|
ÖZET: Başvuran, Milli Savunma Bakanlığı tarafından kamu görevinden çıkarılmasının iptali sonrası, açıkta kaldığı süre boyunca yaşadığı manevi zararlar için 200.000,00 TL tazminat talep etmiştir. İdare, başvuranın talebini reddetmiştir. Danıştay, manevi tazminatın, idarenin hukuka aykırı bir eylemi sonucu ağır bir elem ve üzüntü yaşanması halinde söz konusu olabileceğini belirtmiştir. Ancak, başvuranın durumunun, idarenin hizmet kusurunu oluşturacak nitelikte olmadığına karar verilmiştir.
İdarenin, başvuranın açıkta kaldığı süre zarfında yaşadığı sıkıntılarla ilgili herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı, dolayısıyla manevi tazminat talebinin karşılanması için gerekli koşulların oluşmadığı ifade edilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın yaşadığı sağlık sorunları ve ailevi sıkıntılarla ilgili somut bir delil sunamadığı için tazminat talebinin reddi uygun bulunmuştur. Danıştay, idarenin eylemlerinin hukuka uygun olduğunu ve başvuranın talebinin gerekçesiz olduğunu vurgulamıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/9456-S.23.15276
BAŞVURU NO : 2023/2236
KARAR TARİHİ : 28/07/2023
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın manevi tazminat talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13/02/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran başvuru dilekçesinde özetle; Milli Savunma Bakanlığının 26.05.2021 tarihli ve /
sayılı kararı ile kamu görevinden çıkarılma işleminin Edirne İdare Mahkemesinin 22.02.2022 tarihli kararı ile iptal edilerek “…davacının uğradığı zararların davacıya ödenmesi …” yönündeki kararı ile Anayasa
Mahkemesinin 12.01.2023 tarihinde 32071 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan 30.06.2022 tarihli, E:
/ ve K: / sayılı kararı çerçevesinde halen görev yapmakta olduğu 11’inci Ana İkmal
Merkezi Komutanlığı’na atandığını, dilekçe ile başvurarak açıkta bulunduğu ve kamu görevinden ayrı kaldığı süreç içerisinde şahsı ve ailesi tarafından çekilen elem ve ıstırap nedeniyle toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi talebinin reddedildiğini belirtmektedir. Başvuran, 200.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini ve tarafına gerekçeli cevap verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 05.06.2023 tarih ve S. sayılı bilgi ve belge talebi konulu yazısına istinaden Millî
Savunma Bakanlığına bağlı Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 19.06.2023 tarih ve sayılı cevabi yazı eklerinde özetle;
2.1) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Maliye Daire Başkanlığının 26.09.2019 tarihli emrinde; terör örgütlerine
veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek açığa alınan veya tutuklanan personelin yargılanmaları neticesinde açığının kaldırılmasına veya beraatine karar verilenlerin açıkta geçirdiği veya tutuklu kaldığı sürelere ilişkin özlük haklarının 926 sayılı Türk
Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 65’inci maddesinin f bendinde belirtilen: “Açığa alınanlara ve tutuklulara (hakim subaylar dahil), bu süreler içinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 141’inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi hükmüne göre aylık ödenir. Ancak, bu gibilerden haklarında kovuşturmaya yer olmadığına, muhakemenin menine, beraate, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının
düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir”. Hükmü kapsamında ödenmesi gerektiği ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ve sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilen personelin mahkeme kararı, Bakan Onayı vb. şekilde görevine iade edilen personelin özlük hakları ödemelerinde yazılı açıklamanın dikkate alınması gerektiği,
2.2) Millî Savunma Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 06.03.2020 tarihli emrinde; davanın hangi
taleple açıldığına bağlı olarak verilen kararlar da farklılık gösterdiği, sadece işlem talepli davalarda dava konusu işlemin iptaline, iptal ve mali hakların ödenmesi talepli davalarda ise her ikisine birden hükmedildiği, bu kapsamda iş bu kararlara dair ödeme talepleri de farklılık arz etmekte olup, her bir talebin dosya bazında ayrı ayrı tetkiki ile değerlendirilmesi gerektiği,
2.3) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Maliye Daire Başkanlığının 16.03.2020 tarihli emrinde; işlem
birimlerince de benimsenen bir takım gerekçeler ile (her ne kadar geriye dönük ödeme yapılması gerekmekte ise de, bunun mutlaka mahkeme kararında belirtilmesi gerektiğinden bahisle ödeme talebinin reddi ile mahkeme kararına bağlanması için dava açılmasının beklenmesi vb.) farklı uygulamaların da yerleştiği göz ardı edilmemesi gereken önemli bir etken olduğu ve itibarla, yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde her ödemenin dosya ve davacı bazında değerlendirilerek işlem tesis edilmesi gerektiği,
2.4) Millî Savunma Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 06.03.2020 tarihli emrinde; personelin
özlük haklarının kesinleşme şerhi beklenmeden ödenebileceği yönündeki görüşlerinde bir değişiklik olmadığı, açıkta ve tutuklulukta geçen sürelerde eksik ödenen özlük haklarının beraat kararının kesinleşmesi beklenmeden ödenebileceği, bununla birlikte Bütçe ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğünün görüşünün de alınabileceği veya ödememe işlemi nedeniyle idare aleyhine açılabilecek işlem iptali davalarının sonucunun beklenebileceği; 926 sayılı Kanunun 65’inci maddesi kapsamındaki nihai değerlendirmenin işlem makamlarına ait olduğunun mütalaa edildiğinin belirtildiği,
2.5) Yapılacak ödemelerde Kara Kuvvetleri Komutanlığı Maliye Daire Başkanlığının 26.09.2019 tarihli
emir yazısında belirtilen görüşler, 926 sayılı Personel Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol
Kanunu, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 81 Seri Numaralı Tebliği, Sosyal
Güvenlik Kurumu Başkanlığının / Numaralı Genelgesinin esas alınması gerektiğinin anlaşıldığı,
2.6) Başvuranın kendisi ve ailesinin çektiğini iddia ettiği elem ve ıstırap ile öznel konulara ilişkin bilgi
belge bulunmadığı, başvuru konusu talebe ilişkin başvurucunun bu süreçte yaşamış olduğu bir rahatsızlık veya tedavi sürecine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı,
2.7) Başvuranın 200.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat talebinin gerekçeleri değerlendirildiğinde;
2.7.1) Manevi zararın kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin
azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntüyü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğunun kabul edildiği,
2.7.2) Manevi tazminatın patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir “tazmin” aracı
olmadığı, aksine bir tatmin aracı olduğu yerleşmiş yargı kararları ile kabul edilen bir gerçek olduğu,
2.7.3) Bir idari işlemin yasalara ve hukuka aykırılığı kural olarak hizmet kusuru sayılmakta ise de bir idari
işlemin herhangi bir yönden yasalara ve hukuk kurallarına aykırı görülerek iptal edilmiş olması tek başına hizmet kusurunun varlığını kabule yetmediği, her aykırılığın tazminat sorumluluğuna yol açmayacağı da idare hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, idari işlemlerin iptalini gerektiren nedenlerle hizmet kusuru doğuran nedenler arasında tam bir bağlılık ve özdeşlik de bulunmadığı, işlemin yapılması ve uygulanmasında “hizmet kusuru işlenmiştir” diyebilmek için saptanan hukuki sakatlığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması gerektiği, her idarenin işleyebileceği türden, olağan nitelikteki hukuki yanlışlık ve aykırılıkların hizmet kusuruna yol açmayacağı (Bkz. İzmir BİM 2.İDD. 2020/769 E.-1636 K.), /
2.7.4) Bu durumda başvuranın “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan yargılaması sürmekteyken 926
sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 65’inci maddesi uyarınca açığa alınması ve müteakibinde 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35’inci maddesi uyarınca Milli Savunma
Bakanı Oluru ile kamu görevinden çıkarılmış olması hususu, idare mahkemesinde hukuka aykırı bulunarak bir sebeple iptal edilmiş ise de, işlemin tesisinde idarenin haksız ve kasıtlı olarak hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği, işlemin tesis edilmesinde idareyi manevi tazminatla sorumlu tutabilecek nitelikte ve ağırlıkta bir hizmet kusurunun bulunmadığı, aksi düşünüldüğünde idarenin beka tedbirleri kapsamında işlem tesis etme hak ve salahiyetinin önemli ölçüde kısıtlanacağı, tesis edilen idari işlemlerin keyfi olmadığı ve bilgi iletimi neticesinde idari işleyişin korunması refleksine istinaden mezkur idari işlemlerin tesis edildiğinin anlaşıldığı,
2.7.5) Başvuranın talebinde belirttiği hususlar irdelendiğinde, kamu görevinden ayrı kaldığı süreç
içerisinde başvuranın ve ailesi tarafından çekilen elem ve ıstırap nedeniyle manevi tazminatın karşılanabilmesi için koşulları oluşmadığından idarece talebin reddine karar verildiğinin anlaşıldığı,
2.7.6) Yapılan başvuru değerlendirildiğinde; başvurucunun maaş ve özlük hakkı ödemesini içeren
ödemelerde, yukarıda yer alan görüş yazıları da dikkate alındığında mahkeme kararıyla göreve iade edilmesinin yanında mahkeme kararında belirtilen özlük hakları ödemelerinin yapıldığı, her ne kadar özlük hakları ödemeleri mahkeme kararında belirtilse de manevi tazminat ödemesi Merkezi Yönetim Harcama
Yönetmeliği kapsamında maaşlar ile ödenen özlük hakkı ödemesi değil, aylıklarla ödenmeyen tazminatlar özel bordrosunda veya Çeşitli Ödemeler Bordrosunda yetkili makamın onayı ile düzenlenerek ödenebilecek bir kalem olduğunun belirtildiği, bu sebeple başvuruya konu tazminat talebi ile ilgili komisyon kararı, mahkeme kararı vb. bilgi ve belge bulunmadığından başvuruya yönelik ödeme yapılmamasının kıymetlendirildiği, Belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın,
3.1) “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12 inci maddesinde, “Herkes, kişiliğine bağlı,
dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.”
3.2) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 inci maddesinde, “Herkes, yaşama,
maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
3.3) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”.
3.4) “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ncı maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak
ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”
3.5) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
3.6) “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinde; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu
açıktır. … İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin
birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun;
5.1) “VIII-Açığa çıkarılan, tutuklanan veya firar ve izin tecavüzünde bulunan, cezası infaz edilmekte
olan subaylar hakkında yapılacak işlem” üst başlıklı 65’inci maddesinde; “Açığa alınan veya tutuklanan
subay ve askerî memurlar hakkında aşağıdaki esaslara göre işlem yapılır:
a) (Değişik: 20/11/2017-KHK-696/20 md. Aynen kabul: 1/2/2018-7079/19 md.) Haklarında taksirli suçlar hariç bir suçtan kamu davası açılanlara ilişkin iddianameler, kabulünü müteakip mahkeme tarafından sanığın mensubu bulunduğu kuvvet komutanlığına ve Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis, taksirli suçlar hariç olmak üzere beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan veya yüz kızartıcı bir suçtan yahut emre itaatsizlikte ısrar, üste veya amire fiilen taarruz, üste veya amire hakaret, mukavemet suçlarından dolayı haklarında kamu davası açılanlar, ilgili kuvvet komutanlığının teklifi üzerine veya resen Milli Savunma Bakanlığı tarafından açığa alınabilirler.
Milli Savunma Bakanlığınca askeri suçlar yönünden resen açığa alma işlemi tesis edilmeden önce fiilin işleniş şekli, niteliği ve disiplini ihlal derecesi bakımından açığa alınmayı gerektirip gerektirmediği hakkındaki görüşü ilgili kuvvet komutanlığından sorulabilir…”
6) 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun;
6.1) “Geçici olarak görevden uzaklaştırma ve görev yerini değiştirme tedbiri” başlıklı 29’uncu
maddesinde; “ (1) Disiplinsizlik veya suç teşkil edebilecek bir fiili nedeniyle hakkında yapılan inceleme ve araştırmanın emniyetli ve sıhhatli olarak devam etmesi amacıyla, görevi başında kalmasında sakınca görülecek subay, astsubay, (…) uzman erbaş veya sözleşmeli erbaş ve erler idari izinli sayılarak görevinden geçici olarak uzaklaştırılabilir.
(2) Geçici olarak görevden uzaklaştırma kararı; sıralı disiplin amirlerinden birisinin veya disiplin soruşturmacılarının teklifi üzerine ya da doğrudan disiplin amiri konumundaki asgari tugay ve eşiti ile daha üst seviyedeki birlik, karargâh veya kurum amirleri tarafından, on beş iş gününe kadar verilebilir. (Değişik son cümle: 25/7/2016- KHK-668/4 md.; Aynen kabul: 8/11/2016-6755/4 md.) İhtiyaç duyulması halinde bu süre, bu fıkrada yazılı makamlarca bir katına; ilgili bakanın onayı ile de bir yıla kadar artırılabilir.
(3) Görevden uzaklaştırma tedbiri; süresi sonunda başka bir işleme gerek kalmadan ortadan kalkacağı gibi, gerek görülmesi veya görevden uzaklaştırmaya neden olan fiilin herhangi bir suç veya disiplinsizlik teşkil etmediğinin anlaşılması hâlinde kararı veren disiplin amiri tarafından sürenin tamamlanmasından önce de kaldırılabilir. Görevden ayrı kalınan süre hizmetten sayılır. Bu süre içinde ilgili personelin asker kişi sıfatı devam eder, ancak emir veremez.
(4) Yapılan soruşturma sonunda, görevine devam etmesinde kendisi veya birliği açısından sakıncalar bulunduğuna karar verilen subay, astsubay, (…) uzman erbaş veya sözleşmeli erbaş ve erin başka bir göreve atanması, kısa süreliğine görevden uzaklaştırmaya yetkili makamlar tarafından ilgili personeli atamaya yetkili makama teklif edilebilir. Atamaya yetkili makam tarafından, resen veya yapılan teklifin uygun görülmesi üzerine, ilgili personel zamana bağlı olmaksızın bulunduğu garnizonda veya başka garnizonda durumuna uygun başka bir kadroya ya da komutanlık emrine atanır”.
7) 31/07/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 7145 sayılı “Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle eklenen
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici Madde 35’inci maddesinde; A) Bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa
Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa
Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel
Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık
Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca, askeri hâkimler hakkında Milli Savunma
Bakanının başkanlığında, Milli Savunma Bakanı tarafından birinci sınıf askeri hâkimler arasından seçilecek iki askeri hâkimden oluşan komisyonca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay
Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. (İptal ikinci ve üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Bu kişiler hakkında alınan kararlar on beş gün içinde Devlet
Personel Başkanlığına bildirilir. (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve
E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.
Bu fıkranın birinci paragrafı uyarınca görevine son verilenler hakkında bu maddenin (B) fıkrasının ikinci paragrafı hükümleri uygulanır. Ayrıca askeri hâkimlerin askeri rütbeleri, mahkûmiyet kararı aranmaksızın alınır.
B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare:
Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa
Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; 1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel
Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır…
Bu fıkrada öngörülen usuller uyarınca, terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek idari işlem tesis edilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılanların itirazları üzerine yapılacak değerlendirme sonucunda görevlerine iadesine ilişkin işlemler aynı usullerle yapılır. Bu kapsamda görevine iade edilenlere kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe
kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. (İptal üçüncü ve dördüncü cümle:
Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile)
C) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile)
Ç) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile)
D) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile)
E) Bu maddenin (A), (B) (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilenler uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve yüksek mahkeme başkan ve üyeliği, müsteşar, hâkim, savcı, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamaz ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamaz.
/
F) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile)
G) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare:
Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa
Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirildiği için görevden uzaklaştırılanlar veya açığa alınanlar hakkında ilgili mevzuatta yer alan; a) (İptal bent: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile)
b) Disiplin soruşturması sebebiyle görevden uzaklaştırma süreleri bir yıl olarak uygulanır ve bu süre ilgisine göre ilgili bakan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Yükseköğretim Kurulu veya ilgili kurul onayıyla bir yıla kadar uzatılabilir.
c) Adli soruşturma ve kovuşturma sebebiyle görevden uzaklaştırma veya açığa alma işlemlerinde değerlendirme süreleri uygulanmaz. (İptal paragraf: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve
E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile)
Bu maddenin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verilir. Verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır”.
8) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı”
başlıklı 2 nci maddesinde; “İdari dava türleri şunlardır:
…
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, …”, düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; Başvuranın iddiaları, İdarenin
konu ile açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10) Bir numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verildiği üzere başvuran; açıkta bulunduğu ve kamu
görevinden ayrı kaldığı süre içerisinde şahsı ve ailesi tarafından çekilen elem ve ıstırap sebebiyle manevi olarak yıprandığından bahisle toplam 200.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur
11) İdare ile başvuran arasındaki uyuşmazlığın, başvuran hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarılma
işleminde açıkta bulunduğu ve kamu görevinden ayrı kaldığı süre içerisinde şahsı ve ailesi tarafından çekilen elem ve ıstırap nedeniyle tazminat talebi noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
12) Bilindiği gibi 15 Temmuz 2016 tarihinde başlatılan menfur darbe girişimi nedeniyle 375 sayılı
KHK’nın geçici madde 35’inci maddesinin (B) fıkrasında terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca
Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlileri kamu görevinden çıkarılma kararlarına karşı itiraz etme hakları bulunmaktadır. Yapılacak itiraz neticesinde hakkında kamu görevinden çıkarma kararı verilen kamu görevlisinin itirazı incelenmekte yapılan değerlendirme sonrasında
görevine iade edilmesine karar verilmesi durumunda ilgilinin görev yaptığı kurumun bağlısı olduğu
Bakanlık onayı ile tekrar kamu görevine atama işlemi yapılmaktadır. İtiraz neticesinde görevine iade edilenlere kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenmektedir.
13) Nitekim Danıştay Birinci Dairesinin Esas No. 1982/112, Karar No. 1982/130 sayılı kararında
belirtilen; “… haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin iptali üzerine görevine döndürülenlerin, dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi hakların ödenmesi gerektiği” kararı üzerine 25/2/1983 tarihli 81 Seri Numaralı Devlet Memurları Kanunu
Genel Tebliğinde de; Danıştay Kararı doğrultusunda düzenlemeye gidilerek gerek ihtilafların kısa zamanda çözümlenmesi gerekse kurumların boş yere yargı giderlerini ödememeleri bakımından uygulamanın
Danıştay Birinci Dairesinin anılan kararı doğrultusunda işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir.
14) 1982 Anayasası’nın 125 inci maddesinde açıkça belirtildiği gibi, idare kendi eylem ve işlemlerinden
doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu bağlamda, idarenin sorumluluğu idarenin işlem ve eylemleri ile kişilere verdiği zararın idarece tazmin edilmesi olarak tanımlanmaktadır. İdarenin tazminat sorumluluğunun, kusurlu sorumluluk ve kusursuz sorumluluk esaslarına dayandığı, kusurlu sorumluluğun, idarenin kusurlu eylem ve işlemleriyle yol açtığı zararı tazmin etme yükümlülüğü olduğu bilinmektedir.
İdarenin sorumluluğunda, kusurlu sorumluluk genel hüküm niteliğindedir. Bir başka ifade ile, idarenin kusurlu sorumlu olması kural, kusursuz sorumlu olması ise istisnadır. Hukukumuzda hizmet kusuru ilkesi, herhangi bir yasada düzenlenmemiş olup içtihatlarla ortaya çıkan bir sorumluluk nedenidir.
15) Danıştay 5 inci Dairesinin 17/10/2012 tarihli ve E:2010/2684, K:2012/6324 sayılı kararında;
“İdare hukuku ilkelerine göre manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi sonucu ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması ya da ilgilinin şeref ve onurunun zedelenmiş bulunması veya kişinin fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi gerekmektedir.” Denilmektedir.
16) Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 07/11/2014 tarihli ve E:2014/4053, K:3839 sayılı kararında;
“Manevi zarar, kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama gücünü azaltan olaylar nedeniyle duyulan acıyı, ıstırabı veya kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle şeref ve haysiyetin rencide edilmesini ifade ettiği gibi; günlük yaşamı zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı da kapsamaktadır. Ancak kişinin kendi-tutum ve davranışları nedeniyle duyduğu üzüntü ve acı nedeniyle idarece tazmini gereken manevi zararın doğduğundan söz edilemeyeceği de açıktır.” Şeklinde belirtilmektedir.
17) Danıştay 12’nci Dairesi’nin 28/02/2019 tarihli ve E:2018/9788, K:2019/1480 sayılı kararında;
“manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, zarar görenin üzüntüsünü azaltmaya yarayan manevi bir tatmin vasıtasıdır. Olay nedeniyle duyulan psikolojik ve ruhsal acıyı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi tazminatın, her olayın özelliğine göre ölçülülük ilkesi de gözetilmek suretiyle makul bir miktar para olarak belirleneceği tabiidir”. şeklinde ifade edilmiştir.
18) İdarenin hukuki sorumluluğundan bahsedebilmek için zararın mevcut olması ve zararı doğuran işlem
ya da eylemin idareye yüklenebilmesi zararla eylem arasında illiyet rabıtasının mevcut olması ve zarara yol açan idari eylem ve işlemin hizmet kusurunu oluşturması gerektiği genel kabul görmüş yargısal içtihatlardandır.
19) Somut olayda başvuranın 09.12.2020 tarihinde açığa alındığı, 375 sayılı sayılı KHK’nın geçici 35’inci
maddesinin (B) fıkrasındaki hükme göre 26.05.2021 tarihinde kamu görevinden ihraç edildiği, yeniden göreve iade edildiği Edirne İdare Mahkemesinin 22.02.2022 tarihli kararında“…davacının uğradığı
/
zararların davacıya ödenmesi..” yönündeki karar verildiği ve Anayasa Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli kararı çerçevesinde halen görev yapmakta olduğu 11’inci Ana İkmal Merkezi Komutanlığı’na atanarak maddi kayıplarının bir kısmının ödendiği, eksik kalan kısmıyla ilgili ise dava sürecinin devam ettiği anlaşılmaktadır.
20) Başvuranın hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarma işlemi açısından; idareden gelen bilgi ve
belgelerden başvuran hakkında “FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçu isnadıyla Gaziantep 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığı, bunun üzerine 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanunu’nun 65’inci maddesi kapsamında hakkında açılan ceza davası olması ve açığa alınmamasını destekleyen bilgi ve belge olmaması nedenleri ile açığa alındığı, başvuran hakkında inceleme ve araştırmanın yapılması amacıyla 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 29’uncu maddesi ile geçici görevden uzaklaştırıldığı, Edirne İdare Mahkemesinin 22.02.2022 tarihli E: / ve K: / sayılı Kararında belirtildiği üzere Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde başvuranın “Silahlı
Terör Örgütüne Üye olma” suçundan sanık sıfatıyla yargılandığı ve hakkında anılan mahkemenin
22.12.2021 tarihli gerekçeli kararında “müsnet suçun sanık tarafından işlenmediği anlaşılmakla, sanığın
CMK 223/2-b maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, kararın istinaf edildiği, istinaf incelemesinin ise
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin / esas sayılı dava dosyasında devam ettiği” şekilde hüküm kurulduğu, başvuranın söz konusu yargılama sürecinde 09.12.2020 tarihinde açığa alındığı, ancak 375 sayılı sayılı KHK’nın geçici 35’inci maddesinin (B) fıkrasına göre Milli Savunma Bakanlığı’nın
26.05.2021 tarihli kararı ile kamu görevinden çıkarıldığı, yapılan işlemin Edirne İdare Mahkemesinin
22.02.2022 tarihli Kararı ile iptaline karar verildiği, kamu görevinden çıkarılma işlemi ilgili manevi zarara
uğradığı iddiasıyla tarafına tazminat ödenmesi talebinin reddedilmesi üzerine başvurunun yapıldığı görülmektedir.
21) Danıştay 10 uncu Dairesi’nin 12/11/1984 tarihli ve E: 1984/907, K: 1984/1860 sayılı kararında “…
kamu hizmetlerinin gerektiği şekilde görülmesini, memurun görevini bağlılığını ve memur statüsünün korunmasını sağlamaya yönelik disiplin cezaları, kamu düzenini korumak ve toplumu savunmak esasına dayanan ceza yasalarının getirdiği cezalardan farklı nitelik taşırlar. Bu nedenle bir kamu görevlisinin ceza yasasına göre mahkum olmaması veya kamu görevlisinin eyleminin, personel hukukuna göre değerlendirilmesine ve disiplin suçu kabul edilip, disiplin cezasıyla cezalandırılmasına engel değildir. (…)
Bir kamu görevlisinin üzerine atılı disiplin suçu, aynı zamanda ceza yasasına göre de suç niteliği taşıyorsa ve ceza yasasına göre yapılan soruşturma veya yargılama sonucunda ilgili suçsuz görülmüşse, artık ilgilinin üzerine atılı suçu işlemediğinin kabulü zorunludur. Ceza yasasına göre yapılan soruşturma veya yargılama sonucu saptanamayan bir suçun, disiplin soruşturması dayanak alınıp, işlenmiş olduğunun kabulüne olanak yoktur. Kuşkusuz bu husus da, kamu görevlisinin üzerine atılı suça ilişkin olayın, personel hukukuna göre başka yönlerden, değerlendirilmesine, saptandığı takdirde başka bir disiplin suçu nedeniyle disiplin cezası verilmesine engel değildir.” Denilmektedir.
22) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgeler, anılan mevzuat
hükümleri, yüksek yargı kararları incelendiğinde, yukarda yer verilen Mahkeme Kararında da görüldüğü üzere ceza uygulaması ile disiplin uygulaması arasında amaç, usul ve sonuçları bakımından temel nitelik farklarının mevcut olduğu, bu sebeple kanun koyucunun ceza uygulaması ile disiplin uygulamasını iki ayrı ve faklı alan olarak ele aldığı, gerek 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel
Kanunu’nun 65’inci maddesi kapsamında hakkında açılan ceza davası olması ve açığa alınmamasını destekleyen bilgi ve belge olmaması gerekse hakkında inceleme ve araştırmanın yapılması amacıyla 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 29’uncu maddesine göre soruşturma sonucunda tespit edilen eylemlerin suç unsuru oluşturduğunun değerlendirilmesi neticesinde idarenin açığa alma ve 375 sayılı sayılı KHK’nın geçici 35’inci maddesinin (B) fıkrasına göre işlem tesis ettiği, İdarenin başvuranın eyleminin suç unsuru oluşturduğu yönündeki değerlendirmesinin hukuka uygun olup olmadığı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işleyip işlemediğinin tespitinin ceza yargılaması neticesinde ortaya
/
çıkacağı, İdarenin hukuki sorumluluğundan bahsedebilmek için zararın mevcut olması ve zararı doğuran işlem ya da eylemin idareye yüklenebilmesi, zararla eylem arasında illiyet rabıtasının mevcut olması ve zarara yol açan idari eylem ve işlemin hizmet kusurunu oluşturması gerektiğinin genel kabul görmüş yargısal içtihatlardan olduğu, somut olayda söz konusu koşulların gerçekleşmediği, ceza yargılamasını başlatan ve sonuçlandıran sürecin tamamen yargı yetkisinin alanıyla ilgili olduğu, başvuranın söz konusu yargılama sürecinden olumsuz etkilense dahi bu durum nedeniyle İdarenin hizmet kusurundan bahsedilemeyeceği, öte yandan başvuranın açıkta bulunduğu ve kamu görevinden ayrı kaldığı süre içerisinde şahsı ve ailesi tarafından çekilen elem ve ıstırap nedeniyle kendisi ve eşinin yaşadığını ileri sürdüğü sağlık sorunları rapor ile ortaya konulmadığından başvuranın iddialarına dayanak teşkil edecek bir delile ulaşılamaması sebebiyle başvuranın manevi tazminat ödenmesi talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
23) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ
tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi