ÖZET: Başvuru, Kastamonu İl Encümeni tarafından uygulanan idari para cezasının iptali talebine ilişkindir. Şikâyetçi, 1950 yılında inşa ettiği evine sonradan balkon eklendiği iddiasıyla yapılan asılsız ihbarlar sonucunda Kastamonu İl Özel İdaresi tarafından ceza aldığını belirtmektedir. İhbarın, muhtarın akrabası tarafından yapıldığını ve ilgili memurun tarafsız davranmadığını iddia eden şikâyetçi, belgelerinin dikkate alınmadığını ifade ederek bilirkişi tayini ve yerinde inceleme talep etmektedir.

Kastamonu İl Özel İdaresi, yapılan ihbar üzerine yerinde inceleme gerçekleştirmiş ve köy muhtarı ile ihtiyar heyeti üyelerinin beyanlarına dayanarak balkonun 1985 yılından sonra yapıldığını tespit etmiştir. İdare, şikayetçinin muhtarlıktan izin belgesi sunmadığını belirterek, idari para cezasının uygulanmasına karar vermiştir. Ancak, şikâyetçi, evinin eklentisinin olmadığını ve bu konuda sunmuş olduğu belgelerin dikkate alınmadığını savunmaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, şikâyetçinin mağduriyetinin giderilmesi için idari para cezasının iptal edilmesi yönünde tavsiyede bulunmuştur. Ayrıca, gelecekte benzer durumlarda, yalnızca beyanlara dayanarak cezai işlem tesis edilmemesi gerektiği, somut bilgi ve belgelerle desteklenmiş tespitlerin önemine vurgu yapılmıştır. İdarenin, bu tavsiyeye uygun olarak gerekli işlemleri makul sürede gerçekleştirmesi beklenmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 4517-4517

BAŞVURU NO : 2018/11037

KARAR TARİHİ : 25/02/2019

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : Kastamonu İl Özel İdaresi

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuru, Kastamonu İl Encümeni tarafından 3194 sayılı

İmar Kanununun 42 nci maddesi uyarınca uygulanan idari para cezasının iptal edilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 12/09/2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şikâyetçi, Kastamonu İli, .. İlçesi, …. Köyü 144 ada ve 22 parselde bulunan gayrimenkulün sahibi olduğunu, aralarında arazi sorunu olan komşusu tarafından söz konusu yerdeki evine sonradan balkon çıktığı iddiasıyla asılsız ihbarlarda bulunulduğunu, bu ihbarlar uyarınca muhtar ve ihtiyar heyetinden bazı kişilerin beyanlarının dikkate alınarak Kastamonu İl

Özel İdaresi tarafından kendisine idari para cezası uygulandığını, ancak ihbar yapan kişinin muhtarın yakın akrabası olduğunu, ayrıca bu ceza kesilmeden önce evine tespite gelen memurun karşı tarafın beyanlarını dikkate almasına rağmen kendi beyanlarını dikkate almadığını, bu nedenle ilgili memurun tarafsız davranmadığını, ayrıca konuyla ilgili olarak sunduğu belgelerin (fotoğraf vb.) ilgili İdarece dikkate alınmadığını, evini 1950 yılında yaptığını ve hiçbir eklentisinin olmadığını, söz konusu evin tapuda ‘Ahşap, iki katlı ev ve ahır bahçesi’ şeklinde kayıtlı olduğunu, Tapu Kadastro Müdürlüğü’nden ‘Evin hiçbir genişlemeye uğramadığı ve sonradan eklentisinin olmadığı’ bilgisini aldıklarını, sonradan yapıldığı iddia edilen balkonun evlerine girişi sağlayan yer olduğunu ve evlerine bu yerden girilip çıkıldığını iddia ederek, konuyla ilgili bilirkişi tayin edilerek yerinde incelenme yapılmasını ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kastamonu İl Özel İdaresi’nin 05/12/2018 tarihli ve … sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Konuyla ilgili olarak yapılan BİMER başvurusunda “… ve çocukları … tarafından

144 ada / 22 parsel no.lu taşınmaz üzerindeki evine balkon yapmak suretiyle yolu

kapattığı, işgal ve tecavüzde bulunduğu belirtildiğinden” söz konusu iddianın araştırılması için İlçe Özel İdare Müdürlüğü ekiplerince inceleme ve tespit yapılmak amacıyla mahalline gidildiği, 2.2. Söz konusu evin yapım durumu ve yapım tarihiyle ilgili olarak köy ihtiyar heyetinden araştırma yapıldığı, köy muhtarı … ve ihtiyar heyeti üyesi … ve …’ün ifadelerinden, söz konusu evin 1985 yılından önce (1950-1955 yılları arasında)

yapıldığı ve eklenti balkonun ise 1985 yılından sonra yapıldığı (1986-1990 yılları arasında) hususlarında bilgi edinildiği, bu bilgi doğrultusunda İlçe Özel

İdare Müdürü …, büro personeli …, köy muhtarı ve bazı ihtiyar heyeti üyeleri tarafından konuyla ilgili 01/03/2018 tarihli bir tutanak düzenlendiği, ayrıca söz konusu yerde yapı sahibi ile birlikte yapı tatil zaptı düzenlendiği, 2.3. Söz konusu eklenti yapı (balkon) için, 3194 sayılı İmar Kanununun 27 nci maddesi ve Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57 nci maddesi uyarınca köy muhtarlığından izin alınması gerektiği, söz konusu eklenti yapıya ilişkin olarak muhtarlıktan izin belgesi alındığına ilişkin bir belgenin şikayetçi tarafından

İdarelerine sunulmadığı, 2.4. Bu nedenlerle, söz konusu eklenti yapı için İdarelerince teknik rapor düzenlenerek idari para cezası takdir edilmesi için konunun Kastamonu İl Encümeni’ne havale edildiği, İl Encümeni’nin … tarihli kararıyla bahsi geçen eklenti yapı nedeniyle şikayetçiye 939,37 TL idari para cezası uygulandığı, 2.5. Şikayetçinin, evinin hiçbir genişlemeye uğramadığı ve sonradan eklentisinin olmadığına ilişkin olarak Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğü’nden bilgi aldığını iddia ettiği, ancak bu konuda İdarelerine sunulan yazılı bir belgenin bulunmadığı, ayrıca bu eklenti yapının ilgili Kadastro Müdürlüğü’nden ölçüm yaptırılarak tespit edilmesi gerektiği, 2.6. Şikayetçi, evinin 1970’li yıllarına ait fotoğrafının dikkate alınmadığı iddia etmekte ise de: söz konusu fotoğrafların idari para cezası kesildikten sonra ibraz edildiği, bu fotoğrafların idari para cezası uygulanan eklenti yapının yapım tarihi hakkında kesin bir bilgi vermediği, yine şikayetçinin, söz konusu eklentinin bulunduğu yerde ve 1973 model bir traktörün önünde çekilen fotoğrafa dayanarak evinin eklentisinin o döneme ait güncelliğini koruduğundan bahsettiği, ancak söz konusu traktöre ilişkin olduğu ileri sürülen belgelerden traktörün trafiğe çıkış tarihinin 15/03/2005 olarak göründüğü, traktörün tescil tarihinin ise tam okunmamakla birlikte 2000’li yılları gösterdiği, ibraz edilen bu belgelerin de eklenti yapının yapım tarihi hakkında net bir bilgi vermediği, 2.7. İdarelerinin arşivlerinde Araç İlçesi … Köyü 144 ada ve 22 no.lu parsel üzerinde inşa edilmiş olan konut amaçlı yapının ne zaman yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, 2.8. Araç Kaymakamlığı İlçe Özel İdare Müdürlüğü tarafından şikayetçiye yazılan 03/07/2018 tarih ve … sayılı yazıda; “Komisyondaki görevli personelin (… ve …)

yürürlükteki ilgili kanun, yönetmelik ve köy ihtiyar heyetinin beyanları doğrultusunda işlem yaptıkları konuyla ilgili bilgi ve belgelerden anlaşılmış olup, görevli memurların görevlerini kötüye kullandıklarına ve keyfi işlem yaptıklarına dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmamıştır.” denildiği, bu nedenle İlçe

Özel İdare Müdürü … hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığı, 2.9. Söz konusu köyde 30/11/2018 tarihi itibariyle şikayet edilen başka kişi ve kişiler olmadığından, şikayetçi dışında başka kişi ve kişiler adına düzenlenmiş yapı tatil zaptı veya idari para cezası bulunmadığı, 2.10. Bahsi geçen yerdeki yapıya ilişkin olarak İdarelerine sunulmuş yapı kayıt belgesi bulunmadığı, 2.11. Şikayetçinin iddiaları kapsamında ilgili döneme ait belge niteliğinde kabul edilebilecek hiçbir kanıtı İdarelerine sunmadığı, konuya dair işlemlerin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yapıldığı açıklamalarına yer verilmiştir.

3. Kurumumuzca istenen bilgi ve belge kapsamında, … Köyü Muhtarı tarafından

Kastamonu İl Özel İdaresi’ne yazı yazılmış olup, söz konusu yazıda; 3.1. Köy karar defterinde …’a ait yapı için alınmış bir karar bulunmadığı, adı geçenin yapısını 1985 yılı öncesinde ve bu yapıya ilişkin balkon çıkmasının ise 2000’li yıllardan sonra yaptığının bilindiği, şu anda köy geneli mevcudunun 50 hane olduğu, yapılmış olan yapılar için muhtarlıklarınca karar defterine işlenen çeşitli kararların bir nüshasının yazıları ekinde sunulduğu hususları belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, … sosyal bir hukuk Devletidir”, “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. … Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ncı maddesi; “1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.

… 3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir: a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek; b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak; … d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;…” bu sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün “Mülkiyetin

Korunması” başlıklı 1 inci maddesi; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”, 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”, 7. 3194 sayılı İmar Kanununun, 7.1. “Köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslar” başlıklı 27 nci maddesinde; (Bu madde başlığı “Ruhsata tabi olmayan yapılar ve uyacakları esaslar” iken 8/8/2011 tarihli ve 648 sayılı KHK’nın 22 nci maddesiyle “Köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslar” şeklinde, daha sonra da bu madde başlığı 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı

Kanunun 73 üncü maddesiyle “Köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslar” şekilde değiştirilmiştir.)

7.1.1. Mülga madde; (08/08/2011 tarihli ve 648 sayılı KHK’nın 22 nci maddesiyle değişiklik yapılmadan önceki madde metni)

“… Belediye ve mücavir alanlar dışında köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanların köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda yaptıracağı konut, hayvancılık veya tarımsal amaçlı yapılar için inşaat ve iskân ruhsatı aranmaz. Ancak, yapının fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve muhtarlıktan izin alınması gerekir.”, 7.1.2. Yürürlükteki madde; (12/07/2013 kabul tarihli 6495 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle yapılan değişiklik sonrası madde metni)

“… Belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak konut, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile köyde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, …

gibi yapılar için yapı ruhsatı aranmaz. Ancak etüt ve projelerinin valilikçe incelenmesi, muhtarlıktan yazılı izin alınması ve bu yapıların yöresel doku ve mimari özelliklere, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunludur. Etüt ve projelerin sorumluluğu müellifi olan mimar ve mühendislere aittir. Bu yapılar valilikçe ulusal adres bilgi sistemine ve kadastro planlarına işlenir. …”, 7.2. “İdari Müeyyideler” başlıklı 42 nci maddesinde; “Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır. Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk

Lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanır: …”, 7.3. Geçici 16 ncı maddesinde; “Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan

Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir. … başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. … Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir. … Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz. …”, 8. 538 Karar Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı;

“31/12/2017 tarihinden önce yapılmış ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar için Yapı

Kayıt Belgesi başvuru süresinin 15/6/2019 tarihine kadar, yapı kayıt bedeli ödeme süresinin 30/6/2019 tarihine kadar uzatılmasına, 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16 ncı maddesi gereğince karar verilmiştir.”, 9. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun “Encümenin görev ve yetkileri” başlıklı 26 ncı maddesinde; “Encümenin görev ve yetkileri şunlardır: … e) Kanunlarda öngörülen cezaları vermek. … j) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”, 10. 02/11/1985 tarih ve 18916 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Plansız Alanlar İmar

Yönetmeliğinin, (Yönetmeliğin “Belediye ve Mücavir Alan Sınırları İçinde ve Dışında Planı

Bulunmayan Alanlarda Uygulanacak İmar Yönetmeliği” olan ismi, 30/6/2001 tarihli ve

24448 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikle “Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği”

olarak değiştirilmiştir.), 10.1. “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde; 10.1.1. Mülga madde; (02/09/1999 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikten önceki madde metni); “20) İmar mevzuatına aykırı yapı: ruhsatsız yapılar, ruhsat ve eklerine, fen ve sağlık kurallarına, kat nizamına, taban alanına, komşu mesafelerine, imar yoluna, ön cephe hattına, bina derinliğine, imar plânı bölgeleme esaslarına aykırı olan komşu parsele veya imar planlarında yol, yeşil alan, otopark gibi kamu hizmet, ve tesisleri için ayrılmış alanlara tecavüz eden, başkasının mülküne veya kesin inşaat yasağı olan yerlere inşa edilen yapılardır. … 30) Ön izin: Belediye ve mücavir alan sınırları dışındaki plânsız alanlarda yapılacak her türlü sanayi tesislerine, Valilikçe verilen izin belgesidir. …”, 10.1.2. Yürürlükteki madde; (02/09/1999 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikten sonraki hali); “… 20) İmar mevzuatına aykırı yapı: Muhtarlıktan izin alınmadan yapılan yapılar, ruhsatsız, ruhsat ve eklerine, fen ve sağlık kurallarına aykırı olan, kat nizamı, taban alanı, komşu mesafeleri, ön cephe hattı, bina derinliği ve benzeri konulardaki mevzuat hükümlerine uygun olmayan yapılar ile komşu parsele, yola, kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış alanlara tecavüz eden veya inşaat yasağı olan yerlere inşa edilen yapılardır. …

30) Muhtarlık izni: Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarında, köy nüfusuna kayıtlı ve

köyde sürekli oturanlarca, konut, hayvancılık veya tarımsal amaçlı yapı yapılabilmesi için ilgili köy ihtiyar heyetince verilen yazılı izindir.”, 10.2. “Yapı Ruhsat İşleri” başlıklı 57 nci maddesinde; 10.2.1. Mülga madde; (02/09/1999 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikten önceki madde metni) “Köy ve mezraların yerleşik alanlarında sadece köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca yapılacak konut, tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile köy odası, köy camii ve benzeri köy ortak yapıları inşaat ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapının fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve Köy İhtiyar Heyeti’nden izin alınması şarttır.”, 10.2.2. Yürürlükteki madde; 02/09/1999 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikten sonrasındaki madde metni) “Köy ve mezraların yerleşik alanlarında ve civarında sadece köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca yapılacak konut, tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile müştemilat binaları yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapı projelerinin fen ve sağlık kurallarına uygun olduğuna dair valilik görüşü alınmasından sonra, muhtarlıkça izin verilmesi ve bu izne uygun olarak yapının yapılması şarttır. İnşa edilen yapının fen ve sağlık kurallarına uygunluğu İmar Kanununun 30 uncu maddesine göre valiliklerce belirlenir. …”, 11. 06/06/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine

İlişkin Usul ve Esaslar”a ilişkin Tebliğ’in, 11.1. “Yapı kayıt belgesi müracaatı” başlıklı 4 üncü maddesinde; “(1) Yapı Kayıt Belgesi 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için verilir. Yapı Kayıt Belgesi için müracaatın 31/10/2018 tarihine kadar yapılması ve Yapı Kayıt Belgesi bedelinin 31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi gerekir. Başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. …”, 11.2. “Yapı kayıt belgesinin kullanım yerleri” başlıklı 6 ncı maddesinde; “1) Yapı Kayıt

Belgesi verilen yapıların malikleri, bu belgenin bir örneğini belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyesine, bu sınırlar dışında il özel idaresine vermek zorundadır. … (3) Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir. …” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

12. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; şikâyetçinin konuyla ilgili mağduriyetinin giderilmesi için, şikayetçi hakkında uygulanan 939,37 TL idari para cezasının iptal edilmesi yönünde gerekli olan iş ve işlemlerin, 37 no.lu paragrafta yer verilen (şikayetçinin yapı kayıt belgesi aldığı, ilgili Kanun ve Tebliğ hükümlerindeki şartların oluşması halinde iptal işlemlerinin bu Kanun ve Tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi) hususlarının da gözetilerek makul sürede yapılması ve ayrıca imar mevzuatı hükümleri aykırılık kapsamında bundan sonra uygulanılacak idari para cezalarında yapının ne zaman yapıldığının kesin olarak tespitinin önem arz ettiği durumlarda, sadece beyana göre cezai işlem tesis edilmemesi, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda tespit edilen somut bilgi ve belgelere göre işlem tesis edilmesi hususlarında Kastamonu İl

Özel İdaresi’ne Tavsiyede Bulunulması yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Şikâyetçi, ikamet ettiği evine sonradan balkon çıktığı iddiasıyla hakkında asılsız ihbarlarda bulunulduğunu, bu balkonun imar mevzuatına uygun olmadığı gerekçesiyle

Kastamonu İl Özel İdaresi tarafından kendisine idari para cezası uygulandığını, ilgili İdareden konuyu araştırmak için gelen memurun tarafsız davranmadığını, konuyla ilgili olarak İdareye sunduğu belgelerin dikkate alınmadığını, söz konusu evini 1950 yılında yaptığını ve sonradan yapılan hiçbir eklentisinin olmadığını iddia ederek, konuyla ilgili bilirkişi tayin edilerek yerinde incelenme yapılmasını ve mağduriyetinin giderilmesi için gereken işlemlerin yapılmasını talep etmektedir.

14. İlgili İdare, evine sonradan balkon çıktığı iddiasıyla şikayetçi hakkında yapılan ihbar doğrultusunda yerinde inceleme ve araştırma yapıldığı, söz konusu yerdeki eklenti balkonun

1985 yılından sonra yapıldığı (1986-1990 yılları arasında) hususlarında köy muhtarı ve ihtiyar

heyeti üyesinden bilgi edinildiği, bu bilgi doğrultusunda köy muhtarı ve ihtiyar heyetinin iki üyesiyle birlikte ilgili memurlar tarafından konuyla ilgili bir tutanak düzenlendiği, 3194 sayılı

İmar Kanununun 27 nci maddesi ve yine bu Kanuna bağlı çıkartılan Plansız Alanlar İmar

Yönetmeliğinin 57 nci maddesi gereğince söz konusu eklenti yapı için “muhtarlık izni” (köy ihtiyar heyeti izni) alınması gerektiği, şikayetçinin bu izni almadan yapı yapması nedeniyle yine bu Kanunun 42 nci maddesi hükümleri doğrultusunda Kastamonu İl Encümeni’nin 24/04/2018 tarihli kararıyla şikayetçi hakkında idari para cezası uygulandığı, bahsi geçen eklenti için muhtarlıktan izin belgesi alındığına ilişkin bir belgenin şikayetçi tarafından

İdarelerine sunulmadığı, ayrıca şikayetçinin eklenti balkonun sonradan yapılmadığını iddia ettiği ancak bu iddiasını kanıtlayan bilgi ve belgeleri İdarelerine sunmadığı, bu nedenlerle yapılan işlemlerin ilgili mevzuata uygun olduğu hususlarını belirtmiştir. 15. İlgili İdarenin konuya ilişkin açıklamalarından, söz konusu idari para cezası işleminin sebep unsurunun, şikayetçinin imar mevzuatındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi fiili olduğu tespit edilmiştir. İlgili İdarenin, 3194 sayılı Kanun hükümlerine göre şikayetçi hakkında işlem tesis ettiği anlaşıldığından, öncelikle şikayetçinin bahse konu eklenti yapısının (balkonunun) söz konusu Kanun hükümlerine tabi olup olmadığı hususunun ortaya konulması gerekmektedir.

16. 3194 sayılı İmar Kanunu, 09/05/1985 tarihli ve 18749 Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, söz Kanunun “Yürürlük” başlıklı 49 uncu maddesinde, Kanunun 43/b, c, d, e; 46;

47 ve 48 inci maddeleri ile geçici 7 nci maddesinin yayımı tarihinde; diğer maddelerinin ise

yayımını takiben 6 ay sonra yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. Kanunun “yürürlük” maddesindeki bu hüküm dikkate alındığında; şikayetçi adına işlem tesisine dayanak teşkil eden

Kanunun 27 nci ve 42 nci maddelerinin 09/11/1985 tarihinde yürürlüğe girdiği tespit edilmiştir.

17. İmar Kanununun ilgili (27 nci ve 42 nci) maddelerinin yürürlük tarihi (09/11/1985)

dikkate alındığında; şikayete konu eklenti yapı, 09/11/1985 tarihinden sonra yapılmışsa bu yapı için adı geçen Kanun hükümleri uygulanacak ve bu doğrultuda söz konusu eklenti yapı için Kanununun 27 nci maddesine göre “muhtarlık izni” aranılması gerekecektir. Diğer taraftan, bahsi geçen eklenti yapı 09/11/1985 tarihinden önce yapmış ise; bu yapı için söz konusu Kanun hükümleri uygulanmayacak ve bu bağlamda bahsi geçen yapı için söz konusu

Kanundaki “muhtarlık izni” de gerekmeyecektir.

18. Yine 3194 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde 12/07/2013 yapılan değişikle köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslarla ilgili olarak yeni düzenlemelere yer verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca köylerdeki yapılarla ilgili düzenleme içeren Plansız Alanlar İmar

Yönetmeliğinin 57 maddesinde 02/09/1999 tarihinde değişiklik yapıldığı anlaşılmıştır. Bu değişiklik hükümleri de dikkate alındığında, köylerde yapılacak yapılarla ilgili olarak uyulacak usul ve esasların belirlenmesinde, ilgili dönemde yürürlükte bulunan mevzuat düzenlemelerindeki izin prosedürünün göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

19. Bu kapsamda, başvuruya konu eklenti yapının yapıldığı tarihin tespiti, ilgili tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin belirlenmesinde ve şikayetçinin eklenti yapısını ilgili dönemde yürürlükte bulunan mevzuat düzenlemelerine uygun olarak yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesinde büyük önem arz edecektir. Bu doğrultuda, somut olayda, başvuruya konu eklenti yapının yapıldığı tarihin nasıl tespit edildiği hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.

20. İlgili idare, şikayetçinin evine sonradan balkon çıktığı iddiasıyla yapılan ihbar doğrultusunda yerinde inceleme ve araştırma yapıldığını, bu kapsamda muhtar ve ihtiyar heyetinin iki üyesinin bahsi geçen eklenti balkonun 1985 yılından sonra yapıldığına (1986-

1990 yılları arasında) ilişkin beyanları dikkate alarak, eklenti yapının 1985 yılından sonra

yapıldığının tespit edildiğini belirtmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; ilgili İdarenin, bu beyanlar dışında söz konusu eklenti yapının yapıldığı tarihin tespiti için somut bir veriye dayanıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, yapının ne zaman yapıldığına ilişin kesin ve somut bir tespit olmadığı durumlarda köy ihtiyar heyetinin beyanlarının esas alınacağına ilişkin olarak yasal herhangi bir düzenlemenin de bulunmadığı tespit edilmiştir.

21. Şikayetçi, kendisini ihbar eden kişinin asılsız ihbarlarda bulunduğu, muhtarın bu kişinin yakını olduğu ve kendisi hakkında yapılan işlemlerde bu kişilerin beyanına itibar edilerek kendisinin dinlemediğine yönelik bazı iddialarda bulunmaktadır. Ülkemiz gerçekleri dikkate alındığında miras, arazi, yol, su vb. nedenlerle köydeki kişiler arasında bazı anlaşmazlıkların veya husumetlerin bulunması ihtimal dâhilindedir.

22. Bu ihtimal dikkate alındığında, özellikle başvuru konusu olaydaki gibi köylerde bulunan yapılar için idareler tarafından belli bir ceza öngören işlemler tesis edilirken, sadece muhtar ve/veya ihtiyar heyeti üyelerinin beyanlarının esas alınması gerçek durumu (somut olayda eklenti yapının yapıldığı tarihin tespiti) kesin olarak ortaya koymayabilir ve bu durum da ilgiliye işlem tesis edilmesinde idareleri bazı yanıltıcı sonuçlara götürebilir. Hatta köy muhtarı veya ihtiyar heyeti üyeleri ile köyde yaşayan kişiler arasında anlaşmazlıklar veya husumet bulunması halinde; köy muhtarı veya ihtiyar heyeti üyeleri, köydeki bir kişiye zarar vermek maksadıyla yapının yapıldığı tarihle ilgili olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunabilirler. Bu durum ise; bireylerin keyfi cezai uygulamalarla karşı karşıya kalması sonucunu ortaya çıkarabilir. Somut olayla ilgili olarak, ilgili İdarece bu doğrultuda işlem tesis edildiğine ilişkin kesin bir tespit yapılamamışsa da; şikayetçinin bir önceki paragrafta belirtilen iddiaları dikkate alındığında, başvuru konusu olayda veya benzer durumlarda, bu tür iddiaların bertaraf edilebilmesi için, İdarenin somut bir bilgi ve belgeye dayanarak işlem tesis etmesi gerektiği bir gerçektir.

23. Somut olayda, muhtar ve bazı ihtiyar heyeti üyelerinin beyanlarına göre bahsi geçen yapıyla ilgili tutulan tutanakta; söz konusu evin 1950 ve 1955 yıllarında yapıldığı, bu evin balkon eklentisinin ise tutanak tarihinden (2018 yılı) yaklaşık 28-32 (1986-1990 yılları arasında) yıl önceki bir dönemde yapıldığı şeklinde bir tespitin yapıldığı anlaşılmıştır. Tutanak tarihi itibariyle, söz konusu eklenti yapının 28-32 yıl önceki durumunun net olarak hatırlanması güç olmakla birlikte; bu tutanakla, eklenti balkonun 3194 sayılı İmar Kanununun yürürlüğe girdiği 09/11/1985 tarihinden hemen sonraki bir döneme yapıldığına ilişkin bir tespitin yapıldığı anlaşılmıştır. Söz konusu eklenti balkonun yapım tarihiyle ilgili olarak beyana göre yapılan bu tespit, İmar Kanunu’nun yürürlük tarihine yakın bir tarihtir. Bu durumda, ilgililer tarafından beyan edilen yapının yapım tarihindeki bir yanılgı halinde (örneğin söz konusu eklentinin gerçekte 33-34 yıl önce yapılması halinde) söz konusu

Kanun yürürlükte olmadığı için şikayetçiye bu Kanun hükümlerinin uygulanmaması durumunu ortaya çıkaracak ve dolayısıyla şikayetçiye yapılan işlemin kanuni dayanağı ortadan kalkacaktır.

24. Eklenti yapının yapım tarihine ilişkin beyana dayanan tespit haricinde İdarenin somut ve kesin bir tespitin bulunmaması, bir önceki paragrafta değinildiği üzere beyana göre tespit edilen eklenti yapının yapım tarihinin İmar Kanunu’nun yürürlük tarihine yakın bir tarih olması ve 22 no.lu paragrafta belirtilen hususlar (köydeki kişiler arasındaki anlaşmazlık veya husumetler olabileceği) birlikte dikkate alındığında; söz konusu yapının eklentisinin yapıldığı tarihin sadece beyana göre tespit etme yönteminin somut olaydaki gerçek durumu ortaya koymayacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle; söz konusu eklenti yapının ne zaman yapıldığına ilişkin beyana dayalı tespitin, kesin ve somut bilgi ve belgelerle desteklenmesi gerektiği tespit edilmiştir.

25. İlgili İdare tarafından, muhtar ve bazı ihtiyar heyeti üyelerinin beyanları dikkate alınarak işlem tesis edilmişse de; İdarece, şikayetçiye söz konusu yerdeki yapının 1986 yılından önce yapıldığı beyan edecek bir tanığının olup olmadığı konusunda yazılı bir bildirim yapılmamıştır. Ancak, kaynağını Anayasanın 36 ncı maddesinden ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinden alan ve mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler açısından taraflar arasında tam bir eşitliğin sağlanması ve bu dengenin bütün yargılama boyunca korunması olarak tanımlanan “silahların eşitliği ilkesi”nin;

“hukuk devleti ilkesi” ve “iyi yönetim ilkesi” ile hakkaniyetin bir gereği olarak yargı mercilerinin yanı sıra idarî makamlar tarafından da göz önünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu ilkeler gereğince, ilgili İdarenin, muhtar ve bazı ihtiyar heyeti üyelerinin beyanlarına göre şikayetçi hakkında işlem tesis etmeden önce, bu kişilerin beyanlarının aksini beyan edecek (başvuruya konu yapının 1986 yılından önce yapıldığını beyan edecek) bir tanığının olup olmadığı hususlarında şikayetçiyi bilgilendirmesi ve varsa şikayetçinin konuyla ilgili tanıklarının da dinlenmesi gerektiği bir gerçektir.

26. İlgili idare, şikayetçiye bu yapının 1986 yılından önce yapıldığına beyan edecek bir tanığı olup olmadığına ilişkin bir bilgilendirme yapmadığı gibi, eklenti yapının 28-32 yıl öncesine ait durumuna ilişkin olarak 2018 yılında beyana göre yaptığı tespitin aksinin; şikayetçi tarafından, somut olarak kanıtlanmadığını (muhtarlık izni sunulmadığı vb.) ileri sürmek suretiyle, yaptığı işlemin mevzuata uygun olduğunu belirtmiştir. İlgili idare, işlemine dayanak teşkil eden kişilerin beyanlarının aksine ilişkin iddiaların somut belgeyle şikayetçi tarafından ispatını isteyerek ispat külfetini şikayetçiye yüklemiştir. İdarenin, hiçbir somut bilgi ve belgeye dayandırmadan eklenti yapının yapım tarihiyle ilgili olarak beyana göre yaptığı tespitin aksini şikayetçiden somut bilgi ve belgeyle ispatını isteyerek, şikayetçiyi konuya ilişkin bilgi ve belgeleri temin etme ve bu belgeleri idareye sunma mecburiyeti gerektiren bir zorunluluk hali oluşturmuştur. İdare tarafından bu şekilde bir zorunluluk hali oluşturulmasının 25 no.lu paragrafta da değinilen “hukuk devleti ilkesine”, “silahların eşitliği ilkesine” ve hakkaniyete uygun olmadığı tespit edilmiştir.

27. Ayrıca bu zorunluluk hali kapsamında; şikayetçi, söz konusu balkon eklentisinin sonradan yapılmadığının kanıtı niteliğinde olduğunu ileri sürdüğü bu eklenti yapının önünde çekilen bazı fotoğraf ve bu fotoğrafta göründüğünü iddia ettiği traktörle ilgili bazı bilgi ve belgeleri ilgili İdareye sunmuştur. İlgili İdare, bu fotoğrafların ne zaman çekildiğinin tespit edilemediği, bu nedenle bahsi geçen fotoğrafların şikâyetçiye ait eklenti yapının yapım tarihi hakkında kesin bir bilgi vermediği ve şikayetçinin iddialarını ispata yarayan bir belge olmadığını ileri sürmüştür. Kurumumuzca, söz konusu fotoğraflar ve bu fotoğraflarda göründüğü iddia edilen traktöre ilişkin gönderilen bilgi ve belgeler incelendiğinde, söz konusu fotoğrafın hangi tarihte çekildiği konusunda net bir tespit yapılamamıştır. Ayrıca şikayetçi tarafından Kurumumuza gönderilen 2018 yılına ilişkin elektrik faturasından da konuya ilişkin herhangi bir tespit yapılamamıştır. Şikayetçi, bu hususlar dışında iddiasını ispata yarar başka bir bilgi ve belgeyi ilgili İdareye ve Kurumumuza sunamamış olup, söz konusu fotoğrafların şikayetçinin iddiasını (başvuruya konu yapının 1986 yılından önce yapıldığını) tek başına ispat eden ve ilgili İdarece kesin olarak dikkate alınması gereken belge olmadığı değerlendirilmiştir.

28. Her ne kadar şikâyetçi tarafından İdareye sunulan bu bilgi ve belgeler, şikayetçinin başvuruya konu eklenti yapısının yapım tarihini ispatlar nitelikte olmasa da; şikayetçi tarafından ibraz edilen bu belgeler, 26 no.lu paragrafta belirtilen İdarenin oluşturduğu zorunluluk durumu kapsamında İdareye sunulan bilgi ve belgeler olduğundan ve ayrıca başvuru konusu olayda somut bilgi ve belgeyle ispat külfetinin şikayetçiye ait olduğuna ilişkin bir tespitimiz de bulunmadığından, bu durumun (şikayetçinin iddiasını somut olarak ispatlayamamasının) şikayetçinin aleyhine bir durum oluşturmayacağı değerlendirilmiştir.

29. Zira, özellikle idari para cezası gibi kişiye maddi bir yükümlülük getiren hususlarda

İdareler tarafından işlem tesis edilirken, işlemin somut bilgi ve belgelere dayandırılması önem arz etmektedir. Ayrıca, İdareler bilgi ve belgeye ulaşmada bireye göre çok daha güçlü bir konuma ve imkâna sahip olup, başvuru konusu olaydaki gibi gerçek durumun kesin tespitinin önem arz ettiği durumlarda; İdarenin, çağın getirdiği teknolojik imkânlardan ve konusunda uzman kişilerden faydalanması, gerekmesi halinde diğer İdarelerden bilgi ve belge temin etmesi ve bu şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler doğrultusunda kesin ve somut verilere göre ilgililer hakkında işlem tesis etmesi gerektiği de bir gerçektir.

30. Somut olayda, İdare tarafından, başvuruya konu işlem tesisinden önce, söz konusu eklenti yapının ne zaman yapıldığına ilişkin olarak diğer İdarelerle herhangi bir yazışma yapmadığı (Tapu idaresi, belediye, muhtarlık vb.) gibi, bahsi geçen eklentinin yapım tarihinin kesin olarak tespitine yönelik olarak, teknik bir çalışma yapılmadığı ya da konusunda uzman kişi veya kişilerden (bilirkişi vb.) faydalanılmadığı anlaşılmıştır.

31. İdare, şikayetçinin köydeki eklenti yapısı için “muhtarlık izni” gerektiği ve bu konuya ilişkin belgenin sunulmadığı iddiasında bulunmaktadır. Bu kapsamda, ilgili İdareden, şikayetçinin veya köydeki yaşayan diğer kişilerin, 1985 yılından önce veya sonra yaptıkları yapılara ilgili olarak; köy muhtarlığınca veya köy ihtiyar heyetince herhangi bir kayıt tutulup tutulmadığı (defter vb.), tutuluyorsa bu kayıtlara hangi tarihte başlanıldığı, bu yapılar için köy muhtarlığından ya da köy ihtiyar heyetinden her hangi bir izin alınıp alınmadığı ve izin alınmışsa bu izinlerin köy muhtarlığı veya köy ihtiyar heyetince nasıl belgelendirildiği hususlarıyla ilgili olarak köy muhtarlığı ve/veya köy ihtiyar heyetinden temin edilecek bilgi ve belgelerin Kurumumuza gönderilmesi istenilmiştir.

32. 3 no.lu paragrafta belirtildiği üzere, ilgili muhtarlık tarafından konuyla ilgili olarak yazılan yazıda; şikayetçinin köyde yapmış olduğu yapısı için alınmış bir kararın köy karar defterinde bulunmadığı, ancak şikayetçinin yapısını 1985 önce yaptığının balkon çıkmasının ise 2000’li yıllardan sonra yapıldığının bilindiği ve muhtarlıklarınca karar defterine işlenen çeşitli kararların bir nüshasının yazıları ekinde sunulduğu hususları belirtilmiştir. Yazı ekinde bulunan bir kısım karar defteri fotokopileri incelendiğinde; Kurumumuza gönderilen en eski kararın 25/08/1992 tarihli olduğu, köyde ikamet eden başka bir kişinin yapı yapmasına ilişkin iznin 28/10/2010 tarihli olduğu anlaşılmıştır. Bu bilgi ve belgelerden; 1992 yılından önce söz konusu defterine işlenmiş herhangi bir kayıt olduğuna ve 28/10/2010 tarihinden önce köydeki herhangi bir yapı için izin verildiğine ilişkin bir tespit yapılamamıştır. Bu hususlar değerlendirildiğinde; muhtarlık kayıtlarından, şikayetçinin yapısının ve eklenti balkonunun ne zaman yapıldığına ilişkin bir tespit yapılamadığı gibi köydeki diğer kişilerin 2010 yılından önce yaptığı yapıların muhtarlık izninin bulunduğuna ilişkin bir tespit de yapılamamıştır.

33. Ayrıca, ilgili İdareden, şikayetçi dışında köyde yaşayan diğer kişilerin yaptıkları yapı ve eklentileriyle ilgili olarak, yapı tatil tutanağı düzenlenip düzenlenmediği veya bu kapsamda idari para cezası uygulanan başka kişiler olup olmadığı, varsa bu konuya ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi Kurumumuzca istenilmiştir. İdare, şikayetçi dışında başka kişi ve kişiler adına düzenlenmiş yapı tatil zaptı veya idari para cezası bulunmadığı hususunda

Kurumumuza bilgi vermiştir.

34. 32 ve 33 no.lu paragraflarda yaptığımız tespitlerden, köydeki başka kişi veya kişilerin 09/11/1985 tarihinden sonraki yaptıkları yapıların da “Muhtarlık izni”nin bulunmaması ihtimalinin mevcut olduğu, ancak bu kişi veya kişiler hakkında herhangi bir ihbar olmadığından bu kişilerin yaptıkları yapıların “muhtarlık izni” bulunup bulunmadığı konusunda İdare tarafından herhangi bir araştırma yapılmadığı sonucuna varılmıştır. İdarece, köydeki diğer kişilerce yapılan yapıların “muhtarlık izni” olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapılmadan, yani köydeki diğer kişilerinin yapılarının da şikayetçiyle aynı durumda bulunup bulunmadığına ilişkin bir tespit yapılmadan, ihbar olduğundan bahisle sadece şikayetçi hakkında işlem yapılmasının hakkaniyete uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.

35. Yukarıda da izah edildiği üzere; söz konusu eklenti yapının ne zaman yapıldığının tespiti şikayetçiye uygulanacak mevzuat hükümlerinin belirlenmesinde önem arz etmesine rağmen, somut olayda İdare tarafından gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan ve bu kapsamda konuyla ilgili kesin ve somut bilgi veya belge olmadan, sadece beyanına göre şikâyetçi hakkında idari para cezası uygulandığı ve bu durum nedeniyle şikâyetçinin konuyla ilgili olarak mağduriyet yaşamasına sebebiyet verildiği tespit edilmiştir. İdarenin işleminin sebep unsurunda tespit edilen bu sakatlık, İdarenin işlemin, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen “Hukuk Devleti İlkesi”ne, yine Anayasanın 35 inci maddesinde yer verilen “Mülkiyet Hakkı”na ilişkin düzenlemeye ve İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin

Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.Iu Protokolün 1 inci maddesindeki “Mülkiyet

Hakkı”na ilişkin düzenlemeye aykırı olduğu sonucuna varılmıştır .

36. Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16 ncı maddesinde; 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış ve imara aykırılığı bulunan yapılar için bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve kayıt bedelinin ödenmesi halinde yapı kayıt belgesi verilebileceği, yapı kayıt belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edileceğine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

06/06/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar”a ilişkin Tebliğ hükümleriyle de konuya ilişkin benzer düzenlemelere yer verilmiştir.

37. Şikayetçi, söz konusu Kanun uyarınca bahsi geçen yerde (… Köyü 144 ada, 22 parsel no.lu parselde) bulunan yapıyla ilgili olarak aldığı 24/11/2018 tarih … başvuru no.lu. yapı kayıt belgesini Kurumumuza göndermiştir. Söz konusu Tebliğin 6 ncı maddesinde; yapı kayıt belgesi verilen yapıların maliklerinin bu belgenin örneğini belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan yerlerde il özel idaresine vermek zorunda olduğunu hükme bağlamış olmasına rağmen; şikayetçi tarafından bu belgenin ilgili İdareye sunulmadığı ve İdarenin de bu belge kapsamında şikâyetçi hakkında bir işlem tesis etmediği (idari para cezasını iptal etme vb.) anlaşılmıştır. Bu kapsamda, ilgili İdarece şikayetçinin yapı kayıt belgesi aldığı hususunun öncelikle değerlendirilerek, İmar Kanunun Geçici 16 ncı maddesi ve konuya ilişkin Tebliğ hükümlerindeki şartların oluşması halinde şikayetçiden tahsil edilmeyen idari para cezasının öncelikle bahsi geçen Kanun ve Tebliğ hükümleri doğrultusunda iptal edilmesi gerekmektedir.

38. Şikâyetçinin iddiaları, İdarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; başvuruya konu eklenti yapının ne zaman yapıldığının tespiti, şikayetçiye uygulanacak mevzuat hükümlerinin uygulanmasında ve bu kapsamda konuyla ilgili işlem tesisinde önem arz etmesine rağmen, somut olayda İdare tarafından gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan ve bu doğrultuda konuyla ilgili kesin ve somut bir bilgi veya belge olmadan, sadece beyana göre şikayetçi hakkında idari para cezası işlemi tesis edildiği anlaşıldığından, söz konusu işlemin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 39. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir.

Şikayetçinin dilekçesine Kastamonu İl Özel İdaresi tarafından verilen cevaplarda, şikayetçiye hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili

İdarelerin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir.

40. Ayrıca, yukarıdaki paragraflarda da izah edildiği üzere, İdarenin; şikayetçi hakkında idari para cezası uygulanmadan önce gerekli araştırma ve inceleme yapmadığı, konuyla ilgili kesin ve somut bir bilgi veya belge olmadan sadece beyana göre idari para cezası uyguladığı, şikayetçiye konuya ilişkin tanığı olup olmadığına ilişkin bir bilgilendirme yapmadığı, işlemine dayanak teşkil eden kişilerin beyanlarının aksine ilişkin iddiaların somut belgeyle şikayetçi tarafından ispatlanmasını istediği hususları anlaşılmış olup, bu uygulamanın iyi yönetim ilkelerinden “Nezaket”, “Dürüstlük”, “Haklı beklentiye uygunluk”, “Dinlenilme hakkı” ve “Savunma hakkı” ilkelerine uygun olmadığı tespit edilmiştir. İdarenin söz konusu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

41. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Kastamonu İdare Mahkemesi’nde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR Yukarıda açıklanan gerekçelere BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Şikâyetçinin konuyla ilgili mağduriyetinin giderilmesi için, şikayetçi hakkında uygulanan 939,37 TL idari para cezasının iptal edilmesi yönünde gerekli olan iş ve işlemlerin, 37 no.lu paragrafta yer verilen (şikayetçinin yapı kayıt belgesi aldığı, ilgili Kanun ve Tebliğ hükümlerindeki şartların oluşması halinde iptal işlemlerinin bu Kanun ve Tebliğ hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi) hususlarının da gözetilerek makul sürede yapılması ve ayrıca imar mevzuatı hükümleri aykırılık kapsamında bundan sonra uygulanılacak idari para cezalarında yapının ne zaman yapıldığının kesin olarak tespitinin önem arz ettiği durumlarda, sadece beyana göre cezai işlem tesis edilmemesi, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda tespit edilen somut bilgi ve belgelere göre işlem tesis edilmesi hususlarında

KASTAMONU İL ÖZEL İDARESİ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

KASTAMONU İL ÖZEL İDARESİ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, ŞİKAYETÇİYE ve KASTAMONU İL ÖZEL İDARESİ’NE tebliğ edilmesine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir. Evrak teyidi https://ebys.ombudsman.gov.tr/sorgu/sorgula.aspx adresinden 93RZ-KL5I-8JIH kodu ile yapılabilir.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi