|
ÖZET: Bu karar, başvuranın Sosyal Güvenlik Kurumu’na yaptığı bilgi edinme talebinin reddedilmesi üzerine yapılan değerlendirmeleri içermektedir. Başvuran, müvekkilinin eşi hakkında düzenlenen iş kazası inceleme raporunun bir nüshasının verilmesini talep etmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, talebi 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 19. ve 20. maddeleri kapsamında reddetmiştir. Bu maddeler, idari soruşturmalarla ilgili belgelerin açıklanmasının belirli şartlara tabi olduğunu belirtmektedir.
Kararda, bilgi edinme hakkının, bireylerin idareden bilgi ve belge talep etme yetkisini ve idarenin bu bilgileri verme yükümlülüğünü içerdiği vurgulanmaktadır. Anayasa’nın 74. maddesi ile güvence altına alınan bu hak, belirli kısıtlamalara tabi olsa da, genel olarak serbest bir haktır. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’nun kararları da, bu hakkın kullanımının istisnalarla sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ret işleminin hukuka uygun olmadığına ve başvuranın talebinin kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/7098-S.10831
BAŞVURU NO : 2019/2185
KARAR TARİHİ : 09/08/2019
TAVSİYE KARARI
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın bilgi edinme talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 05/02/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza … … ( T.C Kimlik No:…) adına şikayet başvurusunda bulunan Av. …
… şikayet başvurusunda özete; müvekkilinin eşi … … (T.C Kimlik No:…) hakkında iş yerinde geçirdiği bir iş kazası nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu Teftiş Kurulu başkanlığı tarafından bir inceleme raporu hazırlandığını ancak kendilerine söz konusu raporun bir nüshasının verilmediğini belirterek; raporunun bir nüshasının verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 02/04/2019 tarih ve … sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından gönderilen 18/04/2019 tarih, … sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Av. … …’ ın talebinin intikalinden sonra, rapor ve ekleri asıllarının uygulanmak üzere gönderildiği, Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne hitaben yazılan 02/01/2019 tarihli ve …
sayılı yazı ile; 5502 sayılı Kanunun 35. maddesinin 6. fıkrası, 6698 sayılı Kanun hükümleri,
4982 sayılı Kanunun 4. bölümü, özellikle aynı Kanunun 19. ve 20. maddeleri hükümlerinin göz
önünde bulundurulması suretiyle talebin değerlendirilerek gereğinin yapılmasının talimatlandırıldığını,
2.2 Uygulayıcı birim olan Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Gölbaşı Sosyal Güvenlik
Merkezi tarafından, 4982 sayılı Kanunun 19. ve 20. maddelerinin gerekçe gösterilerek talebin reddedildiğini, ve söz konusu ret kararına karşı 4982 sayılı Kanunun 13. maddesi kapsamında
Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna İtiraz yoluyla başvurabileceği yönünde talep sahibine bilgi verildiğini,
2.3 Talebin uygulayıcı birim tarafından reddedilmesinden sonra, itiraz yolu gösterilmese de
4982 sayılı Kanunun 13. maddesine göre Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna başvurma
imkânı varken … … vekili tarafından bu hakkın kullanılmadığı, belirtilen hak kullanılmadan
6328 sayılı Kanunun 17. maddesinin 4. fıkrasına aykırı olarak Kamu Denetçiliği Kurumuna
başvurulduğunu,
2.4 Öte yandan Av. … …tarafından erişime açılması talep edilen belgelerin, adı geçen Vekil
tarafından müvekkili lehine açılacak davalar sırasında davayı görecek olan mahkemeler kanalıyla da dava dosyasına dahil edilmesinin sağlanabileceğini,
2.5 Talep konusu raporla ilgili olarak yargı organlarına İntikal eden herhangi bir dava bilgisinin
bulunmadığı
2.6 Konu ile ilgili olarak yapılan değerIendirme sonucunda; 4982 sayılı Kanunun 4.
bölümündeki istisnalar kapsamında yer almayan kısımlarının erişime açılabileceği, ancak bu durumda da talep sahibinin tüm taleplerinin karşılanmamış olacağını belirtmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”,
3.1 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
3.2 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış
hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir.
Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.3 ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve
Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
3.4 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. Maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden
doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”, 5. 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun;
5.1 “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 4. maddesinde; “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir…”
5.2 “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinde; “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda
yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.”,
5.3 “Gizli bilgileri ayırarak bilgi veya belge verme” başlıklı 9. maddesinde; “İstenen bilgi
veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir. ”,
5.4 “Başvuruların cevaplandırılması” başlıklı 12. maddesinde; “Kurum ve kuruluşlar, bilgi
edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler. Başvurunun reddedilmesi hâlinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.”
5.5 “İtiraz usulü” başlıklı 13. maddesinde; “Bilgi edinme istemi reddedilen başvuru sahibi,
yargı yoluna başvurmadan önce kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Kurula itiraz edebilir…”
5.6 “İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler ” başlıklı 19. maddesinde; “Kurum ve
kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek, Bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır. ”,
5.7 “Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler” başlıklı 20.
maddesinde; “Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; a) Suç işlenmesine yol açacak, b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek, c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek, d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek, Nitelikteki bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086
sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır.”,
5.8 “ Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21. maddesinde; “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak
üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.”, 6. Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında
Yönetmelik’in;
6.1 “İdari soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler” başlıklı 30. maddesinde; “Kurum ve
kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idari soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması halinde; a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek, bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır”
6.2 “Adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler” başlıklı 31.
maddesinde; “Açıklanması veya zamanından önce açıklanması halinde; a) Suç işlenmesine yol açacak, b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanuni yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek, c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek, d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlal edecek, nitelikteki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır.”
6.3 “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 32. Maddesinde; “Kişinin izin verdiği haller saklı kalmak
üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması halinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, mesleki ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği hallerde, kurum ve kuruluşların kayıtlarında bulunan kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.” 7. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlığın Amacı” başlıklı 2. maddesinde; “…Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır.
Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.”, 8. 4857 sayılı İş Kanununun;
8.1 “Devletin yetkisi” başlıklı 91. maddesinde; “Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın
uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır…”,
8.2 “Yetkili makam ve memurlar başlıklı” 92. maddesinde; “…Çalışma hayatını izleme,
denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri (…) (1) tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İş mahkemesinin kararına karşı taraflarca 5521 sayılı Kanunun
8 inci maddesine göre kanun yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulması iş
mahkemesince hüküm altına alınan işçi alacağının tahsiline engel teşkil etmez”,
8.3 “Yetkili memurların ödevi” başlıklı 93. maddesinde; “İş hayatını izleme, denetleme ve
teftiş yetkisi olan iş müfettişleri görevlerini yaparlarken işin normal gidişini ve işyerinin işlemesini, inceledikleri konunun niteliğine göre mümkün olduğu kadar aksatmamak, durdurmamak ve güçleştirmemekle ve resmi işlemlerin yürütülüp sonuçlandırılması için, açıklanması gerekmedikçe, işverenin ve işyerinin meslek sırları ve şartları, ekonomik ve ticari hal ve durumları hakkında gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmak ve kendileri tarafından bilgileri ve ifadeleri alınan yahut kendilerine başvuran veya ihbarda bulunan işçilerin ve başka kişilerin isimlerini ve kimliklerini açıklamamakla yükümlüdürler.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda müvekkilinin eşi … … (T.C Kimlik No:…) hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen iş kazası inceleme raporunun bir nüshasının verilmesini talep etmektedir.
11. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. maddesinde herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğü hakkı olduğu bu hakkın bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılacağı düzenleme altına alınmıştır.
12. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “İfade özgürlüğü” başlıklı 10. maddesinde ise herkesin ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğu, bu hakkın kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, haber, görüş alma ve verme özgürlüğünü de kapsayacağı belirtilmiştir.
13. Anayasamız da 26. maddesinde; herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu, bu hürriyetin resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestisini de kapsayacağını belirtmek suretiyle bilgi edinme hakkının düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul etmektedir.
14. Bilgi edinme hakkı, idarenin tek taraflı iradesiyle, kişilerin ve toplumun hukuki durumunda değişiklik oluşturan eylem, işlem ve kararlarına ilişkin bilgilerin herhangi bir özel yararın ispatına gerek olmaksızın bireyler tarafından elde edilebilmesini garanti altına alan bir insan hakkıdır ve hakkın sahibi olan kişiye idareden bilgi ve belge elde edebilme yetkisi verirken hakkın muhatabı olan idareye ise bilgi ve belge verme ödevi yüklemektedir. (Yrd.Doç.Dr. Ayhan DÖNER, şeffaf devlette bilgi edinme hakkı ve sınırları, on iki levha yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Kasım 2010, s.98)
15. Anayasamızın 74. maddesinde; herkesin, bilgi edinme hakkına sahip olduğunu belirterek de bilgi edinme hakkını ayrıca ve açıkça güvence altına almıştır. Söz konusu madde genel bir düzenleme olup hakkın sınırı konusunda ayrıca bir düzenleme içermemektedir. Ancak elbette ki, söz konusu hak da mutlak bir hak değildir. Dolayısı ile hakkın Anayasa madde 13 kapsamında belli bazı kısıtlamalara tabi tutulması mümkündür.
Nitekim yasa koyucu da demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çıkarmıştır.
16. Kanunun temel amacı açısından serbesti kural olmakla birlikte, 4982 sayılı Kanunun 4.
Bölümünde bilgi edinme hakkının sınırları düzenlenmiş ve 13 adet istisnaya yer verilmiştir.
Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) söz konusu hususu 22/06/2005 tarihli ve 2005/476 Karar sayılı kararında; “…4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrası “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir” hükmünü amirdir. Bu hükme göre bilgi edinme hakkının başvuru yoluyla kullanılabilmesi için ilgililik şartı aranmamaktadır. 4982 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinin 1’inci fıkrası ise “Kurum ve kurulular, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla
4982 sayılı Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu ancak yine bu Kanun’un
getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilir.” şeklinde belirtmiştir.
17. Hakkın sınırı açısından 13 istisnadan biri, Kanunun 19. maddesinde düzenleme altına alınmıştır. Madde düzenlemesine baktığımızda; kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek nitelikte olan idarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgelerdir.
18. Yukarıda belirtilen hüküm bilgi verme yükümlüsü olan kamu kurumlarının idari soruşturmalarla ilgili istenen bilgi ve belgeleri vermekten kaçınabilecekleri dört adet istisnai durumu göstermektedir. Dolayısıyla idari soruşturmalarla ilgili olarak istenen bilgi ve belgeler bu istisnalardan en az birisinin kapsamına girmiyorsa başvuru sahibine verilmek zorundadır. Salt 19. madde kapsamında bilgi edinme başvurusunun reddedilebilmesi için sadece idari soruşturmanın varlığı yeterli olmayıp, ilgili hükümde düzenlenen diğer şartlardan birinin de gerçekleşmiş olması ve hangi şartın gerçekleştiğinin de maddi olaylara dayanarak açıklanması, olayların gerçekleştiğinin belgelendirilmesi ve olayların hukuki nitelendirmesinin doğru yapılmış olması gerekmektedir. 4982 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi “İstenen bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir” hükmünü amirdir. Anayasamız Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu değiştirilemez hükümleri arasında belirtmiştir. Demokratik bir hukuk devletinde hak ve özgürlükler asıl, sınırlamalar ise istisnadır. Dolayısıyla bilgi edinme hakkı geniş, bu hakkın istisnaları ise dar ve amaca uygun yorumlanmak zorundadır.
(Bkz: BEDK 2005/476 Karar sayılı 22/06/2005 tarihli kararı, BEDK 2005/422 Karar Sayılı, 01/06/2005 Karar tarihli Kararı)
19. Kanunun kapsamı dışında bırakılmış 13 istisnadan bir diğeri ise açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; suç işlenmesine yol açacak, suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek, yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek, hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek nitelikte olan adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgelerdir.
20. Bir bilgi veya belgenin adli soruşturmaya ilişkin olması tek başına, o bilgi veya belgenin 4982 sayılı Kanunun istisnalarından sayılması için yeterli değildir. Adli soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgenin, Kanunun ilgili maddelerinde düzenlenmiş olan özel şartları da taşıması gerekmektedir. Kurum ve kuruluşların yapması gereken de söz konusu bilgi ve belgelerin Kanunda belirtilen kriterlere göre gerçekten Kanunun istisnaları arasında yer alıp almadıklarının tespitidir. Kurum ve kuruluların bu çerçevedeki incelemeleri neticesinde talep edilen bilgi ve belgelerin başvuru sahiplerinin erişimine sunulmasına veya sunulmasının mümkün olmadığına karar verilir. Kanunun 9. maddesi hükmü gereğince de istenen bilgi ve belgelerden Kanunun istisnasına girmeyenlerin ayıklanarak verilmesi yoluna gidilmesi de ayrıca yasal bir zorunluluktur. (BEDK 2005/718 Karar Sayılı ve 19/10/2005 Karar tarihli
Kararı)
21. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; bilgi edinme hakkı kapsamında talep edilen belgenin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hazırlanan iş kazası inceleme raporu olduğu anlaşılmaktadır.
22. Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılmaktadır. İş hayatını izleme, denetleme ve teftiş yetkisi olan iş müfettişleri görevlerini yaparlarken işin normal gidişini ve işyerinin işlemesini, inceledikleri konunun niteliğine göre mümkün olduğu kadar aksatmamak, durdurmamak ve güçleştirmemekle ve resmi işlemlerin yürütülüp sonuçlandırılması için, açıklanması gerekmedikçe, işverenin ve işyerinin meslek sırları ve şartları, ekonomik ve ticari hal ve durumları hakkında gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmak ve kendileri tarafından bilgileri ve ifadeleri alınan yahut kendilerine başvuran veya ihbarda bulunan işçilerin ve başka kişilerin isimlerini ve kimliklerini açıklamamakla yükümlüdür.
23. Bu kapsamda gerek başvuran gerekse de başvuran vekilinin talep etmiş olduğu iş kazası inceleme raporunun kapsamına bakıldığında, içeriğinin 112 Acil Servis işlemlerinin listesi, işyeri kayıt tetkik tutanağı ve 19/10/2018 tarihli tanık ifadeleri ve inceleme sonucundan oluştuğu anlaşılmaktadır.
24. Başvuran vekilinin talebinin idare tarafından iş kazası inceleme raporunun 4982 sayılı
Kanunun 19. maddesi ve 20. maddesine kapsamında kaldığından bahisle reddettiği anlaşılmaktadır.
25. 4982 sayılı Kanunun 19. Maddesi kapsamında yapılan incelemede;
25.1 Raporun 4982 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde yer alan; Kişilerin özel hayatına açıkça
haksız müdahale sonucunu doğuracak, kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek bilgi ve belgelerden kabulünün mümkün olmadığı,
25.2 Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Gölbaşı Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından Ankara
Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Hukuk Servisine yazılan 08/01/2019 tarih ve E.373210 sayılı yazıda “…tahkikat raporunun sonuç kısmında belirtilen önerilerle ilgili işlemler merkezimizce yerine getirilmiş olup…” hususlarına değinildiği görüldüğünden, 4982 sayılı
Kanunun 19. maddesinin derdest durumdaki idari soruşturmalara dair olması nedeniyle tamamlanmış ve idari kararlara dayanak teşkil etmiş soruşturmalar için geçerli olamayacağı anlaşılmıştır. (Bkz: BEDK 2004/200 Karar Sayılı, 06/12/2014 Karar Tarihli
Kararı, BEDK 2005/252 Karar Sayılı ve 15/04/2005 Karar Tarihli Kararı)
26. 4982 sayılı Kanunun 20. Maddesi kapsamında yapılan incelemede ise;
26.1 Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; suç işlenmesine yol açacak,
suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek, yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek, hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek, nitelikteki bilgi ve belgelerden olmadığı,
26.2 Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından başvurana gönderilen 15/01/2019 tarih ve
E.820439 sayılı yazıda; “… Mahkemece talep edildiği taktirde Tahkikat raporunun bir örneği mahkemeye sunulacaktır…” hususlarına değinildiği de dikkate alındığında,
26.3 Kurumumuza sunulan belgelerden konu hakkında açılmış bir davanın olmadığı
anlaşılmakla, talep edilen raporun başvuru sahibinin erişimine açılmaması için salt 4982 sayılı Kanunun 20. maddesinin ileri sürülemeyeceği değerlendirilmiştir. (Bkz: BEDK 2005/333 Karar Sayılı ve 18/05/2005 Karar Tarihli kararı, )
27. İdarenin Kurumumuza göndermiş olduğu cevabi yazıda özetle; 4982 sayılı Kanunun 13.
maddesi kapsamında Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna itiraz yoluyla başvurabileceği yönünde talep sahibine bilgi verilmediğini, talebin uygulayıcı birim tarafından reddedilmesinden sonra, itiraz yolu gösterilmese de 4982 sayılı Kanunun 13. maddesine göre
Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna başvurma imkânı varken başvuran vekili tarafından bu hakkın kullanılmadığı, belirtilen hak kullanılmadan 6328 sayılı Kanunun 17. maddesinin 4. fıkrasına aykırı olarak Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurulduğu belirtilmiş olup, idarenin iddiasına ilişkin olarak;
27.1 4982 sayılı yasanın 13. maddesinde; “…Kurula itiraz edebilir…” düzenlemesi ile bilgi
edinme istemi reddedilen başvuru sahibinin, yargı yoluna başvurmadan önce kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna itiraz edebileceği düzenleme altına alınmıştır. Yasa koyucunun bu düzenleme ile Kurula başvuruyu ihtiyari olarak öngördüğü ve kişilere doğrudan dava açma veya Kurula başvurma şeklinde iki seçimlik hak tanıdığı, dolayısı ile başvuranın doğrudan
Kurumumuza yapmış olduğu başvurusunun usule uygun olduğu açıktır.
28. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idari, adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgelerin tamamı değil hangi durumlarda bu Kanun kapsamı dışında tutulduğu tek tek sayma suretiyle belirtilmiştir. İdarenin istenilen bilgi ve belgenin gerçekten Kanunun istisnaları arasında yer alıp almadıklarının tespitinin ayrıntılı olarak yapılması ve hangi şartın gerçekleştiğinin de maddi olaylara dayanılarak açıklanması gerekmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı tarafından bu değerlendirmelere yer verilmeksizin gerçekleştirilen ret işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda inceleme raporunun onaylı bir kopyasının başvuru sahibine verilmesi, ancak inceleme raporu başvuru sahibinin aleyhine sonuçlanmış ise, söz konusu raporda yer alan varsa şikayet edene ve soruşturma ile ilgili olarak ifadelerine başvurulan kişilere ait kimlik bilgileri ile bunların kimliğinin ortaya çıkmasına neden olabilecek bilgiler ve soruşturmaya konu varsa diğer kişi ya da kişiler ile ilgili bilgi ve belgeler çıkarıldıktan veya kapatıldıktan sonra kalan bilgi ve belgelerin başvuru sahibinin erişimine açılması gerektiği değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu bakımdan kanunlara uygunluk ilkesine uygun davranıldığı, ancak başvurana gönderilen ret yanıtında karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uyulmadığı anlaşılmış olup, bu ilkeye uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
30. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare
Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile; Bu kapsamda inceleme raporunun onaylı bir kopyasının başvuru sahibine verilmesi, ancak inceleme raporu başvuru sahibinin aleyhine sonuçlanmış ise, söz konusu raporda yer alan varsa şikayet edene ve soruşturma ile ilgili olarak ifadelerine başvurulan kişilere ait kimlik bilgileri ile bunların kimliğinin ortaya çıkmasına neden olabilecek bilgiler ve soruşturmaya konu varsa diğer kişi ya da kişiler ile ilgili bilgi ve belgeler çıkarıldıktan veya kapatıldıktan sonra kalan bilgi ve belgelerin başvuru sahibinin erişimine açılmasına yönelik makul sürede işlem tesisi için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA, BAŞVURAN VEKİLİNE ve SOSYAL GÜVENLİK
KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi