ÖZET: Bu karar, başvuranın ilaç raporundaki etken madde hatası nedeniyle özel hastanede yeniden rapor düzenletmek zorunda kalması ve tazmin talebini incelemektedir. Başvuran, Çiğli Eğitim Araştırma Hastanesi’nde ilaç raporunu yeniletmek için başvurmuş, ancak raporda ilacın etken maddesi yanlış yazılmıştır. İlgili doktorun hastanede bulunmaması nedeniyle hata düzeltilmemiş ve başvuran özel bir sağlık kuruluşuna başvurmak zorunda kalmıştır.

Danıştay, idarenin hizmet kusuru dolayısıyla tazmin sorumluluğunun belirlenebilmesi için hukuka aykırı işlem, zarar ve illiyet bağı koşullarının birlikte arandığını belirtmiştir. İdarenin hatayı düzeltme yükümlülüğünün, raporu düzenleyen hekimin varlığına bağlı olduğu ve başvuranın özel hastaneden rapor almasıyla idarenin eylemleri arasında illiyet bağının kurulamadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, başvurunun reddine karar verilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/10152-S.23.16304

BAŞVURU NO : 2023/2870

KARAR TARİHİ : 11/08/2023

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran Çiğli Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen ilaç raporunda etken maddenin hatalı yazılması dolayısıyla özel hastanede yeniden ilaç raporu düzenlendiğinden bahisle zararının tazminini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 28/02/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 12/10/2022 tarihinde ilaç raporunu yeniletmek üzere İzmir Bakırçay Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji polikliniğine müracaat ettiğini, hem raporlarını yenilettiğini hem de kullanmakta olduğu kan sulandırıcı Xarelto 20mg isimli ilacı reçete ettirdiğini, ancak raporda ilacın etken maddesinin ‘rivaroksaban’ yerine ‘aipsaban’ yazılması nedeniyle ilacı SGK kapsamında alamadığını, hatanın düzeltilmesi için hastaneyle iletişime geçmeye çalıştığını ancak ulaşamadığını, ilacın kendisi için hayati önem taşıdığını, 19/10/2022 tarihinde mecburen özel bir sağlık kuruluşuna müracaat etmek durumunda kaldığını ve 250 TL ücret ödediğini, CİMER aracılığı ile başvuruda bulunarak 250 TL bedelin iadesini talep etmesine rağmen tarafına yeterli bir cevap verilmediğini belirterek idarenin kusuru dolayısıyla özel sağlık kuruluşuna ödemek zorunda kaldığı 250 TL bedelin tarafına iadesini talep etmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzun 04/04/2023 tarih ve sayılı yazısı ile Sağlık Bakanlığı’ndan bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili idarenin 19/04/2023

tarihinde Kurumumuza iletilen cevabi yazısında özetle:

2.1. Başvuranın CİMER aracılığı ile yapmış olduğu başvuruya Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından; ‘başvurunuzla ilgili olarak; reçete/ilaç rapor düzenlemelerinin raporu düzenleyen hekim yetkisinde olduğu, hekimin bizzat kurumda hizmet verdiği durumlarda işlem yapılabileceği, diğer

hekimler tarafından müdahalede bulunulamayacağı, olayda herhangi bir kasıtlı durumun söz konusu olmadığı’ yönünde başvurana bilgi verildiği, 2.2. Diğer yandan başvuranın müracaat ettiği özel hastanenin Sağlık Uygulama Tebliği eki EK-2/A listesi ayaktan muayene ücretlerine yönelik alınması gereken tutardan fazla ücret alındığı, haksız ilave ücretin iadesine dair sürecin başlatılması talebine istinaden, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün, kişinin kuruma takip bilgileri ve ödeme belgesini iletmesi halinde inceleme yapılabileceğine dair cevabının ilgiliye 24/02/2023 tarih ve barkod numaralı yazı ile iletildiği, açıklamalarına yer verilmiştir.

2.3. İdare ile şifahen yapılan görüşmede raporu düzenleyen hekimin 14/10/2022 ve 21/10/2022 tarihlerinde birer gün yıllık izin kullandığı, 18/10/2022 ve 19/10/2022 tarihlerinde ise servis hizmeti verdiği için poliklinik hizmeti veremediği bilgisi edinilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” 3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesi: “…Kişinin, resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” 3.4. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinde; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.” 3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 3.6. “B. Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesinde: “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve

işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

5. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 6. Başvuran, (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; ilaç raporunu yeniletmek ve ilaç reçete ettirmek için Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğine müracaat ettiğini ancak raporda etken maddenin yanlış yazıldığı ve ilgili doktor hastanede olmadığı için hatanın düzeltilmediğini, bu nedenle özel hastanede ücret ödeyerek yeniden rapor düzenletmek zorunda kaldığını ifade ederek zararının tazmin edilmesini talep etmektedir.

7. Anayasanın 17’nci maddesi ile yaşam ve vücut bütünlüğü hakkı, 56’cı maddesi ile de sağlık hakkı teminat altına alınmıştır. Sağlık hakkı, yaşam ve vücut bütünlüğü hakkıyla yakın ilişki içerisinde bulunmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesince verilen, 03.10.2013 tarih ve K. 2013/105 sayılı ve

05.03.2015 günlü, K:2015/20 sayılı kararlarda, “Devlet, Anayasa’nın 17. maddesinde kişilere tanınmış

olan yaşam hakkını güvence altına almakla yükümlüdür. Aynı maddede ‘Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.’ denilmektedir. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklarındandır. Tüm bu haklara karşı olan her türlü engelin ortadan kaldırılması da Devlete ödev olarak verilmiştir. Belirtilen kurallar bir bütün olarak değerlendirildiğinde insanın sağlıklı yaşam hakkının olmasının, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanmasına bağlı olduğu görülmektedir. Anayasa, sosyal hukuk devleti olmanın gereği olarak Devlete sağlık hizmetlerinin sunumunda pozitif yükümlülük vermiş, Devleti bu haklardan yararlanmayı artıracak önlemleri almakla mükellef kılmıştır. Bu nedenle

Anayasa’nın 56. maddesinde öngörülen sağlık hakkından yararlanma konusunda en geniş ölçekli uygulamaların gerçekleştirilmesi gerekir. Sağlık hizmeti sunumunun diğer hizmetlerden farklı olduğu açıktır. İnsanın en temel hakkı olan sağlıklı yaşam hakkı ile bu yaşamın sürdürülmesindeki yeri tartışmasız olan hekimin ve ona yardımcı olan sağlık personelinin statüsünün de bu çerçevede değerlendirilerek diğer kamu görevlileri ile belirtilen yönden farklılıklarının gözetilmesi gerekir. Bu farklılıkların bir sonucu da hizmetin sunumu yöntemlerindedir. Nitekim sağlık hizmetleri doğrudan yaşam hakkı ile ilgili olması nedeniyle diğer kamu hizmetlerinden farklıdır. Sağlık hizmetinin temel hedefi olan insan sağlığı ve yaşamı, mahiyeti itibarıyla ertelenemez ve ikame edilemez bir özelliğe sahiptir. Bu durum

Devletin sağlık alanında farklı uygulamalar yapma zorunluluğunu doğurmaktadır.” ifadelerine yer verildiği görülmektedir.

8. Somut dosya kapsamında yapılan incelemede; başvuranın 12/10/2022 tarihinde Çiğli Eğitim ve

Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğine ilaç raporunu yeniletmek ve kullandığı ilacı reçete ettirmek için gittiği, ilaç raporu ve reçetesinin düzenlendiği, ancak raporda ilacın etken maddesi kısmına

‘rivaroksaban’ yerine ‘aipsaban’ yazılması nedeniyle ilacını eczaneden SGK kapsamında temin edemediği, başvuran hastane ile iletişime geçtiğinde raporda düzeltme işlemini raporu düzenleyen hekimin yapabileceği, Kurumumuzca idare ile şifahen yapılan görüşmede ilgili doktorun 14/10/2022 ve 21/10/2022 tarihlerinde yıllık izinde olduğu dolayısıyla hastanede bulunmadığı, 18/10/2022 ve

19/10/2022 tarihlerinde ise servis hizmeti verdiği için poliklinik hizmeti veremediği bilgisinin alındığı, idare tarafında doktorun hastanede bizzat bulunduğu bir gün için randevu verilerek raporun düzeltilmesi yönünde çözüm önerildiği ancak başvuranın kabul etmediği, başvuranın akabinde 18/10/2022 tarihli

CİMER başvurusu ile raporda yapılan hatanın düzeltilmesi talebinde bulunduğu, 19/10/2022 tarihinde ise özel bir sağlık kuruluşuna başvurarak ilaç raporunun 250 TL bedel ödeyerek yeniden düzenletildiği ve başvuranın özel hastaneye ödemiş olduğu 250 TL hizmet bedelinin idarenin hizmet kusuru işlediğinden bahisle tazminini talep ettiği, idare tarafından reçete/ilaç raporu düzeltmelerinin raporu düzenleyen hekim yetkisinde olduğu dolayısıyla hekimin bizzat kurumda hizmet verdiği durumda işlem yapabileceği, diğer hekimlerin rapora müdahale etmesinin mümkün olmadığı yönünde cevap verildiği görülmüştür.

9. Hizmet kusuru kavramı, genel anlamda, bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık ve bozuklukları anlatır. Öğretide kabul gören tanımıyla, hizmet kusuru idarenin yerine getirmekle yükümlü olduğu herhangi bir kamu hizmetinin, kuruluşunda, düzenlenmesinde veya örgütlenmesinde, yapısında, personelinde yahut işleyişinde gereken emir ve talimatın verilmemesi, gözetim ve denetimin yapılmaması, hizmete ayrılan araçların yetersiz, elverişsiz, kötü olması, gereken önlemlerin alınmaması, geç, zamansız davranılması şeklinde gerçekleşen birtakım aksaklık, aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklikler arz etmesidir.

10. Diğer taraftan, İdare görevlerini yerine getirirken yapmış olduğu idari işlem ve eylemlerle özel hukuk kişilerinin maddi ve manevi varlıklarında zarara sebep olabilir. Buna karşılık, İdarenin kamu hizmetini yürütürken verdiği zararlardan sorumlu olacağı Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Bu husus, Anayasanın 40’ıncı maddesi, “Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” ve 125’inci maddesinin yedinci fıkrası, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükümleriyle açıkça vurgulanmıştır.

11. Türk idare hukukunda idarenin sorumluluğu kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluğu olarak sınıflandırılmaktadır. Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi, kötü işlemesi gibi durumlar yukarıda da bahsedildiği üzere idarenin hizmet kusuru olarak adlandırılmaktadır. Diğer yandan idarenin hukuki sorumluluğundan bahsedebilmek için zararın mevcut olması ve zararı doğuran işlem ya da eylemin idareye yüklenebilmesi, zararla eylem arasında illiyet bağının mevcut olması ve zarara yol açan idari eylem ve işlemin hizmet kusurunu oluşturması gerektiği genel kabul görmüş yargısal içtihatlardandır.

12. Bu kapsamda, başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; idarenin hizmet kusuru dolayısıyla tazmin sorumluluğundan bahsedebilmek için hukuka aykırı işlem/eylem, zarar ve illiyet bağı koşullarının birlikte arandığı, idarenin cevabı ve başvuranın ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde idarenin raporda yapılan hatayı ancak raporu düzenleyen hekimin düzeltebileceği bu nedenle ilgili doktorun hizmet verdiği bir güne randevu verilmek istenildiği, ancak başvuranın özel sağlık kuruluşundan yeni rapor düzenlettiği, başvuranın özel sağlık kuruluşuna başvurarak rapor düzenletme işlemi ile idarenin eylem ve işlemleri arasında illiyet bağı kurulamadığı dolayısıyla idarenin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğuna gidilebileceğine dair herhangi bir tespit yapılamadığından başvurunun reddi gerektiği değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 13. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi

yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; İdarenin Kurumumuz tarafından istenilen bilgi ve belgeleri süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderdiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

14. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı İzmir İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; Başvurunun REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi