ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın, eşinin doğumu sırasında idarenin hizmet kusuru işlediği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu belirtilmektedir. Başvuran, Ağrı Kadın Doğum Hastanesi’nin taşınması nedeniyle eşinin Ağrı Devlet Hastanesi’nde doğum yapmak zorunda kaldığını ve bebeğine gerekli müdahalenin yapılmadığını öne sürmüştür. Ancak yapılan incelemeler sonucunda, doğumun 37. haftada gerçekleştiği ve bebeğin sağlık durumunun doğum sırasında herhangi bir olumsuzluk göstermediği tespit edilmiştir.

İdarenin hizmet kusurunun varlığı için zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Bilirkişi raporları, doğumda bebeğin hipoksik kalmadığını ve otizm tanısının doğum süreciyle ilişkilendirilemeyeceğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, başvuranın talebinin reddedilmesi yönünde karar verilmiştir. Bu durum, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedeninin hizmet kusuru olduğu ilkesine dayanmaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/17148-S.22.26284

BAŞVURU NO : 2022/9419

KARAR TARİHİ : 29/12/2022

RET KARARI

/

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın çocuğunun doğumu sırasında idarenin hizmet kusuru işlediğinden bahisle tazminat talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 01/07/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza 30/04/2022 tarihinde yapılan başvuruda başvuran özetle; eşinin 04/06/2018 tarihi sabah 05:00’da Ağrı Devlet Hastanesi ameliyathanesinde erken doğum yaptığını, eşinin herhangi bir tedbir alınmadan kadın doğum hastanesinin taşınması nedeniyle kadın doğum hastanesi yerine devlet hastanesinde sezaryenle doğum yapmak durumunda kaldığını, kadın doğum hastanesi servisinde yeni doğan müdahalesi için hiçbir önlem alınmadığını, yeni doğan küvezi/cihazı bulunmadığını, hastanede doktor olduğu ve hastane açık göründüğünden Başhekim tarafından sevk işlemi yapılamadığını, doktorun özverisiyle Ağrı Devlet Hastanesi ameliyathanesinde sezaryenle doğum yapıldığını, bebeğinin 35 haftalık doğduğunu ve yeni doğan servisinde takip edilmesi gerektiğini, çocuğunun doğum sırasında oksijensiz kaldığının MR sonuçlarında ortaya çıktığını, 02/09/2021 tarihli raporda çocuğuna otizm teşhisi konulduğunu, ayrıca çocuğunda hidrosefali rahatsızlığı bulunduğunu, idarenin hizmet kusurundan kaynaklı çocuğunun yaşadığı rahatsızlıklar dolayısıyla idareden 300.000 TL maddi tazminat ile anne ve baba olarak ayrı ayrı 250.000 TL (toplam 500.000 TL) manevi tazminat talebinde bulunduğunu, Ağrı İl Sağlık

Müdürlüğü tarafından 16/03/2022 tarihinde muhakkik atandığı, konu ile ilgili soruşturmanın devam ettiği yönünde cevap verildiğini ancak Sağlık Bakanlığı tarafından herhangi bir cevap verilmediğini iddia ve ifade ederek konu ile ilgili soruşturma evraklarının, ilgili tarihlerde görevli personele ilişkin tüm bilgi ve belgelerin idareden celbi ile neticeten idare tarafından 300.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminatın taraflarına ödenmesini talep etmiştir. İlgili başvuru 30/05/2022 tarih ve sayılı Gönderme Kararı ekinde

Sağlık Bakanlığına iletilmiştir.

2. tarihinde aynı konu hakkında başvurusunu yinelemiş ve idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle idare tarafından 300.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminatın taraflarına ödenmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

3. Şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacı ile Kurumumuzun 08/08/2022 tarih ve sayılı yazısı ile Ağrı İl Sağlık Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup, ilgili idarenin 19/10/2022 tarih ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 3.1. Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından başvuranın 31/08/2021 tarihli ve sayılı CİMER başvurusunda yer verdiği iddialarına yönelik Müdürlük açıklaması istendiği, inceleme/soruşturma başlatmak üzere muhakkik görevlendirildiği, CİMER başvurusunda İl Sağlık Müdürü ve Bakanlık bürokratlarının ismi geçtiği için muhakkik tarafından dosyanın iade edildiği, Ağrı Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğünce işlem başlatılmak üzere gönderilmiş olan konunun açıklama yapılması gerekçesi ile Müdürlüğe iade edildiği, konuya ilişkin gerekli yerlere bilgi verildiği, 3.2. Muhakkik tarafından düzenlenen araştırma raporunda; “Ağrı Devlet Hastanesinin yeni binası olan şu anki Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi binasına taşınma sürecinde olduğu, ancak taşıma ile ilgili aksaklıklar yaşanmadığı, sağlık hizmetinin sunumunun devam ettiği tespit edilmiştir. Özgür Baran

TÜRKMEN’in 31/08/2021 tarih ve sayılı CİMER başvurusunda belirtilen bir diğer durum olan otizm ile ilgili literatürde gerekli araştırmalar yapıldığı takdirde otizm ile doğrudan ilişkisi olan doğunla ilgili durumlar; doğum asfiksisi, APGAR skorunun 6’nın altında olması, ensefalopati, spontan solunumun uyaranla başlatılması olarak bilinmektedir. Kişiye ait tıbbi kayıtlar incelendiğinde otizm ile ilişkilendirilebilecek doğum asfiksisi lehine herhangi bir bulgu olmadığı, doğumda bebeğe herhangi bir solunumsal müdahalede bulunulmadığı, hastane takiplerinde ensefelopati düşündürecek bulgusunun olmadığı, taburcu sonrası kontrollerinde de sağlıklı olduğu görülmektedir. Bu nedenle bebeğin ileri yaşamında saptanan atipik otizm hastalığının doğum süreci ile ilişkilendirilmesinin mevcut veriler dahilinde mümkün olmadığı” kanaatine varılarak, hizmet kusurunun işlenmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin işlem başlatılmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; 4.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz…” 4.2. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinin ilgili fıkralarında; “(1)Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

(3) Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.”, 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”,

4.4. “Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesinde; “(1)İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.(…) (7) İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun:

5.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13’üncü maddesinde; “1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”

7. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun:

7.1. 69’uncu maddesinde; “Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler.

7.2. 70’inci maddesinde: “Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır.”

8. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin:

8.1. 2’nci maddesinde; “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir. Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlâki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda âzami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir. ” 8.2. 6’ncı maddesinde; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ” 8.3. 13’üncü maddesinde; “Tabip ve diş tabibi, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez. ”

9. Hasta Hakları Yönetmeliğinin:

9.1. “İlkeler” başlıklı 5’ inci maddesinde; “Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması

şarttır:

a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima gözönünde bulundurulur.

b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.

c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.

d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.

e) Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.

f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 9.2. “Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı” başlıklı 42’inci maddesinde; “Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.”

Hükümleri amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran, (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle; Ağrı Kadın Doğum

Hastanesinin herhangi bir tedbir alınmadan taşındığı, bu nedenle eşinin Ağrı Devlet Hastanesinin ameliyathanesinde doğum yapmak zorunda kaldığı, bebeğine gerekli müdahale yapılmadığı için bebeğinin sağlık problemlerinin ortaya çıktığından bahisle idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiası ile tarafına maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.

12. Hizmet kusuru kavramı, genel anlamda, bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık ve bozuklukları anlatır. Öğretide kabul gören tanımıyla, hizmet kusuru idarenin yerine getirmekle yükümlü olduğu herhangi bir kamu hizmetinin, ya kuruluşunda, düzenlenmesinde veya örgütlenmesinde, yapısında, personelinde yahut işleyişinde gereken emir ve talimatın verilmemesi, gözetim ve denetimin yapılmaması, hizmete ayrılan araçların yetersiz, elverişsiz, kötü olması, gereken önlemlerin alınmaması, geç, zamansız davranılması şeklinde gerçekleşen birtakım aksaklık, aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklikler arz etmesidir.

13. Diğer taraftan, İdare görevlerini yerine getirirken yapmış olduğu idari işlem ve eylemlerle özel hukuk kişilerinin maddi ve manevi varlıklarında zarara sebep olabilir. Buna karşılık, İdarenin kamu hizmetini yürütürken verdiği zararlardan sorumlu olacağı Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Bu husus, Anayasanın 40’ıncı maddesi, “Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” ve 125’inci maddesinin yedinci fıkrası, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükümleriyle açıkça vurgulanmıştır.

14. Türk idare hukukunda idarenin sorumluluğu kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluğu olarak sınıflandırılmaktadır. Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi, kötü işlemesi gibi durumlar yukarıda da bahsedildiği üzere idarenin hizmet kusuru olarak adlandırılmaktadır. Diğer yandan idarenin hukuki sorumluluğundan bahsedebilmek için zararın mevcut olması ve zararı doğuran işlem ya da eylemin idareye yüklenebilmesi, zararla eylem arasında illiyet bağının mevcut olması ve zarara yol açan idari eylem ve işlemin hizmet kusurunu oluşturması gerektiği genel kabul görmüş yargısal içtihatlardandır.

15. ‘İdare hukukunun ilkeleri ve Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre, zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı hallerde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin açık ve belli bir ağırlıktaki hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir’ (Danıştay 15. Dairesinin E.2016/7912, K.2017/841 sayılı ve 21/02/2017 tarihli kararı).

‘Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir’ (Danıştay 10. Dairesinin E.2019/6355, K.2020/4035 sayılı ve 21/10/2020 tarihli kararı)

16. Dolayısıyla, başvuru kapsamında başvuranın eşinin doğumu ve bebeğe ilk müdahalenin yapılması ile ilgili olarak hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi dolayısıyla hizmet kusurunun söz konusu olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bu kapsamda ilgili idareyle yapılan yazışmalar ekindeki bilgi ve belgelerden özetle; 16.1. Başvuranın eşine ait hasta dosyasının incelenmesi neticesinde; 16.1.1. Başvuranın eşinin 03/06/2018 tarihinde sancı şikayeti ile Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil

Kadın Doğum Servisine müracaat ettiği, Uzm. Dr. tarafından müdahale edildiği, hastaya NST çekildiği, damar yolu açıldığı ve kan tahlilleri yapıldığı, 16.1.2. Hastanın 04/06/2018 02:32 de Riskli Gebe ve Lohusa Servisine yönlendirildiği, gebeliğin 37.

haftasında iken doğumun başladığı, EMG+Baş-Pelvis Uygunsuzluğu tanısı ile hastanın sezaryen doğuma alındığı, 04/06/2018 05:00 da 3400 gram ağırlığında canlı bir erkek bebek doğumun gerçekleştirildiği, 16.1.3. Bebeğin doğumdan sonraki 1. dakikada APGAR değerinin 8, 5. dakikada APGAR değerinin 9 olduğu, bebeğe K vitamini, Hepatit B aşısı ve göbek bakımı yapıldığı, 16.1.4. Hastaya yatış önerilmesine rağmen kabul etmediği, hastanın 05/06/2018 11:20 de tedavi ret formunu imzalayarak hastaneden taburcu olduğu, 16.1.5. 12/06/2018 tarihinde bebeğin rutin kontrolü için Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracaat edildiği ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. tarafından yapılan muayenede ikter (sarılık)

dışında bir bulgu tespit edilemediği hasta dosyasından anlaşılmıştır.

16.2. Akabinde başvuran 31/08/2021 tarihli CİMER başvurusunda bulunarak ‘Ağrı Devlet Hastanesi ve Ağrı

Kadın Doğum Hastanesinin yeni binasına taşınması sürecinde eşinin doğumunun başladığı, ancak tedbir alınmadan taşıma işlemi yapıldığı dolayısıyla eşinin Ağrı Devlet Hastanesinin ameliyathanesinde sezaryen ile erken doğum yapmak zorunda kaldığı, hastanede yeni doğan yoğun bakım ünitesi faal olmadığı için bebeğine ilk müdahalenin yapılmadığı ve ilerleyen süreçte bebeğine otizm teşhisi konulduğu’ iddiaları ile tazminat talebinde bulunmuştur.

16.3. Söz konusu başvuru üzerine Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun 02/09/2021 tarih ve sayılı Ağrı

İl Sağlık Müdürlüğü’ne hitaplı yazısı ile başvuranın öne sürdüğü iddialar hakkında Müdürlük açıklaması yapılması istenilmiştir.

16.4. Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkanlığı’nın 17/09/2021 tarih ve sayılı yazısı ile başvuranın iddiaları ile ilgili olarak idari, adli ve mali yönden inceleme/soruşturma yapılması için Çocuk

Sağlığı ve Hastalıkları alanında Uzm. Dr. görevlendirilmiştir.

16.5. Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkanlığı’nın 19/12/2021 tarih ve sayılı yazısı ile başvuranın CİMER başvurusunda eski İl Sağlık Müdürünün de şikayet edildiği dolayısıyla disiplin yönünden soruşturma başlatılamadığı, soruşturmanın Valilik tarafından yapılacak görevlendirme ile yapılması hususunda Ağrı Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü’ne dosya iade edilmiştir.

16.6. Ağrı Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü’nün 12/01/2022 tarih ve sayılı yazısı ile konu hakkında detaylı açıklama yapılmak suretiyle Bakanlığa bilgi verilmesi dolayısıyla 19/12/2021 tarih ve sayılı yazı ve eki dosya Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü’ne iade edilmiştir.

16.7. Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkanlığı’nın 30/03/2022 tarih ve sayılı yazısı ile

Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 02/09/2021 tarih ve sayılı yazısı gereği başvuranın

CİMER başvurusunda ileri sürdüğü iddialarına yönelik gerekli araştırmanın yapılması hususunda Patnos İlçe

Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. . görevlendirilmiştir.

16.8. Patnos İlçe Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. tarafından yapılan soruşturma kapsamında hastanın hastaneye başvurusundan taburculuğuna kadar geçen süreçte hastanede görevli idari personel ile hasta dosyasında adı geçen tüm sağlık personelinin ifadeleri alınmış, başvuru konusu doğumun gerçekleştiği 04/06/2018 tarihinde adı geçen hastanede doğan tüm bebeklerin epikriz raporları incelenmiştir. Neticede konu ile ilgili hazırlanan 06/06/2022 tarihli Araştırma Raporunda; 16.8.1. “Ağrı Devlet Hastanesinin 04/06/2018 tarihinde hizmet vermekte olduğu yerleşkeden, şu anda hizmet vermekte olduğu Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yerleşkesine taşınma sürecinde her iki hizmet binasında da sağlık hizmeti sunumunu, özellikle de acil sağlık hizmetlerinin sunumunu devam ettirecek şekilde gerekli tedbirleri alarak, sağlık hizmetinde aksamaya mahal vermeyecek şekilde taşınma sürecinin yürütüldüğü tarafıma ulaşan dönemin İdari Mali İşler Müdürü . ve dönemin Sağlık Bakım Hizmetleri

Müdürü .’nın yazılı ifadelerinde beyan edilmiş ve belirtilen tarihlerdeki hastane kayıtları incelendiğinde hizmetin devam ettiği tespit edilmiştir. Diğer yazılı savunmalar ve doğumhane kayıt defteri nüshası da incelendiğinde belirtilen tarihte doğum hizmetlerinin sorunsuz şekilde devam ettiği görülmektedir. Ayrıca tarafıma ulaşan belgelerde araştırmaya esas CİMER başvurusunda belirtildiği gibi ‘acil durumlar için herhangi bir ameliyathaneyi açık bırakmamıştır.’ İddiasını destekler nitelikte bir bulguya rastlanmamış, aksine doğumun Ağrı Devlet Hastanesinde sezaryen ile yapıldığı tıbbi kayıtlarda görülmüştür. Aynı zamanda ifadesi bulunan diğer sağlık personellerinin de ifadelerinden doğumhane ve Kadın hastalıkları ve doğum servisinde sağlık hizmet sunumunun Ağrı Devlet Hastanesinde devam ettiği tespit edilmiştir.

İlgili CİMER başvurusunda belirtilen bebeğin oksijensiz kalmasın kaynaklı otizm tanısı alması iddiası ile ilgili olarak ise kişiye ait hastane kayıtları incelendiğinde kişiye yatış önerildiği ancak kabul etmediği, sonrasında ise ikinci başvuruyu yaptığı ve gebeliğin 37. haftasında acil sezaryen ile sonlandırıldığı, canlı erkek bebek dünyaya geldiği, asfiksi, doğum travması vb. durumlar ile karşılaşılmadığı, bebeğe ait herhangi bir yeni doğan yatışı olmadığı, bebeğin 13/06/2018 tarihinde Çocuk 7 Polikliniğinde rutin muayenesinin yapıldığı ve muayenesinde ikter(sarılık) dışında muayene bulgusu saptanmadığı görülmektedir.” açıklamalarına yer verilerek, 16.8.2. “ Sonuç olarak tarafıma ulaşan evrakların değerlendirilmesi sonucunda belirtilen tarihlerde Ağrı

Devlet Hastanesi’nin yeni hizmet binası olan şu anki Ağrı Eğitim ve Araştırma hastanesi binasına taşınma sürecinin olduğu ancak taşınma ile ilgili aksaklık yaşanmadığı, sağlık hizmeti sunumunun devam ettiği tespit edilmiştir. İlgili CİMER başvurusunda belirtilen bir diğer durum olan otizm ile ilgili literatürde gerekli araştırma yapıldığı takdirde otizm ile doğrudan ilişkisi olan doğumla ilgili durumlar; doğum asfiksisi, APGAR skorunun 6’nın altında olması, ensefalopati, spontan solunumun uyaranla başlatılması olarak bilinmektedir. Kişiye ait tıbbi kayıtlar incelendiğinde otizm ile ilişkilendirilebilecek doğum asfiksisi lehine herhangi bir bulgu bulunmadığı, doğumda bebeğe herhangi bir solunumsal müdahalede bulunulmadığı, hastane takiplerinde ensefalopati düşündürecek bulgusunun olmadığı, sağlıklı olduğu ve taburculuk sonrası kontrollerinde de sağlıklı olduğu görülmektedir. Bu nedenle bebeğin ileri yaşamında saptanan atipik otizm hastalığının doğum süreci ile ilişkilendirilmesi mevcut veriler dahilinde mümkün değildir.

Yukarıda belirtilen açıklamalar dahilinde mevcut başvuruya istinaden, belirtilen tarihte görevli herhangi bir personel ya da yönetici hakkında idari, adli ve mali yönden işlem yapılmasına gerek olmadığı kanaati hasıl olmuştur.” Sonucuna varılmıştır.

17. Kurumumuzca yapılan incelemede başvuru dosyası kapsamında idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi görüşüne ihtiyaç duyulmuş olup, Ankara Bilkent Şehir

Hastanesinde görev yapmakta olan Çocuk Nöroloji branşında görev yapan bir uzman hekime; ‘•Doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalmasının otizm spektrum bozukluğu rahatsızlığına neden olup olmayacağına ilişkin genel değerlendirmenin, • Başvuranın çocuğunun erken doğduğu, doğum sırasında oksijensiz kaldığı, yeni doğan küvezine alınmadığı, tüm bu sebepler dolayısıyla çocuğuna otizm teşhisi konulduğu, çocuğunun doğum sırasında oksijensiz kaldığının MR sonuçlarında da ortaya çıktığı iddialarına yönelik olarak hasta dosyası ve MR sonuçları kapsamında çocuğunun doğum sırasında oksijensiz kalıp kalmadığı ve çocukta tespit edilen otizm rahatsızlığının doğum anı ile ilgili olup olmadığı” soruları yöneltilmiştir.

18. Bilirkişi olarak görevlendirilen Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç Dr. Tarafından 13/12/2022 tarihinde imza altına alınan bilirkişi raporunda; “Ekli dosyaların incelenmesi sonrasında anne 04/06/2022 tarihinde TC. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğu, bu esnada 37 haftalık gebe olduğu ve baş-pelvis uygunsuzluğu nedeniyle C/S yapıldığı, 1. Ve 5. Dakika APGAR değeri 8 ve 9 olan 3400 gr(2700 gr bir başka kayıtta) ağırlığında sağlıklı bir erkek çocuk doğurduğu öğrenilmiştir.

Doğum sonrası akut dönemde bebeğin izlemi konusunda (yeni doğan servisinde izlenme, mekanik ventilasyon ihtiyacı, taburculuk vb.)bilgiye ekli dosyalarda ulaşılamamıştır. 12/08/2018 tarihinde 8 günlük iken bebeğin rutin kontrollere götürüldüğü ve normal muayene bulguları tespit edildiği, 31/08/2021 tarihli ÇÖZGER raporu ile ‘Yaygın Gelişimsel Bozukluk’ tanısı aldığı, beyin MRG’de hipoksik iskemik ensefalopatinin tam netleştirilemediği öğrenilmiştir.

Dosya eklerinin incelenmesi sonrası, dosya kayıtlarının yeterli olmamasına rağmen doğum raporunda normal APGAR değerlerinin olması, 12 günlük muayenesinde sarılık dışında bir özellik olmaması nedeniyle doğum ve erken postnatal dönemde bebeğin hipoksik kalmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca doğum hikayesi ile sonraki dönemde aldığı ‘Yaygın Gelişimsel Bozukluk’ tanısı ilişkilendirilememiştir.” değerlendirmelerinde bulunmuştur.

19. Başvuranın iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; idarenin kusur sorumluluğu nedeniyle tazmin yükümlülüğünün söz konusu olabilmesi için zararla eylem arasında illiyet bağının mevcut olması ve zarara yol açan idari eylem ve işlemin hizmet kusurunu oluşturması gerektiği, tarafından 04/06/2018 tarihinde gerçekleştirilen doğumda bebeğin otizm tanısı konulmasına mahal verecek herhangi bir sağlık probleminin bulunmadığı, nitekim başvuranın iddia ettiği üzere doğumun gebeliğin 35.

haftasında değil 37. haftasında gerçekleştiği, bununla birlikte Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hazırlanan araştırma raporunda hastanelerde sağlık hizmeti sunumunun devam etmediği yahut aksadığı yönünde bir bulguya rastlanmadığı, Kurumumuz tarafından görevlendirilen bilirkişi tarafından da doğum ve erken postnatal dönemde bebeğin hipoksik kalmadığı, ayrıca doğum hikayesi ile sonraki dönemde alınan ‘Yaygın Gelişimsel Bozukluk’ tanısının ilişkilendirilemediği açıkça ifade edildiğinden zarar ile idarenin işlemleri arasında illiyet bağı kurulamamış olup, başvuranın talebinin reddi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde Kurumumuzun bilgi ve belge taleplerine süresi içinde cevap verilmediği tespit edilmiştir. İdarenin bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

/

21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ağrı İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi