onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine ilişkindir. Davacı Kurum, davalının sigortalı gösterildiği dönemde fiili bir çalışmasının bulunmadığını ve bu nedenle yapılan ödemelerin yersiz olduğunu savunmuştur. Mahkeme, davalının çalıştığını iddia ettiği iş yerinin muhasebe bürosu olduğunu ve burada çok sayıda sigortalı gösterilmesinin olağan akışa aykırı olduğunu belirterek, davalının sunduğu hizmet bildirimlerinin gerçek dışı olduğuna hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını onayarak, davalının itirazının haksız olduğunu ve icra inkar tazminatının talep edilmesi gerektiğini belirtmiştir. İcra İflas Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklıya tazminat ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme, davalının itirazının haksız olduğunu ve alacaklıya %20 oranında icra inkar tazminatı ödenmesine karar vermiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davacı Kurumun temyiz itirazlarını kabul ederek, icra inkar tazminatı talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesine ve %20 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmetmiştir. Bu karar, icra takibine yapılan haksız itirazların sonuçlarını ve icra inkar tazminatının uygulanabilirliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/5211 E.  ,  2024/5745 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1042 E., 2023/1693 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2019/113 E., 2022/58 K.

    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı Kurum vekili dava dilekçesi ile davacının borçlu hakkında çalışmalarının fiili olmadığından bahisle hizmetleri müvekkil Kurum tarafından iptal edilmiş ve yapılan yersiz ödemelerin geri tahsili amacıyla Ordu İcra Müdürlüğünün 2018/15435 Esas sayılı takip dosyasıyla açtıkları icra takibine davalı borçlunun 20.03.2018 tarihinde borca itirazı ile 21.03.2018’de takip durdurulduğu, haksız metnetsiz ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptali gerektiği, 27.09.2018 tarihli 2017/SY/52 sayılı … Denetmen Raporunun 26.sayfasında davalı … dan alınanan ifadelerine yer verildiği, 11.02.2011-28.02.2011 ile 01.06.2011-30.06.2011 tarihleri arasında … Demir’e ait Muhasebe Bürosu işyerinden sigortalı gösterildiği anlaşılmış, eylemli ve gerçek bir çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine danan bir sigortalılıktan söz edilemeyeceğinden borçluya ödenen 92.223,83TL yersiz ödemenin 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesine göre hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte tahsili gerektiği, yapılan itirazın İcra ve İflas Kanunu gereğince iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödenmesine ve takip konusu alacağın %20sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili, müvekkilinin … Aylık/Gelir bağlama kararı ile emekli olduğunu, müvekkile ait emeklilik ve emeklilik öncesi hizmetlerin Sosyal Güvenlik Kanunu’nun gösterdiği şartlar ve koşullara uygun olarak yapıldığını, bu sebeple anayasa ile teminat altına alınan emeklilik hakkının kazanılmış bir hak halinini aldığını, Kurum müvekkilin emekliliğe hak kazanmasına ilişkin belli aralıklardaki hizmet sürelerini iptal ederek emeklilik şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle emeklilik aylığını kestiğini, ödemiş olduğu aylıkların ise iadesini istediğini, müvekkilin Kuruma başvuruda bulunduğunu, işlemin iptalini istediğini, tahakkuk edilen yersiz ödemelerinde iptalini istediğini, ancak Kurumun ret cevabı verdiğini, davanın reddine takibin iptaline, karar verilmesini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile
    1.Ordu İcra Dairesinin 2018/15435 Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına,

    2.İcra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davacı Kurum vekili, icra inkar tazminatı isteminin reddinin hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi için gerekli şartların oluştuğunu belirterek;

    2.Davalı vekili, Yerel Mahkeme kararının davaya ve usule aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “..Dava, yersiz ödenen aylıkların tahsiline ilişkin Kurumca başlatılan takibe itirazın iptali talebine ilişkindir.

    Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle davacının, dava dışı iş yerinden yapılan hizmet bildirimlerinin, fiili çalışmaya dayanmadığına dair denetmen raporlarının aksini gösteren kanıt sunulamadığı anlaşılmıştır.

    Davalının çalıştığı iş yerinin muhasebe bürosu olduğu, bu iş yerinde çok sayıda sigortalı gösterilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.

    İş yerinden bildirimi iptal edilen sigortalıların fiili olarak çalışmadıkları beyanları da Kurum işlemi ile örtüşmektedir.

    Davalının her ne kadar davacının inşaatında 3 kişi birlikte çalıştıklarını iddia etmişse de davacının hizmet dökümü incelendiğinde uzun süre boyunca Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu ve yurtdışı borçlanması yaptığı, tahsis talebinden çok kısa bir süre önce 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlamıştır. Bu durumdan da davalının daha fazla emekli aylığı almak için 4/a kapsamında sigortalı olmak için dava dışı iş yerinden sigortalı olarak görünmek istediği belirgindir.

    Davalının, çalıştığını iddia ettiği işyerinin adresini, hangi tarihler arasında ve kime çalıştığına ilişkin bilgi vermemesi karşısında belirtilen hizmet bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmayan gerçek dışı bildirimler olduğu şeklindeki kararın yerinde olduğu belirgindir…” gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili ile davalı vekili, istinaf dilekçe içeriklerini tekrarla, kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, denetme raporu gereği davalının iptal edilen sigortalılık dönemi nedeniyle, kendisine bağlanan yaşlılık aylığı şartlarını kaybetmiş olması sonucu, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının tahsilini teminen yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

    2. 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesi hükümleridir.

    3. Değerlendirme
    1.Davalı sigortalının dava dışı … Demir unvanlı muhasebe bürosu işyeri konulu 1709 sicil sayılı iş yerinden yapılan 11.02.2011-28.02.2011 ile 01.06.2011-30.06.2011 tarihleri arasında yapılan toplam 48 günlük sigortalılık bildirimlerinin, anılan işyerindeki çalışmasının gerçek ve fiili olmadığı gerekçesiyle Kurumun 27.09.2018 tarih ve 2017/SY/52 sayılı denetmen raporu ile iptali üzerine davacıya 5238 prim gün sayısı üzerinden 01.01.2013 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B-E bendine göre bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiği ve Kurum tarafından davalıya 01.01.2013-19.06.2018 tarihleri arasında yaşlılık aylığı olarak ödenen toplam 92.223,83 TL’nin tahsili için davacı Kurum tarafından Ordu İcra Müdürlüğünün 2018/15435 takip dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itiraz üzerine itirazın iptali ile alacağın %20’si oranında İcra İnkar Tazminatının davalıdan tahsili talebine ilişkin davada Mahkemece itirazın iptaline karar verilmişse de icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.

    2.İcra İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne göre icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.

    3.Öte yandan, alacağın likit ve belli olması gerekir. Başka bir ifade ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, … veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.

    3.Davanın yasal dayanaklarından olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, hüküm altına alınan tutarın %40’ından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği öngörülmüştür. Söz konusu hüküm 02.07.2012 kabul, 05.07.2012 Resmi Gazete’de yayımlanma tarihi itibariyle 6352 sayılı Kanun’un 11 nci maddesi ile değiştirilerek %40 olan icra inkar tazminatı %20’ye düşürülmüştür.

    4.Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, asıl alacak niteliğindeki icra takibine konu yapılan maddi tazminat tutarının takip tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli dolayısıyla, likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan, takibe haksız itiraz eden davalı, davacı alacaklı yararına hüküm altına alınan tutarın % 20’i oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, anılan istemin reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve Kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

    5.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu kısımlarının düzeltilerek onanması gerekir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    İlk Derece Mahkemesi hükmünün 1-B numaralı bendinde yer alan “İcra inkar tazminatı talebinin reddine” ibaresinin silinerek yerine “Hükmolunan alacak üzerinden hesaplanacak %20 İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

    22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.