|
ÖZET: Bu karar, Hakkari Valiliği aleyhine açılan davada mahkemece hükmedilen 5.000 TL tazminatın ödenmemesi üzerine başvurulan icra takibi ile ilgilidir. Başvuran, mahkeme kararının uygulanmasını talep etmekte, idarenin bu karara uymadığı ve ödemelerin geciktiği gerekçesiyle haklarının ihlal edildiğini belirtmektedir. İdare, mahkeme kararının uygulanması konusunda yükümlülüklerini yerine getirmemekte, bu durum ise Anayasa’nın 138. maddesi gereği hukuka aykırıdır.
Kararda, idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu yükümlülüğün geciktirilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal edeceği vurgulanmaktadır. Ayrıca, idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğu ve mahkeme kararlarının uygulanmamasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Hakkari Valiliği’ne mahkeme kararının yerine getirilmesi için tavsiyede bulunulmuştur. Bu durum, hukuk devleti ilkesinin ve mahkeme kararlarının bağlayıcılığının altını çizmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/12909-S.21.20739 –
BAŞVURU NO : 2021/8478
KARAR TARİHİ : 09/09/2021
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : HAKKARİ VALİLİĞİ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın mahkeme kararının uygulanması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 21/04/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza Av. Mesut ÖZDEMİR tarafından yapılan şikayet başvurusunda özetle; Hakkari
Valiliği aleyhine dava açtıklarını, Van 4. İdare Mahkemesi’nin esas sayılı dosyası kapsamında mahkemenin davayı kabul ederek 5.000 TL tazminatın 20/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verdiğini, mahkemece hükmedilen tazminatın ve vekalet ücretinin ödenmesi talebi ile idareye başvuru yaptıklarını, idarece vekalet ücretinin kendi hesaplarına yatırıldığını, asıl alacağın ise müvekkilin hesabına yatırılacağının bildirildiğini, mahkeme tarafından hükmedilen bedelin vekaletname kapsamında vekile ödenmesi gerektiğini, ancak aradan geçen zamana rağmen tazminatın ne kendisine ne de müvekkiline ödenmediğini, bu nedenle alacağın tahsili için Van 2. İcra
Müdürlüğü’nün / esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını ancak ödemenin halen yapılmadığını belirterek müvekkilinin hak kazanmış olduğu tazminat bedelinin yasal faizleri ile birlikte ivedilikle ödenmesini ve ödemenin vekaletname kapsamında vekile yapılması gerektiğinin idareye bildirilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında 07/05/2021 tarihli ve S sayılı yazı ile Hakkari
Valiliğinden başvuruya ilişkin bilgi-belge talep edilmiş olup, ilgili idarenin 02/07/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde; /
2.1. “5233 sayılı Kanunun “Zararın tespiti” başlıklı 8. maddesinde; “7’nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adli, idari ve askeri mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.” 2.2. 2004/7955 sayılı Yönetmeliğin “Zararın karşılanmasına ilişkin sulhname başlıklı 25. maddesinde; “Komisyon doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 16 ncı maddeye göre belirlenen zararı, 21 inci maddeye göre hesaplanan yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerindeki nakdi ödeme tutarını, 20 nci maddeye göre ifa tarzı ile 23 üncü ve 24 üncü maddelere göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği (EK-E) davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. (Değişik ikinci fıkra: 20/11/2006-2006/11254 K.) Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. (Değişik dördüncü fıkra: 20/11/2006-2006/11254 K.) Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde, bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.” hükümleri ile “Nakdi ödemenin şekli ve tutarı” başlıklı 27. maddesinde: “Sulhname tasarıları hak sahibi veya yetkili temsilcisi ile komisyon başkanı tarafından imzalandıktan sonra Vali veya
Bakan tarafından onaylanır. Ödemeler sulhname tasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate alınarak yapılır. Nakdi ödemeler hak sahibi veya sahiplerinin banka hesaplarına yapılır. Sulhnamede belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanır.” denilmektedir, 2.3. Mahkeme kararı gereği ödemesine hükmedilen ödeme miktarları ise ödenek durumuna göre yapılmakla olup, şahsın ödemesi yapılacaktır.” ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17’nci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir.
4. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 17’nci maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir.
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
6. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 6.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta
belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 6.2. “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35’inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 6.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”, 6.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 6.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 6.6. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125’inci maddesinde; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. …
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 6.7. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”,
8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.
Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. …” 9. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 73’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da
yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuruda, 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere Van 4. İdare Mahkemesi’nin / esas sayılı dosyası kapsamında mahkemece hükmedilen 5.000 TL tazminatın 20/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmediği dolayısıyla alacağın tahsili için Van 2. İcra Müdürlüğü’nün
/ esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığı ancak ödemenin halen yapılmadığı ifade edilerek müvekkilinin hak kazanmış olduğu tazminat bedelinin yasal faizleri ile birlikte ivedilikle ödenmesi ve ödemenin vekaletname kapsamında vekile yapılması gerektiğinin idareye bildirilmesi talep edilmektedir.
12. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E. 2013/44, K. 2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
13. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8’inci maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler, Gürsel Kaplan, İdare Hukukuna Giriş, Ekin Basın Yayın
Dağıtım, Ağustos, 2017, s. 28)
14. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
15. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138’inci ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28’inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
16. Başvurucuların, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa
Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (bkz.
Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarihli ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)
17. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir. Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur. Hizmet kusuru uygulamada üç şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir. Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (Zehra
Odyakmaz, Ümit Kaymak, İsmail Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s. 412- 417)
18. Ahzu kabz yetkisi, karar ile hükmedilen şeyin vekil tarafından teslim alınması ve uhdesinde bulundurması anlamına gelmektedir. Bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girdiği 01/10/2011 tarihinden önce düzenlenen vekaletnamelerde ahzu kabz yetkisinin kullanılabilmesi için vekaletnamede açıkça yetki verilmesi gerekirken, 6100 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen vekaletnamelerde aksi belirtilmediği sürece ahzu kabz yetkisi vekil tarafından kullanılabilmektedir. Ahzu kabz yetkisi resmi kurumlarla gerçekleştirilen parasal işlemleri yürütmek için kullanılır, bu yetkiye sahip bir avukat icra dairesinden veya adliyenin ilgili birimlerinden, müvekkili adına para çekme işlemini gerçekleştirebilir. Nitekim ahzu kabz ile yetkilendirilmiş avukat mahkeme kalemlerinde bulunan ve müvekkile ait alan parayı tahsil edebilmektedir, ancak bir vekile ahzu kabz yetkisi verilmiş olması müvekkilinin kendisinin de tahsil yapmasına engel oluşturmamaktadır.
Başvuru dosyası kapsamında 19/01/2011 tarihinde düzenlenen vekaletname kapsamında vekilin müvekkilleri adına ahzu kabza yetkili olduğu açıkça ifade edilmiş olup, ödeme müvekkile yapılabileceği gibi vekile yapılmasına da herhangi bir engel bulunmadığı tespit edilmiştir.
19. Somut olayda; Van 4. İdare Mahkemesi’nin / esas sayılı dosyası kapsamında mahkemenin davayı kabul ederek 5.000 TL tazminatın 20/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine hükmedildiği, idare tarafından vekalet ücretinin vekil hesaplarına yatırıldığı, asıl alacağın ise ne vekil hesabına ne de müvekkil hesabına yatırılmaması üzerine alacağın tahsili için Van 2.
İcra Müdürlüğü’nün / esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığı, 5233 sayılı Kanun kapsamında terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanmasında sulh yoluna gidilerek zararın karşılanacağı, sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda yargı yoluna başvurulabileceği, sulh yolu ile yapılacak ödemelerin sulhname tasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate alınarak Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten yapıldığı, mahkeme kararı gereği hükmedilen ödemelerin ise ödenek durumuna göre yapıldığı, ödenek verilmesi durumunda başvuran müvekkilinin ödemesinin yapılacağı anlaşılmıştır.
20. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8’inci maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138’inci maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının
“mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yapılmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125’inci maddesinde belirtilen
“İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; idare
tarafından mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu bakımdan kanunlara uygunluk ilkesine uygun davranıldığı anlaşılmıştır
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Van İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için
HAKKARİ VALİLİĞİ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın, BAŞVURAN VEKİLİNE ve HAKKARİ VALİLİĞİ’NE tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi