|
ÖZET: Başvuran vekili, müvekkilinin Ankara Gölbaşı’ndaki su aboneliği için indirimli tarifeden yararlanması gerektiği halde, normal tarifeden faturalandırıldığını iddia etmektedir. 6360 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi uyarınca, köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde su tarifelerinin en düşük tarifenin %25’ini geçmemesi gerektiği belirtilmiştir. Başvuran, bu durumun ihlal edildiğini ve fazla tahsil edilen ücretlerin iadesini talep etmektedir.
Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ), başvuruyu, müvekkilin aboneliğinin 5216 ve 6360 sayılı yasalar öncesine ait olduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Ancak, Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan inceleme sonucunda ASKİ’nin bu gerekçesinin hukuka aykırı olduğu kanaatine varmıştır. 6360 sayılı Kanun’un geçici maddeleri, köy tüzel kişiliği sona eren yerlerde indirimli tarifelerin uygulanmasını öngörmektedir. Dolayısıyla, başvuranın talebi yeniden değerlendirilmelidir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek, ASKİ’nin fazla tahsilat yaptığına dair tespitlerde bulunmuş ve bu nedenle, şikayetçinin ödediği fazla tutarın iadesi yönünde işlem yapılması için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, kamu hizmetlerinin etkinliği ve hukukun üstünlüğü açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/16127-S.21.25852
BAŞVURU NO : 2021/8776
KARAR TARİHİ : 12/11/2021
TAVSİYE KARARI
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : AV.
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ANKARA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Şikayetçi vekilinin, indirimli su kullanım tarifesi uygulanması gerekirken normal ücret tarifesi üzerinden faturalandırma yapıldığı ve borcun tahsil edildiği iddiası hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 27/04/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan (TC No: vekili Av.
tarafından yapılan başvuruda, başvuran vekili dilekçesinde özetle;
1.1. Müvekkili ’ın Mahallesi Cad. No: Gölbaşı/ANKARA adresinde, 17/05/2010 tarihinden bu yana 1291677 abone numarası ile ASKİ su abonesi olduğunu, ASKİ
Genel Müdürlüğü’nce 30/04/2014 ile 19/07/2019 tarihlerinde yürürlükte bulunan 6360 sayılı Kanun’un
Geçici l’inci maddesinin 15’inci fıkrası amir hükmü gereğince, indirimli su kullanım tarifesi uygulanması gerekirken normal ücret tarifesi üzerinden faturalandırma yapıldığını ve tahsil edildiğini,
1.2. Mağduriyetin giderilmesi amacıyla, ASKİ Genel Müdürlüğü’ne 06/04/2021 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğunu, ASKİ Genel Müdürlüğü’nce verilen 22/04/2021 tarihli cevabi yazıda, ilgili adresteki hizmetlerin 5216 sayılı ve 6360 sayılı yasalardan önce verilmeye başlandığından herhangi bir indirime tabi olmadığı gerekçesiyle başvuruyu olumsuz sonuçlandırdığını,
1.3. 5216 sayılı Kanun ile müvekkilin abonelik adresinin bağlı olduğu Ballıkpınar’ın köy tüzel kişiliğinin kaldırılarak mahalleye dönüştürüldüğünü, 23/07/2004 gün ve 25531 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun Geçici 2’inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası gereğince
Ankara Büyükşehir Belediyesince, Valilik binası merkez kabul edilerek çizilen 50 kilometre yarıçaplı dairenin içerisinde kalan yerlerin büyükşehir belediyelerinin sınırlarını oluşturduğunu ve bu kapsamda
228 adet köyün mahalle statüsüne dönüşerek köy tüzel kişiliğinin kaldırıldığını, 5216 sayılı Kanun’la köy
tüzel kişiliği kaldırılarak mahalle statüsüne geçmiş olan yerlerin listesine Ankara Büyükşehir
Belediyesi’nin web sayfasından erişilebildiğini, 5216 sayılı Kanun’la, müvekkilinin maliki olduğu ve abonelik adresinin bulunduğu yere bağlı Ballıkpınar’ın köy tüzel kişiliğinin kaldırılarak mahalle statüsüne geçtiğini,
1.4. 6360 sayılı Kanun Geçici 1’inci maddesinin 15’inci fıkrası gereğince köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde içme ve kullanma sularının en düşük tarifenin %25’ini geçmeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğini, kanunun amir hükmünden de anlaşılacağı üzere köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalle statüsüne geçirilen yerlerde içme ve kullanma suları için alınacak ücret düşük tarifenin %25’ini geçmeyecek şekilde belirlenmesi ve tahsil edilmesi gerektiğini, 5216 sayılı Kanun ile köy tüzel kişiliği sona erdirilen yerlerde de bu hususun uygulama alanı bulacağını,
1.5. 5216 sayılı Kanun kapsamında köy tüzel kişilikleri sona ererek mahalle statüsüne geçen yerlerde, 7186 sayılı Kanunun 19/07/2019 yürürlük tarihi itibariyle uygulanması gereken indirimli tarife uygulamasının son bulduğunu, söz konusu indirimli uygulamanın 5216 sayılı Kanun’la tüzel kişiliği kaldırılan köylerde 19/07/2019 tarihinde son bulduğunu, 6360 sayılı Kanun’la tüzel kişiliği kaldırılan köylerde ise 31/12/2022 tarihine kadar devam ettiğini, 7186 sayılı Kanun’un 33’üncü maddesi ile 6360 sayılı Kanun’un Geçici 1’inci Maddesi’ne 30. Fıkranın eklendiğini, bu hükümle birlikte fazla alınacak ücretlerin geri ödemesinin nasıl olacağına dair usul ve esasların belirlendiğini, böylelikle; 6360 sayılı Kanun’un Geçici 1’inci
Maddesinin 15’inci fıkrasının yürürlüğe girdiği 30/03/2014 tarihi ile 7186 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 19/07/2019 tarihleri arasında 5216 sayılı Kanun’la köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde içme ve kullanma sularının en düşük tarifenin % 25’ini geçmeyecek şekilde belirleneceğini,
1.6. ASKİ’nin verdiği cevapta, müvekkilin aboneliğinin 5216 sayılı ve 6360 sayılı yasalardan önce var olduğu yönünde olduğunu, lakin söz konusu maddenin içme ve kullanma sularına uygulanacak tarifeye ilişkin olduğunu, söz konusu tarifelerin her yıl alınan kararlarla değiştirildiğini, abonelik başlangıç tarihinin indirimli tarifenin uygulanıp uygulanmayacağı noktasında hiçbir önemi bulunmadığını,
1.7. 30/03/2014 tarihi ile 17/07/2019 tarihleri arasında, içme ve kullanma sularına uygulanan en düşük tarifenin %25’ini geçmeyecek şekilde bir bedel tarifesi uygulanması gerekirken, özel park ve bahçelere uygulanan ücret tarifeleri üzerinden fazla tahsilat yapıldığını, 30/03/2014 tarihi ile 17/07/2019 tarihleri arasında perakende usulüyle toplamda 5.421,79 TL, kalan dönemlerde ise faturalandırma üzerine toplamda 4.305,77 TL. olmak üzere toplam 9.727,56 TL.’nin müvekkilince ödendiğini, tahsil edilen bu ücretlerin merkeze uygulanan tarife üzerinden hesaplanıp tahsil edildiğini, abonelik türü park ve bahçe su aboneliği olduğundan kullanma suyundan başka bir ücret faturaya dahil edilmediğinden, ödenen tutarların direkt kullanma suyu ücreti olduğunu, abonelik türünün park ve bahçe olması hasebiyle atık su ücreti gibi diğer ücretlerin tahsil edilmediğini, bu suretle ödenen miktarın su kullanma bedeli olduğunu,
1.8. Sayıştay Başkanlığı’nın Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ASKİ) 2018 Yılı
Sayıştay Denetim Raporu’nda söz konusu ihlalin belirtildiğini, “BULGU 3: Birinci Grup Su Tarifesinin
Kanuna Aykırı Olarak Belirlenmesi” (EK-6) başlıklı açıklamalarında bahsi geçen ihlale yer verildiğini, söz konusu denetim raporunda, ASKİ Genel Müdürlüğünce 6360 sayılı Kanuna uygun olarak köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde indirimli su tarifesi uygulanmadığının belirtildiğini, Raporda, ASKİ Genel Müdürlüğü’nün, 5216 sayılı Kanun ve 6360 sayılı Kanun gereğince
Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlanan tüm ilçeler ve ilçelerin merkez mahallelerindeki aboneler ve
Ankara merkez için uygulanan su ve atıksu tarifesinden yapılan %60’lık oranın %55’e çekilerek uygulanmasının hukuksuzluğuna değinildiğini, 6360 sayılı Kanun’un Geçici 1’inci maddesinin 15’inci fıkrasına göre köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde içme ve kullanma sularına en düşük tarifenin %25 ‘ini geçmeyecek şekilde bir tarifenin uygulanması gerekliliğinin vurgulandığını, rapordan da anlaşılacağı üzere, ASKİ Genel Müdürlüğünce kanuna aykırı olarak müvekkilden fazlaca tahsilat yapıldığını iddia ve ifade ederek abonelik sözleşmesi kapsamında haksız olarak fazlaca tahsil edilen su kullanım ücretlerinin iadesi yönünde tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma
gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanunun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18 inci maddesi hükmü uyarınca bilgi belge talebinde bulunulmuştur. Ancak Kurumumuzun 28/06/2021 tarihli ve 21. sayılı bilgi-belge isteme yazısına ASKİ Genel Müdürlüğü’nce cevap verilmemiştir. Kurumumuzca 04/10/2021 tarihli ve 21. sayılı Tekit yazısı yazılarak idareden gerekli bilgi ve belgeler talep edilmiştir. Tekit yazısına istinaden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ASKİ Genel Müdürlüğü’nden alınan 19/10/2021 tarihli ve E. sayılı cevabi yazıda özetle; Gölbaşı İlçesi Mah. Cad.
No: adresine 17.05.2010 tarihinde esas no ile adına bahçe aboneliği verildiği ve halen aynı kişi adına devam ettiğinin görüldüğü, bahçe aboneliğinin bulunduğu adrese İdarece verilen hizmetler 5216 Sayılı Yasadan önceye ait olduğundan ilgili adresin 5216 ve 6360 sayılı yasa kapsamı dışında kaldığı açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
3.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”,
3.3. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
4. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün
“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve
yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”,
5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
6. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun Geçici 2’inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasında, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; büyükşehir belediye sınırları, İstanbul ve Kocaeli ilinde, il mülkî sınırıdır. Diğer büyükşehir belediyelerinde, mevcut valilik binası merkez kabul edilmek ve il mülkî sınırları içinde kalmak şartıyla, nüfusu birmilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı yirmi kilometre, nüfusu birmilyondan ikimilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı otuz kilometre, nüfusu ikimilyondan fazla olan büyükşehirlerde yarıçapı elli kilometre olan dairenin sınırı büyükşehir belediyesinin sınırını oluşturur.
(Mülga ikinci fıkra: 6/3/2008-5747/3 md.)
Bu sınırlar içinde kalan köylerin tüzel kişiliği sona ererek mahalleye dönüşür. Bu şekilde oluşan mahallelerin katılacağı ilçe veya ilk kademe belediyesi, büyükşehir belediye meclisince belirlenir. Orman köylerinin tüzel kişiliği devam eder. Ancak ormanlarla ilgili diğer kanun hükümleri saklı kalmak üzere bu köyler imar bakımından büyükşehir belediyesinin mücavir alanı sayılırlar. Bu köylerde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütme görev ve yetkisi ilgili büyükşehir belediyesine bağlı su ve kanalizasyon idaresine aittir.”,
7. 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un
7.1. “Büyükşehir belediyesi kurulması ve sınırlarının belirlenmesi” başlıklı 1 inci maddesinde, “(1) Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.
(2) Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun büyükşehir belediyelerinin sınırları il mülki sınırlarıdır.
(3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. …”,
7.2. Geçici 1 inci maddesinde, “… (15) Bu Kanuna göre tüzel kişiliği kaldırılan köylerde, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre alınması gereken emlak vergisi ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca alınması gereken vergi, harç ve katılım payları 31/12/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) alınmaz ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendi, 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci bendi ile beşinci bendi, 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının beşinci bendi hükümleri 31/12/2022 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uygulanmaya devam edilir. Bu yerlerde içme ve kullanma suları için alınacak ücret 31/12/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) en düşük tarifenin % 25’ini geçmeyecek şekilde belirlenir. (Mülga cümle:17/7/2019-7186/33 md. -10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi
Kanununun geçici 2 nci maddesi ile köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde de bu fıkra hükmü uygulanır.)”, …(30) (Ek:17/7/2019-7186/33 md.) Bu fıkrayı ihdas eden Kanunla ilga edilen son cümlesi dahil onbeşinci fıkraya ilişkin hata ve düzeltmeye dayalı mükellefçe talep edilen red, iade ve ödemeler, idarelerin en son kesinleşmiş bütçe gelirlerinin yüzde biri oranında pay ayrılmak suretiyle yapılır. Talep edilen toplam tutarın, ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde red, iade ve ödemeler, sonraki yıllara sari olacak şekilde, idareye başvuru tarihi veya dava açılması hâlinde mahkeme ilamının idareye tebliğ tarihi esas alınmak suretiyle garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitli ödeme süresince 4/12/1984 tarihli ve
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir.”,
7.3. “Yürürlük” başlıklı 36 ıncı maddesinde, “(1) Bu Kanunun; a) 1 inci maddesi; 2 nci maddesi; 3 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkraları; 4 üncü maddesi; 5 inci maddesi; 6 ncı maddesi; 7 nci maddesiyle değiştirilen 5216 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi; 5216 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin son fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin hükmü hariç 13 üncü maddesi; 22 nci maddesi;
25 inci maddesi; 5779 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin değiştirilen ikinci fıkrası hariç 26 ncı maddesi;
geçici 1 inci maddesinin altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu, onüçüncü, onbeşinci, onaltıncı, onyedinci ve yirmidördüncü fıkraları; geçici 2 nci maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü, altıncı, sekizinci ve dokuzuncu fıkraları ilk mahalli idareler genel seçiminde, b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.”,
8. 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 33’üncü maddesinde, “12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin onbeşinci fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(30) Bu fıkrayı ihdas eden Kanunla ilga edilen son cümlesi dahil onbeşinci fıkraya ilişkin hata ve düzeltmeye dayalı mükellefçe talep edilen red, iade ve ödemeler, idarelerin en son kesinleşmiş bütçe gelirlerinin yüzde biri oranında pay ayrılmak suretiyle yapılır. Talep edilen toplam tutarın, ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde red, iade ve ödemeler, sonraki yıllara sari olacak şekilde, idareye başvuru tarihi veya dava açılması hâlinde mahkeme ilamının idareye tebliğ tarihi esas alınmak suretiyle garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitli ödeme süresince 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve
Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir.”,
9. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun’un,
9.1. “Görev ve yetkiler” başlıklı 2 inci maddesinde, “İSKİ’nin görev ve yetkileri şunlardır:
a) İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, b) Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılmasıiçin abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya
yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, …”
9.2. “Kurulun görevleri” başlıklı 6/f) maddesinde, “ Genel Kurulun görevleri şunlardır: … su satışı ve kullanılmış suların boşaltılmasına ilişkin tarifeleri inceleyerek karar bağlamak …” , 9.3. “Yönetim Kurulunun görevleri” başlıklı 9/k) maddesinde, “Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır: … Genel Müdürlükçe hazırlanan su satışı ve kullanılmış suların boşaltılmasına ilişkin tarifeleri tespit ederek Genel Kurulun onayına sunmak…”, 9.4. “Gelirler” başlıklı 13/a) maddesinde, “İSKİ’nin gelirleri aşağıdaki kaynaklardan sağlanır: …su satışı ve kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılık tarifesine göre abonelerden alınacak ücretler…” 9.5. Ek 5 inci maddesinde, “(5/6/1986 – 3305/3 md. ile gelen Ek 4 üncü madde hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.) Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11. Şikayetçi vekili, 1. Nolu paragrafta özetle belirtildiği üzere Ankara ili Gölbaşı ilçesi
Mahallesinde müvekkili adına olan ASKİ su aboneliği kapsamında, 6360 sayılı Kanun’un Geçici 1’inci maddesinin 15’inci fıkrası amir hükmü gereğince, 30/04/2014 ile 19/07/2019 tarihleri arasında yürürlükte bulunan mevzuata göre indirimli su kullanım tarifesi uygulanması gerekirken normal ücret tarifesi üzerinden faturalandırma yapıldığı ve tahsil edildiğini iddia ve ifade ederek abonelik sözleşmesi kapsamında haksız olarak fazlaca tahsil edilen su kullanım ücretlerinin iadesi yönünde tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
12. İdare ile abone arasında su kullanımına dair yapılan sözleşmeler, ‘abonelik sözleşmesi’ olarak adlandırılmaktadır. Bilindiği üzere abonelik sözleşmeleri, tüketicinin, belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmelerdir. Abonelik sözleşmesi ile İdare, su kullanımına dair tüm hizmetleri vermekle, sözleşmenin diğer tarafındaki abonman ise genel ifade ile kullanımından kaynaklı tahakkuk eden tutarı ödemekle yükümlüdür.
13. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ASKİ Genel Müdürlüğü, Gölbaşı İlçesi Mah.
Cad. No: adresine 17.05.2010 tarihinden itibaren bahçe aboneliği verildiğini ve halen aynı kişi adına devam ettiğini, bahçe aboneliğinin bulunduğu adrese İdarece verilen hizmetler 5216 Sayılı
Yasadan önceye ait olduğundan ilgili adresin 5216 ve 6360 sayılı Yasa kapsamı dışında kaldığını belirtmektedir.
14. Anayasanın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden birisi belirliliktir. Belirlilik hukuki güvenliğin bir sonucu olarak; normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu
zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Bilindiği üzere, idarenin işlem tesis ederken hukuka bağlı olması ve hukuk kuralları içinde hareket etmesi hukuk devletinin bir diğer ilkesidir. Bu kapsamda, idari işlemin belli bir sebebe dayanması gerektiği açık bir kuraldır. İdari işlemin dayanağı olan sebebin açıkça kanunlarda gösterilerek bağlı yetkinin bulunduğu durumlarda idarenin, kanunun koyduğu sınırlar içinde kalması, sebep ve konu yönünden kanun ile belirtilen koşullara uyması gerekir.
15. Mevzuat hükümleri incelendiğinde, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun Geçici 2’inci maddesinin birinci fıkrası gereğince, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Büyükşehir
Belediyelerinin sınırlarının belirlenmesinde esas alınacak ölçütün ortaya konduğu, ikinci fıkrasında, bu sınırlar içinde kalan köylerin tüzel kişiliğinin sona ererek mahalleye dönüşeceğinin düzenlendiği, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un “Büyükşehir belediyesi kurulması ve sınırlarının belirlenmesi” başlıklı 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı, köylerin mahalle olarak, belediyelerin ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katıldıklarının düzenlendiği, Kanunun Geçici 1 inci maddesinde, bu köyler için özel birtakım düzenlemelere yer verildiği, emlak vergisi, vergi, harç ve katılım payları ile ilgili hükümler dışında, bu yerlerde içme ve kullanma suları için alınacak ücretin 31/12/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) en düşük tarifenin % 25’ini geçmeyecek şekilde belirleneceğinin açıkça hükme bağlandığı, ayrıca devamında daha sonra 7186 sayılı Kanun’la 19/07/2019 tarihinde mülga hale gelen “10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 2 nci maddesi ile köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde de bu fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde ilave bir düzenlemenin yer aldığı, cümlenin mülga hale gelmesiyle ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla da on beşinci fıkraya ilişkin hata ve düzeltmeye dayalı mükellefçe talep edilen red, iade ve ödemelerin idarelerin en son kesinleşmiş bütçe gelirlerinin yüzde biri oranında pay ayrılmak suretiyle yapılacağı, talep edilen toplam tutarın, ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde red, iade ve ödemelerin, sonraki yıllara sari olacak şekilde yapılacağı şeklinde düzenlemeye yer verildiği görülmektedir.
16. Somut olay incelendiğinde, 5216 sayılı Kanun ile 2004 yılında şikayetçinin abonelik adresinin bağlı olduğu ’ın köy tüzel kişiliğinin kaldırılarak mahalleye dönüştürüldüğü, 6360 sayılı Kanun
Geçici 1’inci maddesinin 15’inci fıkrası gereğince bu kanun uyarınca köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde ve 5216 sayılı Kanun ile köy tüzel kişiliği sona erdirilen yerlerde içme ve kullanma suları için alınacak ücretin en düşük tarifenin %25’ini geçmeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği şeklinde açık düzenlemeye yer verildiği, şikayetçinin durumunun 15’inci fıkranın son cümlesinde düzenlenen “10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 2 nci maddesi ile köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde de bu fıkra hükmü uygulanır.” hükmü kapsamına girdiği, şikâyetçinin indirimli su tarifesi uygulanmasına ilişkin hususu düzenleyen 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlüğe girdiği ilk mahalli idareler genel seçim tarihi olan 30/3/2014 tarihi ile 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 33’üncü maddesi uyarınca 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1 inci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesinin yürürlükten kaldırıldığı tarih olan 19/07/2019 tarihleri arasındaki süre ile sınırlı olarak indirimli su kullanım tarifesinden yararlanmak istediği, bahse konu cümlenin 7186 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 19/07/2019 tarihi itibariyle yürürlükten kalkması nedeniyle şikayetçinin bu tarihe kadar indirimli taifeden yararlanabileceği, netice olarak 6360 sayılı Kanun’un Geçici 1’inci Maddesinin 15’inci
fıkrasının yürürlüğe girdiği 30/03/2014 tarihi ile 7186 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 19/07/2019 tarihleri arasında 5216 sayılı Kanun’la köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde içme ve kullanma sularının en düşük tarifenin % 25’ini geçmeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği, şikayetçiye ait adreste verilen su abonelik hizmetinin verilmeye başlandığı tarihin gerek 5216 sayılı Kanun gerekse 6360 sayılı Kanun bakımından bir önem arz etmediği tespit edilmiştir.
17. Bununla birlikte, şikayetçi vekili tarafından Sayıştay Raporunun ilgili bölümünde, hukuka aykırılığın ortaya konulduğu belirtilmekte ise ilgili raporun incelenmesinden, Sayıştay Başkanlığı tarafından hukuka aykırılığı ortaya konulan durumun Kanunun mülga hale gelen son cümlesinden kaynaklanmadığı, Rapordaki tespitin, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin su ve hizmet tarifelerine ilişkin 11.12.2017 tarih ve 2335 sayılı kararında Ankara İlinde su ve atıksu tarifeleri ile ilgili olarak “5216 sayılı Büyükşehir
Belediyesi Kanunu ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun ile Ankara
Büyükşehir’e bağlanan tüm ilçeler ve ilçelerin merkez mahallelerindeki aboneler için Ankara merkez için uygulanan su ve atıksu tarifesinden yapılan %60’lık oranın %55’e çekilerek uygulanması yönünde karar alması nedeniyle bu konu özelinde ele alındığı, Ankara Büyükşehir’e bağlanan ilçe merkezleri ve ilçelerin merkez mahallerindeki abonelere indirimli su tarifesinin uygulanmasına ilişkin olarak ne 5216 sayılı Kanun ne de 6360 sayılı Kanunda münhasır bir düzenleme bulunmadığı, Meclis Kararının bu kısma ilişkin olan maddesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve mevzuata uygun hale getirilmesi gerektiği tespitine yer verilmiştir. Raporda, “İndirimli özel su tarifesinin uygulanacağı abonelerin, köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerler ile tüzel kişiliği kaldırılarak tek mahalleye dönüştürülen beldelerde uygulanabileceği düzenlenmiştir. Bu yerler ile ilgili olarak 6360 sayılı Kanunda uygulanacak olan su tarifeleri azami olarak köyler için en düşük tarifenin % 25’ini geçmeyeceği ve beldeler için ise en düşük tarifenin %50’sini geçmeyeceği şeklinde düzenlenmiştir. Bu nedenle; 2560 sayılı Kanunun 23’üncü maddesine dayanılarak hazırlanan Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliği’nin 9’uncu maddenin 22’nci
Fıkrasına göre sadece büyükşehire bağlanan köyler ile beldelerde uygulanacak olan su ve atıksu tarifelerinin, 6360 sayılı Kanunda belirtilen azami sınırları geçmemek üzere Genel Kurul’ca diğer yerlere nazaran farklı olarak belirlenebilir.” ifadelerine yer verilerek 6360 sayılı Kanun hükmünün aktarıldığı, bu yönüyle ayrı bir tespite yer verilmediği anlaşılmaktadır. (bkz. Sayıştay Başkanlığı’nın Kasım
2019 tarihli Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ASKİ) 2018 Yılı Sayıştay Denetim
Raporu, s. 19-23)
18. İnceleme ve araştırma kapsamında farklı il uygulamalarına bakıldığında, Samsun Büyükşehir
Belediyesi Samsun Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün Resmi İnternet Sitesinde “19
Temmuz 2019 tarih ve 30386 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 7186 sayılı Gelir Vergisi
Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 33. maddesinde “12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin onbeşinci fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.” denilerek 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 2 nci maddesi ile köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerler için su fiyatlarında ilgili tarifesinin %25’i uygulaması iptal edilmiştir. Yapılan yasa değişikliği Atakum, Canik, Çarşamba, İlkadım ve Tekkeköy ilçelerine bağlı toplam 25 adet mahalleyi kapsamaktadır. Söz konusu mahalleler için uygulanan indirimli tarifeler iptal edilerek ilgili tarifesi üzerinden fiyatlandırılacaktır. Değerli abonelerimize saygıyla duyurulur.” şeklinde duyura yer verildiği görülmektedir. (https://www.saski.gov.tr/duyurular/detay.aspx?Id=1785, Erişim
Tarihi: 25/10/2021)
19. Bu noktada Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ASKİ Genel Müdürlüğünün şikayetçinin indirimli su kullanım tarifesi üzerinden hesaplama yapılarak fazla ödendiği iddia edilen tutarın iadesi talebini “ilgili adresteki hizmetlerin 5216 sayılı ve 6360 sayılı yasalardan önce verilmeye başlandığı” ve “herhangi bir indirime tabi olmadığı” gerekçesine dayanarak reddetmesinin hukuka uygun olmadığı, söz konusu gerekçenin kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olduğu, zira Kanunun daha önce köy olma vasfı ile bazı imtiyazlara sahip olan köyler için geçiş hükmü düzenlemeyi amaçladığı, bu nedenle de indirimli tarife uygulamasından yararlanabilecek köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerler arasında
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 2 nci maddesinde belirtilen yerlerin ayrıca
düzenlendiği, bu nedenle idarenin anılan tarihte yürürlükte olduğu haliyle 6360 sayılı Kanun Geçici 1’inci maddesinin 15’inci fıkrasının son cümlesini dikkate alması ve şikayetçinin durumunu inceleyerek, talebi yeniden değerlendirmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
20. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ilgili idarenin, “içme ve kullanma sularına uygulanan en düşük tarifenin %25’ini geçmeyecek şekilde bir bedel tarifesi uygulanması gerekirken özel park ve bahçelere uygulanan ücret tarifeleri üzerinden fazla tahsilat yapıldığı” iddiasını yukarıda belirtilen hukuki gerekçe doğrultusunda yeniden değerlendirmesi ve tahsil edilen faturalardan fazla tahsil edilen kısmın iadesi yönünde işlem tesis etmesi gerektiği, idarenin mevcut işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
21. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanunun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18 inci maddesi hükmü uyarınca 28/06/2021 tarihli ve S.21. sayılı yazı ile Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüğünden bilgi belge talebinde bulunulmuştur. Ancak Kurumumuzun bahse konu bilgi-belge isteme yazısına 6328 sayılı Yasaya aykırı olarak ASKİ Genel Müdürlüğü’nce cevap verilmemiştir. Kurumumuz tarafından 04/10/2021 tarihli ve 21. sayılı Tekit yazısı yazılarak idareden gerekli bilgi ve belgeler tekrar talep edilmiştir. Tekit yazısına istinaden ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ASKİ Genel
Müdürlüğü’nden alınan 19/10/2021 tarihli ve E. sayılı cevabi yazıda; “Gölbaşı İlçesi
Mah. Cad. No: adresine 17.05.2010 tarihinde esas no ile adına bahçe aboneliği verildiği ve halen aynı kişi adına devam ettiği görülmüştür. Bahçe aboneliğinin bulunduğu adrese İdarece verilen hizmetler 5216 Sayılı Yasadan önceye ait olduğundan ilgili adresin 5216 ve 6360 sayılı yasa kapsamı dışında kalmaktadır.” şeklinde cevap verilmekle yetinildiği anlaşılmıştır.
22. Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 74’üncü maddesinde yer alan
Anayasal bir kurumdur. TBMM Başkanlığına bağlı ve TBMM adına idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını incelemek, araştırmak, denetmekle görevli ve yetkili bir kurum olarak, hukukun üstünlüğünün sağlanması; kamu yönetiminde hukuk ve uzlaşma kültürünün geliştirilmesi; idarenin insan hak ve özgürlüklerine saygılı bir şekilde görev yapması; kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi; idarenin hizmet kalitesinin artması; kamu yönetiminde iyi yönetim ilkelerinin hayata geçirilmesi; idare ile birey ilişkilerinde karşılaşılan uyuşmazlıkların etkin ve hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulması; insan haklarında uluslararası standartların yakalanması ve toplumda hak arama kültürünün benimsemesi ve güçlenmesi; şeffaf, hesap verebilir, insan odaklı bir idarenin oluşması amaçlarıyla faaliyetlerini sürdürmektedir.
23. Anayasa’nın 2’nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin aynı zamanda bir “hukuk devleti” olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir. (Anayasa Mahkemesi’nin 2001/40 Esas, 2004/20 Karar sayılı Kararı)
24. Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan “hak arama hürriyeti”nin ve “adalete hızlı ve etkili erişim”in sağlanması ile hukukun uygulanması ve adaletin geciktirilmeden yerine getirilmesi “hukuk devleti” ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan “hukuka bağlı idare” anlayışının bir gereğidir.
25. Anayasa’nın 125’inci maddesinde “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” hükmüne yer verilerek, kişilerin idarî yargıya başvuru hakları anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Aynı şekilde Anayasa’nın 74’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” hükmüne, dördüncü maddesinde ise “Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” hükmüne, beşinci fıkrasında “Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından
… seçilir.” hükmüne yer verilmesiyle yargı yoluna başvurunun yanına kamu denetçisine başvuru hakkı da eklenerek kişilerin hukuki güvenliklerinin etkin bir koruma mekanizmasına kavuşturulması amaçlanmıştır.
26. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Bilgi ve belge isteme” başlıklı 18’inci maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere Kurumumuzun inceleme ve araştırma konusu ile ilgili istediği bilgi ve belgelerin, bu isteğin tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde verilmesi zorunlu olup, bu süre içinde istenen bilgi ve belgeleri haklı bir neden olmaksızın vermeyenler hakkında Başdenetçi veya Denetçinin başvurusu üzerine ilgili merci tarafından soruşturma açılması da aynı madde uyarınca kanuni bir zorunluluktur.
27. Vatandaşlar tarafından şikâyete konu edilen İdareler tarafından Kurumumuzun talep ettiği bilgi ve belgelerin süresinde ve gerekçeli olarak gönderilmemesi “hak arama hürriyeti”nin zedelenmesine ve “adalete hızlı ve etkili erişim”in sağlanamamasına neden olacağı gibi, “hukuk devleti” ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan “hukuka bağlı idare” anlayışı ile de bağdaşmamaktadır.
28. Geleneksel kamu yönetimi anlayışından yeni kamu yönetimi anlayışına geçilmesi ile geleneksel idare anlayışının aksine, vatandaşı yönetimin bir parçası haline getiren, hatta onu merkeze koyan yeni kamu yönetimi anlayışına uygun olarak; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 28 Eylül 1977 tarihli ve (77) 31 sayılı “Bireyin İdari İşlemler Karşısında Korunması” konulu kararı, 7 Aralık 2000 tarihinde kabul edilen Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının “İyi Yönetim İsteme Hakkı” başlıklı 41’inci maddesi, Avrupa Parlamentosu tarafından 2001 yılında kabul edilen Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin iyi idare konusunda üye devletlerin uymasını beklediği CM/REC 2007/7 sayılı tavsiye kararı ile “iyi yönetim ilkeleri” yeni kamu yönetiminin işleyişinde yerleşmeye başlamış olup, iyi yönetimin sağlanması açısından ülkemizde de temelini tarihinden alan önemli gelişmeler ve değişiklikler yaşanmıştır. Bu gelişmeler neticesinde vatandaşın daha iyi hizmet alması ile birlikte şeffaf, hesap verebilir bir idarenin oluşmasına katkı sağlanması amaçlanmıştır.
29. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu uyarınca Kamu Denetçiliği
Kurumunun kurulması bu gelişmelerden biri olup, Kurumumuz ülkemizde bu amaçların ne ölçüde gerçekleştirildiğini tespit için idarenin işlem, eylem, tutum ve davranışlarını incelemekle yetkili ve yükümlü kılınmıştır. Kurum, bu kapsamda yapmış olduğu incelemeler neticesinde iyi yönetim ilkelerine de vurgu yaparak iyi idarenin oluşması açısından idareye rehberlik vazifesi görmekte ve yol göstermektedir. Kurumumuz bu amaçla Kasım 2019 tarihinde “İyi Yönetim İlkeleri Rehberi” hazırlayarak kullanıcıların ve İdarelerin erişimine açmıştır. (Kamu Denetçiliği Kurumu İyi Yönetim İlkeleri Rehberi için bkz. https://www.ombudsman.gov.tr/Publishing/IyiYonetimIlkeleriRehberi.html)
30. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde; Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği ve iyi yönetim ilkelerine uyacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
31. İdarede görev alanların iyi yönetime katkı sağlamak ve sunulan hizmetlerin kalitesini artırmak amacıyla iyi yönetim ilkelerine ve hukukun üstünlüğüne uygun tutum ve davranışta bulunması; hizmet alanlarında bu ilkelere uygun tutum ve davranışta bulunulmasını beklemeleri ideal yönetime erişme yolunda gereklidir.
32. Bu çerçevede söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde, İdare tarafından başvuru konusuyla ilgili olarak Kurumumuzca istenen bilgi ve belge talep yazımıza yasada belirtilen 30 günlük süre içinde cevap verilmediği, bu nedenle Kurumumuza başvuru ile durmuş olan dava açma süresinin yeniden başlamasına ve şikâyetçinin yasal hakkı olan dava açma süreleri açısından olası hak kayıplarına sebebiyet verildiği, tekit yazımıza istinaden gönderilmiş olan cevabi yazıda ise bilgi ve belge talep yazımızda belirtilen pek çok hususa değinilmediği, yeterli, açıklayıcı ve gerekçeli cevap verilmediği dikkate alındığında İdarenin bu tutumuyla iyi yönetim ilkelerinden olan “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “makul sürede karar verme”, “kararların gerekçeli olması”, “kanunlara uygunluk” ve
“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uymadığı, “hak arama hürriyeti”nin ihlali ile
“hukuk devleti” ilkesinin ve onun vazgeçilmez koşullarından olan “hukuka bağlı idare” anlayışının gereklerine ilişkin yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda İdare tarafından gerekli değerlendirmenin yapılması,
33. Ayrıca başvurana iletilmiş olan yazıda, idarenin bu kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından, “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine de uygun davranılmadığı tespit edildiğinden bahse konu ilkeye de uygun davranılması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
34. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi,
dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvuran vekiline 21/10/2021 tarihli ve 21.24336 sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre ŞİKAYETİN
KABULÜNE,
Anılan tarihte yürürlükte olduğu haliyle 6360 sayılı Kanun Geçici 1’inci maddesinin 15’inci fıkrasının son cümlesi dikkate alınarak şikayetçinin durumunun yeniden incelenmesi ve şikayetçiden tahsil edilen su faturasının fazla kısmının iadesi yönünde işlem tesis edilmesi için ANKARA BÜYÜKŞEHİR
BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi