ÖZET: Danıştay kararında, bir polis memurunun FETÖ ile irtibat gerekçesiyle görevden uzaklaştırılması ve sonrasında yargı kararlarıyla kamu görevine iadesi talebi ele alınmıştır. Başvuran, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine rağmen, idarenin mahkeme kararını uygulamaktan kaçındığını belirtmiştir. İstanbul 10. İdare Mahkemesi, başvuranın terör örgütleriyle irtibatının somut delillerle kanıtlanamadığını ve bu nedenle görevden çıkarılma işleminin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir.

Mahkeme, başvuranın yargı kararlarının gereğini yerine getirmeyen idarenin, Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu vurgulamıştır. İdarenin, mahkeme kararlarını gecikmeksizin uygulama yükümlülüğü bulunduğu ve bu yükümlülüğün ihlalinin adil yargılanma hakkını ihlal edeceği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın göreve başlatılması gerektiği ve idarenin bu kararı otuz gün içinde uygulaması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve bireylerin hak arama özgürlüğü açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/7525-S.23.12301

BAŞVURU NO : 2023/2781

KARAR TARİHİ : 16/06/2023

TAVSİYE KARARI

,TCKN:

Adres:

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : İhraç edilen ve kesinleşmiş yargı kararına rağmen idarece göreve başlatılmayan Polis Memurunun hakkındaki yargı kararlarının uygulanması talebi hk

BAŞVURU TARİHİ : 27/02/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Polis Memuru olarak görev yapmakta iken 7.04.2017 tarihinde FETÖ irtibat ve iltisakı gerekçe gösterilerek görevinden uzaklaştırıldığını, İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından kendisi hakkında 23.01.2020 tarihinde

/ sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı verildiğini, 07.12.2020 tarihinde 375 sayılı

KHK’nın Geçici 35. maddesi hükümleri kapsamında Bakanlık onayıyla kamu görevinden çıkarıldığını, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 10.09.2021 tarihli ve / karar numaralı iptal kararı ile idare tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin iptal edildiğini, 08.11.2021 tarihinde Emniyet

Genel Müdürlüğü’ne göreve başlatılma konusunda dilekçe ile başvuru yaptığında 24.11.2021 tarihli yazıyla işlemlerin devam ettiği şeklinde cevap verildiğini, ilgili mahkeme kararının bugüne kadar uygulanmadığını, davalı idarenin kararı Danıştay’a taşıdığını, ilgili dava dosyası / esas numarası ile Danıştay 5.

Daire Başkanlığında görülmekte olduğunu belirterek yargı kararının uygulanmasını ve kamu görevine iadesinin yapılmasını talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 23/05/2023 tarihli ve E- – sayılı yazısı ve eklerinde özetle; kayıtların tetkikinde; adı geçenin İstanbul Emniyet

Müdürlüğü kadrosunda sicil sayılı Polis Memuru olarak görev yapmakta iken Bakanlık Makamının onayı ile 7145 sayılı Kanunun 26’ncı maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Geçici 35’inci madde

kapsamında 02.12.2020 tarihinde kamu görevinden çıkarılarak 07.12.2020 tarihinde Teşkilattan ilişiğinin kesildiği, bu işlemin iptali talebiyle idare aleyhine başvuranın açmış olduğu davada; İstanbul 10. İdare

Mahkemesince 10.09.2021 tarih ve E: / – : / sayılı “Dava Konusu İşlemin İptaline” kararı verildiği, İstinaf Mahkemesine yapılan itiraz sonucunda; İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava

Dairesince 13.01.2022 tarih ve E: / -K: / sayılı İstinaf İsteminin Reddine kararı verilmiş olup bahse konu kararların uygulanması noktasında işlemlerin devam ettiği kaydedilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 3.3. “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinin son fıkrasında “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 3.4. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasında “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (…) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.” hükümleri düzenlenmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kabulü ve tavsiyede bulunulması yönündeki öneri, Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

/

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Polis Memuru olarak görev yapmakta iken 7.04.2017 tarihinde FETÖ irtibat ve iltisakı gerekçe gösterilerek görevinden uzaklaştırıldığını, İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından kendisi hakkında 23.01.2020 tarihinde

/ sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı verildiğini, 07.12.2020 tarihinde 375 sayılı

KHK’nın Geçici 35. maddesi hükümleri kapsamında Bakanlık onayıyla kamu görevinden çıkarıldığını, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 10.09.2021 tarihli ve / karar numaralı iptal kararı ile idare tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin iptal edildiğini, göreve başlatılma konusunda dilekçe ile başvuru yaptığında işlemlerin devam ettiği şeklinde cevap verildiğini, ilgili mahkeme kararının bugüne kadar uygulanmadığını belirterek yargı kararının uygulanmasını ve kamu görevine iadesinin yapılmasını talep etmiştir.

8. Başvuru incelendiğinde; İstanbul 10. İdare Mahkemesince 10.09.2021 tarih ve E: / -K: / sayılı kararda bakılmakta olan davada, dosyaya sunulan havuz sorgu raporunda davacı hakkında irtibat ve iltisaklı olduğuna ilişkin bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen / sayılı soruşturma dosyasında yer verilen fişleme listesi üzerine davacı hakkında hazırlanan veri inceleme raporunda davacının Fetö/Pyd ile irtibat ve iltisakını ortaya koyacak bilgi ve belge bulunmadığı, davacı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının / soruşturma no’lu dosyasında yürütülen soruşturmada 23.01.2020 tarih ve / sayılı ile şüpheye ulaşılamadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacı hakkında “Silahlı

Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında verilen karar ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerIendirildiğinde; davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kumlunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının davalı idarece somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılarak açıklanan gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür.

9. Ayrıca İstinaf Mahkemesine idarece yapılan itiraz sonucunda; İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari

Dava Dairesince istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuki ve kanuni gerekçeleri uygun bulunan İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nin 10/09/2021 tarih ve E: / K: / sayılı kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından idarenin 13.01.2022 tarih ve E: /

K: / sayılı istinaf isteminin reddine karar verildiği görülmüştür.

10. Anayasa Mahkemesinin;

10.1. E. / K. / sayılı kararında hukuk devleti insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır.

10.2. E. / K. / sayılı kararında Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğünün, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracı olduğu, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada

bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir hak olduğu kaydedilmiştir.

11. Anayasa’nın 138 inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idarenin sorumlu tutulduğu görülmektedir. Öte yandan İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğunun da devam edeceği açıktır. Yukarıda anılan Anayasa

Mahkemesi kararından; Anayasanın 36 ncı maddesinde yer alan hak arama hürriyetinin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı anlaşılmakta olup, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanması yargılama sürecinin devamı niteliğinde görülerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirildiği görülmektedir.

Somut olayın değerlendirilmesi neticesinde, söz konusu mahkemenin iptal kararı neticesinde, idarenin başvuranı göreve başlatması gerekirken göreve başlatmadığı, dolayısıyla idarenin söz konusu mahkeme kararını makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı ve bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı değerlendirilmiştir.

12. Yukarıdaki açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları, konuya ilişkin Ombudsmanın 2022/9799, 2022/6421, 2022/6157, 2022/14559, 2022/9871, 2021/12638 numaralı emsal kararları birlikte değerlendirildiğinde; başvuran hakkındaki yargı kararları doğrultusunda başvuranın göreve başlatılması gerektiği, zira Anayasa’nın 138 inci maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28 inci maddelerinde yargı kararlarına uyma zorunluluğunun açıkça belirtildiği, söz konusu düzenlemeler gereğince idarenin idari yargı organlarınca verilen kararların icaplarına göre, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu dikkate alındığında yargı kararının verildiği tarihten itibaren geçen süre zarfında başvuranın yargı kararı gereğince göreve başlatılması gerekirken başlatılmamasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, idarenin söz konusu yargı kararını makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı değerlendirildiğinden söz konusu yargı kararlarının icrası kapsamında başvuranın göreve başlatılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 13. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, başvuran hakkında verilen iptal kararının uygulanmadığı ve başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de “kanunlara uygunluk” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden, idareden bundan böyle bu ilkelere uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

14. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre,

/

İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 10.09.2021 tarihli / Esas, / Karar sayılı kararı gereğince başvuranın göreve başlatılması yönünde İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

İÇİŞLERİ BAKANLIĞINCA bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde başvurana ve

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın Başvurana ve İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi