onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral mülkiyetin ihyası talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak davalıların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, 3194 sayılı Yasa’daki değişiklik gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir. Mahkeme, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral parselin durumu üzerinde mülkiyet ihtilafı olmadığını, davacının talebinin kamusal tasarruftan kaynaklandığını belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının talebinin haklı olduğunu ve davalı belediyenin iptal edilen imar işlemi nedeniyle sorumlu tutulması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, davanın reddine karar verirken, davacının dava açma tarihindeki haklı durumunu göz önünde bulundurarak, yargılama giderlerinin davalıdan tahsil edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Sonuç olarak, temyiz itirazları kısmen kabul edilerek, yargılama giderlerinin davalıdan tahsil edilmesine karar verilmiştir.

7. Hukuk Dairesi         2023/3779 E.  ,  2024/3907 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
    KARAR: İstinaf talebinin kabulüne, hükmün kaldırılmasına, davanın reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki kadastral parselin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İstinaf talebinin kabulüne, hükmün kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde 190 sayılı parselin içinde bulunduğu alanda davalı … tarafından yapılan imar düzenlemelerinin idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek kadastral parselin ihyası ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davanın kabulüne karar vermiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    Davalı … Belediyesi vekili ile davalı … vekili istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.

    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davalı … Belediyesi vekili istinaf dilekçesinde; davanın 3194 sayılı Yasa’da yapılan değişiklik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

    2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; imar uygulamasının davalı … tarafından yapıldığını, davalı … yönünden husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3194 sayılı Yasa’nın değişikliği gerekçesiyle;

    1-Davalı … vekili ile davalı … vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne,
    2-İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/09/2022 tarih, 2021/76 Esas, 2022/512 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince gerekçe ve hüküm düzeltilmek suretiyle;
    3-Davacının davasının reddi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı temyizi; 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinin eldeki davaya uygulanma olanağının bulunmadığını, hatalı değerlendirmeyle davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası istemine ilişkindir.
    1. Tapu iptal ve tescil davaları kural olarak kayıt maliklerine karşı açılır. Yine; kadastral duruma dönülme istemli uyuşmazlıklarda taraf teşkili bakımından husumetin, ihyası talep edilen kadastral parselin kapsamında kalan imar parsel ya da parsellerinin maliklerine yöneltilmesi gerekir ve bu davanın özelliği itibariyle kayıt maliklerinin yanı sıra işlemi yapan belediyeye de husumetin yöneltilmesi mümkündür.

    2. İmar işleminin iptali sebebiyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası isteğine ilişkin bu davalarda, taraflar arasında mülkiyet ihtilafının bulunmadığı; davacının talebinin kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğu gözetilerek, hüküm altına alınması gerekli karar ilam harcı ile vekalet ücretinin maktu olması ve ayrıca yargılama gideri ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden iptal edilen idari işlemi yapan davalı …’nin sorumlu tutulması gerekir.

    3. 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı … Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 7 nci maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18 inci maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir.

    Eklenen bu hükme göre, 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği kabul edilmiştir.
    3. Değerlendirme
    1. Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    2. Dava konusu taşınmaz davalı … Belediyesi tarafından imar uygulamalarına tabi tutulmuş, ancak davalı … tarafından yapılan imar uygulaması İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Böylece, davacının maliki olduğu kadastral parsel üzerinde imar uygulaması ile oluşan imar parsellerinin dayanağı idari işlemin iptal edilmesi nedeniyle sicil dayanaksız kalmış ve TMK’nın 1025 inci maddesi hükmü uyarınca imar parselleri yolsuz tescil durumuna düşmüşlerdir. Her ne kadar Mahkemece dava tarihinden sonra gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; dava, davalı … Belediyesinin yapmış olduğu idari işlem nedeniyle açılmış olup, davanın açıldığı tarihte kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden ve davacının dava açma tarihinde haklı olduğu göz önüne alındığında, 6100 sayılı HMK’nın 331 inci maddesi gereği yapılan yargılama giderlerinden davanın açılmasına sebebiyet veren davalı … Belediyesinin sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

    Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı

    Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,
    2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının;
    Beşinci bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine ”Davacı tarafından yargılamada yapılan 59,30 TL başvuru harcı – 59,30 TL peşin harç, 300,00 TL keşif araç gideri, 800,00 TL bilirkişi ücreti, 460,60 TL posta-tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.679,20 TL yargılama giderinin davalı … Belediyesinden tahsili ile davacıya verilmesine,” ibaresinin eklenmesine,
    Yedinci bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine ” Kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı … Belediyesinden tahsili ile davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine,
    Onbirinci numaralı bendinin çıkarılarak yerine ” Davalı … Belediyesi tarafından yapılan yargılama giderinin üzerine bırakılmasına” ibaresinin eklenmesine, hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    18.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

    K A R Ş I O Y
    3194 sayılı Yasa’nın 7221 sayılı Yasa ile eklenen 18/son maddesindeki düzenlemesi şu şekildedir: “Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi köşk parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir.”

    Fıkranın, yorum gerektirmeyecek derecede açık lafzından anlaşılacağı üzere; iptal edilen uygulama (somut uyuşmazlıkta, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ve İdare Mahkemesince iptaline karar verilen imar planı) ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hukuki veya fiili imkansızlık nedeni ile uygulama öncesi parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle hak sahiplerine idarece uygun bir yer tahsis edilmesi, anlaşma olmaması halinde ise düzenleme ortaklık payı düşüldükten sonra rayiç bedelin hak sahibine ödenmesi gerekir. İhtilafın anlaşma veya rayiç bedel ödenerek sonlanması halinde ise, davanın konusu ortadan kalkmış olacağından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Ancak maddede, açılan davaların, davanın tarafları arasındaki ihtilaf sonuçlanmadan reddine karar verilmesi gerektiği yolunda bir düzenleme yer almadığı gibi, böyle bir yorum yapılmasını gerektirebilecek bir ifade de bulunmamaktadır. Dava 2021 yılında açılmış olup, dosyaya kazandırılan deliller dikkate alınarak, taraflar arasındaki ihtilafın bu dosya içerisinde çözümlenmesi gerekir.

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 35. maddesine göre “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.” Yine 36. Maddesine göre “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

    Dairemize intikal eden benzer uyuşmazlıklarda ilk derece veya Bölge Adliye Mahkemelerince verilen ret kararlarının onanmasına karar verilmiş ise de, bu dosyalarda, davaya konu parsellerde “hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılamayacağı” tüm dosya kapsamından, tereddütsüz bir şekilde anlaşılmıştır. Emsal içtihat niteliğini taşımayan dairemizin bu kararlarının -başkaca hiç bir araştırma yapılmaksızın- her somut uyuşmazlığa uygulanma imkanı yoktur. Aksinin kabulü halinde, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı fiilen ortadan kaldırılmış olacak ve idare tarafından hukuka aykırı bir şekilde yapılan imar planı veya ıslah imar planlarının İdare Mahkemelerince iptal edilmiş olmasının hiç bir anlamı da kalmayacaktır.

    İdare tarafından hukuka aykırı bir şekilde imar düzenlemesi yapıldıktan sonra ve bu düzenleme idare yargı yerinde iptal edildiği halde, gerçek veya tüzel kişilerin, (imar öncesi) kök parsele dönülmesi talebi ile açtıkları davalar 3194 sayılı Yasa’nın 18/son maddesi gerekçe gösterilerek kesin olarak reddedildiği takdirde, T.C Anayasası’nın 125. maddesindeki “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” hükmü de fiilen ortadan kalkmış, İdare Mahkemelerince iptal kararı verilmesinin sonuçları da yok edilmiş olacaktır.

    Kaldı ki; somut uyuşmazlıkta, gerek davacı vekili temyiz dilekçesinde, gerekse davalı … Belediyesi vekili temyize cevap dilekçesinde, İdare mahkemesinin gereğinin yerine getirilmesi için Encümen kararı alındığını belirtmişlerdir. O halde yapılması gereken, alınan encümen kararının yerine getirilmesinin beklenilmesi, tapunun davacıya dönmüş olması halinde, davanın konusu kalmadığından, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

    Bu nedenle; Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz incelemesine konu kararının 3194 sayılı Yasa’nın 18/son. Maddesindeki idari işlemlerin tamamlanması için usulen bozulması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun, davacının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.