|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın maaşından yapılan kesintinin yasal dayanağının kalmadığı ve bu nedenle kesintinin hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir. Elazığ İcra Müdürlüğü tarafından 08/10/2022 tarihinde haczin terkini yazısının gönderilmesi ve 13/10/2022 tarihinde tebellüğ edilmesi, kesintinin sebebinin ortadan kalktığını göstermektedir. Anayasa’nın 125. maddesi gereğince, idarenin hukuka aykırı işlemlerinden doğan zararları tazmin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Sonuç olarak, başvuranın maaşından yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği, ancak enflasyon farkının talebinin reddedildiği belirtilmiştir. Bu durum, idarenin hukuka uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulamakta ve hukukun üstünlüğü ilkesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. İdarenin, başvuranın zararını tazmin etmesi, hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/4295-S.23.7027
BAŞVURU NO : 2022/18899
KARAR TARİHİ : 04/04/2023
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
Enflasyon farkı ve yasal faiz talebi hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 16/12/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, Şehit Cuma Ortaokulunda öğretmen olarak görev yaptığını, Elazığ İcra Müdürlüğündeki bir
dosya nedeniyle maaş haczi kararı verildiğini, daha sonra bu haciz dosyasının kapatıldığını, görev yaptığı okulun icra dosyası kapatılmış olmasına rağmen 07.10.2022 tarihinde maaşına haciz uygulanacağını İcra
Müdürlüğüne bildirdiğini, İcra Müdürlüğünün de Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, 08.10.2022 tarihinde haczin durdurulması talimatı verdiğini ancak buna rağmen 15.10.2022 tarihinde maaş kesintisi yapıldığını belirterek ilgili paranın iadesini ve gecikme nedeniyle yasal faizi ayrıca enflasyon farkını da talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Elazığ Valiliği tarafından gönderilen – sayılı ve 07/02/2023 tarihli cevabi
yazıda; Elazığ İcra Müdürlüğünden 05/09/2022 tarihinde icra maaş değişikliklerinin işlendiği, bu nedenle işlem yapılmadığı, takip eden ay Müdürlük yazısı ile önce Elazığ icra müdürlüğüne, akabinde Defterdarlık muhasebe müdürlüğüne kesintinin yapılacağının bildirildiği, 15/10/2022 tarihinde maaşından bahse konu icra nedeniyle 1.998,48 TL kesinti yapıldığı, 08/10/2022 tarihinde Elazığ icra müdürlüğünden haczin terkini yazısı 13/10/2022 tarihinde geldiğinden maaşların da her ayın 7 sinde hesaplanmasından kesintinin durdurulamadığı ve kesintinin gerçekleştiği, başvuranın Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğüne müracaat ederek kesinti yapılan icra emanete düştüyse Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğünden resmi yazı alınarak
Müdürlüğe ibraz etmesi durumunda ödemenin yapılacağı ancak hiçbir yazının ulaşmadığı belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”
başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Vatandaşlar … kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5 inci maddesinin
birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) İcra İflas Kanununun “Kısmen haczi caiz olan şeyler” başlıklı 83 üncü maddesinde “Maaşlar,
tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. (Değişik: 12/4/1968
– 1045/1 md.) Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.”
6) 6098 Sayılı Borçlar Kanunun Borçlunun Temerrüdü başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası;
“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”, 6.1. 6098 Sayılı Borçlar Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”, 6.2. 6098 Sayılı Borçlar Kanunun “Aşkın Zarar” başlıklı 122 nci maddesinde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.”
7) 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 2 nci
maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, Hükümleri mevcuttur.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte
değerlendirilerek hazırlanan “Kısmi Tavsiye Kısmi Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9) Başvuran maaşından yapılan haciz kesintisinin yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesini ve enflasyon
farkının da verilmesini talep etmektedir.
10) Başvuranın maaşından yapılan kesinti icra dairesinin kararına dayandığı; ancak 08/10/2022 tarihinde
Elazığ icra müdürlüğünden haczin terkini yazısı yazıldığı ve 13/10/2022 tarihinde de tebellüğ edildiği anlaşıldığından başvuranın maaşından yapılan kesinti işleminin sebebinin ortadan kalktığı görülmektedir.
Bu nedenle söz konusu idari işlemin herhangi bir dayanağı kalmadığından sebep unsuru nedeni ile sakat olduğu değerlendirilmiştir.
11)Hukuk devletinin gereklerinden birinin idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.
12) Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.1998 tarih, 1997/34 Esas ve 1998/79 Karar numaralı kanunî faize ilişkin
kararında; “Faiz, kişi veya kurumların kullanımına terk ve tahsis edilen nakdî sermayeye karşılık sermaye sahibi lehine oluşan medenî bir “semere” veya “ivaz”dır. Ayrıca alacaklının zararını karşılama işlevi olan, edimini taahhüdüne uygun biçimde süresinde; muaccel borcunu vadesinde ödemeyen borçlunun, bu süreden yararlanmış olma sonucu alacaklı lehine doğan nakdî bir ödentidir. Kaynağı, asıl alacağın kaynağını oluşturan, hukukî işlem, hukukî fiil veya kanundur. Asıl alacağa bağlı olarak doğan fer’i bir haktır.” olduğu, 27/9/1988 tarih ve E.1988-7,K.1988-27 sayılı kararında faizi “Bilindiği gibi faiz; ekonomik açıdan, “paranın fiatı”dır. Herhangi bir kimse, kendisine ait olmayan bir parayı, hangi isim altında olursa olsun, belli bir süre kullandığı paranın asıl sahibine “faiz” ödemek zorundadır.” şeklinde tanımladığı görülmektedir.
13) Hukukumuz bakımından anapara faizi ve temerrüt faizi olmak üzere iki tür faiz bulunmaktadır. Anapara
faizi henüz temerrüde düşmeden ödenmesi lazım gelen faiz olup, kredili, vadeli veya taksitli satışlarda söz konusu olur ve temerrüde düşmeden ‘vade farkı’ adı altında alınmaktadır. Temerrüt Faizi diğer adıyla geçmiş günler faizinin tanımı ise 3095 sayılı Kanun’un 2 inci maddesinde borcunu vadesinde ödemeyerek temerrüde düşen borçlunun ödemesi gereken bedel olarak tanımlanabilir.
14) Söz konusu açıklamalar neticesinde bir dönem mahrum kalınan parasal faydanın elde edildiği dönemde
oluşan değer kaybının temerrüt faizi (yasal faiz oranı) ile ödenmesi esastır. Aşkın zarar olarak ifade edilen temerrüt faizi ile tazmin edilemeyen kısmın hesaplanabilmesi için enflasyon oranlarının dikkate alınacağı ya da yabancı para borçlarında kur farkı ile söz konusu zararların tazmin edilmesi mümkündür. Ancak söz konusu düzenleme özel hukuk sözleşmelerinde söz konusu olup borçlar kanununun “aşkın zarar” başlıklı
122 nci maddesinde düzenlenmiştir.
15) İdare hukukunda idari kurallar mevcut olup, yapılacak işlemler ilgili mevzuat düzenlemeleri ile
belirlenmektedir. Bu yönü ile özel hukuk düzenlemelerinden ayrılmaktadır. Başvuran da bulunduğu statü gereği idare hukukuna tabi olup söz konusu maaş ödemesi de bu alanda yapılan mevzuat düzenlemelerine göre hesaplanarak yapılmaktadır. Bu nedenle başvurana yapılan maaş ödemesinin yanlış hesaplanmasından kaynaklanan eksik ödemeden kaynaklı parasal değer farkının yasal faiz oranı ile istenebileceği, enflasyon farkı hesaplamasının yapılamayacağı değerlendirilmiştir.
16) Yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın haczin terkini nedeni ile maaşından yapılan kesintinin
sebebinin ortadan kalktığı bu nedenle yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği, ancak enflasyon farkının verilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği, ancak şikâyet konusu olayda “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine aykırı davrandığı anlaşıldığından, idarenin bundan böyle bu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından
reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Elazığ İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Haczin terkini sebebi ile maaşından yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte başvurana ödenmesi yönünde
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Başvuranın enflasyon farkı talebinin REDDİNE, Kararın Başvurana ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Milli Eğitim
Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi