|
ÖZET: Uyuşmazlık, Antalya ili … ilçesinde bulunan orman vasıflı 1970 parselin imar düzenlemesi sonucu yapılan değişikliklerin hukuka uygunluğu üzerinedir. Davacı … İdaresi, imar düzenlemesinin Anayasa ve Orman Kanunu’na aykırı olduğunu iddia ederek, parselin tapusunun iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Ancak Yargıtay, davalı şirketin pasif husumet ehliyeti olduğunu belirterek kararı bozmuştur.
Yeniden yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporları doğrultusunda, düzenleme ortaklık payı alanının ve kumluk vasfındaki alanın orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Mahkeme, toplamda 40.162 m²’lik alanın tapusunun iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar vermiştir. Bu karar, imar uygulamalarının hukuka uygunluğunu ve devlet ormanlarının korunmasını sağlamaktadır. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek, temyiz başvurularını reddetmiş ve kararın onanmasına hükmetmiştir. Bu durum, imar uygulamalarının denetimi ve orman alanlarının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2022/1492 E. , 2024/6078 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/304 E., 2021/298 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulü kısmen reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … İdaresi vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle, Antalya ili … ilçesi … Belediyesince 3194 sayılı Kanunun 18 maddesine göre yapılan imar parselasyon ve imar düzenlemesi işlemi sonunda orman vasıflı 1970 parselin miktarında ve sınırlarında yapılan düzeltmenin Anayasa’nın 169. ve Orman Kanununun 2 nci maddesine aykırı olması nedeniyle hukuken yok hükmünde olduğu, imar düzenlemesi ile oluşturulan yeni parseller kapsamında 1970 parsel içerisinde yer alan 32.800 m2lik düzenleme ortaklık payı (DOP) alanı ile tamamı kumluk olarak tescil edilen 9.763 m2lik 2 ada 3 parsel içindeki 7.362 m2’nin tapusunun iptaliyle orman vasfı ile Hazine adına tescilini, dava konusu taşınmazın devlet orman sınırları içinde kalması sebebiyle davalıların müdahalesinin men’ine, taşınmaz üzerinde var ise her türlü yapı ve tesisin kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince imar uygulamalarının iptali amacıyla idari yargıda dava açılması gerektiği ve imar uygulaması sonucunda mülkiyet hakkı sahibi bulunan kişi ve kurumlara karşı eldeki davanın açılması gerektiği, ancak davalının sadece üst hakkı sahibi olmasının davalı sıfatını kazanmasını gerektirecek şekilde olmadığı, bu kapsamda davalının pasif husumet ehliyetinin olmadığı kanaatine varılarak davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince 28.01.2015 gün ve 2013/216 E. – 2015/24 K. sayılı kararıyla; “Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; 17.09.2014 tarihli orman ve fen bilirkişileri tarafından ortak düzenlenen krokili raporda; çekişmeli 1970 nolu orman parselinin 2000 yılında imar uygulamasına tâbi tutularak uygulamaya dahil edilmeyen 11447,00 m2’lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, 32800 m2’lik bölümünün düzenleme ortaklık payı olarak alındığı ve kamuya terk edildiği, 7362 m2’lik bölümünün kumluk vasfıyla Hazine adına tescil edilen 2 ada 3 nolu parsele tahsis edildiği, 107229 m2’lik bölümünün ise orman vasfıyla Hazine adına tescil edilen 128 ada 1 nolu parsele tahsis edildiği belirtilmiştir. Bu taşınmazlar üzerinde davalı şirket lehine irtifak hakkı tesis edildiği tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu nedenle; görülen davada davalı şirketin pasif husumet ehliyeti vardır. Ne var ki, tapu maliki olduğu anlaşılan Hazine, düzenleme ortaklık payı yönünden ilgili Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin ve irtifak hakkı sahiplerinin davaya katılımı sağlanmadan yokluklarında yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Somut uyuşmazlıkta davayı Orman Yönetimi açtığından dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye Hazine, ilgili Büyükşehir ve İlçe Belediyeleri ve tapu kayıtlarına göre belirlenen irtifak hakkı sahiplerine Tebligat Kanunu ve Tüzüğüne uygun olarak tebliğ edilerek pasif husumet yaygınlaştırılmalı, delil ve belgeleri istenilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.” gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; “Davacı tarafça Anayasamızın 169 uncu maddesi ve Orman Kanunun 2 nci maddesi uyarınca, Devlet Ormanlarının imar uygulamasına tabi tutulamayacağı bahisle, 1970 parsel içerisinde yer alan 32.800,00 m2lik DOP alanı ile kumluk olarak tescil edilen 9.763,00 m2lik 2 ada 3 parsel içinde kalan 7.362,00 m2lik alan olmak üzere toplamda 40.162,00 m2lik alanın tapusunun iptali ile orman vasfı ile hazine adına karar verilmesini talep edilmiş ise de, 15.09.2014 tarihli orman yüksek mühendisleri …, … ve … ve fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, DOP olarak ayrılan alanın krokide (M) harfi ile gösterilen ve aynı bilirkişi raporu ekindeki krokide sarı renk ile taralı bulunan alan olup 1970 parselden DOP olarak ayrılan başka bir alan bulunmadığı, bu alanın imar uygulaması sonucu 32.800,00 m2 olması gerekirken ekli krokide gösterilen alanın 11.441,33 m2 olduğu, dolayısıyla DOP olarak belirlenen alanda maddi hata yapıldığının tespit edildiği bildirilmiştir. Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde 1970 parselin imar uygulamasına tabi tutulup kumluk vasfı ile hazine adına tescil edilen ve 2 Ada 3 Parsel sayılı taşınmaza tahsis edilen 7362 m2’lik bölümü ile 1970 parselden DOP olarak ayrılan 15.09.2014 tarihli orman yüksek mühendisleri …, … ve … ve fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda (M) harfi ile gösterilen ve aynı bilirkişi raporu ekindeki krokide sarı renk ile taralı bulunan 11.441,33 m2’lik kısmının orman sayılan alanlardan olduğu anlaşılmış” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, Antalya ili … ilçesi … Mahallesi 1970 parselin 2000 yılında imar uygulamasına tabi tutulup kumluk vasfı ile Hazine adına tescil edilen ve Antalya ili … ilçesi … Mahallesi 2 ada 3 parsel sayılı taşınmaza tahsis edilen 7362 m2’lik bölümün kumluk vasfının iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, Antalya ili … ilçesi … Mahallesi 1970 parselden düzenleme ortaklık payı (DOP) olarak ayrılan 15.09.2014 tarihli orman yüksek mühendisleri …, … ve … ve fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda (M) harfi ile gösterilen ve aynı bilirkişi raporu ekindeki krokide sarı renk ile taralı bulunan 11.441,33 m2’lik kısmın aynı adanın son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş hüküm, davacı … İdaresi vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı … İdaresi vekili ve davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.