|
ÖZET: Bu karar, başvuranın, Ankara 7. İdare Mahkemesi tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararına rağmen göreve başlatılmaması üzerine yapılan başvurunun incelenmesine ilişkindir. Başvuran, 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmış, ardından mahkemeye başvurarak yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir. Mahkeme, başvuranın çalışma hakkına ölçüsüz müdahale olacağına ve telafisi güç zararlara yol açabileceğine karar vererek yürütmeyi durdurmuştur.
İdarenin, mahkeme kararını uygulamaması, Anayasa’nın 138. maddesi gereğince hukuka aykırıdır. İdare, mahkeme kararlarına uymakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğün ihlali, adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurur. Sonuç olarak, başvuranın göreve başlatılması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, idarenin mahkeme kararlarını gecikmeksizin yerine getirmesi gerektiğini vurgulamaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/1301-S.22.2003
BAŞVURU NO : 2021/20506
KARAR TARİHİ : 28/01/2022
TAVSİYE KARARI
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararı gereğince göreve başlatılma talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 01/12/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda, özetle; Ankara İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis
memuru olarak görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarıldığını, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İç İşleri Bakanlığı’nın 07/07/2021 tarih ve 2021/10 sayılı işleminin yürütmesinin durdurulmasına ve iptaline karar verilmesi istemiyle Ankara 7. İdare Mahkemesine dava açtığını, söz konusu mahkemece 16/09/2021 tarihinde yürütmesinin durdurulması kararı verildiğini, yürütmesinin durdurulması kararına ilişkin Emniyet
Genel Müdürlüğünce Bölge İdare Mahkemesine yapılan itirazın da reddedildiğini, ancak söz konusu mahkeme kararının uygulanmadığını belirterek, yürütmeyi durdurma kararının uygulanarak polis memuru olarak görevine iade edilmeyi veya maaşının ödenmeye başlatılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Emniyet Genel Müdürlüğünün 30/12/2021 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde, özetle,
başvuranın Ankara Emniyet Müdürlüğü kadrosunda Polis Memuru olarak görev yapmakta iken hakkında Polis Başmüfettişlerince FETÖ/PDY ile irtibatlı/iltisaklı olması sebebiyle düzenlenen araştırma raporu sonucunda 7145 sayılı Kanunun 26 inci maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Geçici
35 inci madde kapsamında 07.07.2021 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığı ve 10.07.2021 tarihinde
ilişiğinin kesildiği, başvuranın bu işlemin iptali talebiyle İdare aleyhine açmış olduğu davada; Ankara 7. İdare Mahkemesince 16.09.2021 tarihli ve sayılı “Yürütmenin Durdurulmasına” kararı verildiği, bahse konu kararların uygulanması noktasındaki işlemlerin devam ettiği ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
/
3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;
3.1) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
3.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü
ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
3.3) “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden
doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
3.4) “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme
organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin
birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci
maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasında, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (…) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.”
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
6) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü
yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7) Başvuran, bir numaralı paragrafta belirtildiği üzere Ankara 7. İdare Mahkemesinin Yürütmeyi
Durdurma Kararına göre göreve başlatılmayı talep etmektedir.
8) Başvuru konusu incelendiğinde, başvuranın Ankara Emniyet Müdürlüğü kadrosunda polis memuru
olarak görev yapmakta iken 7145 sayılı Kanunun 26 inci maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Geçici
35 inci madde kapsamında 07.07.2021 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığı, akabinde söz konusu
ihraç işlemine yürütmeyi durdurma istemli iptal davası açtığı, Ankara 7. İdare Mahkemesince
16.09.2021 tarihli ve sayılı “Yürütmenin Durdurulmasına” kararı verildiği, söz konusu
mahkeme kararı gereğince göreve başlatılmaması nedeniyle bakılan başvurunun yapıldığı anlaşılmaktadır.
9) Başvuran hakkında verilen Ankara 7. İdare Mahkemesinin 16/09/2021 tarihli ve
sayılı kararında; “Bu durumda, eski polis memuru olan iki kişinin ifadelerinde adı geçen davacı hakkında; Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca yukarıda anılan karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması; Emniyet Mahrem Yapılanması kapsamında EGM personelinin FETÖ/PDY üyeleri tarafından fişlendiği Güncel Liste kodunda davacının “17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş ve kazanılması zor olan kişi” manasındaki SCD olarak kodlanmış bulunması; dosya kapsamında davacının 17/25 Anlık sürecinden sonra örgüt ile doğrudan ya da dolaylı irtibat veya iltisaklı bulunduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belge bulunmuyor olması; davacı hakkında açık soruşturma ve kovuşturma kaydının bulunmaması, kapalı kovuşturma dosyasının işbu dava konusu işlemle ilgisinin olmaması (kaldı ki bu dosyada da beraat yönünde hüküm kurulması), davacının adının geçtiği ifadelere ilişkin yukarıda ulaşılan sonuç bir bütün olarak beraberce değerlendirildiğinde, davacı hakkında anılan Yasa maddesinde öngörülen değerlendirmeye varan takdir yetkisinde ve bu takdir yetkisi çerçevesinde bağlı yetki ile tesis olunan davaya komi işlemde hukuka uyarlık bulunduğunun kabulüne imkân olmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, dava konusu işlemin kamu görevinin sonlandırılmasına ilişkin bulunması nedeniyle, uygulanmasına devam olunması halinde, davacının çalışma hakkı bakımından ölçüsüz bir müdahaleye maruz kalacağı ve bu durumun şahsı nezdinde telafisi güç zararlara yol açacağı tabiidir. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, (…) 16/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” denilmektedir.
10) Kararın “İlgili Mevzuat” kısmında yer verilen düzenlemelere göre; yasama ve yürütme organları ile
idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği açıkça belirtilmiştir.
11) Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E.2009/27, K.2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın
36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır.” ifadeleri kullanılmıştır.
12) Anayasa’nın 138 inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idarenin
sorumlu tutulduğu görülmektedir. Öte yandan İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğunun da devam edeceği bir gerçektir. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararından; Anayasanın 36 ncı maddesinde yer alan ‘hak arama hürriyeti’nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı anlaşılmakta olup, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanması yargılama sürecinin devamı niteliğinde görülerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirildiği görülmektedir.
13) Somut olayın değerlendirilmesi neticesinde, söz konusu Mahkemenin “(…) Açıklanan nedenlerle;
hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin, uygulanması halinde telafisi güç zararlar
doğabileceğinden 2577 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, (…)” kararı neticesinde, İdarenin başvuranı göreve başlatması gerekirken göreve başlatmadığı, İdarenin söz konusu mahkeme kararını makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı değerlendirilmiştir.
14) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Ankara 7. İdare Mahkemesince “(…) Açıklanan
nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, (…)” kararı neticesinde başvuranın göreve başlatılması gerektiği, zira Anayasa’nın
138 inci maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28 inci maddelerinde yargı
kararlarına uyma zorunluluğunun açıkça belirtildiği, söz konusu düzenlemeler gereğince İdarenin idari yargı organlarınca verilen kararların icaplarına göre, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu dikkate alındığında mahkeme kararının verildiği 16/09/2021 tarihinden bu zamana kadar mahkeme kararı gereğince göreve başlatılması gerekirken başlatılmamasının makul olmadığı, İdarenin söz konusu mahkeme kararını makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı değerlendirildiğinden söz konusu mahkeme kararı gereğince başvuranın göreve başlatılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
15) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler süresi içinde gönderildiğinden ve Gönderme Kararımız üzerine hem başvurana hem de Kurumumuza kısa sürede cevap verdiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket edildiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci
fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Ankara 7. İdare Mahkemesinin 16/09/2021 tarihli ve sayılı kararı gereğince başvuranın göreve başlatılması yönünde EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın Başvurana ve EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Emniyet
Genel Müdürlüğünce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi