ÖZET: Bu karar, başvuranın görevine son verilmesi yönündeki idari işlemin iptali için açtığı davada, Van 4. İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararının ve Erzurum Bölge İdare Mahkemesi’nin onama kararının uygulanmaması üzerine alınmıştır. Anayasa’nın 138. maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, idarelerin mahkeme kararlarına uymakla yükümlü olduğunu belirtmektedir. İdarelerin, mahkeme kararlarını geciktirmeden uygulama zorunluluğu, hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Mahkeme kararlarının uygulanmaması, hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğü açısından ciddi sorunlar doğurmakta, bireylerin devlete olan güvenini zedelemektedir.

Kararda, idarenin mahkeme kararına uymadığı ve bu durumun hizmet kusuruna yol açtığı sonucuna varılmıştır. İdarenin, mahkeme kararlarını yerine getirmemesi, kamu görevlilerinin sorumluluğunu artırmakta ve bu eylemler suç teşkil etmektedir. Sonuç olarak, başvuranın göreve iadesinin yapılması gerektiği belirtilmiş, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne mahkeme kararına uyulması yönünde tavsiyede bulunulmuştur. Bu durum, hukuk devletinin gereklilikleri ve bireylerin haklarının korunması açısından önem taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/4291-S.23.7022

BAŞVURU NO : 2023/3383

KARAR TARİHİ : 04/04/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Mahkeme Kararının Uygulanması Talebi

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 10/03/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran Van İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmaktayken 07.01.2021 tarihinde bakan oluruyla ihraç edildiğini, idare mahkemesine iptal davası açtığını, 08.10.2021 tarihinde iptal davasını kazandığını, kararın 03.11.2022 tarihinde istinaf mahkemesinde onandığı, aradan geçen zamana rağmen İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün iade kararını uygulamadığını belirterek göreve iadesini talep etmektedir

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 28/03/2023 tarihli cevabi yazısı ve eklerinde özetle; Başvuranın 07.01.2021 tarihinde kamu görevinden çıkarılması işleminin iptali talebiyle açmış olduğu davada; Van 4. İdare Mahkemesince 08.10.2021 tarih ve E: / – K: / sayılı “Dava Konusu

İşlemin İptaline” ilişkin iptal karar verildiği, İstinaf Mahkemesine yapılan itiraz sonucunda; Erzurum Bölge

İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince 03.11.2022 tarih ve E: / -K: / sayılı “İdare

İstinaf İsteminin Reddine” kararı verildiği bahse konu kararın uygulanması noktasında işlemlerin devam ettiği belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasasının 3.1.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.2. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin dördüncü fıkrasında: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde;

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. İdari Yargılama Usulü Kanununun “kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.

Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.

Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.”

Hükümleri mevcuttur.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; İdarece mahkeme kararının uygulanması yönünde Tavsiye Kararı verilmesi yönünde öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran görevine son verilmesi hususunda idare tarafından yapılan işleme karşı İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararının yerine getirilmesini ve göreve atanmayı talep etmektedir.

8. Başvuran hakkında görevine son verilmesi yönünde tesis edilen idari işlemin Van 4. İdare

Mahkemesinin 08.10.2021 tarih ve K: / sayılı kararı ile iptal edildiği, yapılan istinaf üzerine; Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince 03.11.2022 tarih ve K: / sayılı kararı ile idare mahkemesince verilen kararın onandığı görülmüştür. Bu tarihe kadar da idare tarafından kararın halen yerine getirilmediği anlaşılmıştır.

9. Anayasamızın 138 inci maddesi ile 2577 sayılı Kanun, idareleri mahkeme kararlarına uymakla yükümlü kılmakta, idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceğini ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceğini hüküm altına almaktadır. Dolayısıyla, hiçbir idare ilk derece ve/veya temyiz mahkemelerinin kararlarını uygulamaktan herhangi bir gerekçe ile imtina etme hakkını haiz değildir.

10.Anayasa Mahkemesinin 27/09/2012 tarihli, E:2012/22, K:2012/133 sayılı kararındaki; “Anayasa’nın 2.

maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkeme kararlarının uygulanması, hukuk devleti ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan hukuka bağlı idare anlayışının gereğidir. Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında, ‘Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını

hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.’ denilmektedir. Bu hükme göre, kamu görevlileri de mahkeme kararlarını yerine getirmek zorunda olup, bu konuda seçim hakları bulunmamaktadır. Kaldı ki, mahkeme kararlarını kasten yerine getirmeyen memur ve diğer kamu görevlilerinin eylemleri suç oluşturmaktadır.” hükmü de idarelerin mahkemelerin ilk derece, istinaf, temyiz gibi seviyelerdeki kararları arasında herhangi bir fark gözetmeden, tüm mahkeme kararlarının hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkeleri gereği uygulanması gereğini vurgulamaktadır.

11. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkeme kararlarının uygulanması, “hukuk devleti” ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan “hukuka bağlı idare” anlayışının bir gereğidir. Danıştay’ın istikrar kazanan kararlarında da, Anayasa’nın 2. maddesinde ye alan “hukuk devleti” ilkesinin doğal sonucu olarak, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ile idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyecekleri ve bunların yerine getirmesini geciktiremeyecekleri; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde ise, idarenin, mahkemenin esas ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu vurgulanmıştır.

12. Türk hukuk doktrininde, hukuk devleti tanımlarının ortak noktasını, üstün devlet kudretinin zorlayıcılığına karşı bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, kamu kudretinin sınırlandırılması ve denetlenmesi oluşturmaktadır. Ayrıca, hukuk devleti ilkesini gerçekleştirmenin en etkili araçlarından birisi, idarenin işlemlerine karşı açılan iptal davaları olduğu kabul edilmekte olup; gerçek bir hukuk devletinde yargı kararlarının uygulanmamasından söz edilebilmesi mümkün olmadığı gibi, yargı kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunun belirtilmesine de gerek bulunmamaktadır. Mahkeme kararlarının uygulanması, “hukuk devleti” ilkesinin doğal bir sonucudur.” değerlendirmeleriyle, mahkeme kararlarının uygulanmasının hukuk devleti olmanın olmazsa olmazı olduğu, idarelerin mahkeme kararlarının herhangi bir gerekçeyle uygulamamalarının hukuk devletine duyulan güveni zedeleyeceği belirlenmiştir.

13. Bireylerin, Devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmelerinin ön koşulu, hukuk güvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir düzenin varlığıdır. Hukuk güvenliğinin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulması yeterli olmayıp yargı mercileri tarafından verilen kararların gecikmeksizin uygulanması da gerekir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğu yapılan yargısal denetim neticesinde tespit edilmesine rağmen işlemin iptali yönündeki yargısal kararın uygulanmaması, Devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulmasını anlamsız hâle getirir. Zira hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğü sadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil, bunların tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasını sağlayacak etkili tedbirlerin alınması hukuk devletinin asgari gereklerindendir.

14. İdarenin hizmet kusuru, verilen hizmetin geç işlemesi hiç işlememesi veya gerektiği gibi işlememesi sebeplerinden oluşmakta olup, bu nedenle tazminat sorumluluğu da doğabilmektedir. Mahkeme kararının yerine getirilmemiş olması mevzuata aykırılığın yanı sıra hizmetin hiç işlememesi nedeniyle idarenin kusurlu sorumluluğunu da ortaya çıkarmaktadır.

15. Yukarıda anlatılan hususlar neticesinde; idareden istenen bilgi ve belge cevabı da dikkate alınarak idare tarafından mahkeme kararına uyulmadığı, bu nedenle hizmet kusurunun ortaya çıktığı, mahkeme kararı nedeniyle başvuranın göreve iadesinin yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idare tarafından bu ilkelere uyulmadığı yönünde bir kanaate varılmamıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Mahkeme kararına uyulması yönünde EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE

BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemlerin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna

Kararın BAŞVURANA ve EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TEBLİĞİNE, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi