8. Daire  2011/4319 E.  2015/7685 K.

İstemin Özeti : Bursa 2. İdare Mahkemesinin 29.09.2010 gün ve E:2008/816, K:2010/600 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi :

Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava, davacının 21.07.2005 gününde davalı belediyece işletilen plajda, yine belediyece yapılan beton set şeklindeki dalgakırandan denize atlamaya çalışırken, arkadaşının itmesi sonucu, dengesiz bir şekilde düşmesi üzerine kuma çakılıp, boyundan aşağısının felç olmasına ilişkin olayda idarenin hizmet kusurunun olduğu öne sürülerek 1.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihiden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacının felç olmasına yolaçan olayda kendisini iten arkadaşına karşı Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2007- 727 esas numarasında açılan tazminat davasında yer alan bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde idareye yüklenilen bir kusurun tesbit edilmediği gibi, dosyadaki tanık ifadelerinde tazminata konu zararın arkadaşının kendisi itmesi üzerine meydana geldiği, dolayısıyla idarenin zararın meydana gelmesinde herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varıldığı, davacının hizmet kusurunu dayandırdığı sözkonusu sahilde gerekli ikaz tabelalarının bulunup bulunmamasının, zararın meydana gelmesinde belirleyici bir unsur olmadığı gibi zararın meydana gelmesinde temel etkenin davacıyı denize arkadaşının itmesi olayı oluşturduğundan, davacının bu yöndeki iddialarına itibar edilmediği, bu durumda, davacının felç olmasına yol açan olayda idareye yüklenebilecek her hangi bir hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işleminden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

İdarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren kurumlardan biri hizmet kusuru olup genel olarak bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişinde aksaklık ve bozukluk olarak ifade edilmektedir.

İdarenin hukuki sorumluluğunun bir sonucu olan tam yargı davalarındaki amaç, idarenin bir eylemi ya da işlemi nedeni ile uğranılan zararın giderilmesidir. Bu türden bir uyuşmazlık çözümlenirken kesin ve gerçek bir zarar oluşup oluşmadığı ve bu zararın idari hizmetin eksik ya da kusurlu işlemesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. İlgilisinin, zararın varlığını, nedenleri ve miktarı ile birlikte belgeleyerek ortaya koyması gereği tam yargı davasının ön koşuludur.

Dosyanın incelenmesinden, zarara neden olayın gerçekleşmesinden sonra davacının tedavisinin sürdüğü ve davacı tarafından kendini iten şahsa karşı Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2007/727 sayılı dosyasıyla tazminat davası açıldığı, bu davada kusur oranının tespiti için yaptırılan bilirkişi incelemesine ilişkin 24.11.2010 günlü Bilirkişi Kurulu Raporunda; kusur durumunun tespit edilemediği, bunun için konusunda uzman bir bilirkişinin görevlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği; adli yargı yerinde davalı belediye yönünden görevsizlik kararı verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İdare Mahkemesince; yukarıda değinilen 24.11.2010 günlü bilirkişi raporunda, davalı idareye herhangi bir kusur atfedilmediği gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de sözkonusu olayda kusur durumunun tespiti bakımından aynı adli yargı yerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan 27.11.2014 günlü raporda da; davalı belediyenin, tasarrufu altındaki bu plajda beton set üstünden denize atlanmasının önlenmesi, bu bağlamda gerekli uyarıların yapılması, ayrıca da yeterli biçimde gözetim ve denetimle, tehlikeli olacak davranışlarda bulunanların uyarılmalarının gerektiği, eğer bu kısımda denize atlanmaması gerektiği konusunda uyarı olsaydı, olay tarihinde 17 yaşında olan davacının atlamayabileceği, belde halkının korunması ve bilgilendirilmesi gerektiği, bu yönleriyle davalı belediyenin birinci derecede ve ağırlıklı biçimde %80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmektedir.

Davacının, denize itilmesi sonucu felç olması olayında, davacının ve iten şahsın kusurlu olduğu tartışmasızdır. Ancak, belediyece işletildiği anlaşılan plajda yine belediyece yapılan beton setten tehlikeli atlayışların önlenmesi ve denetlenmesi, ilgili idarenin üstlendiği kamu hizmetinin doğal sonucudur.

Söz konusu beton setin tehlike arz edecek biçimde yapıldığı ve bu bölgede denizin sığ olması nedeniyle buradan denize atlayışların belediyece önlenmediği, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmayarak, halkın bilinçlendirilmediğinin tespiti halinde, meydana gelen olayda, davacının kusuru yanında davalı idarenin de üstlendiği kamu hizmetini kusurlu işlettiğinin kabulü ile belirlenecek ortak kusur oranına göre tazminatla sorumlu tutulması gerekir.

Bu durumda, dosya içinde bulunan ve adli yargı yerlerince yaptırılmış olan bilirkişi raporları da dikkate alınarak gerek beton setin yapımı gerekse güvenlik önlemlerinin olup olmamasına göre belirlenecek kusur durumuna göre karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçe ile davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; Bursa 2. İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 17.09.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


ÖZET: Bursa 2. İdare Mahkemesi’nin 29.09.2010 tarihli kararı, davacının felç olmasına neden olan olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak, Danıştay Sekizinci Dairesi, bilirkişi raporlarına dayanarak, davalı belediyenin plajda gerekli güvenlik önlemlerini almadığını ve dolayısıyla %80 oranında kusurlu olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle, İdare Mahkemesi’nin kararının hukuken isabetsiz olduğu belirtilerek, kararın bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmesi için mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.