|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın Türk Standartları Enstitüsü’nde Tahakkuk Şube Müdürlüğü görevinden alınarak daha düşük bir kadroya atanması üzerine açtığı davada, mahkeme, atama işleminin hukuka aykırı olduğuna ve kazanılmış hak, aylık ve derecesine uygun bir kadroya atanmadığına hükmetmiştir. Mahkeme, başvuranın yoksun kaldığı parasal haklarının, Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini belirtmiştir.
İdarenin, mahkeme kararına uymadığı ve başvuranın kazanılmış hak aylık ve derecesine uygun bir kadroya atanmasının mümkün olmaması durumunda, ek gösterge rakamlarından yararlandırılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, idarenin yargı kararlarını geciktirmeden uygulama yükümlülüğü olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Danıştay, başvuranın yoksun kaldığı haklarının ödenmesi ve uygun bir kadroya atanması için idareye tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, kamu idarelerinin mahkeme kararlarına uyması gerektiği ilkesini pekiştirmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/7422-S.23.12061
BAŞVURU NO : 2022/19146
KARAR TARİHİ : 15/06/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞI
Tahakkuk Şube Müdürlüğü görevinden alınan başvuranın mahkeme
BAŞVURUNUN KONUSU :
kararının yerine getirilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 22/12/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran; TSE İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı emrinde
Tahakkuk Şube Müdürü olarak görev yapmaktayken hakkında açılan soruşturma neticesinde 17.04.2020 tarihinde Tahakkuk Şube Müdürlüğü görevinden alınarak, kazanılmış hak, aylık derece ve kademesinden daha düşük ücretle “Araştırmacı” kadrosuna atanması ve görev yerinin değiştirilmesi üzerine idarenin işleminin iptali için Ankara 12. İdare Mahkemesi’nde dava açtığını, Ankara 12. İdare Mahkemesinin
/ Esas ve / Karar sayılı kararı ile Tahakkuk Şube Müdürlüğü görevinden alınmasına ilişkin hukuka uyarlık bulunmadığı, idarenin takdir yetkisini kazanılmış hak, aylık derece ve kademesine karşılık gelen maaştan (özlük) daha düşük bir kadroya atayarak kullanamayacağı yönünde karar alarak idarenin
“araştırmacı” kadrosuna atanmasına ilişkin işlemini iptal ettiğini, ilk derece mahkemesinin kararı doğrultusunda Nisan 2020/Mayıs 2021 dönemi Araştırmacı/Müdür kadrolarından doğan maaş farkının tarafına ödendiğini ancak mahkeme kararına rağmen “araştırmacı” kadrosundan yine kazanılmış hak aylık ve derecesinden daha düşük ücret ödenen “Başaraştırmacı” kadrosuna atanarak idare tarafından karara uyulmadığını bunun üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne yapmış olduğu temyiz başvuru neticesinde; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Davalar Dairesi Başkanlığı’nın / Esas, / sayılı
“… Bu durumda; idari tedbir alınması yönündeki rapor karşısında, davacının Tahakkuk Müdürlüğü görevinden alınmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, kazanılmış hak, aylık ve derecesine uygun olmayacak şekilde araştırmacı kadrosuna yapılan atama işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır…Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan
21.04.2020 tarihinden itibaren isleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine”
kararının Türk Standartları Enstitüsüne 27.10.2022 tarihinde tebliğ edildiğini ancak kesinleşmiş Bölge
İdare Mahkemesi kararının uygulanmadığını, Mayıs 2021/Aralık 2022 dönemi için Bölge İdare Mahkemesi tarafından hükmedilen karar gereği mahrum kaldığı baş araştırmacı /müdür maaş farkının ödenmediğini, şube müdürlüğünden doğan kazanılmış hak, aylık ve derecesine karşılık gelen bir kadroya atamasının yapılmadığını, idari bir işlemle alındığı şube müdürlüğünden doğan kazanılmış hak, aylık derece ve kademesine karşılık gelen bir kadroya atamasının yapılarak mahrum kaldığı parasal hakların tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 01/02/2023 tarihli ve S. sayılı bilgi belge isteme yazısına istinaden Türk
Standartları Enstitüsü Başkanlığı tarafından 07/03/2023 tarihinde gönderilen sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1. Başvuranın Ulaşım Sistemleri Merkezi Başkanlığına bağlı Araç Kontrol Merkezi İşletmeleri Grup
Başkanlığı emrinde Başaraştırmacı kadrosunda görev yaptığı,
2.2. Başvuran hakkında Enstitünün Rehberlik ve Denetim Kurulu Başkanlığı Başdenetçisi tarafından 06/04/2020 tarihli ve – sayılı Soruşturma Raporu düzenlendiği, söz konusu raporun Disiplin Yönünden bölümünde; başvuranın Şubat 2020 dönemi teşvik ödemelerine ait ödeme emri belgelerini gerçekleştirme görevlisi olarak imzalamadığı ve İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı Vekili ile
Genel Sekreter Yardımcısı’nın başvurandan süregelen uygulamayı devam ettirmesini şifahi olarak istediği ancak başvuranın söz konusu ödeme emirlerini gerçekleştirme görevlisi olarak imzalamayacağını beyan ettiği, söz konusu belgeleri imzalaması için yazılı emir verildiği, ancak verilen görev ve emirleri kasten yapmadığı, başvuranın bu fiilinin TSE Personel Yönetmeliğinin 109-D/l bendinde yer alan “Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak” hükmü çerçevesinde kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiği ancak TSE’nin disiplin hükümlerinin iptaline ilişkin 12.02.2019 tarihli ve 30684 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve E:2018/107, K:2018/114 sayılı kararına istinaden, Disiplin Kurulunun 05.05.2020 tarihli ve sayılı kararı ile başvuranın sübut bulanan disiplin cezası hakkında söz konusu hüküm nedeniyle TSE Personel Yönetmeliğinin disiplin hükümleri uygulanabilirse de Anayasa Mahkemesinin Kararı emsal gösterilerek yargı tarafından iptal edilme olasılığının yüksek olması dikkate alınarak, ceza verilmesine yer olmadığı kararı alındığı,
2.3. Enstitü personeline uygulanan disiplin cezaları hakkında birçok dava açıldığı, Enstitü evrakına
19.10.2020 tarihinde kaydedilen Danıştay İdari Dava Dairelerinin kararlarında bütün idare mahkemelerini
bağlayıcı olacak şekilde “Bozma” kararları verilmiş olup kararların gerekçesinde; Anayasa Mahkemesi bir
Kanun maddesini iptal ettikten sonra yasama organınca yeni bir yasal düzenleme yapılırsa, uyuşmazlığın bu düzenlemeye göre çözümlenmesi gerektiği, aksi yaklaşımın, işlenen fiillerin cezasız kalması neticesini doğuracağının açık olduğu,
2.4. Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsi geçen iptal kararından sonra “7226 sayılı Kanun’un 3.
maddesiyle, 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine eklenen hükümle Türk Standartları Enstitüsü personeline uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Kanun’a atıf yapıldığından, uyuşmazlığın yeni yasal düzenlemeye göre çözümlenmesi gerektiği, bu durumda, Dairece, dava konusu disiplin cezası ve dayanağı
Yönetmelik hükmünün, 657 sayılı Kanun’un 125. maddesine uygun olup olmadığı, davacı tarafından işlendiği iddia edilen fiillerin, sübut bulup bulmadığı ve disiplin cezasını gerektirip gerektirmeyeceği yönlerinden işin esasına girilerek bir değerlendirme yapıldıktan sonra varılacak sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, bu itibarla, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki Daire
/
Kararında hukuki isabet bulunmadığı, … kararının BOZULMASINA …. Kesin olarak … karar verildi” şeklinde ifade edildiği,
2.5. Soruşturma raporunun İdari Yönden bölümünde; başvuranın görev yerinde işi gereği muhatap olduğu diğer şahıslarla olan ilişkilerinde sorunlar yaşadığı, insanlara kırıcı tavır ve davranışlar sergilediği, Enstitüde belirlenen usul ve esaslara uymadığı, işi dolayısıyla sahip olduğu bilgiyi yetkililerle paylaşmak istemediği, İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı ve Genel Sekreter Yardımcısının talimatlarına uymadığı, Daire içinde koordinasyon sorunu yaşandığı, söz konusu sorunların çözümü için idari tedbir alınmasına ihtiyaç olduğu, yönündeki tavsiye kararına istinaden Enstitü Başkanı ve Yönetim Kurulu tarafından başvuranın görevden alınmasının uygun görüldüğü,
2.6. Başvuran tarafından, Tahakkuk Müdürlüğü görevinden alınarak Araştırmacı olarak atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Ankara 12. İdare Mahkemesince verilen 07/04/2021 tarihli ve
E: / K: / sayılı kısmen kabul, kısmen red kararına istinaden adı geçen, Yönetim Kurulunun
20.05.2021 tarihli ve / – sayılı kararı ile Müdürlükten alınanlarının emsallerinin atandığı
“Başaraştırmacı” kadrosuna atanmış olup, mahrum kaldığı parasal haklarının başvurana ödendiği,
2.7. Mevcut Enstitü kadroları içerisinde “Müdür” mali hakları eşit olan tek kadronun TSE Uzmanlığı kadrosu olduğu, ancak söz konusu kadronun “TSE Uzmanlığı Yönetmeliği” kapsamında oluşturulmuş
“Kariyer Meslek” olarak ihdas edildiği, bu kadroya atanacaklarda yeterlilik sınav şartı, YDS’den (C)
düzeyinde dil yeterliliği, uzmanlık tezi vb. kariyer meslek mensuplarına özel şartların arandığı ve kurum içerisinden kanunen (375 sayılı KHK’nın ilgili maddeleri) izin verilenler haricinde bu kadrolara geçiş olanağının olmadığı, başvuranın da bu şartları taşımadığı, ilgilinin söz konusu kadroya atanmasının hukuken mümkün olmadığı, diğer Enstitü kadroları içerisinde ilgilinin maaşına en yakın olan ve ilgilinin atanabilme şartlarını taşıdığı kadro unvanının “Başaraştırmacı” unvanı olduğu ve olağan olarak görevlerinden alınan diğer Müdürlerin de “Başaraştırmacı” olarak atandığı,
2.8. İlk derece mahkemesi kararının karşılıklı istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1.
İdari Dava Dairesinin 21.09.2022 tarihli ve E: / K: / sayılı kararı ile TSE’nin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olup, kararın gerekçesinde; ” Dava konusu uyuşmazlıkta, dosyada bulunan belgelerden, idare tarafından benzer şekilde yapılan görevden alma işlemlerinde Başaraştırmacı kadrosuna atamalar yapıldığı, araştırmacı kadrosuna yapılan atama olmadığı, davalı idarece davacıyı kazanılmış hak aylık derecesinden düşük olacak şekilde araştırmacı kadrosuna atama gerekçesinin somut olarak ortaya konulamadığının görüldüğü…… davacının görevini tam ve etkin bir biçimde yürütemediğine ve başarısız olduğuna ilişkin herhangi bir somut bilgi ve belge sunulmadığı, disiplin cezasının bulunmadığı, davacının görevinden alınarak araştırmacı kadrosuna atanmasını gerektirecek yeterli gerekçe olmadığı kanaatine varıldığından, takdir yetkisine dayanılarak davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine uygunluk bulunmadığı, Bu durumda; idari tedbir alınması yönündeki rapor karşısında, davacının Tahakkuk Müdürlüğü görevinden alınmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, kazanılmış hak, aylık ve derecesine uygun olmayacak şekilde araştırmacı kadrosuna yapılan atama işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı,” ifade edildiği,
2.9. İlk derece mahkemesinin kararına istinaden ilgilinin dava dilekçesinde talep ettiği Başaraştırmacı pozisyonuna atamasının yapıldığı, istinaf mahkemesinin gerekçesi de yapılan işlemi teyit eder nitelikte olduğu, bu nedenle istinaf kararına istinaden yapılacak yeni bir işlemin bulunmadığının değerlendirildiği, hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili
” şikâyetleri inceler
“ 3.1. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125 inci maddesi; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 3.8 “Mahkemelerin
Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,
3.2. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin 4. Fıkrası; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”
4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesi; “(1)Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez. (2) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.”,
6. 14/7/2002 tarihli ve 24815 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Standartları Enstitüsü Personel
Yönetmeliğinin “Yer ve Unvan Değiştirme, Geçici Görevlendirme” başlıklı 71. Maddesi; “Çalışan personelin Enstitü içerisindeki görev yerinin veya unvanının değiştirilmesidir. Enstitü, unvan ve görev eşitliği gözetmeden, kazanılmış hak aylık derecelerine uygun olarak merkez veya taşra birimlerinin kendi içerisinde veya merkezden taşraya, taşradan taşraya veya taşradan merkez birimlerine atama yapabilir. … d) (Değişik:RG-5/6/2010-27602) Bütün derecelerde görev yapan personelin unvan değişikliği
Genel Sekreterin önerisi üzerine Yönetim Kurulu kararıyla gerçekleştirilir. …” kuralı düzenlenmiştir.
6.1. “Ek Gösterge” başlıklı 100’üncü maddesi; “ Enstitüde çalışan personelden hangi unvan ve derecedeki personele ne kadar ek gösterge uygulanacağı
Yönetim Kurulu kararı ile belirlenir.”
/
7. 703 sayılı 2/7/2018 tarihli Kanun Hükmünde Kararnamenin “Geçici maddelerin yürürlüğü” başlıklı
Geçici 7’nci maddesi; “Bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde yer alan geçici maddeler uygulamalarının tamamlanacağının belirtildiği tarihe kadar veya hükmünü icra edene kadar yürürlükte kabul edilir.”
8. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi: İdare Hukuku Alanında İdari Kararlar İle Mahkeme
Kararlarının İcrası Hakkında Rec (2003) 16 Sayılı Tavsiye Kararı; 6.1 “II. İdari mercilerle ilgili yargı kararlarının icrası”, “1. Genel hükümler” “a. Üye devletler, yargı kararlarının idari mercilerce makul bir süre içinde uygulanmasını sağlamalıdırlar. Üye devletler bu kararların tam etkinliğini sağlamaya dönük her türlü gerekli tedbiri kanuna uygun olarak almalıdırlar. b. Bir yargı kararının bir idari merci tarafından uygulanmadığı hallerde, söz konusu kararın özellikle bir emir veya cebri para cezası yoluyla icrasının talep edilmesi için uygun bir usul getirilmelidir. c. Üye devletler, yargı kararlarını uygulamayı ret veya ihmal eden idari mercilerin bundan mesul tutulmasını sağlamalıdırlar. Yargı kararlarını uygulamakla sorumlu kamu görevlileri de bu kararları uygulamamaları halinde disiplin, hukuk ve ceza işlemlerine tabi tutulabilmelidir.”
hükümlerini amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi
Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; TSE İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığında
Tahakkuk Şube Müdürü olarak görev yapmaktayken hakkında açılan soruşturma neticesinde 17.04.2020 tarihinde Tahakkuk Şube Müdürlüğü görevinden alınarak araştırmacı kadrosuna atandığını, araştırmacı kadrosuna atanması ve görev yerinin değiştirilmesi üzerine idarenin işleminin iptali için İdare
Mahkemesi’nde dava açtığını ve mahkemenin araştırmacı kadrosuna atanmasına ilişkin işlemi iptal ettiğini ancak mahkeme kararına rağmen “araştırmacı” kadrosundan yine kazanılmış hak aylık ve derecesinden daha düşük ücret ödenen “Başaraştırmacı” kadrosuna atanarak idare tarafından karara uyulmadığını bunun üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne yapmış olduğu temyiz başvurusu neticesinde “ …davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan
21.04.2020 tarihinden itibaren isleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine” karar
verildiğini belirterek idari bir işlemle alındığı şube müdürlüğünden doğan kazanılmış hak, aylık derece ve kademesine karşılık gelen bir kadroya atamasının yapılarak mahrum kaldığı parasal hakların tarafına ödenmesini talep etmektedir.
11. Kurumumuzun bilgi belge isteme yazısına istinaden Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı tarafından gönderilen cevabi yazı ve eklerinde özetle; başvuran hakkında düzenlenen soruşturma raporu sonrasında; TSE Personel Yönetmeliğinin 109-D/l bendinde yer alan “Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak” hükmü çerçevesinde Kademe İlerlemesinin Durdurulması cezasını gerektirdiği ancak TSE’nin disiplin hükümlerinin iptaline ilişkin 12.02.2019 tarihli ve 30684 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Anayasa Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve E:2018/107, K:2018/114 sayılı kararına istinaden ceza verilmesine yer olmadığı kararı alındığı ve araştırmacı olarak atandığı, akabinde başvuranın idare mahkemesine itiraz etmesi üzerine yargı kararı doğrultusunda başvuranın Yönetim Kurulunun 20.05.2021 tarihli ve / – sayılı kararı ile Müdürlükten alınanlarının emsallerinin atandığı “Başaraştırmacı” kadrosuna atanmış olup, mahrum kaldığı parasal haklarının başvurana ödendiği, mevcut kadrolar içerisinde
“Müdür” mali hakları eşit olan tek kadronun TSE Uzmanlığı kadrosu olduğu, ancak söz konusu kadronun
“TSE Uzmanlığı Yönetmeliği” kapsamında oluşturulmuş “Kariyer Meslek” olarak ihdas edildiği, bu kadroya atanacaklarda çeşitli şartlar aradığı, ilk derece mahkemesinin kararına istinaden Özcan Karkın’ın dava dilekçesinde talep ettiği Başaraştırmacı pozisyonuna atamasının yapıldığı, istinaf mahkemesinin gerekçesinin de yapılan işlemi teyit eder nitelikte olduğu, bu nedenle istinaf kararına istinaden yapılacak yeni bir işlemin bulunmadığının değerlendirildiği, hususlarına yer verilmektedir.
12. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1.Dava Dairesi Hakimliği’nin 21.09.2022 tarihli ve /
Esas, / Karar sayılı kararında; “…davacının görevini tam ve etkin bir biçimde yürütemediğine ve başarısız olduğuna ilişkin herhangi bir somut bilgi ve belge sunulmadığı, disiplin cezasının bulunmadığı, davacının görevinden alınarak araştırmacı kadrosuna atanmasını gerektirecek yeterli gerekçe olmadığı kanaatine varıldığından, takdir yetkisine dayanılarak davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine uygunluk bulunmamaktadır….davacının
Tahakkuk Müdürlüğünden alınmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, kazanılmış hak, aylık ve derecesine uygun olmayacak şekilde araştırmacı kadrosuna yapılan atama işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Yukarıda hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu işlem nedeniyle davacının
Anayasa’nın 125. Maddesi uyarınca yoksun kaldığı parasal hakların idareye başvuru olmadığından dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece tazmin edilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline” hükmetmiştir.
13. Bölge İdare Mahkemesi verilen kesinleşmiş karara ilişkin olarak TSE İnsan Kaynakları Dairesi
Başkanlığı TSE Hukuk Müşavirliği biriminden hukuki mütalaa talep etmiş, bahsi geçen mütalaada; “ Nihayetinde verilen karar yeni bir karar olduğundan, idare hukuku mevzuatı gereğince yukarıda anılan hükmün ifasının gecikmesinin (en geç otuz gün içerisinde) yerine getirilmesinin uygun olacağı ve yapılacak yeni işlemde ilgilinin müdürlüğünün kaynaklanan kazanılmış hak aylık ve derecesine ve mahkeme kararına uygun bir atama işleminin yapılmasının İstinaf Mahkemesinin kararının gereği olacağı kanaatindeyiz” şeklinde ifade edilmiştir.
14.Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı/Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’nün no’lu 21.02.2023 tarihli Görüş Yazısında;
“…Bilindiği üzere, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinde 657 sayılı Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personel hakkında uygulanacak ek göstergenin, ilgililerin belirtilen sınıf ve görevlerde bulundukları sürece ödemelere esas alınacağı ve terfi bakımından kazanılmış hak sayılmayacağı kuralı belirlenmiş olup ilgililerin işgal ettikleri kadrolar için öngörülen ek gösterge rakamlarının dışında farklı ek gösterge rakamlarından faydalandırılabilmeleri için ilgili mevzuatında ayrıca bir düzenleme yapılmış olması gerekmektedir.
Bu minvalde, 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin; Mülga geçici 4 üncü maddesi, “Bu maddenin yayımı tarihinde görevde bulunan, Sağlık Bakanlığı, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü ve Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığının merkez, taşra ve döner sermaye kadrolarına atanmış olan ve kadroları iptal edilen personelden; Teftiş Kurulu Başkanı, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Müstakil Daire Başkanı, Bakanlık Müşaviri, Daire Başkanı, Özel
Kalem Müdürü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Başkan Yardımcısı, Döner Sermaye Merkez Müdürü, İl
Sağlık Müdürü, İl Sağlık Müdür Yardımcısı, Şube Müdürü ile Müdür ve Müdür Yardımcısı unvanlı kadrolarda bulunanların görevleri, bu maddenin yayımı tarihinde sona erer. Bu fıkra uyarınca görevleri sona erenlerden Teftiş Kurulu Başkanı, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Müstakil Daire Başkanı, Bakanlık Müşaviri, Daire Başkanı, Özel Kalem Müdürü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Başkan
Yardımcısı ve İl Sağlık Müdürü kadrolarında bulunanlar ekli (2) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık
Müşaviri kadrolarına; diğerlerinden merkez teşkilatında bulunanlar ekli (2) sayılı liste ile ihdas edilen
Araştırmacı, taşra teşkilatında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Araştırmacı kadrolarına halen bulundukları kadro dereceleriyle atanmış sayılır ” hükmünü, Mülga geçici 5 inci maddesi, “Bu maddenin yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde Bakanın onayıyla
Kamu Hastane Birlikleri oluşturulur. Birlik teşkiline ilişkin onayın alındığı tarihte ilgili birlik kapsamındaki sağlık kurumlarında bulunan baştabip, baştabip yardımcısı, hastane müdürü, hastane müdür yardımcısı ve başhemşire kadrolarında bulunanların bu görevleri sona erer. Görevleri sona eren personelden hastane müdür ve müdür yardımcıları ekli (3) sayılı listede ihdas edilen Kurumun taşra teşkilatı kadrolarına halen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır ” hükmünü, Mülga geçici 13 üncü maddesi, “Bu Kanun Hükmünde Kararnameye göre araştırmacı kadrolarına atanmış sayılanlara, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bu kadrolara atanmadan önceki kadrolarına ait mali haklar, bu kadroda kaldıkları sürece ödenir. …” hükmünü, amirdir.
Diğer taraftan, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yukarıda yer alan geçici maddeleri, 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Buna karşın, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 7 nci maddesi hükümleri uyarınca yürürlükten kaldırılmış olan mezkûr geçici maddeler, uygulamalarının tamamlanacağının belirtildiği tarihlere kadar veya hükümlerini icra edene kadar yürürlükte kabul edilmiştir…”
5/1/2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı Cetvelin Genel İdare
Hizmetleri Sınıfı (ı) bölümünde, “Bölge müdür yardımcısı, il müdür yardımcısı, ilçe müdürü, daire başkan yardımcısı, başkan yardımcısı, şube müdürü, sayman, şube müdür yardımcısı, müdür yardımcısı, sayman yardımcısı, hazine sayman yardımcısı, yüksekokul sekreteri, enstitü sekreteri, merkez sekreteri, kurum sekreteri, birlik sekreteri, savunma sekreteri, genel sekreter, genel sekreter yardımcısı, sivil savunma uzmanı kadrolarında bulunanlar, diğer müdür ve başkan unvanlı kadrolar ile bunların yardımcıları, (II)
sayılı Cetvelde sayılan unvanların birinci derece dışındaki kadrolarında bulunanlar” hakkında uygulanacak ek gösterge rakamları tespit edilmiştir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar muvacehesinde, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 13 üncü maddesi, hükümlerini icra edene kadar yürürlükte kabul edildiğinden; mezkûr Kanun
Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca araştırmacı unvanlı kadrolara atanmış sayılan personelin, araştırmacı kadrolarına atanmadan önceki kadrolarına ait ek gösterge rakamlarından yararlandırılması gerektiği mütalaa edilmektedir…” yer verilmektedir.
15. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013) İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8. maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi
Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal GözlerGürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
16. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.
17. Anayasa Mahkemesi, Mahkeme kararlarının uygulanmasını, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsur olarak ele almakta, yargı kararlarının uygulanmasını
“mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli olmayıp ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin benzer konulu ihlal kararlarında belirtildiği gibi, Anayasa’nın 138.
maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı da kalmayacaktır.
(AYM, E.2013/1752, 26/6/2014 ).
18. Türk Standartları Enstitüsü Personel Yönetmeliğinin “Yer ve Unvan Değiştirme, Geçici
Görevlendirme” başlıklı 71. Maddesinde belirtildiği üzere; davalı idarede çalışan personelin Enstitü içinde veya merkez ve taşra birimleri arasında görev yeri ve unvanının değiştirilmesine dair usul ve esaslar getirilmiş ve Genel Sekreterin önerisi üzerine Yönetim Kurulu kararı ile unvan ve görev eşitliği gözetmeden, personelin kazanılmış hak aylık ve derecelerine uygun olarak görev yerinin değiştirebileceği, bütün derecelerde görev yapan personelin unvan değişikliğinin de bu usule tabi olduğu kurala bağlanmıştır. Başvuranın görevinin kazanılmış aylık hak ve derecesine uygun olmayacak şekilde değiştirilmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi; davacının Tahakkuk Müdürlüğünden alınmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, kazanılmış hak, aylık ve derecesine uygun olmayacak şekilde araştırmacı kadrosuna yapılan atama işleminde hukuka uyarlık bulunmadığına ve hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu işlem nedeniyle davacının Anayasa’nın 125. Maddesi uyarınca yoksun kaldığı parasal hakların idareye başvuru olmadığından dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece tazmin edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bahsi geçen mahkeme kararı üzerine TSE
Hukuk Müşavirliği’nin hukuki mütalaasında; “..yapılacak yeni işlemde ilgilinin müdürlüğünden kaynaklanan kazanılmış hak aylık ve derecesine ve mahkeme kararına uygun bir atama işleminin yapılmasının İstinaf Mahkemesinin kararının gereği olacağı kanaatindeyiz” şeklinde görüş belirtilmiştir.
Keza Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı/Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’nün 21.02.2023 tarihli Görüş Yazısında; araştırmacı unvanlı kadrolara atanmış sayılan personelin, araştırmacı kadrolarına atanmadan önceki kadrolarına ait ek gösterge rakamlarından yararlandırılması gerektiğine yer verilmiştir.
19. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurularak Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; Tahakkuk Şube Müdürlüğü görevinden alınarak en nihayetinde
Başaraştırmacı kadrosuna atanan başvuranın; yukarıda bahsi geçen Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararı, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı/Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’nün benzer konuyla ilgili görüşü, TSE Hukuk Müşavirliği’nin hukuki mütalaası ve ilgili mevzuat çerçevesinde ilgili idarenin bünyesinde başvuranın kazanılmış hak, aylık ve derecesine uygun bir kadroya atama durumu mümkün değilse kazanılmış hak, aylık ve derecesine uygun olacak şekilde ek gösterge rakamlarından yararlandırılması, bahsi geçen mahkeme kararının uygulanarak yoksun kaldığı parasal haklarının ilgili
idarece başvurana ödenmesi için gerekli işlemlerin tesisi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı; ancak idarelerin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜ ile
Başvuranın kazanılmış hak, aylık ve derecesine uygun bir kadroya atanması durumu mümkün değilse kazanılmış hak, aylık ve derecesine uygun olacak şekilde ek gösterge rakamlarından yararlandırılması, yukarıda bahsi geçen mahkeme kararının uygulanarak yoksun kaldığı parasal haklarının ilgili idarece başvurana ödenmesi hususunda TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ’NE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca TÜRK
STANDARTLARI ENSTİTÜSÜNCE, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde başvurana ve Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi