut olayda; alacaklının Güney Kore’de yerleşik şirket olması nedeniyle icra müdürlüğünün 12.05.2023 tarihli kararında, “MÖHUK’un 32. maddesi uyarınca icra takip masrafları, harçlar ve tüm takip giderleri ile alacaklarının zarar ve ziyanını karşılamak üzere taktiren alacağın %100’ü olan 823.384,66 TL’nin yatırılmasına” karar verildiği, icra müdürlüğünün bu kararına karşı alacaklı tarafından 18.05.2023 tarihinde şikayet yolu ile icra mahkemesine başvurulduğu “Şikayetin KABULÜ ile İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün 2023/17562 Esas sayılı dosyasındaki 12.05.2023 tarihli müdürlük kararının iptaline, icra müdürlüğünce alacağın %20’si oranında teminat alınmasına” karar verildiği, bu karara karşı karşı davalı/alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin İlk Derece Mahkemesince benimsenen nedenlerle esastan reddine karar verildiği, bu kararın davalı/borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesi 31/05/2022 tarih ve 2022/600 Esas, 2022/753 Karar sayılı ilamında:
“Uyuşmazlık; memur muamelesini şikayetine yöneliktir.
Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
Alacaklının takipte haksız çıkması halinde borçlunun uğrayacağı muhtemel zararların istenebilmesinin zor veya imkansız olacağı zannedilen bazı özel durumlarda kanun koyucu tarafından teminat gösterilmesi gerekli görülmüştür.
5718 sayılı MÖHUK madde 48/1’e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir.
MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Anılan maddelerde öngörülen teminat hususu takip yapmanın ön koşulu olup, mahkemece re’sen gözetmelidir. Yasada öngörülen (mahkeme) teriminin icra takipleri için (icra dairesi olarak) anlaşılması gerekir.
Dosya kapsamında bulunan Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 20.05.2022 tarihli yazısında, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında teminattan muafiyeti öngören ikili bir adli yardım anlaşmasının bulmadığı gibi, Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi’ne de taraf olmadığı, ülkemiz ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında teminattan muafiyete ilişkin hukuki veya fiili mütekabiliyet bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Şikayetçi devletin vatandaş/yabancı ayrımı yapmadan açılan takiplerden teminat almaması hususu ülkemize yönelik fiili bir uygulama niteliğinde değildir. Bu durumda, ülkemize yönelik bir fiili mütekabiliyetin gerçekleştiğinden bahsedilemez. MÖHUK m. 48/1. emredici niteliktedir. Ülkemizde takip başlatmak isteyen şikayetçinin yabancılık teminatı göstermesi gerekir. Açıklanan sebeple icra memurunun teminat gösterilmesi yönündeki kararı hukuka uygundur.
Ancak, şikayetçi yabancı kişi olsa dahi, adalete erişim hakkına sahiptir. Yabancılık teminatının müdürlükçe %115 oranında istenilmesi adalete erişim hakkını kısıtlar nitelikte olmuştur. Tüm dosya kapsamına göre, şikayetçinin takdiren takip çıkışının %15’i oranında yabancılık teminatını icra takip dosyasına yatırması yeterli olacağı anlaşıldığından şikayetin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup, şikayetin KISMEN KABULÜ ile, Ankara 13. İcra Dairesi 2022/8582 Esas sayılı takibinde müdürlüğün 25/05/2022 tarihli tensip kararında yer alan teminat oranının “%15″ olarak DÜZELTİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE…” şeklinde karar verilmiştir.
Bu karar üzerine davacı/alacaklının istinaf yoluna başvurduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin28/12/2023 tarih ve 2022/1364 Esas, 2023/2199 Karar sayılı kararıyla yukarıda ayrıntısı açıklanan İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar gerekçesi usul ve yasaya uygun görülerek istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, bu kararın da temyizi üzerine; Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12/09/2024 tarih 2024/1920 Esas, 2024/7145 Karar sayılı kararıyla ONAMA kararı verilmiştir.
Gerek açıklanan emsal içtihadımız (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12/09/2024 tarih 2024/1920 Esas, 2024/7145 Kararı) gerekse de İİK’nın 17. maddesinin açık hükmü “Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut DÜZELTİLİR…” şeklindeki icra mahkemesinin memur muamelesini şikayette yasal DÜZELTME yetkisinin bulunması, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi kararlarında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA karar verilmesi gerekirken Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum. 18.09.2024
Üye …’in Karşı Oy Yazısı:
İİK.’nun 17.maddesinde; “şikayet icra mahkemesince kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir” hükmü gereği icra mahkemesinde icra müdürlüğü muamelesinin denetlenip düzeltilebileceği görüşüyle onama düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılamıyorum.18.09.2024