ÖZET: Başvuran, mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesini talep etmektedir. Ticaret Anonim Şirketi’nin vekili, müvekkilinin iflası sonrası Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) alacakları tahsil ettiğini, ancak bu tahsilatların mahsup edilmeden alacak talebinde bulunduğunu belirtmiştir. İlgili mahkeme kararları, TMSF’nin tahsilatları mahsup etmeden alacak talep edemeyeceğini vurgulamaktadır. Başvuran, bu nedenle TMSF’den, İş Bankası’ndan tahsil edilen 298.465.757,01 TL’nin iflas masasına kaydedilmesini talep etmektedir.

TMSF, başvuruya ilişkin açıklamalarında, bankanın iflası ve alacakların tahsili sürecine dair detaylar sunmuştur. İdare, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu ve bu kararların uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade etmiştir. Ancak, tahsil edilen alacakların iflas masasına kaydedilmesi için kesinleşme şartı aranmamakta ve iflas tarihinden önce doğmuş bir alacak olması yeterli kabul edilmektedir.

Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile mahkeme kararlarının gereğinin yerine getirilerek İş Bankası’ndan tahsil edilen alacağın iflas masasına kaydedilmesi için TMSF’ye tavsiyede bulunulmuştur. TMSF’nin bu karara uygun işlemleri 30 gün içinde bildirmesi gerekmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/1604-S.24.2582

BAŞVURU NO : 2023/19209

KARAR TARİHİ : 13.02.2024

TAVSİYE KARARI

Adres:

,TCKN:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

Adres:

TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi talebine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 21.11.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikâyet başvurusunda bulunan

Ticaret Anonim Şirketi (Tüzel Kişi No: vekili tarafından yapılan ekli şikâyet başvurusunda başvuran vekili özetle; müvekkili bankanın iflasına karar verildiğini, bunun üzerine alacaklıların iflas masasına alacaklarını yazdırdığını, bu esnada Tasarruf Mevduatı Sigorta

Fonu’nun (“TMSF”) bir kısım alacakları tahsil ettiğini, ancak tahsil ettiği tutarları mahsup etmeden alacak talebinde bulunduğunu, bu kapsamda ödemeye çağrı yazıları gönderdiğini, müvekkili tarafından söz konusu ödemeye çağrı yazıları üzerine iptal davası açıldığını, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdare

Dava Dairesi’nin Karar sayılı ve 16/02/2022 tarihli kararı ve İstanbul Bölge İdare

Mahkemesi 10. İdare Dava Dairesi’nin Karar sayılı ve 16/02/2022 tarihli kararı ile dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiğini, Danıştay 13. Dairesi’nin

Karar sayılı ve 07/06/2022 tarihli kararı ile de İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdare Dava Dairesi’nin

Karar sayılı kararının onandığını, ancak TMSF tarafından mahkeme kararında belirtildiği şekilde yapılan tahsilatlar mahsup edilerek alacak talebinde bulunulmadığını, bunun üzerine

Kurumumuza 2023/8757 nolu şikâyet başvurusu yaptığını, Kurumumuzca 22/06/2023 tarihli gönderme kararı verildiğini, anılan gönderme kararı üzerine TMSF tarafından verilen cevapta söz konusu mahkeme kararlarına uygun olarak ödeme emirlerinin iptal edildiğinin ve Tasfiye Halinde Lapis Anadolu Turizm

İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin malvarlığı üzerindeki hacizlerin fek işlemlerinin gerçekleştirildiğinin bildirildiğini, ancak hacizlerin fekkinin tek başına mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi sonucunu doğurmadığını, zira başvuru konusu mahkeme kararının gerekçesinde Fon tarafından

İş Bankasından tahsil edilen 298.465.757,01 TL’nin iflas masasına kaydının sağlanması ve mahsup işleminin yapılması sonrasında bakiye Fon alacağı kalması halinde ancak kalan miktar üzerinden takibe devam edilebileceğinin belirtildiğini ifade etmekte; mahkeme kararının gereğinin yerine getirilerek İş

Bankasından tahsil edilen 298.465.757,01 TL’nin iflas masasına kaydının sağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 11/12/2023 tarih ve sayılı bilgi belge talep yazısına cevaben

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu I. Tahsilat Daire Başkanlığı tarafından gönderilen 11/01/2024 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1. Bankası A.Ş.nin ( Bank A.Ş/Banka) mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan görülmemesi sebebiyle Bakanlar Kurulunun 11/04/1994 tarihli ve 94/5456 sayılı

Kararı ile bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı ve 02/02/1996 tarihinde

Banka’nın iflasına karar verildiği,

2.2. Bu sebeple, Bank A.Ş. Grubu firmaları ve diğer masa borçluları aleyhine 2004 sayılı

İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca kesinleşmiş mevcut takip ve tahsil işlemlerinin yetersiz ve semeresiz kalması, sıra cetveline kayıtlı diğer alacaklarla birlikte Fon alacağının ve faizinin tahsilinin sağlanamayacağı göz önüne alınarak, Fon Kurulunun 12/10/2006 tarihli ve sayılı Kararı kapsamında; Fon alacaklarının 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde takip ve tahsiline karar verildiği,

2.3. Karar gereğince, Grubu borçlularından; Tic. AŞ hakkında 23/11/2006 tarihli, sayılı ve 59.977.238,14 TL tutarlı Ödemeye Çağrı Mektubu ve

Tic. AŞ hakkında 23/11/2006 tarihli, sayılı ve 59.977.238,14 TL tutarlı Ödemeye

Çağrı Mektubunun Fon alacağının tahsilini teminen tanzim edildiği, ancak ödemeye çağrı mektuplarının iptali talebiyle açılan iptal davalarının Fon lehine reddedildiği,

2.4. Bu arada Grubuna dahil borçlular Çelik, Holding A.Ş., İşletmeleri A.Ş, Eşya A.Ş., İşletmeleri A.Ş., A.Ş., . Ltd. Şti. Tic. A.Ş ile Fon arasında 17/04/2007 tarihinde grubun Fona olan borcunun tahsili amacıyla protokol imzalandığı,

2.5. Protokol borçluları tarafından Mart 2013 tarihinden itibaren ödeme yapılmadığından, Protokolün 8.4. maddesi gereğince, üstlenilen edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle protokolün temerrüde uğradığı ve temerrüt hükümlerine göre borçluların sorumluluklarının oluştuğu,

2.6. Akabinde; İşletmeleri San. Tic. AŞ hakkında 14/02/2013 tarihli sayılı ve 59.977.238,14 tutarlı Ödeme Emri ve Tic. AŞ hakkında 14/12/2013 tarihli sayılı ve 59.977.238,14 TL tutarlı Ödeme Emri tanzim edildiği,

2.7. Söz konusu ödeme emirlerinin iptali talebiyle, idari yargıda ikame edilen davalarda Mahkemelerce ödeme emirlerinin iptaline karar verildiği ve kararların kesinleştiği,

2.8. Bunun üzerine Mahkeme kararlarındaki iptal gerekçeleri de gözetilerek borç hesaplaması yapılarak yeni tutarlar üzerinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip işlemlerine devam edildiği,

2.9. Bu kapsamda; San. ve Tic. AŞ hakkında düzenlenen; 10/05/2016 tarihi itibarıyla toplam 175.373.586,45 TL tutarlı 24/05/2016 tarihli ve sayılı Ödeme Emrinin 26/05/2016 tarihinde, Eşya Tic. AŞ hakkında düzenlenen; 10/05/2016 tarihi itibarıyla toplam 175.374.396,32 TL tutarlı 24/05/2016 tarihli ve sayılı Ödeme Emrinin de 26/05/2016 tarihinde tebliğ edildiği,

2.10. Yapılan takipler kapsamında; Tic AŞ hakkında herhangi bir malvarlığı bulunamadığı, . Tic AŞ’nin ise plaka numaralı aracına amme haczi uygulandığı,

2.11. Diğer taraftan; AŞ hisselerinin Grubuna satışına ilişkin sözleşme gereğince

Holding A.Ş. tarafından T.İş Bankası AŞ’ye ödenen 75.000.000.- USD peşinatın 52.600.000.- USD’lik kısmının Bank A.Ş. kaynağı olduğunun tespiti nedeniyle; Fon alacağı olan bu tutarın, banka kaynağı edinen/edindirilen T.İş Bankası AŞ’den tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip işlemlerine başlandığı, T İş Bankası AŞ Fon aleyhine idari yargıda açılmış olan davaların Fon lehine sonuçlanması akabinde devam edilen icra-i işlemler kapsamında 298.465.757,01 TL tutarın Fon tarafından tahsil edildiği,

2.12. Bununla birlikte, 6183 sayılı takibe konu alacak dahil olmak üzere, T. İş Bankası A.Ş. tarafından

Fon ve İflas İdaresi aleyhine 75.000.000 USD borçlu olmadığına dair menfi tespit davası açıldığı, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin Esas sayılı dosyası ile görülen yargılamada, Fon ve Müflis

Bank AŞ lehine dava ret edilerek Fon ve İflas İdaresi lehine 01/12/2022 tarihi itibarıyla kesinleştiği,

2.13. Fon tarafından T. İş Bankası A.Ş. aleyhine İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin Esas sayılı dosyası ile 75.000.000 USD alacağın tahsili amacıyla açılan alacak davasında ise uzun süre menfi tespit davası sonucunun beklendiği, bu davanın Fon lehine sonuçlanmasının akabinde, 31/03/2023 tarihinde

Fon lehine davanın kabulüne karar verilmiş ise de tarafların temyiz başvuruları nedeniyle dosyanın Yargıtay incelemesinde olup henüz kesinleşmediği,

2.14. İşletmeleri San. ve Tic. AŞ ve Tic. AŞ tarafından haklarında tanzim edilen 24/05/2016 tarihli Ödeme emirlerinin iptali istemli davalarda; idari işlemlerin iptaline ilişkin kararların İYUK 28. madde kapsamında gereğini yerine getirmek adına alınan

Fon Kurulu’nun 21/04/2022 tarihli ve sayılı kararında; 5411 sayılı Kanun’un 136’ncı maddesi ve mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15’inci maddesinin 10’uncu fıkrası gereğince Fon alacağının yasal teminatını oluşturması dikkate alınarak, iptal kararları kesinleşinceye kadar kaldırılmamasına, bu davaların Fon aleyhine kesinleşmesi halinde ise, İşl. San. ve Tic. AŞ ile

. Tic. AŞ hak ve alacakları üzerine Fon lehine uygulanan tüm haciz ve takyidatların terkini ile 6183 sayılı takibin sonlandırılmasına karar verildiği,

2.15. İşletmeleri San. ve Tic. AŞ ve

Ticaret AŞ firmaları tarafından, haklarında düzenlenen ödeme emirlerine karşı ikame edilen iptal davaları neticesinde verilen Mahkeme kararları gereği, İşl. San. Ve Tic. AŞ ile

San Tic. AŞ’ne ait malvarlığı üzerindeki hacizlerinin fek işlemlerinin gerçekleştirildiği,

2.16. Ancak 75.000.000 USD alacak için Fon tarafından T. İş Bankası AŞ aleyhine açılan Alacak

Davasında, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 31/03/2023 tarihinde karar verilmiş ise de karar kesinleşmediğinden ve hâlihazırda dosya Yargıtay’da temyiz aşamasında olduğundan, icra-i işlemler kapsamında tahsil edilen kısmi tutarın Müflis AŞ İflas Masasına kaydını gerçekleştirecek hukuki bir durum henüz ortaya çıkmadığı, bu kapsamda yargı sürecinin sonucuna göre işlem yapılacağı

belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”

3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”

3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”

3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.5. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

3.6. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

5. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

6. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; borçlarına karşılık olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından İş Bankasından tahsil edilen 298.465.757,01

TL’nin iflas masasına kaydının sağlanmasını talep etmektedir.

7. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa

Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

8. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.

maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın

Dağıtım Ağustos 2017, s.28)

9. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.

10. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

11. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz: Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)

12. Somut olayda; başvuran bankanın iflasına karar verilmesi üzerine alacaklıların iflas masasına alacaklarını yazdırdığı, bu esnada Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından bir kısım borçlara karşılık olarak ödemeye çağrı yazıları düzenlendiği, söz konusu ödemeye çağrı yazıları üzerine iptal davası açıldığı ve yargılama sonucunda ödemeye çağrı yazılarının iptaline karar verildiği, iptal kararlarının kesinleştiği, bunun üzerine TMSF tarafından söz konusu iptal kararlarına uygun olarak ödeme emirlerinin iptal edildiğinin ve Tasfiye Halinde Lapis Anadolu

Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin malvarlığı üzerindeki hacizlerin fek işlemlerinin gerçekleştirildiğinin bildirildiği, ancak başvuru konusu mahkeme kararının gerekçesinde Fon tarafından İş Bankasından tahsil edilen 298.465.757,01 TL’nin iflas masasına kaydının sağlanması ve mahsup işleminin yapılması sonrasında bakiye Fon alacağı kalması halinde ancak kalan miktar üzerinden takibe devam edilebileceğinin belirtildiği, nitekim başvuranın talebinin de mahkeme kararının gereğinin yerine getirilerek İş Bankasından tahsil edilen 298.465.757,01 TL’nin iflas masasına kaydının sağlanması olduğu anlaşılmıştır.

13. Benzer bir uyuşmazlıkta müflis şirketin tahsil edilen alacağının iflas masasına kaydının talep edilmesi ve anılan talebin ilk derece mahkemesi tarafından reddedilmesi üzerine temyiz incelemesinde

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin Karar sayılı ve 07.10.2019 tarihli kararı ile; “Somut olayda müflis şirket tarafından imal edilen taşınmazları satın alan tüketiciler tarafından davacı

TOKİ’nin müşterek müteselsil sorumluluğundan hareketle davalar açıldığı sabittir. Davanın kabulü halinde alacağın mahkemece kabul tarihinde değil eksik bırakılan bağımsız bölümün teslim tarihinde

doğduğu kabul edilmelidir. Bu tarih iflas tarihinden önce olması nedeniyle eldeki davada kaydı istenen bedelin iflas tarihinden önce doğduğunun kabulü gerekir. Tüketiciler tarafından takip edilen davaların davacı aleyhine sonuçlanma ihtimali bulunduğundan dava edilen bu alacağın masaya nizalı alacak olarak kaydının yapılması gerekir. Bu durumda mahkemece davacıdan talep edilen alacağın nizalı alacak olarak masaya kaydına karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Görüldüğü üzere Yargıtay kararlarında da tahsil edilen alacağın iflas masasına kaydı için kesinleşme şartı aranmamakta olup, iflas tarihinden önce doğmuş bir alacak olması yeterli kabul edilmektedir.

14. Öte yandan bir kararın gereğinin yerine getirilmesi için kural olarak kesinleşmesi şartı aranmamaktadır. Ancak elbette ki bu kuralın istisnaları söz konusu olup, istisnai durumlar da çeşitli mevzuatta düzenlenmiştir. Örnek vermek gerekirse; boşanmaya ilişkin ilamlar, mülkiyet hakkına dayanan ilamlar, taşınmazın aynına ilişkin ilamlar gibi ilamların kesinleşmedikçe icraya konulamayacağı düzenlenmiştir. Bu çerçevede bir değerlendirme yapıldığında; İş Bankasından tahsil edilen ve İstanbul 1.

Asliye Ticaret Mahkemesi’nin Esas sayılı alacak davasına konu edilen 298.465.757,01 TL tutarındaki alacağın kesinleşmeden icraya konulamayacak ilamlardan olmadığı tespit edilmiştir. Hal böyle olunca TMSF tarafından söz konusu alacak davasının temyiz incelemesi devam ettiği gerekçesiyle iflas masasına kaydının yapılmadığı yönündeki savunmasına da itibar edilmemiştir.

15. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının

“mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yapılmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125. maddesinde belirtilen

“İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü, ayrıca başvuru konusu iflas masasına kaydı talep edilen ve aynı zamanda İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin

Esas sayılı alacak davasına konu edilen 298.465.757,01 TL tutarındaki alacağın kesinleşmeden icraya konulamayacak ilamlardan olmadığı, öte yandan Yargıtay kararlarında tahsil edilen alacağın iflas masasına kaydı için kesinleşme şartı aranmayıp iflas tarihinden önce doğmuş bir alacak olmasının yeterli kabul edildiği göz önünde bulundurulduğunda; ödemeye çağrı mektuplarının iptaline ilişkin mahkeme kararlarının gerekçesinde belirtildiği üzere İş Bankası’ndan tahsil edilen 298.465.757,01 TL tutarındaki alacağın iflas masasına kaydının yapılmayarak mahsup işleminin gerçekleştirilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde İdare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile,

Başvuru konusu mahkeme kararlarının gereğinin yerine getirilerek İş Bankası’ndan tahsil edilen 298.465.757,01 TL tutarındaki alacağın iflas masasına kaydının yapılmasına yönelik makul sürede işlem tesisi için TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU

BAŞKANLIĞI’NA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi