ÖZET: Bu karar, başvuranın kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin yürütmesinin durdurulması talebi üzerine verilmiştir. Tokat İdare Mahkemesi, 30/11/2022 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı vermiş, bu karar daha sonra Samsun Bölge İdare Mahkemesi tarafından da onaylanmıştır. Ancak, İçişleri Bakanlığı, mahkeme kararını uygulamamış ve başvuran göreve iade edilmemiştir. Anayasa ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, idarelerin mahkeme kararlarına uymakla yükümlü olduğunu ve bu kararların uygulanmasının geciktirilemeyeceğini belirtmektedir.

Mahkeme kararlarının uygulanması, hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. İdarelerin, mahkeme kararlarını herhangi bir gerekçe ile uygulamaktan imtina etme hakkı bulunmamaktadır. Bu durum, bireylerin devlete olan güvenini zedeleyebilir ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırıdır. Dolayısıyla, başvuranın mahkeme kararının uygulanması talebinin yerine getirilmemesi, hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, İçişleri Bakanlığına, mahkeme kararının gereğinin ivedilikle uygulanması tavsiye edilmiştir. İdarenin bu tavsiyeye uymaması durumunda, başvuranın yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/6715-S.23.11070

BAŞVURU NO : 2023/2135

KARAR TARİHİ : 02/06/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

Mahkeme Kararının Uygulanması Hk.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 09/02/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, sicil numaralı polis memuru olarak Tokat İl Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35’inci maddesi uyarınca, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin 27.07.2022 tarih ve sayılı işlemin yürütmesinin durdurulması talebiyle Tokat İdare Mahkemesinde yürütmeyi durdurma talepli dava açmış olup 30/11/2022 tarih ve Esas numaralı karar ile anılan Mahkeme tarafından Yürütmeyi Durdurma Kararı verilmiştir. İdare tarafından söz konusu yürütmeyi durdurma kararına itiraz edilmiş ve ardından Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi tarafından 22/12/2022 tarih ve Y.D. İtiraz No: Sayılı Karar ile Yürütmeyi Durdurma Kararına yapılan itiraz reddedilmiştir. Başvuran, mahkeme kararının uygulanmasını ve göreve iadesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. İçişleri Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 14/03/2023 tarihli ve sayılı yazısında; özetle, “Yürütmenin Durdurulmasına” karar verildiği, bahse konu kararın uygulanması noktasında işlemlerin devam ettiği, bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

“Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinin ilk fıkrasında; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.”, 52 nci maddesinde; “1. (Değişik fıkra: 05.04.1990 – 3622 S.Kanun/Madde 21) Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz.

Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (Ek cümle: 10.06.1994 – 4001 S.Kanun/Madde 22) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27 nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü ve tavsiyede bulunulması yönünde öneri, Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran, kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin 27.07.2022 tarih ve sayılı işlemin yürütmesinin durdurulması talebiyle Tokat İdare Mahkemesinde yürütmeyi durdurma talepli dava açmış olup 30/11/2022 tarih ve Esas numaralı karar ile anılan Mahkeme tarafından Yürütmeyi

Durdurma Kararı verilmiştir. İdare tarafından söz konusu yürütmeyi durdurma kararına itiraz edilerek istinaf kanun yoluna taşınması ardından Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi tarafından 22/12/2022 tarih ve Y.D. İtiraz No: Sayılı Karar ile Yürütmeyi Durdurma Kararına yapılan itiraz reddedilmiştir. Başvuran, bahse konu mahkeme kararının davalı İçişleri Bakanlığına tebliğ edildiğini ancak göreve iade edilmediğini belirterek mahkeme kararının uygulanmasını talep etmektedir.

8. Kurumumuza sunulan bilgi ve belgelerden; başvuranın ihraç işleminin iptaline ilişkin Tokat İdare

Mahkemesine başvurduğu, 30/11/2022 tarih ve Esas numaralı karar ile anılan Mahkeme tarafından Yürütmeyi Durdurma Kararı verildiği; davalı İdare tarafından söz konusu Yürütmeyi Durdurma

Kararına itiraz edildiği ve neticesinde Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi tarafından

22/12/2022 tarih ve Y.D. İtiraz No: Sayılı Karar ile Yürütmeyi Durdurma Kararına yapılan itirazın reddedildiği görülmektedir.

9. Anayasamızın 188 inci maddesi ile 2577 sayılı Kanun, idareleri mahkeme kararlarına uymakla yükümlü kılmakta, idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceğini ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceğini hüküm altına almaktadır. Dolayısıyla, hiçbir idare ilk derece ve/veya temyiz mahkemelerinin kararlarını uygulamaktan herhangi bir gerekçe ile imtina etme hakkını haiz değildir.

10. Anayasa Mahkemesinin 27/09/2012 tarihli, E:2012/22, K:2012/133 sayılı kararındaki; “Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkeme kararlarının uygulanması, hukuk devleti ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan hukuka bağlı idare anlayışının gereğidir. Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında, ‘Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.’ denilmektedir. Bu hükme göre, kamu görevlileri de mahkeme kararlarını yerine getirmek zorunda olup, bu konuda seçim hakları bulunmamaktadır. Kaldı ki, mahkeme kararlarını kasten yerine getirmeyen memur ve diğer kamu görevlilerinin eylemleri suç oluşturmaktadır.” hükmü de idarelerin mahkemelerin ilk derece, istinaf, temyiz gibi seviyelerdeki kararları arasında herhangi bir fark gözetmeden, tüm mahkeme kararlarının hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkeleri gereği uygulanması gereğini vurgulamaktadır.

11. Anayasa Mahkemesinin 02/10/2014 tarihli ve E:2014/149, K: 2014/151 sayılı kararında da; “Günümüz modern hukuk devletinde, kamu yararını gerçekleştirmek için kamu gücünü kullanma yetkisine sahip olan idarenin, hukuk kurallarıyla bağlı kalmasının sağlanmasında, bağımsız yargı organlarınca denetimi büyük öneme sahiptir. Yargı denetimi, yönetilenlerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, yönetenlerin ise hukuka uygun davranması için zorunlu bir koşul olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, hukuk devletinde yargı denetiminden vazgeçilemez. Ancak, hukuk devletinden söz edebilmek için idarenin bağımsız yargı organlarınca denetimi yeterli olmayıp, aynı zamanda idari yargı organlarınca verilen kararların idare tarafından uygulanması da gerekmektedir. İşte bu nedenle, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyecekleri, bunların yerine getirmesini geciktiremeyecekleri, Anayasal bir kural olarak öngörülmüştür. Modern bir hukuk devletinde en üst sözleşme niteliğindeki Anayasa kuralları, buyurucu ve bağlayıcı temel hukuk kurallarıdır. Anayasa kurallarının gereği olarak, mahkeme kararlarının geciktirilmeksizin ve aynen yerine getirilmesi; doğru, haklı gibi niteliklere sahip olması koşulu aranmaksızın, yalnızca yargı kararı oldukları için zorunludur.

İnsan hak ve özgürlüklerini, sosyal adaleti, toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve güvence altına almayı amaçlamış demokratik bir hukuk devletinde, Anayasa ve hukuk kurallarına rağmen bir yargı kararının yerine getirilmemesi, söz konusu hukuki düzenlemeleri kağıt üzerinde bırakacak ve değersiz kılacaktır. Başta, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, kanunların bağlayıcılığı ve hukukun üstünlüğü değerleri etrafında şekillenen hukuk devleti ilkesinin gerekleri arasında, en başta idarenin işlemlerinin yargısal denetimi ve bu denetim sonucunda özellikle yargı kararlarının uygulanması, vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi’nin 27.9.2012 Tarihli ve 2012/22 Esas, 2012/133

Karar sayılı Kararında da vurgulandığı gibi; Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkeme kararlarının uygulanması, “hukuk devleti” ilkesi

ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan “hukuka bağlı idare” anlayışının bir gereğidir. Danıştay’ın istikrar kazanan kararlarında da, Anayasa’nın 2. maddesinde ye alan “hukuk devleti” ilkesinin doğal sonucu olarak, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ile idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyecekleri ve bunların yerine getirmesini geciktiremeyecekleri; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde ise, idarenin, mahkemenin esas ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu vurgulanmıştır. Türk hukuk doktrininde, hukuk devleti tanımlarının ortak noktasını, üstün devlet kudretinin zorlayıcılığına karşı bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, kamu kudretinin sınırlandırılması ve denetlenmesi oluşturmaktadır. Ayrıca, hukuk devleti ilkesini gerçekleştirmenin en etkili araçlarından birisi, idarenin işlemlerine karşı açılan iptal davaları olduğu kabul edilmekte olup; gerçek bir hukuk devletinde yargı kararlarının uygulanmamasından söz edilebilmesi mümkün olmadığı gibi, yargı kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunun belirtilmesine de gerek bulunmamaktadır. Mahkeme kararlarının uygulanması, “hukuk devleti” ilkesinin doğal bir sonucudur.” değerlendirmeleriyle, mahkeme kararlarının uygulanmasının hukuk devleti olmanın olmazsa olmazı olduğu, idarelerin mahkeme kararlarının herhangi bir gerekçeyle uygulamamalarının hukuk devletine duyulan güveni zedeleyeceği belirlenmiştir.

12. Bireylerin, Devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmelerinin ön koşulu, hukuk güvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir düzenin varlığıdır. Hukuk güvenliğinin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulması yeterli olmayıp yargı mercileri tarafından verilen kararların gecikmeksizin uygulanması da gerekir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğu yapılan yargısal denetim neticesinde tespit edilmesine rağmen işlemin iptali yönündeki yargısal kararın uygulanmaması, Devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulmasını anlamsız hâle getirir. Zira hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğü sadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil, bunların tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasını sağlayacak etkili tedbirlerin alınması hukuk devletinin asgari gereklerindendir.

13. Başvuru konusu olayda; Başvuran, kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin 27.07.2022 tarih ve sayılı işlemin yürütmesinin durdurulması talebiyle Tokat İdare Mahkemesinde yürütmeyi durdurma talepli dava açmış olup 30/11/2022 tarih ve Esas numaralı karar ile anılan Mahkeme tarafından

Yürütmeyi Durdurma Kararı verilmiştir. İdare tarafından söz konusu yürütmeyi durdurma kararına itiraz edilerek istinaf kanun yoluna taşınması ardından olup başvuran tarafından mahkeme kararının uygulanmasını talep etmektedir.

14. Davalı İçişleri Bakanlığının söz konusu karara itirazı Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava

Dairesinin 22/12/2022 tarih ve Y.D. İtiraz No: Sayılı Kararı ile reddedilmiştir. İdare tarafından, başvuran hakkındaki yürütmeyi durdurma kararın uygulanmasına ilişkin işlemlerin devam ettiği ifade edilmiş olmakla birlikte, 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ilk fıkrasında Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğuna ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceğine hükmedilmiş olduğu, ancak başvuran hakkındaki gerek ilk derece gerekse Bölge İdare Mahkemesi kararlarına rağmen

İdarece henüz bir işlem tesis edilmediği anlaşılmış olup, yukarıda izah edildiği üzere mahkeme kararının gereğini yerine getirmek İdare için anayasal bir yükümlülük olduğundan hiçbir şekilde bu kararların uygulanmasının geciktirilemeyeceği değerlendirilmektedir.

15. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın mahkeme kararının uygulanması talebinin İdare tarafından yerine getirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup görevli idari yargı yerlerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 22/12/2022 tarih ve Y.D. İtiraz No:

Sayılı Kararı ile Tokat İdare Mahkemesinin 30/11/2022 tarih ve Esas numaralı kararlarının gereklerinin ivedilikle uygulanması için İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

İÇİŞLERİ BAKANLIĞINCA bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın başvurana ve gereği için İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi