ÖZET: Başvuran, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nda İnsan Kaynakları Daire Başkanı olarak görev yaparken, araştırmacı kadrosuna atanmasının iptali için açtığı davada, Danıştay’ın kararına göre yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faizlerinin ödenmesini talep etmiştir. İdare, iptal kararının gereği olarak başvuranın maaş ve özlük haklarını ödemiş, ancak faiz talebini reddetmiştir. İdarenin gerekçesi, başvuranın dava dilekçesinde faiz talebinin bulunmaması ve yargı kararında faize ilişkin bir hüküm olmamasıdır.

İdari yargı bakımından, iptal kararıyla ilgilinin yoksun kaldığı gerçek zararının giderilmesi gerektiği, ancak muhtemel zararların tazmininin idarenin yükümlülüğü olmadığı belirtilmiştir. Faiz borcunun yalnızca kanun, sözleşme veya mahkeme kararı ile doğabileceği vurgulanmış, bu nedenle başvuranın faiz talebinin hukuki dayanağı olmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın yoksun kaldığı mali ve özlük haklarına ilişkin ödemelerin yapılmış olması, ancak faiz talebinin reddedilmesi hukuka uygun bulunmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/15379-S.22.23534

BAŞVURU NO : 2022/8090

KARAR TARİHİ : 29/11/2022

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU

BAŞKANLIĞI

Atama işleminin iptali nedeniyle yoksun kaldığı mali ve özlük hakları

BAŞVURUNUN KONUSU :

için yasal faiz ödenmesi talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 06/06/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunda İnsan

Kaynakları Daire Başkanı olarak görev yapmakta iken araştırmacı kadrosuna atandığını, atamaya ilişkin 10/08/2015 tarihli ve sayılı işlemin iptali istemiyle açmış olduğu davanın, Danıştay’ın temyiz incelemesiyle kesinleştiğini belirterek anılan yedi yıl süren yargılama süreci neticesinde dava tarihinden itibaren yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faizlerinin ödenmediğinden bahisle yasal faizlerin hesaplanarak tarafına ödenmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Bilgi ve belge talebine Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığınca verilen 2/9/2022 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle;

2.1. Hukuk Müşavirliği görüşünde; ilgili yazının incelenmesi neticesinde başvuru konusunun, başvurucu

Danıştay 2. Dairesinin . sayılı ve 09.02.2022 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşen Ankara 18. İdare Mahkemesinin sayılı ve 18.03.2021 tarihli ilamıyla dava konusu işlemin iptaline hükmedilmesinden bahisle anılan dava tarihinden itibaren yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faizlerinin ödenmesi talebini oluşturduğu görülmüştür.

2.2. Başvurucu tarafından atama işleminin iptaline ilişkin açılan ve uzun yargı süreçlerinden geçerek nihayetinde Danıştay 2. Dairesinin sayılı ve 09.02.2022 tarihli ilamıyla

/

onanarak kesinleşen Ankara 18. İdare Mahkemesinin sayılı dosyasında verilen sayılı ve 18.03.2021 tarihli kararla atama işleminin iptaline hükmedilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda bahse konu iptal kararı uyarınca gerekli tüm işlemler idare tarafından kanuni süre içerisinde gecikmeksizin yerine getirilmiş, başvurucu hâlâ yürütmekte olduğu dava konusu görevine iade edilerek yoksun kaldığı maaş ve özlük hakları kendisine ödenmiştir.

2.3. Daha sonra İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının 26.04.2022 tarih ve sayılı yazısıyla, iptal kararı gereği ataması yapılan ve yoksun kaldığı maaş ve özlük hakları kendisine ödenen ilgilinin 25.04.2022 tarihli dilekçesi iletilerek dava tarihinden itibaren yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faizlerinin hesaplanarak tarafına ödenmesi talebinin gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği hususunda hukuki görüş istenmiştir. Yazı üzerine konu Hukuk Müşavirliğince incelenerek 13.05.2022 tarih ve sayılı yazıyla konuya ilişkin hukuki görüş İnsan Kaynakları ve

Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığına bildirilmiştir.

2.4. Konuya ilişkin yapılan incelemede başvurucu tarafından bahse konu atama işleminin iptaline ilişkin açılan ve Ankara 18. İdare Mahkemesi nezdinde görülen iptal davasında sunulan 09/10/2015 tarihli dava dilekçesinde işlemin iptali dışında herhangi bir maddi talepte bulunulmadığı, dolayısıyla başvurucunun ileri sürdüğü Ankara 18. İdare Mahkemesinin sayılı ve 18/03/2021 tarihli ilamda da taleple bağlılık ilkesi gereği yalnızca “dava konusu işlemin iptaline” hükmedildiği görülmüştür.

2.5. İdari Yargı bakımından yargı kararıyla işlemin iptaline hükmedilmesi durumunda ilgilinin işlem nedeniyle yoksun kaldığı gerçek ve kesin zararının giderilmesi gerektiği ve idarenin muhtemel zararın tazminiyle yükümlü olmayacağı açıktır. Bu kapsamda idare tarafından ilgili kararda yoksun kaldığı özlük haklarının ilgiliye iadesine yönelik bir hüküm bulunmamasına rağmen iptal kararının doğal sonucu olarak adı geçenin gerçek ve kesin zararı, 15/09/2017-15/05/2021 dönemlerine ilişkin maaşlarında mahrum kaldığı mali ve özlük hakların ilgiliye 11/06/2021 tarihinde ödenmesiyle giderilmiştir.

2.6. Faiz borcunun ise hukuken ancak kanundan, sözleşmeden ya da mahkeme kararından doğabileceği açıktır. Başvurucu tarafından faiz borcunu doğurduğu iddia edilen bahse konu atama işlemi dava konusu olmasına rağmen ilamda faize ilişkin bir hüküm olmadığından açık bir hukuki dayanak bulunmaksızın faiz ödemesi yapılması hâlinde İdarenin mali sorumluluğunun doğabileceği hususu göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bakımdan faiz hususunun faizi doğurabilecek işleme ilişkin dava kapsamında talep edilerek hükme bağlanması gerektiği yaygın içtihat hâline gelmiş olup bu hususta bir Danıştay ilamı şu şekildedir: “Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, asli kadrosundan maaş almak kaydıyla sürekli ve geçici görev yolluğu ödenmeksizin … Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde görevlendirilmesine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davada, İdare Mahkemesince yukarıda gerekçesine yer verildiği üzere dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle oluşan parasal hak kayıplarının (zararlarının) tazmini isteminin kabulüne, bu zararlarının davanın açıldığı 22/04/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte (davalı idarece hesaplanıp) davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

2.7. İdare hukukunun yerleşik içtihatlarından olan “taleple bağlılık” ilkesi uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda, idare mahkemelerinin davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek biçimde karar verilemeyeceği açıktır. Bakılan uyuşmazlıkta; davacının, dava dilekçesinde faiz istemi bulunmadığı halde, idare mahkemesince, parasal hak kayıplarının (zararlarının) davanın açıldığı 22/04/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte (davalı idarece hesaplanıp) davacıya ödenmesi şeklinde karar verilmiştir.

Bu durumda, taleple bağlılık ilkesi gereği idare mahkemesince, davacının talebi aşılarak yoksun kalınan

/

parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır. Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık kapsamında olduğundan, idare mahkemesi kararının “Bu zararlarının davanın açıldığı 22/04/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte (davalı idarece hesaplanıp) davacıya ödenmesine” ilişkin hüküm fıkrasının, “Bu zararlarının davanın açıldığı 22/04/2013 tarihinden itibaren davacıya ödenmesine” şeklinde değiştirilmek suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.” (Danıştay 12. Dairesinin 2020/4250 E. 2020/3491 K. sayılı ve 04.11.2020 tarihli ilamı)

2.8. Başvurucu tarafından bahse konu atama işleminin iptaline ilişkin açılan davada faiz talebinde bulunulmadığından Ankara 18. İdare Mahkemesinin . sayılı ve 18.03.2021 tarihli ilamda da yalnızca “dava konusu işlemin iptaline” hükmedilmiş olup bu itibarla ilgili tarafından açılan işlemin iptali davalarına konu edilen bir faiz talebi bulunmadığı gibi Hukuk Müşavirliğimizce takip edilen dosyalar arasında, ilgili tarafından faiz talebine ilişkin başvuru konusunda müstakil olarak açılmış, devam eden ya da sonuçlanan herhangi bir dava bulunmamaktadır.

hususları kaydedilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, “VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”, “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinin son fıkrasında “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinde

“Kararların sonuçları:(1)(2)- 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.(…)”

düzenlemeleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kabulü ve tavsiyede bulunulması yönündeki öneri, Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden

7. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunda

İnsan Kaynakları Daire Başkanı olarak görev yapmakta iken araştırmacı kadrosuna atandığını, atamaya ilişkin 10/08/2015 tarihli ve sayılı işlemin iptali istemiyle açmış olduğu davanın, Danıştay’ın temyiz incelemesiyle kesinleştiğini belirterek anılan yedi yıl süren yargılama süreci neticesinde dava tarihinden itibaren yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faizlerinin ödenmediğinden bahisle yasal faizlerin hesaplanarak tarafına ödenmesini talep etmiştir.

8. Başvuru dosyasının incelenmesi neticesinde;

8.1. Uyuşmazlığın, Danıştay 2. Dairesinin . sayılı ve 09.02.2022 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşen Ankara 18. İdare Mahkemesinin sayılı ve 18/03/2021 tarihli ilamıyla dava konusu işlemin iptaline hükmedilmesinden bahisle anılan dava tarihinden itibaren yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faizlerinin ödenmesi talebi hususunda ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.

8.2. Anılan yargı kararında, başvuranın araştırmacı olarak atanması işleminin, daire başkanlığı kadrosuna kariyer ve liyakat esasları dikkate alınarak atandığı, görevini titizlikle ve başarılı şekilde yerine getirdiği, işlemin özlük haklarında birçok kayba neden olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle Ankara 18. İdare

Mahkemesinde dava açtığı, gerekçede, davacının görevini yerine getirmediğine veya başarısız olduğuna ilişkin herhangi bir somut bilgi ve belge sunulamadığı gibi hizmetlerinden verim alınmadığı hususunun da davalı idarece ortaya konulamadığı anlaşıldığından, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kurulduğu kanıtlanamayan, salt takdir yetkisi kullanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği hususlarının belirtilerek dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir.

8.3. İdarece sunulan bilgilerde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda bahse konu iptal kararı uyarınca gerekli tüm işlemlerin idare tarafından kanuni süre içerisinde gecikmeksizin yerine getirildiği, başvuranın hâlâ yürütmekte olduğu dava konusu görevine iade edilerek yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının kendisine ödendiği, daha sonra İnsan Kaynakları ve

Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının 26/04/2022 tarih ve sayılı yazısıyla, iptal kararı gereği ataması yapılan ve yoksun kaldığı maaş ve özlük hakları kendisine ödenen ilgilinin 25/04/2022 tarihli dilekçesi iletilerek dava tarihinden itibaren yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faizlerinin hesaplanarak tarafına ödenmesini talep ettiği, talebinin Hukuk Müşavirliğince sunulan görüş doğrultusunda 13/05/2022 tarih ve sayılı yazıyla reddedildiği, idarece özetle, Ankara 18. İdare Mahkemesi nezdinde görülen iptal davasında sunulan 09/10/2015 tarihli dava dilekçesinde işlemin iptali dışında herhangi bir maddi talepte bulunulmadığı, Ankara 18. İdare Mahkemesinin sayılı ve 18/03/2021 tarihli ilamda taleple bağlılık ilkesi gereği yalnızca “dava konusu işlemin iptaline” hükmedildiği, idari yargı bakımından yargı kararıyla işlemin iptaline hükmedilmesi durumunda ilgilinin işlem nedeniyle yoksun kaldığı gerçek ve kesin zararının giderilmesi gerektiği ve idarenin muhtemel zararın tazminiyle yükümlü olmayacağı açık olduğu, idare tarafından ilgili kararda yoksun kaldığı özlük haklarının ilgiliye iadesine yönelik bir hüküm bulunmamasına rağmen iptal kararının doğal sonucu olarak adı geçenin gerçek ve kesin zararı, 15/09/2017-15/05/2021 dönemlerine ilişkin maaşlarında mahrum kaldığı mali ve özlük hakların ilgiliye 11/06/2021 tarihinde ödenmesiyle giderildiği, faiz borcunun ise hukuken ancak kanundan, sözleşmeden ya da mahkeme kararından doğabileceği, başvuran tarafından faiz borcunu doğurduğu iddia edilen bahse konu atama işlemi dava konusu olmasına rağmen ilamda faize ilişkin bir hüküm olmadığından açık bir hukuki dayanak bulunmaksızın faiz ödemesi yapılması hâlinde idarenin mali

sorumluluğunun doğabileceği hususu göz önünde bulundurulması gerektiği gerekçesiyle başvuranın talebinin reddedildiği açıklanmıştır.

9. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin 07/02/2019 tarih ve 2015/4812 sayılı kararında;

9.1. “23. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir (…) faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai v.b. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema v.s. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmasının, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yanı alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı gerekçesinin de eklenmesi suretiyle, ilk kararının davacının faiz talebinin kabulüne ilişkin kısmında ısrar edilmiştir.”

9.2. “25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istikrarlı olarak, kamu makamlarınca yapılacak geri ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. Mahkemenin çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri, B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).”

9.3. “39. Bu durumda açığa alınmakla birlikte sonradan görevine iade edilen başvurucuya söz konusu maaş kesintisinin ödenmesi gerektiği kamu makamlarınca saptanmış bir olgudur. Bu maaş tutarlarının başvurucunun statüsü gereği ödendiği ve onun mülkiyet hakkı kapsamında olduğu ise kuşkusuzdur. Sonuç olarak söz konusu idari ve yargısal sürece bir bütün olarak bakıldığında ceza soruşturması nedeniyle açığa alınan kamu görevlisi başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki maaşından yapılan kesintilerin yaklaşık

5 ile 11 yıl arasında değişen sürelerde kendisine iade edilebildiği, haklı bir gerekçesi ortaya konulamayan

bu gecikmenin de belirtilen sürelerin uzunluğu dikkate alındığında makul görülemeyeceği anlaşılmaktadır.”

9.4. “40. Diğer taraftan Danıştayın aynı konuya ilişkin bazı kararlarında da konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Danıştay bu kararlarında, sonuç olarak açığa alınan bir kamu görevlisinden yapılan maaş kesintilerinin faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir (bkz. §§ 23, 24). Dolayısıyla somut olay bağlamında derece mahkemelerinin başvurucuya faiz ödenmemesine ilişkin olarak yukarıdaki içtihattan farklılaşan yorumu, sonuç olarak başvurucunun alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesine yol açmaktadır.”

/

9.5. “41.Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” (…)

yönünde değerlendirmeler yapılmıştır.

10. Yukarıdaki açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları, konuya ilişkin Ombudsmanın 2020/98351, 2020/97640, 2021/1068, 2020/91948 numaralı emsal kararları birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın araştırmacı kadrosuna atanma işleminin iptali istemiyle açtığı ve Danıştay’ın temyiz incelemesi neticesinde yedi yıl sonra lehine sonuçlanan davada, idarece kararın icrası aşamasında dava tarihinden itibaren başvuranın yoksun kaldığı mali ve özlük haklarını, 15/09/2017-15/05/2021 tarihleri arasını kapsayacak şekilde 11/06/2021 tarihinde başvurana ödediği halde başvuranın aynı tarihler arasındaki döneme ilişkin yasal faiz talebinin idarece reddi işleminin, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile başvuran tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını devletin giderme yükümlülüğü, başvuranın aradan geçen yedi yıl zarfında parayı kullanamamasından kaynaklanan ve yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerekliliği, değer kaybının oranını gözeterek başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bunun kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu değerlendirilerek hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, dolayısıyla dava tarihinden itibaren başvuranın yoksun kaldığı mali ve özlük haklarına ilişkin yapılmış olan ödemeyi kapsayan 15/09/2017-15/05/2021 tarihleri arasındaki dönem için başvurana ayrıca faiz ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

11. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup başvuruya konu idarenin söz konusu ilkelere uygun davrandığı değerlendirilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

A. Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması 12. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

/

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvuranın yoksun kaldığı mali ve özlük haklarına ilişkin yapılan ödemede, yasal faiz talebinin idarece reddi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan başvurana 15/09/2017-15/05/2021 tarihleri arasındaki dönem için yasal faiz ödenmesi yönünde ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU

BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU

BAŞKANLIĞI’NA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi