ÖZET: Başvuran, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı’na yaptığı vergi ihbarının kesinleştiğini ve ihbar ikramiyesinin kendisine ödenmediğini belirterek, bu ödemenin yapılmasını talep etmiştir. İlgili idare, başvuruya ilişkin yaptığı incelemede, ihbar edilen kişinin aynı gün pişmanlık dilekçesi verdiğini ve eksik tapu harcını ödediğini ifade etmiştir. Bu durum, ihbar ikramiyesi talebinin değerlendirilmesinde tereddüt yaratmıştır. İdare, pişmanlık beyanı ile ihbarın aynı gün yapılması nedeniyle ikramiye ödenemeyeceği sonucuna varmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, ihbar ikramiyesi talebinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtmiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde, başvuranın talebinin hukuka uygun bir şekilde incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. İdare, başvuruya ilişkin işlemleri tamamladığını, ancak başvuranın adresinde bulunamadığı için gerekli yazışmaların CİMER üzerinden yapıldığını bildirmiştir.

Sonuç olarak, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı’na, başvuranın ihbar ikramiyesi talebinin ilgili mevzuat hükümlerine göre yeniden değerlendirilmesi ve gerekli işlemlerin ivedilikle yapılması tavsiye edilmiştir. İdarenin bu karara uygun hareket etmesi ve sonuçları 30 gün içinde Kamu Denetçiliği Kurumu’na bildirmesi gerekmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/1024-S.21.1648

BAŞVURU NO : 2020/91148

KARAR TARİHİ : 18/01/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : Vergi ihbar başvurusu ve ihbar ikramiyesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27/07/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığına yaptığı vergi ihbarının kesinlik kazandığını, tarafına ihbar ikramiyesi ödenmediğini iddia edip ihbar ikramiyesinin tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Gelir İdaresi Başkanlığı

Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Müdürlüğü’nden alınan cevabi yazıda;

“…Başkanlığımıza sunulan… tarih ve… sayılı tapu harcının düşük gösterilmesi hakkındaki ikramiye talepli ihbar dilekçesine istinaden komisyonumuzca Acısu Vergi Dairesinde değerlendirilmek üzere karar alınmış, alınan karar… tarih ve… sayılı yazımız ile ilgili vergi dairesine gönderilmiştir.

İlgili vergi dairesinden gelen… tarih ve… sayılı cevap yazısında; ihbar edilen… nın Acısu Vergi

Dairesi Müdürlüğüne… tarihinde pişmanlık talepli beyanda bulunduğu ve aynı gün içerisinde eksik tapu harcı tutarını ödediği bildirilmiştir.

Ayrı adreslerde hizmet vermekte olan Kocaeli VDB İhbar ve Şikayetleri Değerlendirme

Müdürlüğüne muhbir tarafından sunulan ikramiye talepli ihbar dilekçesi ile Acısu Vergi

Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilen şahıs tarafından sunulan pişmanlık talepli beyanın birbirinden bağımsız olarak aynı gün içinde verilmesi nedeniyle tereddüt hasıl olmuş olup, Başkanlığımız Gelir Kanunları Usul ve Tahsilat Grup Müdürlüğüne pişmanlık talepli beyanın geçerli olup olmadığı konusunda… tarih ve… sayılı görüş yazısı yazılmış olup ilgili Grup

Müdürlüğünden gelen… tarih ve… sayılı cevap yazısında… nın 213 sayılı VUK’un 371 nci maddesinde belirtilen pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacağı belirtilmiştir.

İlgili Grup Müdürlüğünden gelen yazıya istinaden Acısu Vergi Dairesi Müdürlüğüne… tarih ve… sayılı yazı yazılarak söz konusu Grup Müdürlüğünün yazısı doğrultusunda gerekli işlemlerin yapılması ve ihbarın ikramiye yönünden yeniden değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.

Acısu Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen… tarih ve… sayılı cevap yazısında; ‘pişmanlık talepli beyan ile düzenlenen tahakkuk işleminde pişmanlık zammı gecikme faizine dönüştürülerek vergi ziyaı cezası düzenlendiği, ancak pişmanlık talepli beyan ile ihbar olayının aynı gün içerisinde yapılması nedeniyle ihbar ikramiyesi ödenmesinin mümkün bulunmadığı kanaatine varıldığı’ denilmiştir.

Söz konusu hususlara istinaden Başkanlığımızca ihbar ikramiyesi ödenmeyeceği yönünde muhbir…’a… tarih ve… sayılı yazı yazılmış ve posta yoluyla gönderilmiştir.

Ancak adresinde bulunamadığından söz konusu yazı… tarih ve… sayılı CİMER başvurusuna cevap olarak gönderilmiştir.

Yazınızda belirttiğiniz diğer bilgi belge talepleri ile ilgili olarak;

1) Başkanlığımızca ihbara ilişkin işlemler tamamlanmış olup yapılacak başka bir işlem

bulunmamaktadır.

2) Acısu Vergi Dairesi Müdürlüğünün ‘pişmanlık talepli beyan ile ihbar olayının aynı gün

içerisinde yapılması nedeniyle ihbar ikramiyesi ödenmesinin mümkün bulunmadığı kanaatine varıldığı’ bilgisine istinaden ihbar ikramiye talebinin yerine getirilemeyeceği hususu ihbarcıya bildirilmiştir.

3) İkramiye talebi 1905 sayılı Menkul ve Gayrımenkul Emval İle Bunların İntifa Haklarının ve

Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiye Hakkında Kanun hükümleri ve Gelirler Genel Müdürlüğünün 01/12/1987 tarih ve sayılı yazısı gereğince yerine getirilmeyecektir.

4) İdari yoldan başka bir çözüm yolu bulunmamaktadır. Ancak yargı yolu tabi olarak açıktır.

5) Konu ile ilgili olarak ihbarcıya… tarih ve… sayılı yazı yazılarak posta yoluyla gönderilmiş

ancak adresinde bulunamadığından söz konusu yazı… sayılı CİMER başvurusunun ‘cevapla’ bölümüne pdf formatında eklenerek sistem üzerinden gönderilmiştir.

6) Şikayet konusuna ilişkin Başkanlığımıza açılmış herhangi bir dava bilgisine

rastlanılmamıştır.

7) Şikayete ilişkin tüm bilgi ve belgeler yazımız ekinde sunulmaktadır.”, şeklindedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

15.000 liradan yukarı olan kısım için yüzde 10,

Bu nispetlere göre hesap olunacak ikramiyenin üçte biri verginin kati surette tahakkukunda ve üçte ikisi verginin tahsili akabinde verilir. Muhbirleri mevcut olupta tahakkuk muamelesi henüz intaç edilmemiş olan bu kabil mektumların muhbirlerine dahi işbu maddenin hükümlerine göre ikramiye verilir…”,

8. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun,

8.1. “Maksat” başlıklı 134 üncü maddesinde;

“Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamaktır.”,

8.2. “İncelemede uyulacak esaslar” başlıklı 140 ıncı maddesinde;

“Vergi incelemesi yapanlar, yaptıkları inceleme sırasında aşağıdaki esaslara uymaya

mecburdurlar:

1. İncelemeye tabi olana, bunun mevzuunu işe başlamadan evvel açık olarak izah ederler;

2. Vergi incelemesine başlanıldığı hususunu bir tutanağa bağlayarak bir örneğini nezdinde vergi incelemesi yapılana verirler. Ayrıca, tutanağın bir örneğini bağlı olduğu birime, diğer örneğini de ilgili vergi dairesine gönderirler…”,

8.3. “Pişmanlık ve Islah” başlıklı 371 nci maddesinde;

“Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.

1. Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından herhangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.)

2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde herhangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması.

3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak on beş gün içinde tevdi olunması.

4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlayarak on beş gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi.

5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak on beş gün içinde ödenmesi.

Bu madde hükümleri, emlak vergisi ile ilgili olarak uygulanmaz.”,

9. Maliye Bakanlığının 20/01/2000 tarih ve 2000/1 Sıra Nolu Vergi İhbarları İç

Genelgesinde;

“…Vergi daireleri veya Defterdarlıklara gönderilen ihbar ve şikâyetlerle ilgili olarak yapılacak vergi inceleme taleplerine, mükelleflerin durumuna ilişkin bilgilerle, yoklama tutanakları veya varsa diğer tespitler eklenecek, mahallinde yapılaması gereken işlemler tamamlanmaksızın bu dilekçeler inceleme talebiyle ilgili birimlere intikal ettirmeyecektir.”,

10. Gelir İdaresi Başkanlığının 23/02/2012 tarih ve 2012/1 Sıra Nolu Vergi Denetimi ve

Koordinasyonu İç Genelgesi;

“…Vergi Dairesi Başkanlıklarına gelen vergi incelemesi talepli ihbar ve şikâyetler ile

Başkanlığın bağlı birimlerinden gelen inceleme talepleriyle ilgili olarak verimliliğin artırılması ve ilgili birimin tespiti amacıyla Vergi Dairesi Başkanlıklarında ‘İhbar ve İnceleme Taleplerini

Değerlendirme Komisyonu’ oluşturulması uygun görülmüştür…

Komisyon; Vergi Dairesi Başkanlığına doğrudan yapılan, diğer vergi dairesi Başkanlıkları/

Defterdarlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarından gelen, vergi incelemesi talebi içerikli ihbar ve şikâyetleri değerlendirmeye tabi tutarak… form esas almak suretiyle görüş bildirir ve bahse konu evrakları Vergi Dairesi Başkanının onayına sunar. Onaylanan formlar Vergi

Dairesi Başkanlığı tarafından ilgili birime gönderilir.”,

11. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının 16/02/2015 tarihli İhbar ve İnceleme Taleplerini

Değerlendirme Komisyonlarının oluşturulması İle Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin

Yönergesinin 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında;

“Komisyonlar; Grup Başkanlıkları, Vergi Dairesi başkanlıkları veya Defterdarlıklar ile diğer kurum ve kuruluşlardan intikal ettirilen inceleme taleplerini değerlendirmeye tabi tutar.”,

12. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının 04/03/2015 tarihli ve 2015/1 Sıra No.lu İhbar ve

İnceleme Taleplerini Değerlendirme Genelgesinde,

“…Grup Başkanlıklarına intikal eden vergi inceleme talepleri ile ihbar ve şikâyetler Grup

Başkanlığı Komisyonlarında anılan Yönergede yer alan usul ve esaslar çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Yönergenin 12 nci maddesinin Başkanlığımıza verdiği yetkiye dayanarak, Grup Başkanlığı Komisyonlarında değerlendirilen ihbar ve şikâyet başvurularına dair ön değerlendirmelerin Vergi Denetim Kurulu Bilgi İşlem Sistemi (VDKBİS)

üzerinden Kurul Başkanlığı Komisyonunun onayına sunulması uygun görülmüştür…”, hükümlerine amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

13. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin

“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

14. Başvuran, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığına yaptığı vergi ihbarının kesinlik kazandığını, tarafına ihbar ikramiyesi ödenmediğini iddia edip ihbar ikramiyesinin tarafına ödenmesini talep ettiği tespit edilmiştir.

15. Gelir İdaresi Başkanlığı Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup

Müdürlüğü’nün Kurumumuza verdiği cevabi yazı tetkik edildiğinde, Başkanlığa sunulan tapu harcının düşük gösterilmesi hakkındaki ikramiye talepli ihbar dilekçesine istinaden komisyonca Acısu Vergi Dairesinde değerlendirilmek üzere karar alındığı; yazı ilgili vergi dairesine gönderildiği; ilgili vergi dairesinden gelen cevap yazısında; ihbar edilen kişinin Acısu

Vergi Dairesi Müdürlüğüne pişmanlık talepli beyanda bulunduğu ve aynı gün içerisinde eksik tapu harcı tutarını ödediği bildirildiği; ayrı adreslerde hizmet vermekte olan Kocaeli VDB İhbar ve Şikayetleri Değerlendirme Müdürlüğüne muhbir tarafından sunulan ikramiye talepli ihbar dilekçesi ile Acısu Vergi Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilen şahıs tarafından sunulan pişmanlık talepli beyanın birbirinden bağımsız olarak aynı gün içinde verilmesi nedeniyle tereddüt hasıl olduğu; Başkanlığın Gelir Kanunları Usul ve Tahsilat Grup Müdürlüğüne pişmanlık talepli beyanın geçerli olup olmadığı konusunda görüş yazısı yazıldığı; ilgili Grup Müdürlüğünden gelen cevap yazısında, 213 sayılı VUK’un 371 nci maddesinde belirtilen pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacağı belirtildiği; ilgili Grup Müdürlüğünden gelen yazıya istinaden Acısu Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazı yazılarak söz konusu Grup Müdürlüğünün yazısı doğrultusunda gerekli işlemlerin yapılması ve ihbarın ikramiye yönünden yeniden değerlendirilmesi gerektiği bildirildiği; Acısu Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen cevap yazısında; “Pişmanlık talepli beyan ile düzenlenen tahakkuk işleminde pişmanlık zammı gecikme faizine dönüştürülerek vergi ziyaı cezası düzenlendiği, ancak pişmanlık talepli beyan ile ihbar olayının aynı gün içerisinde yapılması nedeniyle ihbar ikramiyesi ödenmesinin mümkün bulunmadığı kanaatine varıldığı” şeklinde denildiği ifade edildiği tespit edilmiştir.

16. Yazının devamında; söz konusu hususlara istinaden Başkanlık tarafından “ihbar ikramiyesi ödenmeyeceği” yönünde muhbire yazı yazıldığı; ancak adresinde bulunamadığından söz konusu yazı CİMER başvurusuna cevap olarak gönderildiği; Başkanlık tarafından ihbara ilişkin işlemler tamamlandığı; yapılacak başka bir işlem bulunmadığı; Acısu Vergi Dairesi

Müdürlüğünün “pişmanlık talepli beyan ile ihbar olayının aynı gün içerisinde yapılması nedeniyle ihbar ikramiyesi ödenmesinin mümkün bulunmadığı kanaatine varıldığı” bilgisine istinaden ihbar ikramiye talebinin yerine getirilemeyeceği hususu ihbarcıya bildirildiği; ikramiye talebi 1905 sayılı “Menkul ve Gayrımenkul Emval İle Bunların İntifa Haklarının ve

Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiye Hakkında Kanun” hükümleri ve “Gelirler Genel Müdürlüğünün 01/12/1987 tarih ve sayılı yazısı” gereğince yerine getirilmeyeceği; idari yoldan başka bir çözüm yolu bulunmadığı; ancak yargı yolu tabi olarak açık olduğu; konu ile ilgili olarak ihbarcıya yazı yazılarak posta yoluyla gönderildiği; adresinde bulunamadığı; söz konusu yazı CİMER başvurusunun “cevapla” bölümüne pdf formatında eklenerek sistem üzerinden gönderildiği; başvuru konusuna ilişkin

Başkanlığa açılmış herhangi bir dava bilgisine rastlanılmadığı; başvuruya ilişkin tüm bilgi ve belgeler yazı ekinde sunulduğu ifade ettiği tespit edilmiştir.

17. Anayasada, Devletin temel amaç ve görevleri arasında kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olarak sayılmıştır.

18. Kişilere hukuk güvenliğinin sağlanması, Anayasa’nın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin ön koşullarındandır. Hukuk devleti, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir.

19. Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul ve Esasları Hakkında

Yönetmeliğinde, kamu görevlileri, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde; sürekli gelişimi, katılımcılığı, saydamlığı, tarafsızlığı, dürüstlüğü, kamu yararını gözetmeyi, hesap verebilirliği, öngörülebilirliği, hizmette yerindeliği ve beyana güveni esas alacakları; kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri ve diğer personeli, kamu hizmetlerini belirlenen standartlara ve süreçlere uygun şekilde yürüteceği, hizmetten yararlananlara iş ve işlemlerle ilgili gerekli açıklayıcı bilgileri vererek onları hizmet süreci boyunca aydınlatacağı hüküm altına alınmıştır.

20. Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğinde ise, kanunî sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla idare, sunduğu hizmetlere ilişkin bilgileri ve mevzuatı, basılı ya da elektronik ortamda duyurulacağı hükmedilmiştir.

21. Bilgi ve belgeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespitinin yapılabilmesi için, öncelikle bilgi edinme hakkının amacının iyi anlaşılması gerekmektedir. Bu bağlamda belirtilmesi gerekir ki; temel olarak devleti denetleme ve kişilerin temel hak ve özgürlüklerini sağlama amacıyla ortaya çıkan bilgi edinme hakkının amaçlarından birisi de en somut şekilde, devletin birey üzerindeki keyfi ve kimi zaman hukuka aykırı olabilen uygulamalarının bireyler tarafından denetlenmesi ve tespit edilen hukuka aykırılıkların giderilmesi amacıyla girişimlerde bulunabilmesi için bireylerin bilgilenme haklarını güvence altına almaktır.

22. Bilgi edinme hakkının öneminden hareketle, Anayasa ile güvence altına alınan bilgi edinme hakkının kullanımının zorlaştırılması veya imkânsız hale getirilmesinin önüne geçmek amacı ile 4982 sayılı mezkûr Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları, bu

Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri alma yükümlüğünde bırakılmıştır. Bu noktada 4982 sayılı Kanunda, bilgi edinme hakkının istisnaları tek tek sayılmış olup; Kanunun Dördüncü Bölümünde 15 ila

27 nci maddeleri arasında yer alan bu istisnaların, yargı denetimi kapsamındaki işlemler, devlet

sırrına, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idari ve adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyelerden oluştuğu görülmektedir.

23. 1905 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi, süreklilik arz eden vergilerden, yanlış beyanname verme, çift defter tutma veya sair suretlerle gizlenenleri haber verenlere, tahakkuk edecek vergi ve cezalarının tamamı üzerinden belli nispetler dâhilinde ikramiye verileceğini hükme bağlamıştır. Bu ikramiyenin 1/3 ü verginin kesin tahakkuku anında, geriye kalan 2/3 ü, verginin tahsili sonrasında ilgilisine verilecektir. Anılan hüküm, söz konusu ikramiyeye hak kazanabilmek için iki koşulun sağlanmasını gerekli görmüştür. Bunlardan ilki, idareye karşı gizlenen verginin “daimi” mahiyette olması, diğeri ise, vergiye ilişkin bir ihbarın yapılmış olmasıdır. Bununla birlikte 1905 sayılı Kanunda, ihbar ikramiyesine hak kazanılması bakımından ihbarcıda ve ihbar konularında aranacak şartlar ile inceleme elemanlarının hangi işlemleri yapacağı hususunda detaylı değerlendirmelerin yapılmadığı da görülmektedir. Anılan konulardaki eksiklik hem idari düzenlemeler hem de yargı kararları bağlamında, giderilmeye çalışılmıştır.

24. Bu kapsamdaki en önemli idari düzenleyici işlem, ihbar ikramiyesinin ödenmesi hususundaki tereddütleri gidermek için çıkarılmış olan Maliye Bakanlığının 11/07/1974 tarihli ve 2480532-1/794 sayılı genel yazısıdır.

25. Bu yazıda, “…1905 sayılı Kanunun hükümlerine göre ikramiye ödenebilmesi, devamlılık arzeden vergilerden kaçırılanları veya mektum kalanları bir muhbirin haber vermesine bağlanmıştır.”, ifadesine yer verilmek suretiyle, Kanunun 6 ncı maddesinden çıkarılabilecek temel şartlara değinilmekle birlikte, teker teker muhbirin haiz olması gereken özelliklere, ihbarın neleri içermesi gerektiğine ve inceleme elemanlarının yapması icap eden işlemlere yer verilmiştir.

26. Bunlar arasında, başvuruyu da yakından ilgilendiren şu belirlemeler dikkate değerdir:

“…Bir mükellefin vergi kaçırmakta olduğunu bilen ve delilleriyle bu kaçakçılığı haber veren muhbirlere ikramiye ödenmesi diğer şartların mevcudiyeti halinde imkan dahilinde görülmektedir… Bir muhbir tarafından, herhangi bir mükellef hakkında vergi kaçakçılığına ilişkin olarak yapılan ihbarın, müşahhas olaylara ve delillere dayanması gereklidir. Bir başka deyimle, ihbar konularının vergi incelemesi sonunda bulunan matrah farkları ile illiyeti aranmalıdır. Yoksa, herhangi bir mükellef hakkında vergi kaçakçılığı yaptığı yolunda ihbarda bulunup, verginin hangi şekilde kaçırıldığının açıklanmaması, müşahhas olaylar gösterilmemesi ve deliller verilmemesi halleriyle muhbire ikramiye ödenmesine imkan bulunmamaktadır.”

27. Bu husus bağlamında, Danıştay 3. Dairesi de, 18/10/1995 tarihli ve 1995/139 E., 1995/3105

K. sayılı kararında, “1905 sayılı Menkul ve Gayrimenkul Emval ve Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiye Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde, ihbar ikramiyesinin ödenmesi koşulu inceleme sonucunda bulunan ve tahakkuk ettirilen vergi ve cezaların ihbar edenin verdiği bilgi ve belgeler kaynak alınmak suretiyle tesbitine bağlanmış” değerlendirmesine yer vererek, ihbarcının sunduğu verilerin önemine vurgu yapmıştır.

28. Pişmanlık ile ilgili hususlar Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesinde düzenlenmiştir.

Buna göre Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, mevzuatta belirtilen şartları taşıması halinde vergi ziyaı cezası kesilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

29. Mevzuatta belirtilen beş şarttan birincisi, mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından herhangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olmasıdır. Ayrıca dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır. İkinci şart, haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde herhangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (kaçakçılık suçu

Bu durumda, mali polisin ihbar niteliğindeki yazışım müteakip yükümlü şirketin davalı idareye verdiği dilekçe ile pişmanlık hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığından adına kesilen kaçakçılık cezasının onanması gerekirken, kaldırılması yolunda verilen kararda isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 9. Vergi Mahkemesinin 20/06/1997 gün ve sayılı kararının bozulmasına 02/03/1999 gününde oybirliği ile karar verildi.”

33. Başvuruya konu olayda, pişmanlık dilekçesinden önce yaklaşık üç saat öncesinde ihbar dilekçesinin verildiği, mevzuata göre pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmek için pişmanlık dilekçesinden önce herhangi bir ihbar dilekçesinin verilmemesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, ihbar edilenin pişmanlıktan faydalanmasının mümkün olamadığı kanaatine varılmış olup, ilgili Başkanlığın Gelir Kanunları Usul ve Tahsilat Grup

Müdürlüğünün görüşü de bu doğrultudadır.

34. İlgili idarenin, ihbar dilekçesi ve pişmanlık dilekçesindeki tarih ve saati dikkate alınarak ihbar edileni pişmanlık hükümlerden faydalandırmamasına rağmen bu tarih ve saat bilgisinin (ihbarcının pişmanlık beyannamesinden önce dilekçe verdiği hususunun)

başvuranın ihbar ikramiyesi talebine ilişkin değerlendirmede dikkate almamasının hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Öte taraftan, ilgili idare, “pişmanlık talepli beyan ile ihbar olayının aynı gün içerisinde yapılması nedeniyle ihbar ikramiyesi ödenmesinin mümkün bulunmadığı kanaatine varıldığı” şeklindeki bir gerekçeyle başvuranın talebinin yerine getirilmediğine ilişkin olarak Kurumumuza bilgi vermiş ise de; idarece, bu gerekçenin hukuki bir dayanağı ortaya konulmamıştır.

35. Başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, konuyla ilgili yargı kararları ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; ihbar ikramiyesi dilekçesi ve pişmanlık dilekçesi tarihlerinin dikkate alınarak, başvuranın ihbar ikramiyesi talebinin ilgili mevzuat hükümlerine göre tekrar değerlendirilmesi ve bu kapsamda başvuranın ihbar ikramiyesi kazanabilmesi için gerekli olan tüm şartları taşıyıp taşımadığına yönelik gerekli işlemlerin ivedi bir şekilde yapılması ve sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varılmış olup, tüm bu hususlar değerlendirilmeden, ilgili idarece, başvuranın ihbar ikramiyesi talebinin reddine yönelik olarak işlem tesis edilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

36. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu ilkelere göre yapılan değerlendirmede, başvurana idarece verilen cevabi yazıda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili İdarenin “Karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. İdarenin bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

37. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Kocaeli

Vergi Mahkemesi’nde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE;

İhbar ikramiyesi dilekçesi ve pişmanlık dilekçesi tarihlerinin dikkate alınarak, başvuranın ihbar ikramiyesi talebinin ilgili mevzuat hükümlerine göre tekrar değerlendirilmesi ve bu kapsamda başvuranın ihbar ikramiyesi kazanabilmesi için gerekli olan tüm şartları taşıyıp taşımadığına yönelik gerekli işlemlerin (inceleme, araştırma, rapor tanzimi vb.) ivedi bir şekilde yapılması ve sonucundan başvurana bilgi verilmesi hususunda Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı’na tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idare tarafından bu

karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın başvurana ve Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı’na tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi