onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, iş kazası sonucu meydana gelen rücuan tazminat davasına ilişkindir. Yargıtay, işveren ve üçüncü kişilerin, meydana gelen iş kazası nedeniyle Kuruma karşı sorumluluğunun yalnızca kusur sorumluluğu ile sınırlı olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, işverenin ve üçüncü kişilerin kusurunun tespit edilmesi için olayın maddi olgularının eksiksiz bir şekilde araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Mahkeme, iş kazasının oluşumuna etki eden tüm faktörleri dikkate alarak, işveren ve diğer ilgililerin kusur oranlarını belirlemelidir. Yargıtay, eksik araştırma sonucu verilen kararların usul ve kanuna aykırı olduğunu ifade ederek, mahkemenin yeniden bir bilirkişi raporu alarak kusur oranlarını belirlemesi gerektiğini belirtmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, iş kazası ile ilgili olarak yapılan değerlendirmelerin eksik olduğunu ve bu nedenle kararın bozulması gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme, iş kazası ile ilgili tüm tarafların kusur durumunu yeniden inceleyerek, doğru bir karar vermekle yükümlüdür.

10. Hukuk Dairesi         2024/11548 E.  ,  2024/12328 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2019/69 E., 2024/347 K.
    KARAR : Davanın kısmen kabulüne

    Taraflar arasında Mahkemede görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemece, bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili, davalılar … Yatırım Holding A.Ş ve … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; … ‘ın 06.08.2005 günü 31 D 9049 plaka sayılı servis aracı ile işyerine giderken meydana gelen trafik -iş kazasında vefat ettiğini, geride kalan hak sahiplerine 57.591,45 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını 208,00 TL cenaze yardımı ödendiğini, olayın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğunu beyanla şimdilik Kurum zararının 5.779,95 TL sinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II. CEVAP
    1.Davalı Milangaz A.Ş. ile … vekili sigortalının ölümü ile sonuçlanan olayın iş kazası olmadığını, olayın meydana gelmesinde müvekkillerinin herhangi bir kusuru olmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    2.Davalı İsviçre Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; 73 FA 069 Plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçedeki limit ile sınırlı olduğunu, faiz talep edilmeyeceğini, mükerrer ödemeye meydan vermemek bakımından hak sahiplerinin Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2005/538 Esas sayılı dava ile birleştirilmesi gerektiğini beyanla; fazla istemin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 07.05.2013 tarihli 2008/21 E., 2013/293 K., sayılı kararı ile Kurum alacağının %100 kusur karşılığı olmak üzere, davanın kabulüne, Kurum alacağı olan 55.975,28 TL peşin değerli gelir ile 208 TL cenaze yardımı olmak üzere toplam 56.183,28 TL’nin peşin değerli gelirlerin onay tarihi olan 23.02.2006 tarihinden, cenaze yardımının 26.01.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı Kuruma verilmesine, davalı İsviçre Sigorta A.Ş. nin poliçe limiti ile sorumlu olmasına karar verilmiştir.

    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan …, Milangaz LPG Dağ. A.Ş., Ergo Sigorta A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    2.Dairenin 28.06.2016 tarih ve E.2016/4176, K.2016/10770 sayılı kararında; Yargıtay bozma ilamında temyiz dilekçesinin kapsamına göre yerinde görülmeyen sair hususların reddedildiği belirtilerek özetle, “…1-İşveren ve üçüncü kişilerin, meydana gelen iş kazası nedeniyle sigortalı ya da hak sahiplerine sosyal sigorta yardımları yapmakla görevli olan Kuruma karşı 506 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi uyarınca sorumluluğu, kusur sorumluluğu ile sınırlı bulunmaktadır. Anılan kusur sorumluluğu; ancak işverenin kastı, suç sayılır eylemi, işçilerin sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına aykırı eyleminin; üçüncü kişilerin kasıt ve kusuru ve bunlarla meydana gelen iş kazası arasında illiyet bağının bulunması halinde oluşmaktadır. Buna göre; işverenin/üçüncü kişilerin iş kazasındaki kasıt veya kusurunun tespiti amacıyla; iş kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi, işveren ve diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi gerekir.

    Mahkemece, İşçi sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatı ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, tüm davalıların kazaya etkisini somut verilere dayalı ayrıntılı irdeleme içeren kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve Kanun’a aykırı olup bozma nedenidir.

    2-06.08.2005 tarihinde meydana gelen trafik- iş kazasında sigortalı … Kınal vefat etmiştir.
    Davalılar, Milangaz LPG Dağ. A.Ş., … tarafından ıslah zamanaşımı definde bulunulduğu ancak Mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Davalılar 506 sayılı Kanun’un 26/2 nci maddesi kapsamında 3 üncü kişi durumundadır. 506 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin 2 nci fıkrası çevresinde açılan dava, olayın trafik kazası niteliğinde olması da gözetildiğinde Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre, 2 ve 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Yani zarara ve faile ıttıla tarihinden itibaren 2 yıl, her halükarda ise, kaza tarihinden itibaren 10 yıl içinde davanın açılması gerekmektedir.

    Mahkemece, davalılar tarafından ıslaha karşı yöntemince zamanaşımı def’inde bulunulduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve Kanun’a aykırı olup bozma nedenidir.

    3-2918 sayılı Kanun’un 99 uncu maddesinde, sigortacıların, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan tutarları hak sahibine ödemek zorunda oldukları belirtilmiş olup bu tür rücu davalarında sigorta şirketleri yönünden faiz başlangıcına karşılık gelen temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekmektedir. Kurumca şirkete başvurulmasına karşın 8 iş günü içerisinde ödeme yapılmadığı takdirde, anılan sürenin sonunda temerrüt olgusu gerçekleşeceğinden faiz başlangıcı 9 uncu güne karşılık gelen tarih olarak kabul edilmeli, başvuru yapılmaması veya gerekli belgeler eklenmeksizin başvurulması durumunda ise şirketin temerrüdünden söz edilemeyeceğinden, faiz başlangıcı olarak icra takip günü, takip yapılmaksızın dava açılması durumunda da dava tarihi esas alınmalıdır.

    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek, Kurumdan, davalı … şirketinin usulünce temerrüde düşürüp düşürmediği araştırılıp, varılacak sonuca göre, faiz başlangıcı yönünden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve Kanun’a aykırı olup bozmayı gerektirir.

    4-Eldeki davada, kazaya sebep olan tanker sürücüsü … Kınacılar’ın da vefat ettiği, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda … K.‘a verilen %10 oranındaki kusurun diğer davalıların kusuruna ilave edilerek tüm davalıların sorumlu tutulduğu anlaşılmıştır. 506 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasının “Ancak; iş kazası veya meslek hastalıkları sonucu ölümlerde bu Kanun uyarınca hak sahiplerine yapılacak her türlü yardım ve ödemeler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kasdı veya kusuru bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez.” denilmektedir.

    Mahkemece, 506 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası gözetilmeksizin, kazalı … Kınal’ın kusur durumunun irdelenmemesi ve ölen tanker sürücüsü …‘in kusurundan diğer davalıların sorumlu tutulması usul ve Kanun’a aykırı olup bozmayı gerektirir, gereğine işaret edilerek söz konusu karar bozulmuştur.

    B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    İlk Derece Mahkemesinin 24.07.2018 tarih, E.2016/654, K.2018/536 sayılı kararı ile Mahkemece alınan kusur raporu ile ölen … Kınal’ın olayda kusuru olmadığını, olayın meydana gelmesinde; LPG tankerli kamyon sürücüsü … Uçar’ın % 10 kusurlu olduğunu, davalı taşeron Özedinler Uluslar arası Nak. ve Pet. Ürünleri İnş. Paz. Ltd Şti. nin % 30, tank imalatçısı …-Şen karuser ve tanker İmalat Ltd Şti. nin % 20, dolumu yapan davalı Milangaz A.Ş. nin % 20, davalı Altunlar Gıda Ulus. Nak. ve Pet. Ürn. Ltd Şti nin % 10, ceza davasında kusurlu görülerek kusuru kesinleşenlere Yargıtay kararı gereğince kusur izafesi zorunlu olduğundan tankı imal eden firma temsilcisi …’in % 5, Milangaz A.Ş. firma sorumlusu …’ın da % 5 oranlarında kusurlu olduğu, buna göre Kurum zararı olan 50.377,75 TL ilk PSD nin ve 187,20 TL cenaze yardımının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir.

    C. Bozma Kararı
    1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum, Milangaz Lpg Dağıtım A.Ş., … ve Ergo Sigorta A.Ş vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    2.Dairenin 27.12.2018 tarih ve E.2018/6743, K.2018/11291 sayılı kararında; ..1-…-Şen Karuser Tanker İmalatı Ltd. Şti.’nin terkinle tüzel kişiliğinin son bulması karşısında, anılan şirket yönünden bu aşamada feragat olmaz. Öncelikle ihya ile taraf sifatı sağlandıktan sonra feragat konusunda bir karar verilebilir. Kaldı ki bir taraftan davalı hakkında feragat nedeniyle davanın reddine karar verilirken, gerekçeli kararda davalı hakkında müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmiştir. Mahkemece davalı …-Şen Karuser Tanker İmalatı Ltd. Şti.’nin ihyasının sağlanmadan feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

    2-Davalılar, Milangaz LPG Dağ. A.Ş., … tarafından ıslah zamanaşımı definde bulunulduğu ancak Mahkemece değerlendirilmediği anlaşılması karşısında; Dairemizin 28.06.2016 tarih E.2016/4176, K. 2016/10770 sayılı bozma ilamı ile zamanaşımı def’inde bulunulduğu gözetilerek, bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve Kanun’a aykırı olup bozma nedeni yapılmış ise de Mahkemece zamanaşımı yönünden verilen karar eksik ve hatalıdır.

    …Somut olayda; Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalara aykırı bilirkişi raporunda belirlenen uzamış ceza zamanaşımını dikkata alarak hüküm kurması hatalıdır.

    3-Mahkemece alınan 26.02.2018 tarihli kusur raporunda Özedinler Ulus. Nak. Petrol ürü. İn. Paz. Ltd. Şti.nin %30, …’ın %5 kusuru da içinde olacak şekilde davalı Milangaz Dağıtım Lpg A.Ş ‘nin %20, Altunlar Gıda Ulus. Nak. ve Pet. Ür. Ltd. Şti.’nin %10, …’in %5 oranında kusuru da içinde olacak şekilde …-Şen Karuser ve Tan. İml. Ltd. Şti. %25 oranında kusurlu olduğu rapor edilmiş ise de, kusur oran ve aidiyetinin %100 oran üzerinden yapılması gerekirken %95 kusura göre oran ve aidiyet belirlenmesi hatalıdır.

    4- Rücu davalarında faiz başlangıcı, gelir ve aylıklar yönünden, gelir veya aylığın Kurumun yetkili organınca onaylandığı, diğer ödemeler yönünden ise ödeme tarihidir. Bu nedenle bağlanan aylıklar yönünden onay tarihi esas alınarak faize hükmetmek gerekir, ancak sigorta şirketleri yönünden, 2918 sayılı Kanun’un 99 uncu maddesinde, sigortacıların, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan tutarları hak sahibine ödemek zorunda oldukları belirtilmiş olup, bu tür rücu davalarında sigorta şirketleri yönünden faiz başlangıcına karşılık gelen temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekmektedir. Kurumca şirkete başvurulmasına karşın 8 iş günü içerisinde ödeme yapılmadığı takdirde, anılan sürenin sonunda temerrüt olgusu gerçekleşeceğinden faiz başlangıcı 9 uncu güne karşılık gelen tarih olarak kabul edilmesi gerekirken Mahkemece 28.11.2007 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve Kanun’a aykırı olup bozma nedenidir, gereğine işaret edilerek söz konusu karar bozulmuştur.

    D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Özedinler Uluslararası Nakliyat Petrol Ürünleri İnşaat Pazarlama Ltd. Şti’nin % 30, davalı …’ın % 5, davalı Milangaz LPG Dağıtım A.Ş.’nin %20, davalı … Gıda Uluslararası Nakliyat Petrol Ürünleri Temizlik İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti’nin %10, davalı …’in % 5, davalı …- … Tanker İmalatı San. ve Tic. Ltd. Şti’nin %20, aynı trafik-iş kazasında vefat eden tanker sürücüsü … ‘ın %10 oranında kusurlu olduğu, kazalı sigortalı … Kınal’ın bir kusurunun bulunmadığını kabul ile davanın kısmen kabulüne, davanın …- … İmalatı San ve Tic Ltd Şti yönünden feragat nedeni ile reddine, davacı Kurum zararının 50.564,95 TL olarak belirlenmesine, 50.377,75 TL gelirin 23.02.2006 onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, 187,20 TL cenaze masrafının 26.01.2006 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı Kuruma verilmesine, HDI (Ergo) Sigorta yönünden faiz 07.12.2007 temerrüt tarihinden itibaren başlatılmasına ve poliçe limite ile sorumlu olmasına karar verilmiştir.

    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili, davalılar … Yatırım Holding A.Ş. ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davacı Kurum vekili; Mahkeme tarafından bozmaya uyulmasına rağmen bozma kararında %100 kusur durumu üzerinden müşterek ve müteselsilen karar verilmesi gerekirken %90 kusur durumu üzerinden karar verildiğini, yargılama gideri ve ferileri de hatalı hesaplandığını belirterek kararı temyiz etmiştir.

    2.Davalılar … A.Ş. ve … vekili kusur raporunun hatalı olduğunu, meydana gelen trafik kazasına konu olayda sürücünün kusurundan kaynaklandığı göz ardı edilerek müvekkiline kusur yüklendiğini, hak sahibi tarafından açılan tazminat davasında hüküm altına alınan ve ödenen miktarların rücuya tabi olup almadığının araştırılmadığını, kaza olayında tanker imalinden kaynaklı kusurlarının bulunmadığını, kazada %100 oranında maktül sürücü … ’ın kusuru bulunduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’unun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi hükümleridir.

    3. Değerlendirme
    1.Mahkemenin, Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

    Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. … KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e …, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)

    Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).

    2.Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesindeki “İş kazası …, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22 nci maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı …, 3 üncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3 üncü kişilere … rücu edilir.” düzenlemesi gereği, davalıların rücu alacağından sorumluluğu ancak, maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür.

    Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.

    Kusur raporlarının, olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun, 4857 sayılı Kanun’un 77 nci ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2 nci vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun’un 77 nci maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar…” düzenlemesini içermektedir. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı

    davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.

    Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74 üncü maddesi (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu 53 üncü madde) hükmü uyarınca hukuk hakimi ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı değilse de kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır.

    Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof. Dr. … Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.

    Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesi hükmüne göre, kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini hususunda hukuk hakimi ceza mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de ceza mahkemesinde saptanan maddi olgularla bağlı olduğundan, mahkumiyetin kesinleşmesi halinde mahkum olanlara az da olsa bir miktar kusur verilmesi gerekmektedir.

    3-Eldeki davada ise, Mahkemece verilen ilk iki karar, bozma ilamı içeriğinde belirtildiği şekilde kusur raporu alınması ve diğer eksikliklerin neler olduğu ve yapılması gerekenler belirtilerek bozulmasına karar verilmiş, Mahkeme tarafından bozmaya uyulmuştur. Ancak bozmaların gereği yerine getirilmemiştir. Bozma sonrasında, dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelenmesinde verilen 28.10.2019 tarihli raporda; kazanın dolum ve lpg tankının imalatından kaynaklanmadığı, trafik kazası sonucu meydana gelen olumsuzluklara bağlı olarak oluştuğu, sürücü … Uçar’ın %100 oranında asli kusurlu olduğu, kazalı işçilerin herhangi bir kastı ve kusurunun bulunmadığı, sürücü … uçar’ın kullandığı … Ltd. Şti. adına kayıtlı araç işvereninin kusursuz sorumluluğu bulunduğu, olayda diğer davalıların herhangi bir kusurunun bulunmadığı şeklinde rapor verildiği, itiraz üzerine alınan 11.05.2023 tarihli ek raporda ise kazada ihmali olanların belirlendiği ancak kusur oranlarının belirlenmediği, bilirkişilerin 28.08.2008 tarihli bilirkişi heyet raporundaki görüş ve oranlara katıldıklarını belirtmekle yetindikleri, tarafların 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuat ve yönetmeliklere göre ihlalde ve ihmalde bulundukları hususları ayrıntılı olarak bildirdikleri raporlar hükme esas alınmış ise de bozma gereği yerine getirilmemiştir.

    4-Mahkemece, bozma sonrası kusur oran ve aidiyeti belirtilmeden 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve yönetmelikleri çerçevesinde bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş ise de; yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında, öncelikle anılan iş kazası sonucu hak sahiplerince açılan tazminat davalarının bulunup bulunmadığı ve akıbeti araştırılarak, Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/248 Esas sayılı ceza davasının kesinleştiği anlaşılmakla, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile mahkum olanlara herhalde bir miktar kusur verilmesi gereği gözetilerek, dava dışı işverenin de iş kazasında kusurunun bulunup bulunmadığını irdeleyen, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden iş kazasındaki tarafların sıfatları ve kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi bozma nedenidir.

    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle,
    Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.