|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının iş kazası nedeniyle ödenmeyen sürekli iş göremezlik gelirlerinin yasal faizi ile birlikte tahsiline ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının gelirlerinin kesilmesinde davalı Kurumun kusurunun bulunmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Ancak, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, davacının gelirlerinin kesilmediğini, ancak alınmayan gelirlerin zamanaşımına uğradığını tespit etmiştir.
Yargıtay, davacının gelirlerinin kesilmesine dair geçerli bir sebep olmadığını ve bu nedenle gelirlerin kesilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, davacının 1995-2012 yılları arasında ödenmeyen sürekli iş göremezlik gelirinin toplam 31.436,46 TL olarak tespit edilmesi üzerine, bu meblağın yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davalı Kurumun temyiz itirazlarını reddederek, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu onamıştır. Bu karar, iş göremezlik gelirlerinin kesilmesi ve zamanaşımı konularında önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
10. Hukuk Dairesi 2024/12985 E. , 2024/13155 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/359 E., 2024/257 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki zamanında ödenmeyen iş göremezlik gelirlerinin yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Yargılamanın devamı sırasında vefat eden davacının vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 29.02.1972 tarihinde iş yerinde geçirdiği iş kazası sonucu sağ gözünden yaralanarak malul duruma düştüğü, bu nedenle aylık almaya başladığı, daha sonra 1991 yılının ilgili ayında emekliliğini hak edip emekli maaşı bağlanan davacının emekli maaşını bankadan aldığı ve iş kazası nedeni ile emekli olmadan önce almakta olduğu aylığı çekmek istediğinde hesabına aylığının yatmadığını gördüğü, kendisi davalı Kuruma giderek nedenini sorduğunda “İki aylık alamazsın, hangisi yüksekse o verilir, diğeri kesilir.” cevabı ile karşılaştığı, davacının yıllar sonra bir radyo programından bu durumda olan bir kişinin iki aylığını da alabileceğini öğrendiği, davacı adına ilgili Kuruma müracaat ederek bu durumun düzeltilmesi başvurusunda bulundukları, Kurumun aylığın kesildiği tarihten bu yana aradan uzun yıllar geçtiğinden bahisle yeniden sağlık raporu alınmasını istediği, buna istinaden yeniden sağlık raporu alınarak davalı Kuruma verildiği, davalı Kurumca ödenmeyen maluliyet aylıklarının ancak geriye dönük 5 (beş) yıllık kısmının ödenebileceği daha öncekilerin zamanaşımına uğradığı bilgisinin verildiği iddiasıyla davalı Kurumda çalışanların kusurlu eylemi nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 1991 yılının ilgili ayından itibaren 06.06.2012 tarihine kadar ödenmeyen maluliyet aylıklarının, ödeme yapılan son 5 yıllık kısım gibi TÜFE uygulanarak güncellenmiş tutarının, şimdilik 5.000,00 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan gelirlerin kesilmesine ilişkin işlemlerin yerinde ve hukuki olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 25.03.2019 tarihli ve 2018/7 Esas, 2019/270 Karar sayılı kararla; davacının ödenmeyen sürekli iş göremezlik gelirlerinin ödenmemesinde Kurumun herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacı adına gelirlerin düzenli olarak banka hesabına yatırıldığı, hesabın hareketsiz kalması üzerine ilgili banka tarafından bu durumun Kuruma bildirildiği ve hesaptaki paraların Kuruma iade edildiği, dolayısıyla Kurum işleminde bir hata bulunmadığı, davacının tüm bu süreç boyunca kendisine ödenen sürekli iş göremezlik ödeneğini bankadan çekmediği gibi uzunca bir süre de takip etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2019 tarihli ve 2018/7 Esas, 2019/270 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 2019/2828 Esas, 2021/781 Karar sayılı kararı ile davacıya 29.02.1972 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle 01.07.1972 tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, Şubat/1995 tarihine kadar davacının sürekli iş göremezlik gelirinin ödendiği ancak banka hesabının hareketsiz kalması üzerine ilgili banka tarafından bu durumun Kuruma bildirildiği ve hesaptaki paranın Kuruma iade edildiği, Kurum tarafından davacının iş kazasına dayalı olarak sürekli iş göremezlik geliri kesilmediği, davacı tarafından çekilmediği belirlendiğinden 506 sayılı Kanun’un 99 ve 5510 sayılı Kanun’un 97 nci maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle davacının Haziran/2012 tarihinden önceki dönemlere ilişkin sürekli iş göremezlik gelirinin ödenmesi talebinin reddine dair mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 2019/2828 Esas, 2021/781 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 25.04.2023 tarihli ve 2021/7522 Esas, 2023/4434 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
“…Eldeki davada, 29.02.1972 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davalı Kurumca davacıya 25.05.1972 tarihinden başlamak kaydı ile kısa vadeli sigorta kollarından iş göremezlik geliri bağlandığı, davacının 12.12.1991 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebi üzerine, davalı Kurumca davacıya uzun vadeli sigorta kollarından yaşlılık aylığının 01.01.1992 tarihinden itibaren bağlanmış olduğu, ne var ki 506 Sayılı Kanunun 92 nci maddesi hükümlerinin uygulanarak yaşlılık aylığının tam, sürekli iş göremezlik gelirinin ise birleşme nedeniyle bu tarihten itibaren yarım gelir üzerinden ödenmeye devam edildiği anlaşılmakta ise de, davalı Kurumca 1995 yılında banka hareketleri üzerinde ve alınmayan gelirlerin nedenleri hakkında yapılan rutin kontrol ve yapılan araştırma sonrasında 19.04.1995 tarihli nüfus müdürlüğünün yazısından da anlaşıldığı üzere, davacının sağ olduğunu tespit etmesine ve hatta davacı hakkında yaşlılık aylığının devam ettirilmesine rağmen, 14.02.1995 tarihine kadar alınmayan gelirlerin alacak kaydedilerek, davacının gelirlerinin kesildiği, davacının ise 2017 yılına kadar bu duruma sessiz kalıp 2017 yılında yaptığı başvuru üzerine davalı Kurumca yeniden sürekli iş göremezlik oranının tespiti yapılarak gelirlerin başlatıldığı, ancak, 5510 Sayılı Kanun’un 97 nci maddesinin uygulanarak, 2012 yılından itibaren başlatıldığı ve önceki dönemde hak edilen gelirlerin zamanaşımı nedeniyle ödenmediği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, dava konusu olayda, 5510 sayılı Kanun’un 97 nci maddesi veyahut 506 sayılı Kanun’un 99 uncu maddesi hükümlerinin uygulanma yeri olmayıp, davalı Kurumca geçerli bir sebeple gelirlerin durdurulmadığı veya kesilmediği, buna göre kanun hükümlerine uygun şekilde bağlanmış gelirlerin kanuni dayanak olmaksızın kesilmesi halinde, mahkemece davacının gelirlerinin kesildiği tarihten itibaren devam ettirilmesi gerektiği ve davacının talebi dikkate alınarak, yapılacak irdeleme sonucuna göre, yeniden bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…”
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacının gelirlerinin kesildiği tarihten itibaren devam ettirilmesi gerektiği dosyada alınan bilirkişi ek raporuna göre de davacıya 06.04.1995 – 06.06.2012 tarihleri arasında ödenmeyen sürekli iş göremezlik gelirinin toplam 31.436,46 TL olduğu ve bu meblağın davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 31.436,46 TL ödenmeyen sürekli iş göremezlik gelirinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanun’un 97 nci maddesi uyarınca 5 yıl içinde tahsil edilmeyen gelir ve aylıkların ödenemeyeceği, ayrıca 506 sayılı Kanun’un 92 nci maddesi uyarınca gelirin yarısının ödenebileceği, davacıya birleşmeyle ilgili yazı gönderildiği, davacıya yatırılan gelirlerin hesabın hareketsiz kalması nedeniyle iade edildiği, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, zamanında ödenmeyen iş göremezlik gelirlerinin yasal faizi ile birlikte tahsiline ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.