|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranların insani ikamet izni talebinin reddine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Mahkeme kararlarının uygulanmaması, idarenin yargı kararlarına uymak zorundalığı ilkesini ihlal etmektedir. Anayasa’nın 138. maddesi gereği, idareler bağımsız mahkemeler tarafından verilen kararları geciktiremez ve bu kararların gereğini yerine getirmekle yükümlüdür. Başvuranların, ülkelerine geri gönderilmeleri halinde ciddi tehlikelerle karşılaşacakları ve çocuklarının yüksek yararının gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Sonuç olarak, başvuranların insani ikamet izni başvurularının yeniden değerlendirilmesi gerektiği tavsiye edilmiştir. İdarenin, mahkeme kararlarını uygulamaması durumunda, hukukun üstünlüğü ve insan hakları ihlalleri söz konusu olabilecektir. Bu bağlamda, başvuranların taleplerinin yerine getirilmesi, hem hukuki bir zorunluluk hem de insan hakları açısından bir gereklilik olarak değerlendirilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/5222-S.22.7943
BAŞVURU NO : 2021/18206
KARAR TARİHİ : 15/04/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜ
GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurucuların insani ikamet izni başvurusunun reddi işleminin iptaline ilişkin mahkeme kararının gereği yerine getirilerek adlarına insani ikamet izni düzenlenmesi istemi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 26/10/2021
I.ŞİKÂYETİN KONUSU
1. Şikâyetçiler ve vekili tarafından tarihinde yapılan başvuruda özetle, “müvekkilleri ve müvekkillerinin ortak çocukları adına insani ikamet talebinde bulunulduğu, söz konusu talebin 24/04/2019 tarihinde tebliğ edilen 04/04/2019 tarihli Göç İdaresi Genel Müdürlüğü işlemi ile reddedildiği, redde ilişkin işlemin İstanbul 1. İdare Mahkemesinin / esas, / sayılı kararı ile iptal edildiği, davanın kazanılmış olmasına rağmen davalı idarenin mahkeme kararını uygulamadığı ve insani ikamet izni verilmediği, mahkeme kararının uygulanmaması üzerine yeniden dava açıldığı, ikinci davanın da kazanılması üzerine 10/08/2021 tarihli dilekçe ile mahkeme kararlarının uygulanması istemiyle başvurulduğu ancak başvuru hakkında herhangi bir işlem tesis edilmediği, ikamet izni verilmesi gereken genç bir anne ve okul çağındaki çocuğunun hayatı ile oynandığı, temel insan haklarının ihlal edildiği, sağlık, eğitim gibi temel haklardan faydalanmaları yargı kararına rağmen engellendiği, idarelerin mahkeme kararlarını uygulamalarının hukuki bir zorunluluk olduğu iddia ve şikâyet edilerek “mahkeme kararları yerine getirilmek suretiyle insani ikamet verilmesi yönünde kuruma gerekli uyarı ve önerilerin yapılması” talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Somut uyuşmazlıkta şikayetçilerin iddialarının teyidi amacıyla 06/12/2021 tarih ve – – sayılı yazı ile Göç İdaresi Genel Müdürlüğünden bilgi belge talebinde bulunulmuş olup idarece 22/12/2021 tarih ve sayılı yazı ile cevap verilmiştir.
2.1. Bahsi geçen yazıda özetle; “ Bahse konu yabancıların dosyası incelendiğinde İstanbul 1. İdare
Mahkemesinin E. / K. / sayılı kararı ile insani ikamet izni talebinin reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinden dolayı İstanbul
Valiliğinin 17/04/2020 tarihli ve sayılı yazısı ile yabancıların başvurularının Başkanlığa iletildiği, yabancılar hakkında diğer kurum ve kuruluşlarla gerekli değerlendirmelerin yapıldığı, kamu güvenliği açısından insani ikamet izni başvurularının uygun görülmediği; diğer taraftan ilgi yazıda bahsi geçen 10/08/2021 tarihli dilekçe ile 2021 yılı içerisinde tarafımıza iletilen herhangi bir başvurunun bulunmadığı; GöçNet kayıtlarına bakıldığında yabancıların şu an herhangi bir statülerinin ve başvurularının olmadığı, aktif güvenlik kodlarının bulunduğu, bahse konu yabancılar ile ilgili olarak 14/02/2021 tarihinde yapılan
GöçNet sisteminde yapılan incelemede uluslararası koruma kaydı bulunmadığı, 6458 sayılı Kanunun 65’inci maddesinde uluslararası koruma başvurularının valiliklere bizzat yapılacağı, 75’inci maddesinde mülakat, 78’inci maddesinde ise kararın nasıl verileceği konusunda hüküm bulunduğundan, henüz uluslararası koruma başvurusu yapmamış bir kişinin hangi uluslararası koruma statüsünden yararlandırılacağı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılamayacağı; uluslararası koruma modellerinden faydalandırılamaması halinde insani ikamet izni başvurusunun 6458 sayılı Kanunun 46 ıncı maddesinin (c) bendi esas alınarak sınır dışı edilemeyen yabancılar kapsamında değerlendirmeye alınabileceği kanaatinin hasıl olduğu” belirtilmiştir.
2.2. İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün 29/12/2021 tarih ve – – sayılı yazısında özetle; “adı geçen yabancıların insani ikamet izni başvurusunda bulundukları, bu hususta
Başkanlıktan görüş sorulduğu, Başkanlıkça yabancıların haklarında sınır dışı kararı bulunması sebebiyle başvurularının uygun görmediğinin bildirdiği, 24/04/2019 tarihinde yabancılara insani ikamet izni reddi tebliği yapıldığı, bahse konu yabancıların insani ikamet izni başvurusunun reddine karşı İstanbul 1. İdare
Mahkemesine dava açtığı ve Mahkemenin / esas nolu ve / karar nolu dosyası ile işlemi iptal etmesi üzerine tekrar Başkanlıktan görüş sorulduğu, Başkanlıkça yabancıların şartları taşımadığından başvurularının uygun görülmediğini bildirdiği, yabancılara talimata istinaden 03/07/2020 tarihinde insani ikamet izni reddi tebliği yapıldığı, yabancılar insani ikamet izni başvurusunun reddine karşı İstanbul l. İdare
Mahkemesine dava açtığı ve Mahkemenin / esas nolu ve / karar nolu dosyası ile işlemi iptal etmesi üzerine yeniden insani ikamet izni başvurusunda bulunulduğu, başvuru hakkında Başkanlığa yeniden görüş sorulduğu ve yabancılara ait değerlendirmenin bildirilmesinin beklendiği, adı geçen yabancılar hakkında GöçNet Kurumsal Yazılım Sistemi üzerinden yapılan sorgulama sonucunda isimIi yabancının 10/08/2016 tarihinde ülkemize yasal giriş yaptığı, hakkında sınır dışı kararı olduğu, isimli yabancının 10/08/2016 tarihinde ülkemize giriş yaptığının ve aktif güvenlik kodlarının bulunduğu, tespit edildiği,” açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.2. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”
3.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
3.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.5 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı
ödemekle yükümlüdür.”,
3.6 “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme
organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”,
4.1. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliği’nin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28’inci maddesinin birinci fıkrasında “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.”
6. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun “İnsani ikamet izni” başlıklı 46’ıncı maddesinde “(1) Aşağıda belirtilen hâllerde, diğer ikamet izinlerinin verilmesindeki şartlar aranmadan, Bakanlıkça belirlenen sürelerle sınırlı olmak kaydıyla ve Genel Müdürlüğün onayı alınarak valiliklerce
insani ikamet izni verilebilir ve bu izinler uzatılabilir:
a) Çocuğun yüksek yararı söz konusu olduğunda b) Haklarında sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı alındığı hâlde, yabancıların Türkiye’den çıkışları yaptırılamadığında ya da Türkiye’den ayrılmaları makul veya mümkün görülmediğinde c) 55 inci madde uyarınca yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınmadığında ç) 53 üncü, 72 nci ve 77 nci maddelere göre yapılan işlemlere karşı yargı yoluna başvurulduğunda
d) Başvuru sahibinin ilk iltica ülkesi veya güvenli üçüncü ülkeye geri gönderilmesi işlemlerinin devamı süresince e) Acil nedenlerden dolayı veya ülke menfaatlerinin korunması ile kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından Türkiye’ye girişine ve Türkiye’de kalmasına izin verilmesi gereken yabancıların, ikamet izni verilmesine engel teşkil eden durumları sebebiyle diğer ikamet izinlerinden birini alma imkânı bulunmadığında f) Olağanüstü durumlarda (2) İnsani ikamet izni alan yabancılar, iznin veriliş tarihinden itibaren en geç yirmi iş günü içinde adres kayıt sistemine kayıt yaptırmak zorundadır.”
7. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulama Yönetmeliği’nin “Sınır dışı etme kararının uygulanmaması veya iptali” başlıklı 57’nci maddesinde “(3) Adli makamlarca sınır dışı etme kararının iptaline dair karar verilen yabancıların sınır dışı ve varsa idari gözetim kararları sonlandırılır. Ülkemizde yasal kalışları ile ilgili gerekli çalışmalar yapılır. (4) Birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki değerlendirmeler, herkes için ayrı yapılır. Bu kişilerden, belli bir adreste ikamet etmeleri, istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmaları istenebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9. 1. paragrafta kısa açıklamasına yer verildiği üzere mahkeme kararları yerine getirilmek suretiyle başvuranlar adına insani ikamet düzenlenmesi yönünde kuruma gerekli uyarı ve önerilerde bulunulması talep edilmektedir.
10. Şikayet formunda bahsi geçen İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 06/07/2021 tarih ve / esas, / sayılı kararında; Mısır Arap Cumhuriyeti vatandaşı olan davacılar tarafından, 18/02/2019 tarihli dilekçe ile “İnsani İkamet İzin” başvurusunda bulunulduğu, başvurunun 04/04/2019 tarihli işlemle reddedilmesi üzerine mahkemenin E: / esasına kayıtlı olarak dava açıldığı, söz konusu davada 31/10/2019 tarih ve E: / , K / sayılı kararında ‘Uyuşmazlık konusu olayda, davacıların
Mısır Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, davacı ‘in sosyal bilimler alanında yüksek lisans seviyesinde eğitimi bulunduğu, davacı
’ın Kahire Üniversitesi Fen Fakültesi mezunu bir mühendis olduğu, davacıların ülkelerinde
Müslüman Kardeşler Cemiyeti üyesi olduğu, davacı
‘ın Mısır’da Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin E: / numaralı dosyası ile, El Gedide Ceza
Mahkemesi’nin E: / ve F-: / sayılı dosyaları ile, Doğu Kahire Mahkemesi’nin dosyası ile yargılandığının, iki yılı aşkın süre ülkesinde tutuklu kaldığının davacının babası tarafından Mısır’da
Savcılığa verilen dilekçeden anlaşıldığı, davacının Müslüman Kardeşler üyesi olarak tutuklanarak götürülüşüne ilişkin fotoğrafın da dava dilekçesine ekli olduğu, davacıların yaşı küçük olan çocukları ile
Türkiye’ye geldikleri, her ne kadar davalı idarece halihazırda haklarında sınırdışı kararı bulunduğu yönüyle davacıların insani ikamet izin talebinin reddine karar verilmişse de yukarıda açıklanan 6458 sayılı Yasanın 46’ncı maddesinde belirtilen hallerde insani ikamet izni verilebileceği, insani ikamet izni verilebilmesi için diğer ikamet izinlerinin verilmesindeki şartların aranmayacağı, insani ikamet izninin düzenlenmesinin
amacının ülkeden ayrılması mümkün olmayan veya sınırdışı edilemeyecek yabancıların belirli bir statüye bağlanarak ikamet etmelerinin sağlanması olduğu, davacıların 5 yaşındaki çocukları ile yasal yollardan
Türkiye’ye giriş yaptığı, haklarındaki sınırdışı kararına rağmen sınırdışı edilemedikleri, davacıların ülkelerine geri gönderilmesi halinde baskı, zulüm ve işkenceye maruz bırakılmalarının kuvvetle muhtemel olduğu, aile birliği ve bütünlüğünün zarar göreceği de dikkate alındığında davacıların Türkiye ‘den ayrılmasının makul veya mümkün görülmediği, küçük çocuğun yüksek yararı da gözetildiğinde mevzuatta sayılan şartlara haiz davacıların ülkemizde kayıtlı ve idarenin bilgi ve denetimi altında yaşamasının da kamu yararına olduğu değerlendirildiğinden davacı anne ve çocuğun insani ikamet izin talebinin reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. ” gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiği, bunun üzerine bila tarihli dilekçe ile Mahkeme kararının uygulanması suretiyle insani ikamet izin talebinde bulunulduğu, davalı idarece, davacıların 6458 sayılı Kanunun 46’ncı maddesinde belirtilen şartları taşımadığı gerekçesiyle 03/07/2020 tebliğ tarihli işlem ile insani ikamet izin talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafından bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, olayda, davacıların
6458 sayılı Yasanın 46’ncı maddesindeki şartları taşımadığından bahisle İnsani İkamet İzin talebinin
reddine dair işlem tesis edilmişse de davacılar hakkında tesis edilen insani ikamet izni talebinin reddine ilişkin 04/04/2019 tarihli işlemin 31/10/2019 tarih ve E: / , K: / sayılı mahkeme kararı ile iptaline karar verildiği, başvuranların Türkiye’den ayrılmaların makul ve mümkün olmadığının belirtildiği görülmektedir.
11. 6458 sayılı Kanunun” İnsani İkamet İzni” şartlarını düzenleyen 46’ncı maddesi yönünden şikayetçilerin durumu değerlendirildiğinde, ailenin ülkelerine gönderilmeleri halinde ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda mahkeme kararı bulunduğu, Türkiye’den ayrılmalarının makul veya mümkün görülmediği, ikamet izni verilmemesinin küçük çocuğun menfaati ve yararına aykırı olduğu gibi bu durumun aile bütünlüğünü de bozacağı, diğer yandan insani ikamet izninin düzenlenmesinin amacının ülkeden ayrılması mümkün olmayan veya sınırdışı edilemeyecek yabancıların belirli bir statüye bağlanarak ikamet etmelerinin sağlanması olduğu dikkate alındığında, ayrıca insani ikametle ilgili açılan önceki Mahkeme kararında da davacının bahsi geçen kanunun 46’ncı maddesindeki şartları sağladığı yönünden değerlendirme yapıldığı anlaşıldığından davacının insani ikamet izin talebinin reddine dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılarak işlemin iptal edildiği anlaşılmıştır.
12. Bu kapsamda, şikayetçiler vekilince 10/08/2021 tarihli dilekçe ile İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 06/07/2021 tarih ve / esas, / sayılı kararının gereğinin yerine getirilerek şikayetçiler adına insani ikamet izni verilmesi istemiyle İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü nezdinde başvuruda bulunulmuş, başvurunun zımnen reddi üzerine incelenmekte olan başvuru yapılmıştır.
13. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
14. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremezler. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138 ve İdari Yargılama
Usulü Kanunun 28’inci maddesi ile yargı kararlarının uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve yargı kararlarının uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile
idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
15. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hukuk devleti ilkesi ve Anayasanın 8’inci maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138’inci maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları gereğince mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
16. 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde “(1) Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” şeklindeki düzenlemeye yer verilmekte olup Kurumumuzca şikayet konuları iyi yönetim ilkeleri kapsamında da değerlendirilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın iddiaları da göz önünde bulundurularak başvuru konusu ile ilgili yürütülen işlemlerde haklı beklentiye uygunluk, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkelerine uygun davranılmadığı anlaşılmış olup idarenin bu ilkelere uyması beklenmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
17. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine
30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava
açma süresinden arta kalan sürede idarenin işlem veya eylemine karşı İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN
KABULÜNE;
Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi ve çocuğun yüksek yararının da dikkate alınması suretiyle
başvuranların insani ikamet izni başvurusunun yeniden değerlendirilmesi konusunda İSTANBUL
VALİLİĞİ İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İSTANBUL
VALİLİĞİ İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın, BAŞVURAN, İSTANBUL VALİLİĞİ İL GÖÇ İDARESİNE TEBLİĞ EDİLMESİNE ve bilgi edinilmesini teminen TÜRKİYE CUMHURİYETİ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI GÖÇ İDARESİ
BAŞKANLIĞINA İLETİLMESİNE,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi