|
ÖZET: Başvuru, Aydın ilinin Seferihisar ilçesinde bulunan 3. derece arkeolojik sit alanı içerisindeki tarla ile ilgilidir. Başvuran, tarımsal faaliyetleri için barınma amaçlı bir yapı inşa etmek istemekte, ancak tarlasının arkeolojik sit alanı içinde kalması nedeniyle gerekli kazı çalışmalarının yapılması gerektiğini öğrenmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, kazı masraflarının bütçe kısıtlamaları nedeniyle karşılanamayacağını belirtmiştir. Başvuran, çevredeki kazılarda tarihi bulgulara rastlanmadığını ve sit alanının güncellenmesi gerektiğini ifade ederek, tarlasının sit alanı dışına çıkarılmasını talep etmektedir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, başvuranın taşınmazının 1997 yılında III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiğini ve bu alanlarda sondaj kazısı yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Sondaj masraflarının mülkiyet sahipleri tarafından karşılanması gerektiği belirtilmiş, ancak başvuranın talebi üzerine herhangi bir işlem yapılmamıştır. İlgili mevzuat, arkeolojik sit alanlarının korunmasına yönelik düzenlemeleri içermekte ve bu alanlarda inşaata izin verilmeden önce ilgili müze müdürlüğü tarafından sondaj kazısı yapılması gerektiğini öngörmektedir. Sonuç olarak, başvuranın talebi doğrultusunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, masrafları üstlenerek sondaj kazısı yapılması ve elde edilen bulgulara göre taşınmazın sit durumunun yeniden değerlendirilmesi önerilmiştir. Bu karar, başvuranın mülkiyet hakkının korunması ve kamu yararının gözetilmesi açısından önem taşımaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/2850-S.23.4846
BAŞVURU NO : 2022/13205
KARAR TARİHİ : 08/03/2023
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, 3. derece arkeolojik sit alanı içinde kalan taşınmazı hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 12/09/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; Aydın ili, ilçesinde ikamet ettiğini, İzmir ili, ilçesi, Mahallesi, ada, parselde bulunan tarlasında ise çiftçilik yaptığını, Seferihisar ilçesinde kalacak bir yerinin olmadığını, tarımsal faaliyetleri için tarlasında barınma amaçlı bir yapıya ihtiyacı olduğunu, bunun için
Seferihisar Belediyesine yaptığı müracaatta tarlasının III. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığını öğrendiğini, bu nedenle tarlasında öncelikle kontrollü kazı yapılması gerektiğini, kendisinin bu kazı maliyetini karşılayacak durumunun olmadığını, kazının İdare tarafından yapılması için dilekçe verdiğini,
dilekçesi üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından:
“Söz konusu alanda yapılması istenen sondaj çalışmaları için talep edilen kazı masrafının, Bakanlığımızca karşılanması hususu, Bakanlığımız bütçe imkânının kısıtlı olması nedeniyle bu aşamada uygun değerlendirilememektedir.” şeklinde cevap verildiğini, tarlasının sit alanının sınırında olduğunu, hemen yanındaki parselin ise sit alanı dışında kaldığını, sit alanı içinde kalmasının tarlasını kullanmasına engel oluşturduğunu, sit alanı sınırlarının yıllar önce tahmini olarak çizildiğini, çevrede yapılan yüzlerce kazıda herhangi bir tarihi bulguya rastlanılmadığını, ayrıca tarlasının önündeki yolda İZSU tarafından kanal çalışması yapıldığını ve bu çalışmalarda da herhangi bir tarihi bulguya rastlanılmadığını, yeni teknolojik imkânlardan faydalanarak sit alanının güncellenmesi ya da İdare tarafından gerekli kazılar yapılarak tarihi bulguya rastlanmayan bölgelerin sit alanı dışına çıkarılması gerektiğini iddia ve ifade ederek İdare tarafından gerekli kazı ve inceleme yapılarak tarlasının sit alanı dışına çıkarılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 17/02/2022 tarihli ve Esayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2 2.1. Seferihisar ilçesi, Mahallesi, ada, parselde özel mülkiyette kayıtlı 5207.00 m yüzölçümlü tarla cinsli taşınmazın 20/03/1997 tarih ve 6736 sayılı karar ile belirlenen III. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kalmakta olduğu, alanın III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesinde Seferihisar ilçesi ve mahallelerindeki tespit ve tescilleri yapılmış arkeolojik verilerin (Teos
Antik kentine ait kalıntıları, tümülüsler, nekropol alanları vs) yoğunluğu ve buluntuların göz önüne alındığı, bahsedilen alanda herhangi bir kazı çalışması yapılmamış olup yakın çevresinde bulunan Teos Antik
Kenti’nde bilimsel kazıların devam ettiği; 2.2. Başvuruya konu III. Derece Arkeolojik Sit Alanına ilişkin 14/03/2014 tarih ve 1915 sayılı karar ile
Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartları belirlendiği, alan ile ilgili 30/09/2020 tarih ve sayılı karar ile onaylanmış 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı mevcut olup planda taşınmazın tarımsal niteliği korunacak alanda kaldığı, 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planının ise mevcut olmadığının tespit edildiği; 2.3. Taşınmaz sahibinin, İzmir Müzesi Müdürlüğüne sondaj kazısı talebinde bulunması halinde sondaj kazısı yapılabileceği, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından konunun değerlendirilebilmesi için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 tarih ve
658 sayılı İlke Kararı doğrultusunda ilgili Müze Müdürlüğü tarafından sondaj kazısının
gerçekleştirilerek sondaj sonuçlarının İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu
Müdürlüğüne iletilmesi gerektiği, bu aşamada söz konusu sondaj kazısı masraflarının Bakanlık tarafından karşılanması talebine yönelik yapılan veya yapılması planlanan bir işlemin bulunmadığı; 2.4. Konuya ilişkin başvuru sahibinin sayılı CİMER başvurusu üzerine Kültür Varlıkları ve
Müzeler Genel Müdürlüğünün 2021 Mali yılı kamulaştırma ödeneğinin yetersiz olması nedeniyle söz konusu taşınmazın kamulaştırılmasının gerçekleştirilemediği, bahse konu taşınmazın III. Derece arkeolojik sit alanı içerisinde kalması nedeniyle trampasının gerçekleştirilemediği hususlarının başvuru sahibine iletildiği; 2.5. Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 tarihli ve 658 sayılı “Arkeolojik Sitler, Koruma ve
Kullanma Koşulları” başlıklı İlke kararının “III. Derece Arkeolojik Sit” bölümünde “…Bu alanlarda
Belediyesince veya Valilikçe inşaat izni verilmeden önce, ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarına ilişkin raporun, kültür varlığının bulunması halinde varsa kazı başkanının görüşleri ile birlikte müze müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçebileceğine…” hükmünün bulunduğu, Kültür ve Tabiat Varlıklarıyla İlgili
Yapılacak Yüzey Araştırması, Sondaj ve Kazı Çalışmalarının
Yürütülmesi Hakkında Yönerge’nin 3. derece arkeolojik sit alanlarında gerçekleştirilecek sondaj çalışmalarına ilişkin 17’nci maddesinin (c) bendinde; “Özel mülkiyet kapsamında olup, mülkiyet sahibinin talebine istinaden gerçekleştirilecek sondaj çalışmalarına ilişkin olarak mülkiyet sahibi ile ilgili Müze
Müdürlüğü arasında Bakanlıkça önceden düzenlenen konuyla ilgili tip/taslak protokol örnekleri esas alınarak protokol imzalanır” denilmekte olduğu;
Açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 15/12/2022 tarihli ve Esayılı yazısı ve eklerinde özetle; 3.1. Başvuruya konu İzmir ili, Seferihisar ilçesi, Mahallesi, ada, parselin İzmir 1 Numaralı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 19/02/1999 gün ve 7800 sayılı kararı ile III. Derece
Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmiş olup 2863 sayılı Kanun’a göre I. ve II. Derece Arkeolojik Sit Alanları gibi kısıtlanmış alanlar dâhilinde olmadığı;
3.2. Arkeolojik sitlerin koruma ve kullanma koşullarını açıklayan 658 No.lu İlke Kararı’nın III. Derece
Arkeolojik Sit Alanını tanımlayan 3’üncü maddesine göre; bu alanların koruma-kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlar olduğu;
3.3. Bakanlık Makamının 14/01/2020 tarih ve sayılı Oluru ile yürürlüğe giren Kültür ve Tabiat
Varlıklarıyla İlgili Yapılacak Yüzey Araştırması, Sondaj ve Kazı Çalışmalarının Yürütülmesi Hakkında
Yönerge’nin “III. derece arkeolojik sit alanlarında gerçekleştirilecek sondaj çalışmaları” başlıklı 17’nci maddesinde; “III. derece arkeolojik sit alanlarında, Koruma Bölge Kurulu Kararı uyarınca yapılacak sondaj ve temel kazıları ilgili Müze Müdürlüklerince gerçekleştirilir.” denildiği, dolayısıyla taşınmaz sahibinin, İzmir Müzesi Müdürlüğü’ne sondaj kazısı talebinde bulunması halinde sondaj kazısının Müze
Müdürlüğünce yapılabildiği, sondaj kazısı sonucuna göre nihai kararı İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını
Koruma Bölge Kurulunun verdiği;
3.4. Bakanlık Makamının 14/01/2020 tarih ve sayılı oluru ile yürürlüğe giren Kültür ve Tabiat
Varlıklarıyla İlgili Yapılacak Yüzey Araştırması, Sondaj ve Kazı Çalışmalarının Yürütülmesi Hakkında
Yönerge’nin “III. derece arkeolojik sit alanlarında gerçekleştirilecek sondaj çalışmaları” başlıklı 17.
Maddesinin (c) bendinde; “Özel mülkiyet kapsamında olup, mülkiyet sahibinin talebine istinaden gerçekleştirilecek sondaj çalışmalarına ilişkin olarak mülkiyet sahibi ile ilgili Müze Müdürlüğü arasında
Bakanlıkça önceden düzenlenen konuyla ilgili tip/taslak protokol örnekleri esas alınarak protokol imzalanır” denilmekte olduğu, söz konusu Protokolün Uygulama Esaslarına ilişkin 6’ncı maddesine göre; sondaj kazısı çalışmalarına yönelik tüm giderlerin mülkiyet sahiplerince karşılandığı;
3.5. 658 sayılı ilke kararında ise; “III. Derece Arkeolojik Sit Alanlarında belediyesince veya valilikçe inşaat izni verilmeden önce ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek sondaj sonuçlarının bu alanlarla ilgili varsa kazı başkanının görüşleriyle birlikte müze müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçilebileceğine” denildiği; sit sınırlarının yeniden değerlendirilmesi ve yapı izni ile ilgili talebin İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge
Kurulu Müdürlüğünce değerlendirilmesi gerektiği;
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; 4.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35’inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”
4.2. “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63’üncü maddesinde; “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.
Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.” 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4.4. “Yargı Yolu” başlıklı 125’inci maddesinin son fıkrasında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 no.lu Ek Protokolünün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” 6. Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin “Arkeolojik Araştırma ve
Korumanın Finansmanı” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Taraflardan her biri: 1. Arkeolojik araştırmaya, sorumlulukları ölçüsünde ulusal, bölgesel veya yerel kamu makamlarının malî desteğini öngörmeyi; 2.
Koruyucu arkeoloji için gerekli maddî donanımı arttırmayı ve bu amaçla, i) Büyük çaplı kamu veya özel bayındırlık çalışmalarında, bu çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkacak arkeolojik her çeşit faaliyetin maliyetinin tamamının uygun kamu ve özel sektör fonlarından karşılanmasını sağlayacak önlemler almayı; ii) Bu çalışmaların bütçesinde, çevre ve yapılanma endişelerinin zorunlu kıldığı etki incelemelerinde olduğu gibi, arkeolojik ön inceleme ve aramaların, bilimsel sentez belgelerinin ve bulguların duyuru ve yayınlarının da yer almasını sağlamayı taahhüt eder.” 7. 10/07/2018 tarihli ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığını düzenleyen onuncu bölümünün “Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü” başlıklı 281’inci maddesinde; “(1) Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel
Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: a) Yurdumuzdaki korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının arkeolojik araştırma ve kazılarla açığa çıkarılmasını, korunmasını, değerlendirilmesini ve tanıtılmasını sağlamak, tahribini ve kaçırılmasını önleyici tedbirleri almak, … d) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurullarına verilen görevlerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla araştırma, inceleme, tespit, değerlendirme ve planlamaya yönelik hizmetleri yapmak veya yaptırmak, … e) Kültür Varlıklarını Koruma
Yüksek Kurulu ve koruma kurulları kararlarının alınmasına ve uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesini ve koordinasyonunu sağlamak, …” 8. 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun;
8.1. “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır: a) Tanımlar: … (3) “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır.” 8.2. “Devlet malı niteliği” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.” 8.3. “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: … c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları, …” 8.4. “İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı” başlıklı 9’uncu maddesinde (Değişik: 14/7/2004 – 5226/3 md.);“Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.” 8.5. “Yetki ve yöntem” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir. … Diğer kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma ve değerlendirilmesi bu
Kanun hükümlerine uygun olarak kendileri tarafından sağlanır. … Araştırma, kazı ve sondaj yapılan alanların korunması ve değerlendirilmesi Bakanlığa aittir.” 8.6. “Araştırma, sondaj ve kazı izni” başlıklı 35’inci maddesinde; “Bu kanun hükümlerine tabi, taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını meydana çıkarmak üzere, araştırma, sondaj ve kazı yapma hakkı, sadece Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.” 9. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 10. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Tavsiye kararı” başlıklı 32’nci maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”
/
11. 13/03/2012 tarih ve 28232 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz
Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik’in; 11.1. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Yönetmelikte geçen; a) Arkeolojik sit: İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanları … ifade eder.” 11.2. “Tespitlerde Değerlendirme Kıstasları” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendinin (3) numaralı alt bendinde; “(1) … sitlerin tespitinde … d) Arkeolojik sitler için; yazılı bilgilere, sathi kalıntılara veya bilimsel araştırmalara dayanması; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar veya topoğrafik açılardan yeterli niteliklere sahip olması; … 3)“Üçüncü Derece Arkeolojik Sitlerde; ender rastlanılan buluntulardan ve/veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olması veya Birinci ve İkinci
Derece Arkeolojik Sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olması, … hususları göz önünde bulundurulur.” 12. Kültür ve Tabiat Varlıklarıyla İlgili Olarak Yapılacak Araştırma, Sondaj ve Kazılar Hakkında
Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde: “Bu yönetmelikte geçen: “Sondaj ve Kazı; taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ortaya çıkarılması için bilimsel metodlarla toprak ve su altındaki tabii, tarihi ve arkeolojik alanlarda yapılan çalışmaları,…ifade eder.” 13. Kültür ve Tabiat Varlıklarıyla İlgili Yapılacak Yüzey Araştırması, Sondaj ve Kazı Çalışmalarının
Yürütülmesi Hakkında Yönerge’nin “III. derece arkeolojik sit alanlarında gerçekleştirilecek sondaj çalışmaları” başlıklı 17’nci maddesinde; “III. derece arkeolojik sit alanlarında, Koruma Bölge Kurulu
Kararı uyarınca yapılacak sondaj ve temel kazıları ilgili Müze Müdürlüklerince gerçekleştirilir.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
14. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Başvuran özetle, III. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kalan tarlasında barınma amaçlı bir yapıya ihtiyacı olduğunu, sit alanı içerisinde olmasının tarlasını kullanmasına engel oluşturduğunu, sit alanı sınırlarının yıllar önce tahmini olarak çizildiğini, çevrede yapılan yüzlerce kazıda herhangi bir tarihi bulguya rastlanılmadığını, yeni teknolojik imkânlardan faydalanarak sit alanının güncellenmesi ya da İdare tarafından gerekli kazılar yapılarak tarihi bulguya rastlanmayan bölgelerin sit alanı dışına çıkarılması gerektiğini iddia ve ifade ederek İdare tarafından gerekli kazı ve inceleme yapılarak tarlasının sit alanı dışına çıkarılmasını talep etmektedir.
/
16. Anayasa’nın 35’inci maddesinde herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak “kamu yararı” amacıyla, “kanunla” sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının “toplum yararına aykırı olamayacağı” düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
17. İnsanlığın ortak mirası olarak kabul edilen “tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasına Anayasal düzeyde önem atfedilmiştir. Anayasa’nın 63’üncü maddesinde, Devletin tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlayacağı, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alacağı ödevi düzenlenmiş, bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 2863 sayılı Kanun, Anayasa’nın 63’üncü maddesiyle
Devlete yüklenen bu ödevin bir gereği olarak tarih, kültür ve tabiat varlıkları ve değerlerinin korunması amacını taşımakta olup gerçek ve tüzelkişilerin bu kapsamda görev ve sorumluluklarına yer vererek mülkiyetin kullanımına kontrol ve düzenleme şeklinde gerçekleşen müdahalenin esaslarını ortaya koymaktadır.
18. 2863 sayılı Kanun’un 5’inci maddesine göre özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları niteliğindeki taşınmazlar “devlet malı” niteliğinde olup aynı Kanun’un 6 ve 7’nci maddeleri uyarınca bu taşınmazlar tespit ve tescil edilerek aslına uygun olarak korunmaları ve böylelikle gelecek nesillere milli/tarihi kültür mirası olarak aktarılmaları sağlanmaktadır. Bu amaçla, yine aynı Kanun’un 9’uncu maddesinde Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacağı, bunların yeniden kullanıma açılamayacağı veya kullanımlarının değiştirilemeyeceği öngörülmüştür. Buradan hareketle, özel mülkiyetteki kültür/tabiat varlıkları maliklerinin mülkiyet hakkının doğasından kaynaklanan kullanma ve yararlanma haklarına bazı sınırlamalar getirildiği görülmektedir.
19. Dosyası kapsamına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; başvuranın şikayete konu Seferihisar 2 ilçesi, Mahallesi, ada, parselde 5207.00 m yüzölçümlü tarla cinsli taşınmazının, İzmir I
Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 20/03/1997 tarih ve 6736 sayılı karar ile
Seferihisar ilçesi ve mahallelerindeki tespit ve tescilleri yapılmış arkeolojik verilerin yoğunluğu göz önüne alınarak III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği, Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 tarihli ve 658 sayılı “Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları” başlıklı İlke Kararının “III. Derece
Arkeolojik Sit” bölümünde, “…Bu alanlarda Belediyesince veya Valilikçe inşaat izni verilmeden önce, ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarına ilişkin raporun, kültür varlığının bulunması halinde varsa kazı başkanının görüşleri ile birlikte müze
müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçebileceğine…” hükmünün bulunduğu, dolayısıyla III. derece arkeolojik sit alanı kararıyla birlikte başvuranın anılan taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına birtakım sınırlamaların getirildiği anlaşılmaktadır.
20. Başvuranın, mülkiyet hakkını tam anlamıyla kullanabilmek adına sit durumunun yeniden değerlendirilmesini talep etmesi üzerine ilgili İdare tarafından bahse konu alanda sondaj kazısı yapılması halinde sit durumunun yeniden değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Bunun akabinde, başvuranın İzmir
Müzesi Müdürlüğünden sondaj kazısı yapılmasını istediği ancak söz konusu sondaj kazısı masraflarının
Bakanlık tarafından karşılanmasına yönelik yapılan veya yapılması planlanan bir işlemin bulunmadığı, Bakanlık Makamının 14/01/2020 tarih ve sayılı oluru ile yürürlüğe giren Kültür ve Tabiat
Varlıklarıyla İlgili Yapılacak Yüzey Araştırması, Sondaj ve Kazı Çalışmalarının Yürütülmesi Hakkında
Yönerge’nin “III. derece arkeolojik sit alanlarında gerçekleştirilecek sondaj çalışmaları” başlıklı 17.
Maddesinin (c) bendinde; “Özel mülkiyet kapsamında olup, mülkiyet sahibinin talebine istinaden gerçekleştirilecek sondaj çalışmalarına ilişkin olarak mülkiyet sahibi ile ilgili Müze Müdürlüğü arasında
Bakanlıkça önceden düzenlenen konuyla ilgili tip/taslak protokol örnekleri esas alınarak protokol imzalanır” denilmekte olduğu, söz konusu Protokolün Uygulama Esaslarına ilişkin 6’ncı maddesine göre ise; sondaj kazısı çalışmalarına yönelik tüm giderlerin mülkiyet sahiplerince karşılandığı iddia edilerek sondaj kazısı masraflarının İdarece üstlenilmesinin reddedildiği görülmektedir.
21. İlgili mevzuatta, sondaj kazısı masraflarının kim tarafından nasıl karşılanacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi’nin 281’inci maddesinde, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanunu ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurullarına verilen görevlerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla araştırma, inceleme, tespit, değerlendirme ve planlamaya yönelik hizmetleri yapmak veya yaptırmak ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurulları kararlarının alınmasına ve uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesini ve koordinasyonunu sağlamak; Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Arkeolojik
Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin “Arkeolojik Araştırma ve Korumanın Finansmanı” başlıklı 6’ncı maddesinde ise, sözleşmeye taraf devletlerden her birinin; Arkeolojik araştırmaya, sorumlulukları ölçüsünde ulusal, bölgesel veya yerel kamu makamlarının malî desteğini öngörmeyi; koruyucu arkeoloji için gerekli maddî donanımı arttırmayı ve bu amaçla, büyük çaplı kamu veya özel bayındırlık çalışmalarında, bu çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkacak arkeolojik her çeşit faaliyetin maliyetinin tamamının uygun kamu ve özel sektör fonlarından karşılanmasını sağlayacak önlemler almayı; taahhüt ettiği belirtilmiştir.
22. Yukarıdan bu yana değinilen ilgili mevzuat, somut uyuşmazlığa ilişkin tarafların sunduğu bilgi ve belgeler çerçevesinde: başvuruya konu taşınmazın ilk olarak İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kurulu’nun 20/03/1997 tarih ve 6736 sayılı kararı ile belirlenen III. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kalmakta olup bugün de aynı statüyü koruduğu, 2863 sayılı Kanun’a göre III. Derece Arkeolojik
Sit Alanlarının I. ve II. Derece Arkeolojik Sit Alanları gibi kısıtlanmış alanlar dâhilinde olmadığı, taşınmazın 1997 yılından bu yana III. Derece Arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş olması nedeniyle başvuranın taşınmazı üzerindeki mülkiyet hakkını 2863 sayılı Kanun ve bağlı mevzuat hükümleri
çerçevesinde III. derece sit alanı olarak belirlenen kısıtlamalara tabi olarak kullanmak durumunda kaldığı, söz konusu kısıtlamalara yukarıda bahsi geçen Kurul kararının yol açmış olduğu, bu kapsamda başvuranın mülkiyet hakkı üzerindeki sınırlamanın kaldırılması amacıyla başvuruya konu taşınmazın sit durumunun yeniden değerlendirilebilmesi için sondaj kazısı yapılması gerektiği, sondaj kazısı yapılmaması durumunda ise başvuranın mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlamanın devam edeceği, bu durumda III. Derece Arkeolojik sit alanı olarak ayrılması sebebiyle başvuranın taşınmazı üzerinde tasarrufta bulunamamasından kaynaklanan durumun Anayasa’da güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının ihlali boyutuna varacağı, Anayasa’nın 125’inci maddesinde belirtildiği üzere, İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, başvuruya konu taşınmazda sondaj kazısı yapılması gerekliliğinin, İdarenin mülkiyet hakkında kısıtlamaya yol açan işlemi neticesinde ortaya çıktığı, dolayısıyla taşınmazın sit durumunun yeniden değerlendirilmesi için yapılması gereken sondaj kazısının masraflarının İdare tarafından üstlenilerek yerine getirilmesinin kabulünün gerektiği; değerlendirilmiş olup bu gerekçelerle idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine karar verilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup, idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede İzmir İdare Mahkemelerinde dava yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuruya konu taşınmazda, masrafları İdare tarafından üstlenilerek sondaj kazısı yapılması ve kazı bulguları çerçevesinde taşınmazın sit durumunun yeniden değerlendirilmesi hususunda KÜLTÜR VE
TURİZM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın; Başvurana ve Kültür ve Turizm Bakanlığına tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi