ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kendisine hükmedilen 4.745,45 TL yasal vekalet ücretinin ödenmemesi nedeniyle mağduriyetinin giderilmesini talep ettiği belirtilmektedir. İdarenin, mahkeme kararlarını yerine getirme yükümlülüğü Anayasa’nın 138. maddesi gereğince açıkça vurgulanmış, idarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda hukuka aykırılık oluşacağı ifade edilmiştir.

Mahkeme kararlarının uygulanmaması, adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiş ve bu durumun hizmet kusuru olarak kabul edileceği belirtilmiştir. İdarenin, mahkeme kararlarını geciktirmeden uygulaması gerektiği, aksi takdirde sorumluluğunun devam edeceği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, başvurunun kabulüne karar verilmiş ve İçişleri Bakanlığı’na, mahkeme kararının yerine getirilmesi için makul sürede işlem tesis etmesi tavsiye edilmiştir. Bu karar, idarenin hukuka uygun hareket etmesi gerektiğini ve yargı kararlarının uygulanmasının önemini ortaya koymaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/11313-S.21.18217

BAŞVURU NO : 2021/7478

KARAR TARİHİ : 05/08/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

Başvuranın mahkeme tarafından hükmedilen vekalet ücretinin

BAŞVURUNUN KONUSU :

ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 08/04/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza Av. tarafından yapılan şikayet başvurusunda özetle; Şırnak

Valiliği tarafından müvekkili aleyhine Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan

/ E. sayılı davada mahkeme tarafından lehlerine karar verildiğini, mahkemece hükmedilen 4.745,45 TL yasal vekalet ücretinin ödenmesi için Hakkari İcra Dairesinde / esas sayılı icra takip dosyası açıldığını, icra dairesi tarafından yapılan tebligatlara cevap alamadıklarını ve taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek ilgili idare tarafından vekalet ücretinin ivedilikle ödenerek mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkında 30/04/2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge talep yazısıyla

İçişleri Bakanlığından başvuruya ilişkin bilgi-belge talep edilmiş olup, ilgili idarenin 17/06/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde; 2.1. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü kayıtlarında yapılan incelemede; vekili Av. ‘ın Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesinin E. / ve K. / sayılı

kararı ile 4.757,45 TL ilamlı vekalet ücretinin ödenmesi talebiyle Hakkari İcra Dairesinin

/ Esas sayılı İcra Emrinin Genel Müdürlük evrak kaydına 17/12/2020 tarihinde geldiği, 2.2. Hakkari İcra Dairesinin / Esas sayılı İcra Emrinde borçlu olarak İçişleri Bakanlığının gösterildiği ancak 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanun kapsamında Valilikler bünyesinde kurulu bulunan Zarar Tespit Komisyonlarının almış olduğu kararlara karşı açılan davalar ile ilgili dosya ve muhteviyatı valiliklerde bulunduğundan bahse konu icra emrinin 21/12/2020 tarih ve sayılı yazı ile Şırnak Valiliğine gönderildiği, 2.3. Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesinin / Esas ve / Kararına karşı istinafa gidildiği, 2.4. Şırnak Valiliğinden alınan 16/06/2021 tarihli yazı ile hükmeden vekalet ücretinin ödenmesi ile ilgili işlemlerin başlatıldığının bildirildiği, ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17’nci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir.

4. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 17’nci maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir.

5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.

6. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 6.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 6.2. “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35’inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 6.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”, 6.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.

Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 6.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 6.6. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125’inci maddesinde; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. …

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 6.7. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”,

8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; “Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.

Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. …” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuruda, 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından lehlerine hükmedilen 4.745,45 TL yasal vekalet ücretinin ödenmediğinden bahisle vekalet ücretinin ivedilikle ödenerek mağduriyetlerinin giderilmesi talep edilmektedir.

11. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa

Mahkemesi E. 2013/44, K. 2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

12. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8’inci maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler, Gürsel Kaplan, İdare Hukukuna Giriş, Ekin Basın Yayın

Dağıtım, Ağustos, 2017, s. 28)

13. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.

14. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.

(bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

15. Başvurucuların, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa

Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (bkz.

Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarihli ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)

16. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir. Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur. Hizmet kusuru uygulamada üç şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir. Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (Zehra

Odyakmaz, Ümit Kaymak, İsmail Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s. 412- 417)

17. Somut olayda; Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesinin E. / K. / sayılı kararı neticesinde lehlerine vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiği, idare tarafından vekalet ücretinin ödenmemesi üzerine, ilamlı vekalet ücretinin ödenmesi talebiyle Hakkari İcra Dairesinin / esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesinin kararına karşı istinaf kanun yoluna gidildiği, icra emirlerinin gereğinin yapılması noktasında gerekli iş ve işlemlere başlanıldığı, bu bağlamda gerçekleştirilecek ödenek talebinin akabinde icra emirlerinde belirtilen miktarların ödemesinin gerçekleştirileceği anlaşılmıştır.

18. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8’inci maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138’inci maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının

“mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yapılmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125’inci maddesinde belirtilen

“İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; idare tarafından mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu bakımdan kanunlara uygunluk ilkesine uygun davranıldığı anlaşılmıştır

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Mardin İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için İÇİŞLERİ

BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURAN VEKİLİNE ve İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi