ÖZET: Başvuran vekili, müvekkili şirkete Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından uygulanan 38.006,00 TL tutarındaki idari para cezasının iptalini talep etmiştir. Başvuru, 18 Eylül 2024 tarihinde yapılmış olup, idare tarafından 23 Haziran 2023 tarihinde tebliğ edilen cezanın hukuka aykırı olduğu öne sürülmüştür. İtirazın reddedilmesi üzerine, müvekkil şirket toplamda 43.072,89 TL ödeme yapmıştır. Başvuran, daha önce benzer bir cezanın iptal edilmesini emsal göstererek, bu cezanın da iptal edilmesini ve ödenen tutarın iadesini talep etmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın itirazını reddetmiş ve uygulanan cezanın yasal çerçevede yerinde olduğunu belirtmiştir. Kurum, başvuran şirketin araç sürücüsü ile arasında bir hizmet akdi olup olmadığını incelemeden ceza uygulandığını, dolayısıyla bu durumun hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir. İdarenin, başvuranın çalışanı olduğu iddia edilen kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan işlem tesis etmesi, yargı organları tarafından da eleştirilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını değerlendirerek, Sosyal Güvenlik Kurumu’na, başvuran şirketin idari para cezasının iptal edilip edilmeyeceği hususunda yeniden bir inceleme yapılması tavsiyesinde bulunmuştur. Bu karar, idarenin 30 gün içinde gerekli işlemleri gerçekleştirmesi gerektiğini de içermektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2025/1926-S.25.2962

BAŞVURU NO : 2024/11579

KARAR TARİHİ : 21.02.2025

TAVSİYE KARARI VE

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran vekilinin idare tarafından müvekkili şirkete uygulanan idari para cezasının iptal edilmesine yönelik talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 18.09.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza Şirketi adına vekili tarafından yapılmış olan başvuruda, başvuran vekili özetle; müvekkili olan Şirketi ünvanlı işyerine

Karabük Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 23.06.2023 tarihli, E- – sayılı, ‘’Belgelere Bağlı İdari Para Cezası’’ konulu bildirimi ile 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesine istinaden 38.006,00 TL idari para cezası uygulandığını, müvekkil işyeri tarafından itiraz edilmiş olsa da itirazın kabul görmemesi üzerine 43.072,89 TL ödeme yapıldığı, işbu idari para cezasıyla aynı nitelikte olan ve müvekkil işyerine tahakkuk ettirilen 10.02.2023 tarih ve sayılı Karabük Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü işleminin hukuka uygunluğu denetlendiğini ve yargılama neticesinde müvekkil şirkete tahakkuk ettirilen idari para cezasının iptaline ve ödenen bedelin iadesine karar verildiğini belirterek; ek külfete mahal vermemek ve müvekkil şirketin mağduriyetine sebep olmamak adına E- –

Sayılı, 23.06.2023 Tarihli, ‘’Belgelere Bağlı İdari Para Cezası’’ konulu idari yaptırım tutanağına konu edilen idari para cezasının iptali ile Müvekkil Şirket tarafından ödenen tutarın iadesini talep etmektedirler.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına hitaben düzenlenen 15.10.2024 tarihli ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Sigorta

Primleri Genel Müdürlüğü İşverenler Daire Başkanlığı tarafından gönderilen 14.11.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Nevşehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 06.04.2023 tarih varide numaralı yazısına istinaden kurum kayıtlarının incelendiği ve . in tutanak tarihi olan 13.12.2022 tarihinde işverene ait olan plaka numaralı araçta sigortasız olarak çalıştığı tespit edildiğinden ve sigortalı olmamasından kaynaklı / sayılı Kayıt Dışı İstihdam İle Mücadele Genelgesine istinaden gerekli işlemler yapılıp idari para cezası uygulandığı, 2.2. İşverene bahsi geçen idari para cezasının 23.06.2023 tarihli yazı ile tebliğ edildiği, işverenin

09.06.2023 tarih ve sayılı dilekçesiyle idari para cezasına itiraz edildiği ve 05.09.2023 tarih,

sayılı karar ile idari para cezasının iptaline yönelik işveren talebinin İdari Para Cezası İtiraz

Komisyonu kararlı ile reddedildiği ve alınan kararın 02.04.2024 tarih varide numaralı yazı ile işverene bildirildiği, 2.3. Kurumca yürütülen işlemlerin 5510 sayılı Kanun ile diğer ilgili alt mevzuatla oluşturulan yasal çerçevede belirlenen usul ve esaslara göre yürütülmekte olduğu ve uygulanan 38.006,00 TL tutarındaki

İdari Para Cezasının yerinde olduğu, 2.4. İşverene konu ile alakalı iki farklı müeyyide uygulandığının tespit edildiği, 10.02.2023 tarihli ve sayılı yazı ile gönderilen 16.824,00 TL idari para cezası tebligatı ile 23.06.2023 tarih sayılı idari para cezası tebligatının birbirini bağlamadığı, 2.5. 16.824,00 TL idari para cezasının Kastamonu İdari Mahkemesinin / esas / karar sayılı kararı ile iptal edildiği ancak bu kararın 38.006,00 TL idari para cezasının iptal edilmesine emsal teşkil etmeyeceğinin değerlendirildiği 2.6. Her bir işlemin bağımsız bir davaya konu edilerek yargılama yapılmasının gerektiği dolayısıyla daha önce uygulanan idari para cezasının (16.824,00 TL ) iptaline yönelik Kastamonu İdare Mahkemesinin

/ esas / karar sayılı kararının bu defa uygulanan idari para cezasının (38.006,00 TL) iptal edilmesi yönünde emsal alınarak işlem tesis edilmesinin mümkün olmadığı, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; /

3.1. “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.”

3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 4. 14.6.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;

5.1. “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4 üncü maddesini 1 inci fıkrasının (a) bendinde “(…) a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, (…) sigortalı sayılırlar. “

5.2. 5510 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin yedinci fıkrasında “Kurumun denetim ve Bu belge, kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca

Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.” 5.3. “Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi” başlıklı 59 uncu maddesinin 1 inci ve 2 nci fıkrasında sırasıyla “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Askerî işyerlerine ait sigorta işlemlerinin denetim ve kontrolü, askerî iş müfettişleri tarafından da yapılabilir.” ve “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. İşverenler ve sigortalılar ile işyeri sahipleri, tasfiye ve iflâs idaresinin memurları, işle ilgili gerçek ve tüzel kişiler, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına bilgi verilmek üzere çağrıldıkları zaman gelmek, gerekli olan defter, belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek, görevlerini yapmak için her türlü kolaylığı sağlamak ve bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine

getirmekle yükümlüdürler. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları görevlerini yaparken, tüm kamu görevlileri gerekli kolaylığı gösterir ve yardımcı olurlar.”

5.4. “Kurumca verilecek idari para cezaları” başlıklı 102 nci maddesinde;

“ a) 1) 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 61 inci maddede belirtilen bildirgeyi, bu Kanunda belirtilen süre içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usȗle uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu hâlde anılan ortamda göndermeyenler hakkında her bir sigortalı için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır.

2) 8 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen bildirgenin verilmediğinin, mahkeme kararından

veya Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden ya da diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarının kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden anlaşılması halinde bildirgeyi vermekle yükümlü olanlar hakkında her bir sigortalı için asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.

3) İşyeri esas alınmak suretiyle bildirgenin verilmediğine ilişkin; mahkemenin karar tarihinden,

Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarının tespit tarihinden, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının denetim elemanlarının rapor tarihinden, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi veya belgelerin Kuruma intikal tarihinden itibaren bir yıl içinde bu bendin (2) numaralı alt bendinde sayılan durumlardan biriyle tekrar bildirge verilmediğinin anlaşılması halinde, bildirgeyi vermekle yükümlü olanlar hakkında bu defa her bir sigortalı için asgari ücretin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır.”

(…)

“ j) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ile

506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde yer alan sandıklara, sandık iştirakçiliğinin başlama veya

sona ermesine ilişkin bildirimi, süresi içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun olarak yapmayanlar veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler hakkında, bir takvim ayında işlenen bu fiillerden dolayı tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla her bir sigortalı veya sandık iştirakçisi için asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır.”

(…)

“ m) Kurumun prim tahakkukuna ve sigortalıların sosyal güvenlik haklarına dayanak teşkil eden bu

Kanunun 86 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası uyarınca verilmesi gereken beyannamedeki sigortalıların, prime esas kazançlarının veya hizmetlerinin bildirilmediği, eksik ya da geç bildirildiği anlaşılan her bir işyeri için;

1) Beyannamenin asıl olması hâlinde, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla

beyannamede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin beşte biri tutarında, /

2) Beyannamenin ek olması hâlinde, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek

beyannamede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin sekizde biri tutarında,

3) Ek beyannamenin, 86 ncı maddenin beşinci fıkrasına istinaden Kurumca resen düzenlenmesi

durumunda, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek beyannamede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin yarısı tutarında,

4) Beyannamenin mahkeme kararı, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca

yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde ya da bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden, hizmetleri ve kazançları Kuruma bildirilmediği veya eksik bildirildiği ya da sadece hizmetlerinin Kuruma eksik bildirildiği anlaşılan sigortalılarla ilgili olması hâlinde, beyannamenin asıl veya ek nitelikte olup olmadığı, işverence düzenlenip düzenlenmediği dikkate alınmaksızın, aylık beyannamedeki her bir işyeri için, a) Kamu idareleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar hakkında asgari ücretin üç katını geçmemek üzere sigortalı başına aylık asgari ücret tutarında, b) Diğer defterleri tutmak zorunda olanlar hakkında asgari ücretin iki katını geçmemek üzere sigortalı başına yarım asgari ücret tutarında, c) Defter tutmakla yükümlü olmayanlar hakkında aylık asgari ücreti geçmemek üzere sigortalı başına asgari ücretin üçte biri tutarında, ç) Beyannamedeki her bir işyerinden bildirilen sigortalıların sadece prime esas kazançlarının eksik bildirildiğinin anlaşılması hâlinde ise beyannamenin asıl veya ek nitelikte olup olmadığı, işverence düzenlenip düzenlenmediği dikkate alınmaksızın, aylık asgari ücretin onda birinden az, iki katından fazla olmamak üzere tespit edilen prime esas kazanç tutarında, idari para cezası uygulanır.”

6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 393 üncü maddesinde: “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.”

7. 4857 sayılı İş Kanunun 8 inci maddesinde “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.”

8. Sosyal Güvenlik Kurumunun “Kayıt dışı istihdam ile mücadele” konulu 2015/25 sayılı

Genelgesinin “1.2.9.11. Ticari Araçların Trafik Cezaları” başlığında; “ Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan trafik denetimleri sonucu, trafik idari para cezası karar tutanağı düzenlenerek sürücüye yüzüne karşı tebliğ edilen ve kullanım amacı ticari olan araçların aracın plakası, sürücünün T.C. Kimlik

Numarası, sürücünün adı ve soyadı, cezanın düzenlendiği yer, cezanın düzenlendiği il, ilçe, cezanın düzenlendiği birim ve cezanın düzenlendiği tarih bilgilerinin elektronik ortamda Kuruma gönderilmesi gerekmektedir. “

9. T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün 04.08.2021 tarih

28780188 sayılı Genel Yazısında ise Trafik idari para cezası karar tutanağında bahsi geçen kişilerin ticari

araç sahibinin eşi, aile fertlerinden, kan veya kayın hısımlarından, yakın arkadaşlarından, komşularından vb. biri olduğunun ve ticari aracı geçici olarak (saatlik/günlük vb.) ve tamamen şahsi işleri için

/

kullandığının, aracın ticari iş veya işyerine ait herhangi bir amaçla kullanılmadığının, araç sürücüsü ile aralarında hizmet akdi ilişkisi olmadığının ve araç sürücüsünü (4/a) kapsamında çalıştırılmadığının iddia edilmesine ilişkin olarak ilgili birimlerde yapılacak işlemlerin talimatlandırıldığı ve buna göre; öncelikle iddialar ve olayın, toplumun sosyo-kültürel yapısı, gelenekleri ve ekonomik koşulları çerçevesinde hayatın olağan akışı içinde vuku bulabilecek türden olup olmadığına göre ve her somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirileceği, ilgililerin Kurumca yapılan işlemlerden ve idari yaptırımlardan kurtulmak amacıyla bu iddiaları öne sürdüğü şeklinde önyargılı bir tutum ve iddiaları baştan reddeden bir yaklaşım sergilenmeyeceği, diğer taraftan, ünite itiraz komisyonunca karar verilirken hangi kriterlerin baz alınacağı konusunda genel bir kural koymanın doğru ve mümkün olmamakla birlikte, araç sahibi ile araç sürücüsü arasında iş/hizmet akdinin unsurlarının bulunup bulunmadığı, somut olayın kendine özgü durumu çerçevesinde ve aşağıdaki hususlardan elde edilen bilgiler ışığında değerlendirilerek sürücünün sigortalı sayılmayı gerektirecek nitelikte çalışan olup olmadığı ve hizmet akdinin unsurlarının bulunup bulunmadığı belirleneceği, bu değerlendirmede, yalnızca trafik cezasının sürücü ile araç sahibi arasında iş sözleşmesi/hizmet akdi olduğunu gösterir bir delil olamayacağının göz önünde bulundurulacağı, yapılan tüm tespitlere istinaden bir karar verilememesi durumunda ise; sigortalılık ve hizmet tespitine yönelik gerçek durumun ortaya çıkarılması amacıyla konunun denetime sevk edileceği yönünde, düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. ABDULLAH CENGİZ MAKAS’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan

“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran vekili özetle; idare tarafından müvekkili olan işyerine daha önce uygulanan idari para cezasının Kastamonu İdare Mahkemesinin / esas / karar sayılı kararıyla iptal edilmesini emsal göstererek bu defe uygulanan idari para cezasının iptali ile müvekkil işveren tarafından ödenen tutarın iadesini talep etmektedir.

12. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; .’ e tutanak tarihi olan 13.12.2022 tarihinde işverene ait olan plaka numaralı araçta Trafik İdari Para Cezasına düzenlenmiş olması sebebiyle sigortasız olarak çalıştığının tespit edildiği ve sigortalı olmamasından kaynaklı / sayılı Kayıt Dışı

İstihdam İle Mücadele Genelgesine istinaden gerekli işlemler yapılıp idari para cezası uygulandığı, işveren tarafından söz konusu idari para cezasına itiraz edildiği ve İdari Para Cezası İtiraz Komisyonu tarafından talebinin reddedildiği, yürütülen işlemlerin 5510 sayılı Kanun ile diğer ilgili alt mevzuatla oluşturulan yasal çerçevede belirlenen usul ve esaslara göre yürütüldüğü bu sebeple uygulanan idari para cezasının yerinde olduğu, her bir işlem ayrı bir dava konusu olması gerektiğinden, farklı bir dava sonucu verilen İdare

Kastamonu İdare Mahkemesinin / esas / sayılı Kararının emsal alınarak işlem tesis edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

/

13. Bu çerçevede uyuşmazlığın temel olarak başvuran şirket ile bu şirkete ait aracı kullanmaktayken trafik idari para cezası uygulanan arasında hizmet akdi bulunup bulunmadığının tespiti ve hizmet akdi unsurlarının oluştuğu yönünde değerlendirmesi bulunan idare tarafından bu değerlendirmeye bağlı uygulanan idari para cezası yaptırımının iptal edilip edilmeyeceği hususunda ortaya çıktığı görülmektedir.

14. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı kadarıyla başvuru konusu somut olayın gelişim sürecine bakıldığında; 14.1. 13.12.2022 tarihinde başvuran

Şirketi adına kayıtlı plakalı araç sürücüsü ’ e Trafik İdari Para Cezasına düzenlendiği, 14.2. Söz konusu Trafik İdari Para Cezası tutanağının idarenin kayıtlarına intikali sonrasında / sayılı Kayıt Dışı İstihdam İle Mücadele Genelgesine istinaden idare tarafından başvuran şirkete 5510 sayılı

Kanunun 102 inci maddesinin (a), (j) ve (m) bentleri gereği toplam 38.006,00 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiği ve 23.06.2023 tarihli yazı ile tebliğ edildiği, 14.3. Başvuran tarafından bahsi geçen ’ in “muhasebe ve defter tutma faaliyetleri” kapsamında gelir vergisi mükellefi olduğu ve sözleşmeyle bağlı şirket muhasebeci olduğu, müşteri seyahatlerini şirket aracıyla yaptığı belirtilerek söz konusu idari para cezasına itiraz edildiği, 14.4. Karabük Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan komisyonca itirazın değerlendirilerek 05.09.2023 tarih, sayılı karar ile başvuranın itirazının reddedildiği, 14.5. Başvuran tarafından 12.10.2023 tarihinde işleme konu idari para cezası olan 38.006,00 TL ve 3707,04 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 43.072,89 TL (1.359,85 TL kredi kartı komisyonunu da içermektedir) ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.

15. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı addedilmiştir. 5510 sayılı Kanun bakımından sigortalı sayılmanın hukuki şartlarından iş ilişkisi, esas olarak hizmet akdine dayanmalıdır ve hizmet akdine tabi çalışma koşulu yerine getirilmelidir. Bir başka ifadeyle

5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendine göre (SSK) sigortalı sayılmanın temel kuralı, iş veya çalışma

ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğidir dolayısıyla “hizmet akdi” kavramını tanımlamak faydalı olacaktır.

16. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunda hizmet akdinin tarifine yer verilmemiş olup hizmet akdi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda tanımlanan hizmet sözleşmesi ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesi olarak tanımlanmıştır.

17. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 393 üncü maddesine göre hizmet akdi: “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana

/

veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” 4857 sayılı İş Kanunun 8 inci maddesine göre ise “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde hizmet akdinin hukuki bağlılık, hizmet, süre ve ücret unsurlarını ihtiva etmesi gerekmektedir.

18. Anayasa Mahkemesi ise hizmet akdinin iş, ücret ve bağımlılık olmak üzere üç unsurdan oluştuğuna

karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi, Esas No.1963/336, Karar No.1967/29 ve Resmi Gazete tarih/sayı:

19/10/1968/13031)

19. Sosyal güvenlik hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir insan hakkıdır. Aynı zamanda sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti içerisinde yer alan ve bu ilkeyi oluşturan temel kavramlardan birisidir. Bu esası göz önüne alan anayasa “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında sosyal güvenlik hakkını da düzenlemiş ve 60 ıncı madde ile “herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” hükmünü getirmiştir.

20. Anlaşılacağı üzere çalışanların sosyal güvenlik hakkı Anayasamız ve 5510 sayılı Kanun ile güvence altına alınmıştır ancak bu güvencelere rağmen, sigortalı sayılanların bir kısmının kayıt dışı istihdam edildikleri de günümüz gerçeğidir.

21. Kuşkusuz Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kayıt dışı istihdamla mücadele kapsamında yapılan çalışmalar ile sosyal güvenlik sistemi içinde yer alması gerektiği halde sisteme dahil edilmeyen ve dolayısıyla sosyal güvenlik sisteminin sağladığı haklardan mahrum kalan kişiler de sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmaya çalışılmaktadır. Zira kayıt dışı çalışma diğer bir ifade ile sigortasız çalışma, kişilerin sosyal güvenlik haklarından yararlanamamasına ve dolayısıyla mağdur olmalarına yol açan önemli bir sosyo-ekonomik sorundur.

22. Kayıt dışı istihdamla mücadele kapsamındaki yöntemlerden biri de İl Emniyet Müdürlükleri tarafından yapılan trafik denetimleri sonucu, trafik idari para cezası karar tutanağı düzenlenerek sürücüye yüzüne karşı tebliğ edilen ve kullanım amacı ticari olan araçların plakası, sürücünün T.C. Kimlik Numarası, sürücünün adı ve soyadı, cezanın düzenlendiği yer, cezanın düzenlendiği il, ilçe, cezanın düzenlendiği birim ve cezanın düzenlendiği tarih bilgilerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilmesi, intikal eden bilgilerin

/ sayılı Genelgede belirtilen usul ve esaslara göre kontrol edilmesi ve sorgulanması, kayıt dışı çalıştığı tespit edilen sigortalılara ilişkin gerekli tescil işlemleri gerçekleştirilmesi ve ticari araç sahibine de cezai yaptırımlar uygulanmasıdır,

23. Ancak, idareye intikal eden trafik idari para cezası karar tutanaklarına istinaden yapılan tescil ve tescile bağlı diğer işlemler ile bunlara istinaden uygulanan idari para cezalarının işverenler tarafından sıklıkla itiraza konu olması, itirazlara verilen ret kararı sonrası işverenler tarafından konunun yargıya taşınması ve davanın idare aleyhine sonuçlanabildiği de aşikardır.

24. Zira yargı organlarınca “idari para cezasının dayanağı olan işlemin gerekçesinin açık ve tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerektiği, herhangi bir araştırma yapılmaksızın sadece trafik para cezasının esas alınması suretiyle yapılan işlemlerde hizmet akdi olup olmadığı konusundaki şüpheden işverenin faydalanacağı” yönünde istikrarlı kararlar verilmektedir.

25. Nitekim idarenin başvuran şirkete daha önce uyguladığı idari para cezasının iptali ve ödenen tutarın iadesi talebiyle açmış olduğu dava sonucunda Kastamonu İdare Mahkemesinin / esas /

/

sayılı kararında “Uyuşmazlık konusu olayda, 12.08.2022 tarihinde davacı şirkete ait plakalı ticari aracın sürücüsü olarak isimli şahsa trafik cezası uygulandığının dosya kapsamından sabit olduğu, bu hususta bir uyuşmazlık bulunmadığı, mevcut durumun anılan şahsın davacının çalışanı olduğuna yönelik bir emare oluşturmasına karşın ispatına yeterli olmadığı, söz konusu tespite istinaden davalı idarece davacının ve ilgili şahsın ifadesine başvurulmadığı, davacıya ait iş yerinde herhangi bir denetim yapılmadığı, emniyet görevlilerince kesilen trafik para cezası tutanağı dışında idarece herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın işlem tesisi cihetine gidildiği, çalışan olduğu belirtilen kişinin davacı yanında fiilen çalışıp çalışmadığına, çalışmış ise hangi tarihlerde çalıştığına ilişkin olarak kurum denetim elemanlarınca somut bir tespit yapılmadığı, aracın tescil bilgisinin ticari olmasının mevcut uyuşmazlıkta sigortasız işçi çalıştırıldığına tek başına delil olamayacağı, ilave somut bir delil veya bulgunun bulunmadığı, kaldı ki sigortasız çalıştırıldığı belirtilen işçinin işten ayrılıp ayrılmadığının dahi tespiti yapılmadan işten ayrılış bildirgesi verilmediğinden bahisle bu yönden de idari para cezası tesis edildiği hususları dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Nitekim, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesinin 09/06/2022 tarih ve E: /

K: / sayılı, 21/04/2022 tarih ve E: / K: / sayılı kararları da aynı doğrultudadır.”

İfadelerine yer verilmiştir.

26. Somut olay kapsamında yapılan tespitler, ilgili mevzuat ve yargı kararları bir arada değerlendirildiğinde; başvuran şirkete ait araçta trafik cezası uygulanmasının ’ in başvuranın çalışanı olduğuna yönelik bir emare oluşturmasına karşın bu durumun ispatına yeterli olmadığı, emniyet görevlilerince kesilen trafik para cezası tutanağı dışında idarece herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan, ilave somut bir delil veya bulgu olmaksızın işlem tesis edildiği, başvuran şirket ile arasında hizmet akdinin varlığına ilişkin olarak idarece somut bir tespit yapılmadığı, kaldı ki işveren tarafından öne sürülen, ilgilinin gelir vergisi mükellefi olduğu, sözleşmeyle bağlı şirket muhasebecisi olduğu ve müşteri seyahatlerini şirket aracıyla yaptığına yönelik iddialarının idare tarafından değerlendirmeye alınmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

27. Kurumumuzca yapılan değerlendirmede; başvuran şirket ile arasındaki iş ilişkisinin hizmet akdine dayanıp dayanmadığına ilişkin inceleme/araştırma/tespit yapılmaksızın salt ilgiliye uygulanan trafik cezasının delil sayılarak ilgilinin başvuranın çalışanı sayılması ve başvuran şirkete idari para cezası uygulanması işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 28. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verdiği bu anlamda ‘makul sürede karar verme’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini gösterdiği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uyduğu tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davrandığı görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

29. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu

Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya

da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İdare

Mahkemelerde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuran şirkete uygulanan idari para cezasının iptal edilip edilmeyeceğinin, ilgililer arasındaki iş ilişkinin hizmet akdi kapsamında olup olmadığına yönelik yapılacak inceleme/araştırma/tespit üzerine ulaşılan sonuç çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal

Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TEBLİĞİNE, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Mehmet AKARCA

Kamu Başdenetçisi

/