2018 Yılında Uygulanacak Yeninden Değerleme Oranı Yüzde 14,47 Olarak Belirlendi

İdare işlemlerine karşı açılacak davalarda düzenleme içeren en üst norm Anayasadır. Anayasanın 125 inci maddesinde İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.

Anayasa hükmüne paralel olarak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde dava açma süresinin ilgiye yazılı bildirimin yapıldığı tarihten başlayacağı ve özel kanunlarda ayrı süre öngörülmemişse bu sürenin altmış gün olduğu ifade edilmiştir (vergi mahkelemerinde bu süre otuz gündür).

Dolayısı ile bir idari işleme karşı Danıştay’da ya da idare mahkemelerinde iptal davası açmak isteyenler, kendilerine yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren altmış gün içerisinde dava açabileceklerdir.

Peki altmış günlük süre nasıl hesaplanacaktır? Tebliğ yapılan gün süreye dahil midir? Yoksa gün hesabı bildirimi izleyen günden itibaren mi hesaplanacaktır? Bu sorunun cevabı yine aynı Kanun’un 8’inci maddesinde cevaplanmıştır. Buna göre, süre hesabı bildirimi izleyen günden itibaren yapılacaktır.

2577 sayılı Kanun bu genel düzenleme yanında özel sürelerde belirlemiştir. Örneğin ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinin ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu belirtilmiştir.

İdarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idarî işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2017/2089 E. , 2020/39 K).

Yargı yerleri, ilgililerin dilekçelerinde işlemi öğrendikleri tarihi belirtmemeleri durumunda, işlemin öğrenildiği tarihi İdareye başvuru yapıldığı tarih olarak dikkate almaktadırlar.

Malimevzuat.com