ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın, Van İdare Mahkemeleri tarafından kendisine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibi ele alınmıştır. Başvuran, idarenin mahkeme kararlarını yerine getirmemesi nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirtmiş ve bu durumun Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesine aykırı olduğunu vurgulamıştır. Danıştay, idarenin mahkeme kararlarını gecikmeksizin uygulamak zorunda olduğunu, bu yükümlülüğün hukukun genel ilkeleri arasında yer aldığını belirtmiştir.

Karar, idarenin yargı kararlarını uygulamaması nedeniyle başvuranın mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. İdarenin, ödenek yetersizliği gibi gerekçelerle mahkeme kararlarını uygulamaktan kaçınamayacağı ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Hakkari Valiliği’ne, mahkeme kararının yerine getirilmesi için makul sürede işlem tesis etmesi tavsiye edilmiştir. Bu durum, hukuk devletinin gereklilikleri ve bireylerin hak arama özgürlüğü açısından büyük önem taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/10265-S.22.15839

BAŞVURU NO : 2022/3992

KARAR TARİHİ : 12/08/2022

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : HAKKARİ VALİLİĞİ

BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararlarının yerine getirilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 13/03/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza Av. tarafından müvekkilleri ve adına yapılan şikâyet başvurusunda özetle; Müvekkilleri adına Hakkari İl Tarım ve Orman Müdürlüğü aleyhine

Van 1 İdare Mahkemesinde . ve Van 4. İdare Mahkemesinin sayılı dosyaları ile idari işlemin iptali davası açtığını ve davaları kazandığını, müvekkilleri lehine yargılama gideri ve ilam vekâlet ücretine hükmedildiğini, idareye başvurarak ücretlerin tarafına ödenmesini istediğini İYUK 28/2 maddesinde belirtilen 30 günlük süre içerisinde ödeme yapılmaması üzerine Hakkari İcra Müdürlüğünün

Esas ve sayılı icra dosyaları ile takip başlatıldığını, tüm girişimlere karşın borcun ödenmediği ifade edilerek, ilama dayalı alacağın ödenmesi talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 17/03/2022 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Hakkari Valiliği Hakkari İl Tarım Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuş, bu yazımıza süresi içerisinde cevap verilmemesi üzerine 23/06/2022 tarih ve – sayılı, yazımız ile bilgi ve belge talebimiz yinelenmiştir. Müdürlük tarafından gönderilen 02/08/2022 tarih ve sayılı cevabi yazı içeriğinde özetle; 2.1. Anılan ödemeye ilişkin Bakanlık Strateji Daire Başkanlığına talebin iletildiği, ödenek talep edildiği, ödenek tahsis edilmesi durumunda ödeme yapılacağı, ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” 3.2. “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. Maddesinde; “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” 3.3. “Mülkiyet hakkı” 35. Maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” 3.4. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.5. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 3.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.7 . “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, 5. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun; 5.1. “Haczi Caiz Olmayan Mallar ve Haklar” kenar başlıklı 82. maddesinde; “Aşağıdaki şeyler haczolunamaz: 1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,…”; 6. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. Maddesi; “1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.

2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8.Başvuran adına vekili tarafından yapılmış olan başvuruda; Van 1 İdare Mahkemesinin . ve Van 4. İdare Mahkemesinin sayılı dosyaları ile idare aleyhine açtığı davalarda müvekkilleri lehine yargılama gideri ve ilam vekâlet ücreti olarak hükmedilen bedelin ödenmesi talep edilmektedir.

Başvuran alacaklı vekilince, 2577 sayılı Yasa gereği gerekli belgeler ile idareye vekalet ücreti ve yargılama giderini ödemesi talebi için başvurulmuş, Kanunda belirtilen süre içerisinde ödeme yapılmaması üzerine, Kurum aleyhine icra takibi başlatılmıştır.

9. Başvuran, Mahkeme kararı ve yapmış olduğu müracaatlara rağmen vekalet ücreti ve yargılama giderinin ödenmediğini, ödenek talep edildiği ve beklendiği bilgisi verildiğini ifade ederek tutarın ödenmesini talep etmiş, Başvuranın iddialarının Mahkeme kararının yerine getirilmemesine yönelik olduğu anlaşılmıştır.

10. Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu vurgulanmış ve 11.

maddesinde; Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilerek, Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü vurgulandıktan sonra, 129. maddenin 1. fıkrasında da, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin

Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü oldukları, 138. maddesinin son fıkrasında ise, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarını uygulamak zorunda olduğu, bu organların ve idarenin mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükümlerine yer verilmiştir.

11. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların Sonuçları” başlıklı 28. maddesinin 4001 sayılı Yasayla değişik 1. Fıkrası, “Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur.” ve 3. Fıkrası, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare

aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.” kurallarına yer vermektedir.

12. Söz konusu ilkeler karşısında, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan yargı kararlarını “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulamaktan başka bir seçeneğinin bulunmadığı; bu durumun da hukuka bağlı idare anlayışının ve hukuk devleti ilkesinin doğal sonucu olduğu Danıştay kararlarında vurgulanmıştır ( Danıştay 12. D., T:13/02/2018, E.2016/924, K:2018/633).

13. Anayasa Mahkemesi, Mahkeme kararlarının uygulanmasını, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsur olarak ele almakta, yargı kararlarının uygulanmasını

“mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli olmayıp ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin benzer konulu ihlal kararlarında belirtildiği gibi, Anayasa’nın 138.

maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı da kalmayacaktır

(AYM, E.2013/1752, 26/6/2014 ).

14. Mahkeme, Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını, yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkı değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir hak olarak tanımlamıştır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

15. Benzer şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( AİHM), Sözleşme’nin 6. Maddesi kapsamında bir yargı yerine ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmiştir (AİHM, Apostol/Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007,) Mahkeme, kararların icrası hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmekte, mahkemeye erişim hakkının, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını, Mahkeme kararlarının uygulanmasının, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir unsur olduğunu, karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacağını belirtmiştir (AİHM, Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997).

16. AİHM Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye kararında, davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka uygunluğun sağlanmasının, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı kararlarına uymasını gerektirdiği, idarenin, yargı kararını uygulamayı reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyor olmasının, davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı

Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen teminatların, her türlü varlık nedenini kaybetmesine yol açacağı vurgulanmıştır (AİHM, Süzer ve Eksen Holding A.Ş. /Türkiye, B. No: 6334/05, 23/10/2012 ).

17. Bilindiği üzere HMK’nın 323. maddesinde vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Mahkemelerce kurumlar aleyhine hükmedilen asıl alacak, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderleri de alacak hakkı niteliğindedir ve bu nedenle mülkiyet hakkı kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla bu alacağın elde edilmesinin makul olmayacak düzeyde geciktirilmesi, mülkiyetten yararlanma ve mülkiyet üzerinde tasarruf etme yetkilerini sınırlandıracağından, adil yargılanma hakkının yanı sıra mülkiyet hakkına müdahale niteliği de taşımaktadır.

18. Anayasa Mahkemesi de, mülkiyet hakkının konusunu geniş ele almakta, taşınır, taşınmaz ve gayri maddi mallar ve alacak haklarının mülkiyet hakkına konu olabileceğini kabul etmektedir. Nitekim Anayasa

Mahkemesi 22/10/2015 tarihli kararında “Anayasa’nın 35. Maddesinde “”Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.

Birey özgürlüğü ile doğrudan ilgili olan mülkiyet hakkı, bireye emeğinin karşılığına sahip olma ve geleceğe yönelik planlar yapma olanağı tanıyan temel bir hak olup maddi varlığı bulunan taşınır ve taşınmaz malvarlığını kapsadığı gibi maddi bir varlığı bulunmayan hak ve alacakları da içermektedir.” şeklinde karar vermiştir. (AYM, 22.10.2015, E.2015/29 E., K.2015/95)

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yerleşik içtihatlarında da gayri maddi mallar ve alacak hakları mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. (AİHM, Luca/İtalya, B.No: 43870/04, 24/9/2013).Buna göre, iç hukukta temerrüde düşürülmüş ve itiraz edilmemiş olan veya mahkeme kararıyla kesinleşmiş olan bütün alacaklar mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmektedir.

20. Somut başvuruya konu olayda; Mahkeme kararları ve başvuranın tüm müracaatlarına karşın yargılama gideri ve ücreti vekaletin, ilgili kurum tarafından ödenek yetersizliği gerekçesi ile bugüne dek ödenmediği anlaşılmıştır. İlgili Kurum ödenek tahsis edilmesi halinde ödemelerin sırayla yapılacağını ifade etmiş ise de, Reisner/Türkiye kararına konu AİHM kararında da vurgulandığı üzere, yerel icra usulünün karmaşıklığı veya devletin bütçe sistemi, Sözleşme uyarınca bağlayıcı ve icra edilebilir yargısal kararların makul bir süre içerisinde icra edilmesini herkes için sağlama yükümlülüğünden devleti muaf tutmayacaktır ( AİHM, Reisner/Türkiye, B.No:46815/09, 21/07/2015). Bu bağlamda fon ve diğer kaynak eksiklikleri, hüküm altına alınmış bir borcun ödenmemesi için gerekçe olarak gösterilemeyecektir. Kurum tarafından, başvurana bir ödeme takvimi sunulmadığı gibi, başvuranın alacağının ne zaman ödeneceği konusunun da belirgin olmadığı görülmektedir. Şikayet konusu alacağın tutarı, sorumlu idarenin bütçe imkanları ve ödeme konusundaki tutumu, alacak ödemesinin gecikmesi nedeniyle uğradığı değer kaybı, davanın karar tarihinden bu yana geçen toplam süre ile alacağın icra safhasında geçen süreler dikkate alındığında idare tarafından, alacağın elde edilmesinin makul olmayacak düzeyde geciktirildiği değerlendirilmekle yargı kararının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6.maddesinde yer verilmiş olup, 21.1. Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgelerin süresinde ve gerekçeli olarak iletilmediği tespit edilmekle, İdareden “kararların gerekçeli olması” ve “kararların geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine, 21.2. Mülkiyet ve adil yargılanma haklarının temini için ivedilikle Mahkeme ilamına dayalı alacağın bir ödeme takvimine bağlanarak ödemenin gerçekleştirilmesi suretiyle “kanunilik” ilkesine, uygun hareket edilmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Van İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi hususunda

HAKKARİ VALİLİĞİNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;

Hakkari Valiliği tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın; Başvuran vekiline ve Hakkari Valiliğine tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi