ÖZET: Bu Sayıştay kararında, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri ve Genel Sekreter Yardımcısı için ödenecek ek ödemelerin hesaplanmasında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (II) sayılı cetvelinin esas alınması gerektiği belirtilmiştir. Sorumlular, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 36. maddesine dayanarak, bu kişilerin maaşlarının bakanlık bağımsız daire başkanları ile eşitlenmesi gerektiğini savunmuşlardır. Ancak, 666 sayılı KHK’nın ek ödeme oranlarının farklı düzenlenmesi, bu talebi çelişkili hale getirmiştir. Sayıştay, 5302 sayılı Kanun’un özel nitelikli bir düzenleme olduğunu ve bu nedenle 666 sayılı KHK’nın genel nitelikli bir düzenleme olarak öncelikli uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak, tazmin hükmünün tasdikine karar verilmiştir; zira 666 sayılı KHK’nın hükümleri, 5302 sayılı Kanun’un öngördüğü hakları ihlal etmektedir. Bu durum, kamu görevlileri arasında eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

Kamu İdaresi Türü Özel İdareler
Yılı 2012
Dairesi 1
Karar No 39207
İlam No 42421
Tutanak Tarihi 30.11.2016
Kararın Konusu Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

Konu: İl Özel İdaresi Genel Sekreteri ile Genel Sekreter Yardımcısına ait ek ödemelerin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki (II) sayılı cetveldeki ücret ve tazminat unsurları esas alınarak hesaplanması.

122 sayılı ilamın 1 inci maddesinde, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri ile Genel Sekreter Yardımcısına ait ek ödemelerin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki (II) sayılı cetveldeki ücret ve tazminat unsurları esas alınarak hesaplanması ve ödenmesi nedeniyle …. TL. ye tazmin hükmolunmuştur.

Sorumlu dilekçesinde, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 36’ncı maddesinde; “(…) diğer illerde ise genel sekreter kadrosuna atananlar genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık bağımsız daire başkanları, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlanırlar.” denildiğini,

5302 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinde yapılan düzenlemenin, büyükşehir belediyesi dışındaki illere atanan Genel Sekreterlerin aldığı maaşı (aylık, ek gösterge, zam ve tazminat, makam ve temsil tazminatı) bakanlık bağımsız daire başkanının aldığı maaşla, Genel Sekreter Yardımcılarının maaşlarının ise bakanlık daire başkanının aldığı maaşla eşitlemeye yönelik yapıldığını,

İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin, GİH Sınıfına dahil bakanlık bağımsız daire başkanlıkları için, Genel Sekreter Yardımcılarının ise bakanlık daire başkanlıkları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanacağının tartışmaya mahal vermeyecek şekilde, açıkça ve emredici olarak düzenlendiğini,

02.11.2011 tarihinde yayımlanan 666 sayılı KHK’nın (II) sayılı Cetvelinde, müstakil daire başkanı ve bakanlık daire başkanı unvanlarının sayıldığını, bu düzenlemenin 5302 sayılı Kanunun 36’ncı maddesine açıkça atıfta bulunduğunu, müstakil (bağımsız) daire başkanı ve bakanlık daire başkanının maaşı, diğer hak ve alacakları tespit edildiğinden, bu mevzuat hükümleri doğrultusunda, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri ve Genel Sekreter Yardımcılarının maaş, diğer ücret ve tazminatlarının belirlendiğini ve bu açık yasa hükümlerinin emrettiği doğrultuda Genel Sekretere ve Genel Sekreter yardımcılarına ödeme yapıldığını,

661 sayılı KHK’da Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcılarının özlük hakları lehine düzenleme yapılmış olmasına rağmen; aynı gün yayımlanan 666 sayılı KHK’nın (I) sayılı Cetvelinde; Özel İdare Genel Sekreterine ve Genel Sekreter Yardımcılarına ödenecek ek ödeme oranlarının bağımsız daire başkanı ve bakanlık daire başkanından farklı düzenlenmiş olmasının çelişki oluşturduğunu,

666 sayılı KHK’nın tüm kamu görevlilerinin mali haklarını düzenlediğinden, genel nitelikli bir KHK olduğunu, oysa 661 sayılı KHK’nın 62 inci maddesi ile değişik 5302 sayılı Kanunun, sadece İl Özel İdarelerini ilgilendiren, İl Özel İdareleri açısından her anlamda ilk bakılması gereken en temel kanun olması hasebiyle özel nitelikli bir KHK olduğunu, özel nitelikli KHK’nın genel nitelikli KHK’dan önce uygulanması gerektiğini,

Aynı gün yürürlüğe giren 661 sayılı KHK ile Genel Sekreterler ve Genel Sekreter Yardımcılarının maaş, hak ve tazminatlarında iyileştirme yapılırken, 666 sayılı KHK’nın (I) sayılı cetvelinde de bu lehte iyileştirmeden faydalanmayı imkansız kılacak düzenleme yapılmasının hakkaniyet ilkesi ve anayasal hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığını,

Genel sekreter ve genel sekreter yardımcılarına, 375 sayılı KHK’nin (2) sayılı cetveli üzerinden ücret ve tazminat ödenmemesi halinde, maaşları toplamının, bağımsız daire başkanı ya da daire başkanından hiyerarşik olarak daha alt düzeyde bulunan “bakanlık il müdürlerinden” daha az olacağını, bunun da hukuka, eşitlik ve hakkaniyete uygun olmadığını,

Ayrıca, 2012 hesapları ile ilgili olarak yapılan takibatın 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 8. Maddesi ile “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararma müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve İl Özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır” hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Sayıştay Başsavcılığı; “….

661 sayılı KHK. nin 62. maddesi ile ek 5302 sayılı Kanun’un 36. maddesinin 4. fıkrası, 657 sayılı Kanun’un 152. maddesi ile 666 sayılı KHK nin birlikte değerlendirilmesi sonucu 666 sayılı KHK ek ödemeye ilişkin 1 sayılı cetvelde İl Özel İdaresi Genel Sekreterleri ve Genel Sekreter Yardımcılarının adları ile alabilecek olduğu ek ödeme oranları da belirtildiğinden, iddia edildiği gibi Bakanlık Müstakil Daire Başkanları için uygulanan zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanarak kendilerine ödenmesi mümkün değildir.

Diğer taraftan yapılan ödeme 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi kapsamında yapılan ödeme değildir. Bu durum karşısında tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur” şeklinde görüş belirtmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü.

5302 sayılı Kanunun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 36’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında;

“Genel sekreter, valinin teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile atanır ve aynı usulle görevden alınır. Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar bakanlık bağımsız daire başkanları, 1. hukuk müşaviri ve daire başkanı kadrosuna atananlar ise bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152’nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynen yararlanırlar; diğer illerde ise genel sekreter kadrosuna atananlar genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık bağımsız daire başkanları, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152’nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanırlar. Genel sekreter olarak atananların bu görevde geçen süreleri mesleki kıdemlerinde geçmiş sayılır.” denilmek suretiyle, il özel idaresi genel sekreteri ve yardımcılarının özlük hakları hakkında bir düzenleme yapılmıştır.

666 sayılı KHK’nın 1’inci maddesiyle 375 sayılı KHK’ya eklenen ek 10’uncu maddede yer alan;

“Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı, Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunların bağlı ve ilgili kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile 2659 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2’nci maddesi kapsamında bulunanlar hariç), sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının;”

ifadesi gereğince söz konusu maddede belirlenen tutarlarda ek ödeme yapılabilmesi için, öncelikle ek ödeme yapılacak personelin madde metninde sayılan kurumlarda çalışıyor olması gerekmektedir. İl özel idareleri ise, mahalli yönetimler olup, Başbakanlık, bakanlık ya da bunlara bağlı veya ilgili kuruluşlar arasında ve dolayısıyla madde kapsamında bulunmamaktadırlar.

5302 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; genel sekreter kadrosuna atananların, genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık bağımsız daire başkanları ve genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananların, genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Kanunun 152’nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlanacakları ifade edilmiştir. 666 sayılı KHK ile getirilen ek ödeme ise, bunun haricinde yeni bir ödeme olup, 5302 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinin dördüncü fıkrası kapsamına girmemektedir.

Bu noktada;

666 sayılı KHK’nın ilgili hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile Sayıştay 1.Dairesi tarafından 25.09.2014 tarih ve 10367 tutanak nolu Karar ile Anayasa Mahkemesine iptal başvurusunda bulunulmuş,

Anayasa Mahkemesi tarafından bu başvuru üzerine verilen 13.11.2014 tarih ve E:2014/172 K:2014/170 sayılı Kararın “Sonuç” kısmında;

11.10.2011 günlü 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) Sayılı Cetvelin “A-Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar” bölümünün (1) numaralı sırasının;

A- (d) bendinde yer alan “… diğer illerin il özel idaresi genel sekreteri,…” ibaresinin

B- (e) bendinde yer alan “… büyükşehir belediyesi bulunmayan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı,…” ibaresinin,

Anayasaya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE, iptal hükümlerinin, Anayasanın 153’üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanunun 66’ncı maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, Kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine, 13.11.2014 gününde oy birliği ile karar verildi.” denilmiştir.

Sorumlular tarafından yapılan temyiz başvurusu tarihinde, 122 sayılı ilam henüz kesinleşmemiş olup, 1 inci maddesinde kamu zararına gerekçe olarak alınan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) Sayılı Cetvelin “A-Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Alanlar” bölümünün (1) numaralı sırasının (d) bendinde yer alan “… diğer illerin il özel idaresi genel sekreteri,…” ibaresi ile, (e) bendinde yer alan “… büyükşehir belediyesi bulunmayan illerin il özel idaresi genel sekreter yardımcısı,…” ibaresinin Anayasa Mahkemesi Kararı ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildikleri sabit olduğundan, temyize konu ilam hükmü yasal dayanaktan yoksun hale gelmiştir.

Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 122 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın Dairesine TEVDİİNE, Oyçokluğu ile,

(Üye …..’ın;

“Anayasanın “Anayasa Mahkemesinin Kararları” başlıklı 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında iptal kararlarının geriye yürümeyeceği açıkça belirtilmiş olup, söz konusu olayda gerekçe olarak belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı 13.11.2014 tarihlidir.

Kurulumuzda görüşülmekte olan konu 2012 yılı hesabına ilişkin olup, yapılan uygulama 2012 yılında yürürlükte bulunan 666 sayılı KHK hükümlerine aykırıdır. Bu yönde Temyiz Kurulunun kararları da istikrar kazanmıştır.

Ancak mevcut olayımızda 2014 yılında verilmiş Anayasa mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek Dairenin 2012 yılı hesabına ilişkin olarak tesis etmiş olduğu tazmin kararı kaldırılmaktadır. Söz konusu gerekçeyle tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “iptal kararlarının geriye yürümezlik” kuralına aykırılık teşkil etmektedir.

Anayasa mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı gereğince tazmin kararının kaldırılması gerektiği yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum,” şeklindeki ayrışık görüşleri,

Üyeler ….. ve ……’in;

“5302 sayılı Kanunun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 36’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında;

“Genel sekreter, valinin teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile atanır ve aynı usulle görevden alınır. Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel sekreter kadrosuna atananlar, genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürleri, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar bakanlık bağımsız daire başkanları, 1. hukuk müşaviri ve daire başkanı kadrosuna atananlar ise bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152’nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynen yararlanırlar; diğer illerde ise genel sekreter kadrosuna atananlar genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık bağımsız daire başkanları, genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananlar ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152’nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanırlar. Genel sekreter olarak atananların bu görevde geçen süreleri mesleki kıdemlerinde geçmiş sayılır” denilmek suretiyle, il özel idaresi genel sekreteri ve yardımcılarının özlük hakları hakkında bir düzenleme yapılmıştır.

666 sayılı KHK’nin 1 inci maddesiyle 375 sayılı KHK’ye eklenen ek 10 uncu maddede yer alan, “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı, Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunların bağlı ve ilgili kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile 2659 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesi kapsamında bulunanlar hariç), sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının;” ifadesi gereğince söz konusu maddede belirlenen tutarlarda ek ödeme yapılabilmesi için, öncelikle ek ödeme yapılacak personelin madde metninde sayılan kurumlarda çalışıyor olması gerekmektedir. İl özel idareleri ise, mahalli yönetimler olup, Başbakanlık, bakanlık ya da bunlara bağlı veya ilgili kuruluşlar arasında ve dolayısıyla madde kapsamında bulunmamaktadırlar.

5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; genel sekreter kadrosuna atananların, genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık bağımsız daire başkanları ve genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananların, genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Kanunun 152’nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlanacakları ifade edilmiştir. 666 sayılı KHK ile getirilen ek ödeme ise, bunun haricinde yeni bir ödeme olup, 5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında kapsamına girmemektedir. Dolayısıyla, aynı konuyu düzenleyen ve yürürlükte bulunan iki farklı yasal düzenlemenin varlığından bahsedilemeyecektir.

Kaldı ki, 666 sayılı KHK ile öngörülen ek ödemeye ilişkin (I) sayılı cetvelde İl Özel İdaresi Genel Sekreteri kadro unvanı açıkça belirtilmek suretiyle alabilecekleri ek ödeme oranları gösterildiğinden; yorumla farklı bir ödeme yapılması hukuken mümkün değildir. Bu nedenle tazmin hükmünün tasdiki gerekir,” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı), Oyçokluğu ile,

Karar verildiği 30.11.2016 tarih ve 42421 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.

İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR:
Sorular ve Cevapları:

1. İl özel idareleri neden ek ödeme alamıyor?

Cevap: İl özel idareleri mahalli yönetimler olup, Başbakanlık, bakanlık ya da bunlara bağlı veya ilgili kuruluşlar arasında ve dolayısıyla madde kapsamında bulunmamaktadırlar.

2. 5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında ne ifade edilir?

Cevap: Genel sekreter kadrosuna atananların, genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık bağımsız daire başkanları ve genel sekreter yardımcısı kadrosuna atananların, genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık daire başkanları için ilgili mevzuatında öngörülen ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Kanunun 152’nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlanacakları ifade edilmiştir.

3. İl özel idareleri genel sekreteri ve yardımcılarının özlük haklarında bir düzenleme yapılmış mıdır?

Cevap: Evet, 5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında genel sekreter kadrosuna atananların bu görevde geçen süreleri mesleki kıdemlerinde geçmiş sayılacğı ifade edilmiştir.

4. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri ve Yardımcılarının özlük hakları hakkında düzenlemeye ilişkin hangi maddeler var?

Cevap: 5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ile 666 sayılı KHK’nin 1 inci maddesiyle 375 sayılı KHK’ye eklenen ek 10 uncu maddesi.

5. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri ve Yardımcılarının özlük hakları hakkında düzenlemeye ilişkin hangi maddeler var?

Cevap: 5302 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ile 666 sayılı KHK’nın 1 inci maddesiyle 375 sayılı KHK’ye eklenen ek 10 uncu maddesi.

6. 666 sayılı KHK’nin 1 inci maddesiyle 375 sayılı KHK’ye eklenen ek 10 uncu maddede ne ifade edilir?

Cevap: Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı, Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunların bağlı ve ilgili kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile 2659 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesi kapsamında bulunanlar hariç), sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının;.

Tanımları:

1. İl Özel İdaresi Nedir?

Cevap: İl özel idareleri, mahalli yönetimlerdir.