|
ÖZET: Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iptal edilen hizmetlerin iadesi talebine ilişkindir. Başvuran, 16/11/2006 ile 30/04/2007 tarihleri arasında iptal edilen hizmetlerinin gerçekte fiili çalışmaya dayandığını, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde beraat ettiğini ve Yargıtay tarafından onandığını belirtmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın bu dönemdeki hizmetlerinin fiili çalışmaya dayanmadığını ifade ederek, iptal kararını 28/01/2010 tarihli inceleme raporuna dayandırmıştır.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın sigortalılık süresinin iptaline neden olan durumların, iş mahkemelerinin yetki alanına girdiğini ve dolayısıyla bu konunun yargılamaya tabi olduğunu belirtmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan incelemelerde hukuka aykırı bir durum tespit edilmediği sonucuna varmış ve başvurunun reddedilmesini önermiştir. Başvuran, iptal edilen hizmetlerinin iadesi için hukuki yollara başvurma hakkına sahiptir; bu süreç, Balıkesir İş Mahkemeleri’nde devam edebilir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/4013-S.21.6581
BAŞVURU NO : 2020/98380
KARAR TARİHİ : 12/03/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın iptal edilen hizmetlerinin iadesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 12/10/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza (T.C. Kimlik No: ) tarafından yapılan başvuruda, 16/11/2006 ile 30/04/2007 tarihleri arasındaki hizmetlerinin iptal edildiği, iptal gerekçesi olarak fiili çalışma olmadığının gösterildiği, ancak bunun gerçeği yansıtmadığı, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde sigortadan faydalanmak amacıyla çalışmadığı halde sigortalı gösterilmek suretiyle kamu kurumunu dolandırmak suçundan yargılandığı, anılan mahkemece fiili çalışmanın olduğuna karar verildiği ve beraat ettiği, Yargıtay 15. Ceza
Dairesinin E sayılı kararıyla beraat kararının onandığı, ayrıca onama kararında çalışmadığı halde çalışıyormuş gibi gösterildiğine dair herhangi bir delil elde edilemediğine vurgu yapıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) da anılan yargılamada katılan sıfatıyla bulunduğu ifade edilerek iptal edilen günlerin iadesi suretiyle mağduriyetinin giderilmesi talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 29/10/2020 tarihli ve 53878609–S sayılı bilgi-belge isteme yazısına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri
Genel Müdürlüğünden alınan cevabi yazı ve eklerinin tetkikinden özetle;
2.1. Başvuranın, 06/11/2006 ile 30/04/2007 tarihleri arasında yer alan toplam 165 gün sigortalılık süresine ait hizmetlerinin 28/01/2010 tarih sayılı Sosyal Güvenlik
Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının İnceleme Raporuna istinaden iptal edildiği, söz konusu inceleme raporuna istinaden sorumluluğu saptanan kişiler hakkında Cumhuriyet
Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, sorumlu kişiler hakkında kamu kurumunu dolandırma suçundan kamu davası açıldığı, açılan ceza davası ile yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, sanıkların üzerine atılı müspet suçu gerçekleştirdiklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıtlara ulaşılamadığı gerekçesi ile beraat kararı verildiği, söz konusu kararın Yargıtay tarafından onandığı,
2.2. Başvuranın belirttiği beraat kararının, kamu kurumunu dolandırma suçuna istinaden olduğu, başvuranın söz konusu dönemde geçen hizmetlerinin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmadığı, hizmet tespiti konusunun iş mahkemelerinin görev alanına girdiği, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu
Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında: “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Prim belgeleri ve
işyeri kayıtları” başlıklı 86 ncı maddesi:
“(Değişik yedinci fıkra: 17/4/2008-5754/50 md.) Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler
Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz.
Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.
(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/50 md.) Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca işyerinde fiilen yapılan tespitlerden ve kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalıştığı belirlendiği halde, hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının
Kuruma bildirilmediği anlaşılan veya eksik bildirildiği tespit edilen sigortalıların geriye yönelik hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının, en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı dikkate alınır.
Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.”,
6. 12/05/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri
Yönetmeliğinin “Hizmetlerin tespiti” başlıklı 26 ncı maddesi:
“(1) Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca, işyeri kayıtlarının incelenmesi sonucunda yapılan tespitlerden çalıştığı belirlendiği hâlde, hizmetleri Kuruma bildirilmediği veya eksik bildirildiği saptanan sigortalıların geriye yönelik hizmetleri dikkate alınır.
(2) Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarının işyerinde yaptıkları durum tespiti sırasında, sigortalı, işyerinde çalışan diğer sigortalılar, işyeri mahallinde bulunanlar veya işveren beyanına dayanılarak yaptıkları ve tespit tarihinden önceki bir yıllık süreye ilişkin hizmetler de sigortalılıkta dikkate alınır. (Ek cümle:RG-17/4/2012-28267) Bir yıllık süreyi aşan sigortalı çalışmalar ise her zaman düzenlenebilir nitelikte olmayan kanunen geçerli kayıt ve belgeler ile kanıtlanmak şartıyla dikkate alınabilir.
…”,
7. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 29/01/2013 tarihli ve 2013/5 sayılı “Sosyal Güvenlik Denetmenleri Standartları” konulu Genelgesinin
“4.11. İhbar, Şikâyet ve Yakınmalar Hakkında Yapılacak İnceleme – İncelemelerde Dikkat
Edilmesi Gereken Hususlar” altında:
7.1. 4.11.1 Genel Bilgiler başlığı altında:
“…Yönetmelikle tespit edilen ve sigortalı hizmet kazanımına ilişkin belgeleri işveren tarafından verilmeyenler için hizmet kazandırma, Kanunda yazılı tespit usullerinden biri gereğince yapılan saptamaya bağlıdır. Bu anlamda, sigortalıya hizmet kazandırılabilmesi için çalışmanın fiilen, işyeri kayıtlarındaki her türlü bilgiden ya da kamu kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya bilgiden tespit edilmesi gerekmektedir.”,
7.2. 4.11.3. Sigortalı Hizmet Kazandırma Bilgi ve Belgeleri başlığı altında:
“a) Fiilen Tespit
Genel anlamda fiilen tespit, Kanun uygulamasında yetkili denetim elemanlarının işyerinde yaptıkları denetimler sırasında, işyeri ve çalışanları hakkında tespit ettikleri bilgilerdir.
Çalışan yönünden fiili tespit, yetkili denetim elemanlarınca, Kanuna göre sigortalı olması gereken kişinin işyerinde çalıştığının görülmesi, işyerinden ayrılmış veya izinli, raporlu, görevli olması gibi çeşitli nedenlerle denetim anında işyerinde bulunmayan sigortalılar açısından fiili tespit ise bordro tanıklarının dinlenmesi veya civar incelemesi sonrasında sigortalı olması gereken kişinin işyerinde çalıştığının anlaşılmasıdır.
Fiili tespit için, yetkili denetim elemanlarınca, Kanun bakımından sigortalı olması gereken kişinin işyerinde çalıştığının görülmesi veya anlaşılması yeterli olup, çalışanın sigortalı işe giriş bildirgesi ile hizmet kazandırmada gerekli olan prim belgelerinin temini ve ispat açısından saptanan bilgilerin tutanağa kaydedilmesi icap etmektedir.
…
Kanun gereğince, çalışmaları fiilen tespit edilenlere, irade fesadı halleri (hata, hile, tehdit)
hariç başkaca bir delile veya tespite gerek kalmadan hizmet kazandırılır.
İşyerinde fiilen çalıştıkları tespit edilenlerden işyeri kayıt ve belgelerinde ver verilmeyen veya kuruma bildirilmeyenlerin veya eksik bildirilenlerin en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı dikkate alınır.
…
İşyeri çalışanı olmakla birlikte işyerinden ayrılmış olması nedeniyle çalışmalarının fiilen tespitinin mümkün olmaması durumunda ve tanık da bulunamıyorsa işten ayrılanlar için takip edilecek usulle sigortalı hizmet tespiti (çalışma süresi, kazanç) cihetine gidilebilir.
b) İşyeri Kayıtları
Çalışmaları işyeri kayıtlarındaki her türlü bilgiden tespit edilenlere, başka bir delile veya tespite gerek kalmadan (çalışmaya dayanmayan sigortalılık, sigortalılık niteliği bulunmama vb. durumlar hariç) hizmet kazandırılır.
İlgili kanun/kanunlar gereğince düzenlenmesi veya alınması zorunlu bulunan defter veya belge ile delillendirilemeyen çalışmanın, işyeri kayıtlarından tespit kapsamında kabul edilmesi mümkün değildir.
İşyeri kayıtları, işverenler tarafından bir kanun gereği tutulması zorunlu olan defterler ve dayanağı belgeler, deftere tabi olmayanlar için ise, kayıt niteliğinde olmak üzere düzenlemek zorunda oldukları ücret ödeme bordrolarıdır.
İşverenin tutmak zorunda olduğu defter ve belgelerden, bir Kanun gereğince tutmak zorunda olduğu defter ve belgelerin (Türk Ticaret Kanunu, Vergi Usul Kanunu, İlgili Diğer Kanunlar ve Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği) anlaşılması gerekmektedir.
İşyeri kayıtlarının incelenmesinde, ücret tediye bordrosu veya ücret ödeme makbuzu bulunup bulunmadığı ile bu belgelerdeki bilgilerin bir yasa gereği tutulan deftere kaydedilip kaydedilmediği ile yetinilmez, ayrıca her yasal belgedeki bilgi de çalışmanın kanıtı sayılır. Bu bağlamda; şikâyet veya ihbar üzerine yapılan incelemede şikayetçinin veya sigortasız çalıştırıldığı ihbar edilenin isim veya imzasının fatura, sevk irsaliyesi, posta alındıları v.s.
belgelerde görülmesi durumunda bu durum çalışmanın delili (fiili karinesi) sayılacak, bu karinenin aksini işveren ispatlamak yükümlülüğünde ve ispatlanamaması halinde, imzaların veya isimlerin belirlendiği gün sayısına göre değil, aksine bir tespit olmadığı sürece şikayet edilen dönem (dönemin bir yılı aşması durumunda her yıl açısından belge ile delillendirme şartı aranır, aksi halde aynı yıl sonuna kadar hizmet verilmekle yetinilecektir) içerisinde çalışmanın aralıksız ve sürekli geçtiğinin kabulü ile (gerek görülmesi halinde ifadelerle teyit edilerek) hizmet kazandırılması yoluna gidilir.
…
Bir kanun gereği düzenlenen belgelerin bazılarının delil olma nitelikleri ve düzenlenme usul ve esasları aşağıda açıklanmıştır; Ücret bordrosu
…
Gider pusulası
…
Diğer belgeler
Vergi Usul Kanununun 227 ila 252 nci maddelerinde, ayrıca fatura, sevk irsaliyesi, perakende satış vesikaları (perakende satış fişleri, makineli kasaların kayıt ruloları, giriş bileti, taşıma Biletleri), müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, taşıma irsaliyesi, yolcu listeleri, günlük müşteri listeleri, muhabere evrakı belgelerinin taşıması gereken özellikler ile düzenlenme kuralları ve içerdiği hususlar belirtilmiştir.
Bir kanun gereğince düzenlenen ve kayıt kavramı içerisinde bulunan belgelerde yazılı bilgilerden çalışma olgusunun tespiti mümkün olup, bu anlamda delil niteliğindedir.
…
İşyeri Kayıt ve Belgelerinin İncelenmesi; …
Yine, şikayetçinin yazılı ifadesine başvurulduğunda, işyeri yasal defter ve belgeleri ile şikayete konu olan işyerindeki çalışmalarını ispat edecek herhangi bir resmi bilgi, kayıt ve belgelerde (fatura, ücret bordrosu, gider pusulası vb. gibi) isminin, imzasının veya çalışmasını kanıtlayacak bir bulgunun olmadığını beyan etmesi durumunda, ayrıca kayıt ve belge incelemesine gidilmeyecek, şahsa iddiaları hakkında İş Mahkemesine dava açabileceği konusunda yazılı olarak bilgi verilecektir.
Kayıtların tetkiki sırasında, salt ücret tediye bordrosu, ücret ödeme makbuzu ve gider makbuzu gibi belgelerle sınırlı kalınmayıp, belgelerin tamamı incelenmek suretiyle çalışma olgusunun tespitine çalışılır.”
Hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9. 1 numaralı paragrafta yer verildiği üzere; ; 16/11/2006 ile 30/04/2007 tarihleri arasındaki hizmetlerinin fiili olmadığında bahisle iptal edildiğini, bu durumun gerçeği yansıtmadığını beyan ederek iptal edilen hizmetlerinin iadesi suretiyle mağduriyetinin giderilmesi talep etmektedir.
10. Sosyal Güvenlik Kurumunca özetle, başvuranın 06/11/2006 ile 30/04/2007 tarihleri arasında yer alan toplam 165 gün sigortalılık süresine ait hizmetlerinin 28/01/2010 tarih sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının İnceleme
Raporuna istinaden iptal edildiği, başvuranın bu döneme ilişkin hizmetlerinin fiili çalışmaya dayanmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.
11. Bu çerçevede uyuşmazlığın, SGK tarafından yapılan inceleme, araştırma ve denetimin mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı ile söz konusu denetim neticesinde yapılan işlemlerin hukuka uygun olup olmadığı noktasında düğümlendiği görülmektedir.
12. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu nun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı addedilmiştir. 5510 sayılı Kanun bakımından sigortalı sayılmanın hukuki şartlarından iş ilişkisi, esas olarak hizmet akdine dayanmalıdır ve hizmet akdine tabi çalışma işverene ait işyerinde yerine getirilmelidir. Bir başka ifadeyle 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a)
bendine göre (SSK) sigortalı sayılmanın temel kuralı, iş veya çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğidir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunda hizmet akdinin tarifine yer verilmemiş olup hizmet akdi Borçlar Kanunda tanımlanmıştır. Borçlar Kanununa göre hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre kişinin belirli veya belirsiz bir zamanda hizmetini kiralaması hizmet sözleşmesidir.
Anayasa Mahkemesi ise hizmet akdinin iş, ücret ve bağımlılık olmak üzere üç unsurdan oluştuğuna karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesinin Esas No.1963/336, Karar No.1967/29 ve
Resmi Gazete tarih/sayı: 19/10/1968/13031)
13. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin E.2016/7568, K.2017/904 numaralı ve 13/02/2017 tarihli kararında; “Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın ikinci maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6’ncı maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay
Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.” hükmüne varılmış olup, aynı Dairenin E. 2014/3422, K.2015/2638 numaralı ve 17/02/2015 tarihli kararında da; davanın yasal dayanağını oluşturan sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, Kurumun suç duyurusu üzerine ceza soruşturması yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, 5510 sayılı
Yasanın 59 uncu maddesine göre aksi kanıtlanana kadar Kurum denetim memurlarının inceleme raporundaki tespitlerin doğru olduğu ifade edilmiştir.
14. İdareden Kurumumuza gönderilen 28/01/2010 tarih sayılı Sosyal Güvenlik
Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının İnceleme Raporu ve eklerinin incelenmesi neticesinde aşağıda yer verilen tespitlerin yapıldığı anlaşılmaktadır.
15. Sosyal Güvenlik Kurumu Balıkesir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 11/09/2007 tarih
77855 numaralı denetim istemi yazısına istinaden sicil sayılı
dosyada işlem gören .’ye ait Mahallesi Caddesi No adresinde kurulu kömür madeni işyerinin sahte sigortalılık nedeniyle 15/04/2008 tarihinde başlayıp 28/01/2010 tarihinde tamamlanan araştırma ve incelemeler neticesinde; Köyü ve çevresinde ‘ye ait herhangi bir işyeri bulunmadığının, .’nin bu bölge halkı tarafından tanınmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.
16. İnceleme raporunun Saptanan Hususlar başlıklı bölümünde: kurum kayıtlarına göre 2006/92007/8 döneminde sigortalı olarak bildirildiği saptanan .’nün ifadesine başvurulduğu, .
’nün; Çağış mevki Köyünde çalışmadığını, 2007 yılında Köyündeki kömür madeninde çalıştığını, çalıştığı dönemde maden araması yaptığını, kendisinin çalıştığı dönemde isimli birisinin çalışmadığını ve bu kişiyi tanımadığını beyan ettiği belirtilmiştir.
17. İnceleme raporuna göre .’nün beyanı üzerine Köyü bölgesinde maden arama faaliyeti hakkında da inceleme yapıldığı, Köyü muhtarının beyanında başvuranın maden arama faaliyetinde çalışmadığı belirtilmiştir.
18. İnceleme raporuna göre İşveren .’nin yapılan tebligata rağmen yasal kayıt ve belgelerini denetime sunmadığı, hiçbir iletişimde bulunmadığı, işyerinden Kuruma bildirilen sigortalıların ifadeleri kapsamında e ait sicil sayılı dosyada işlem gören Mahallesi Caddesi No: adresinde kurulu kömür madeni işyerinin gerçekte bulunmadığı, bu işyerinden yapılan bildirimlerin gerçekleri yansıtmadığı, dolayısıyla işyerinin sahte işyeri olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
19. Başvuran, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde sigortadan faydalanmak amacıyla çalışmadığı halde sigortalı gösterilmek suretiyle kamu kurumunu dolandırmak suçundan yargılandığını, anılan mahkemece fiili çalışmanın olduğuna karar verildiği ve beraat ettiğini iddia etmektedir. Başvuranın belirttiği İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada Sanık
.’nin sigortalı gösterdiği kişilerin fiilen .’nin işinde belli bir süre çalıştıkları, sanık . ve diğer sanıkların sahte resmi belge düzenlemedikleri ve dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmedikleri kanaati ile sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verebilmek için savunmalarının aksini ispatlayacak her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanaatlere ulaşılamadığı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.
20. Medeni Usul Hukukuna göre her uyuşmazlık, kedisine ait yargı koluna giren yargı yerinde çözümlenir ve karara bağlanır. 6100 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 5510 sayılı
Kanunun 86 ıncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer verilen açık hüküm gereğince hizmet tespit davalarının incelenmesinde görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. İş mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
21. Ceza mahkemeleri ile hukuk mahkemelerinin kararlarının konuları birbirlerinden farklıdır.
Öyle ki, ceza mahkemeleri suç olarak sınıflandırılan ve ceza yaptırımıyla karşılaşan fiillerle ilgilenir. Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ceza yargılamanın konusu kamu kurumunu dolandırma suçudur. Başvuranın ceza yargılamasında .’nin işinde belli bir süre çalıştıkları yönündeki kanaate göre 16/11/2006 ile 30/04/2007 tarihleri arasındaki iptal edilen hizmetlerinin iade talebi Medeni Usul Hukukunun kamu düzenine ilişkin görev kurallarına göre mümkün değildir.
22. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvurucu, 16/11/2006 ile 30/04/2007 tarihleri arasında .’ye ait işyerinde fiilen çalıştığını, hakkındaki ceza yargılamasında çalışmadığı halde çalışıyormuş gibi gösterildiğine dair herhangi bir delil bulunmadığının tespit edildiğini iddia etmektedir. Başvurunun fiilen çalıştığını iddia ettiği
’ye ait işyeri hakkında idare tarafında yapılan denetimde işyeri adresi olarak gösterilen yerde maden işyerinin gerçekte bulunmadığı, işveren tarafından yapılan bildirimlerin gerçeği yansıtmadığı ve bu işyerinin sahte işyeri olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca başvurucu, hakkında yürütülen ceza yargılamasında ye ait işyerinde “20 gün civarında belgelerin getirilip götürülmesi işinde çalıştığı” savunmasında bulunmuştur. Başvuran hakkındaki ceza yargılamasında başvuran ve diğer sanıkların .’nin işinde belli bir süre çalıştıkları yönünde oluşan kanaat, Medeni Usul Hukukunun kamu düzenine ilişkin görev kurallarına göre başvuranın hizmetinin fiili hizmete dayandığı sonucunu doğurmamaktadır. Başvuranın, 06/11/2006 ile 30/04/2007 tarihleri arasında yer alan toplam 165 gün sigortalılık süresine ait hizmetlerinin fiili çalışmaya dayanmaması nedeniyle iptal edilmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
23. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Balıkesir İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi