onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının maliki olduğu taşınmazın imar uygulaması sonrası iptal edilmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine eklenen yeni düzenleme gereği davanın reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de, istinaf başvurusunu esastan reddederek, hukuki ve fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemlerinin yapılamayacağını belirtmiştir.

Mahkeme, 7221 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca, iptal edilen imar uygulamaları nedeniyle davacıların kök parsellerine dönmelerinin mümkün olmadığını, bu nedenle idareye başvuru yoluyla çözüm aranması gerektiğini vurgulamıştır. Temyiz incelemesinde ise, kararın usul ve kanuna uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirmediği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı, 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesi uyarınca onanmış ve davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Bu durum, Anayasa’nın mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

7. Hukuk Dairesi         2024/1531 E.  ,  2024/3912 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
    KARAR: Davanın reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Datça Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu 1941 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede davalı … tarafından 3194 sayılı Yasa’nın 18 ve 19 uncu maddeleri gereğince imar uygulaması yapıldığını, bu uygulama neticesinde taşınmazın 263 ada 2 parsel ve 270 ada 2 parsel sayılı taşınmaza dönüştürüldüğünü ancak imar uygulamasının iptal edildiğini belirterek imar uygulaması öncesi 1941 parsel sayılı taşınmazın ihyası suretiyle davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalılar ayrı ayrı cevap dilekçelerinde; davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; yasa değişikliği nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; kanun değişikliğinde yer alan şartların gerçekleşmediğini, davanın açıldığı tarihte yasa değişikliğinin yürürlükte olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, kadastral parselin ihyasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı … Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 7 nci maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18 inci maddesine eklenen yeni fıkraya göre; 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti hâlinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması hâlinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği belirtilmiştir.

    2. 3194 sayılı Yasa’ya eklenen bu hüküm gereğince dava konusu uyuşmazlığın, idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerekmektedir.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    18.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla ile karar verildi.
    KARŞI OY
    3194 sayılı Yasa’nın 7221 sayılı Yasa ile eklenen 18/son maddesindeki düzenlemesi şu şekildedir: “Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi köşk parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir.”

    Fıkranın, yorum gerektirmeyecek derecede açık lafzından anlaşılacağı üzere; iptal edilen uygulama (somut uyuşmazlıkta, Datça Belediyesi tarafından yapılan ve İdare Mahkemesince iptaline karar verilen imar planı) ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hukuki veya fiili imkansızlık nedeni ile uygulama öncesi parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle hak sahiplerine idarece uygun bir yer tahsis edilmesi, anlaşma olmaması halinde ise düzenleme ortaklık payı düşüldükten sonra rayiç bedelin hak sahibine ödenmesi gerekir. İhtilafın anlaşma veya rayiç bedel ödenerek sonlanması halinde ise, davanın konusu ortadan kalkmış olacağından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Ancak maddede, açılan davaların, davanın tarafları arasındaki ihtilaf sonuçlanmadan reddine karar verilmesi gerektiği yolunda bir düzenleme yer almadığı gibi, böyle bir yorum yapılmasını gerektirebilecek bir ifade de bulunmamaktadır. Dava 2020 yılında açılmış olup, dosyaya kazandırılan deliller dikkate alınarak, taraflar arasındaki ihtilafın bu dosya içerisinde çözümlenmesi gerekir.

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 35. maddesine göre “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.” Yine 36. maddesine göre “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

    Dairemize intikal eden benzer uyuşmazlıklarda ilk derece veya Bölge Adliye Mahkemelerince verilen red kararlarının onanmasına karar verilmiş ise de, bu dosyalarda, davaya konu parsellerde “hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılamayacağı” tüm dosya kapsamından, tereddütsüz bir şekilde anlaşılmıştır. Emsal içtihat niteliğini taşımayan dairemizin bu kararlarının -başkaca hiç bir araştırma yapılmaksızın- her somut uyuşmazlığa uygulanma imkanı yoktur. Aksinin kabulü halinde, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı fiilen ortadan kaldırılmış olacak ve idare tarafından hukuka aykırı bir şekilde yapılan imar planı veya ıslah imar planlarının İdare Mahkemelerince iptal edilmiş olmasının hiç bir anlamı da kalmayacaktır.

    Dosya içeriğinde yer alan bu delillere rağmen, idare tarafından hukuka aykırı bir şekilde imar düzenlemesi yapıldıktan sonra ve bu düzenleme idare yargı yerinde iptal edildiği halde, gerçek veya tüzel kişilerin, (imar öncesi) kök parsele dönülmesi talebi ile açtıkları davalar 3194 sayılı Yasa’nın 18/son maddesi gerekçe gösterilerek kesin olarak reddedildiği takdirde, T.C Anayasası’nın 125. maddesindeki “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” hükmü de fiilen ortadan kalkmış olacaktır.
    Bu nedenle; Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz incelemesine konu kararının 3194 sayılı Yasa’nın 18/son maddesindeki idari işlemlerin tamamlanması için usulen bozulması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun, davacının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.