|
ÖZET: Uyuşmazlık, iş kazası sonucu Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) rücuan tazminat talebine ilişkindir. Davacı SGK, iş kazası sonucu malul kalan sigortalısının uğradığı zararın tazmini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vermiş, ancak davalılar, iş güvenliği tedbirlerinin alındığını ve kazanın sigortalının kusurundan kaynaklandığını savunmuştur.
Yargıtay, iş kazasının kaçınılmazlık sonucu meydana geldiği iddialarını değerlendirirken, işverenin gerekli tüm önlemleri almadığını tespit etmiştir. Bu bağlamda, iş kazasının oluşumunda işverenin %25, sigortalının %25 oranında kusurlu olduğunu belirtmiş, ancak kaçınılmazlık durumunun söz konusu olmadığını vurgulamıştır. Mahkeme, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu belirterek, yeni bir rapor alınması gerektiğine karar vermiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını onaylayarak, davanın yeniden değerlendirilmesi için dosyanın mahkemeye gönderilmesine hükmetmiştir. Bu karar, işverenin sorumluluğu ve iş kazalarının değerlendirilmesinde dikkat edilmesi gereken unsurları net bir şekilde ortaya koymaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/10836 E. , 2024/11888 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/375 E., 2024/43 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı SGK ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde; Kurum sigortalısı …’ın 17.03.2004 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu malul kaldığını, olayın işyerinde boyanmış olarak kamyona takılan damperin arka tarafındaki paspasları takmak için lama tabir edilen metal parçayı 2’ye ayırıp söktükten sonra 2 demir arasına paspası takmak isterken metal demiri çekmesi ile birlikte sol gözüne yabancı bir cismin çarpması şeklinde meydana geldiğini, yapılan müfettiş incelemelerinde gerekli iş güvenliği tedbirlerini almayan işverenin kusurlu bulunduğunu, 104.933,00 TL PSD ve SYZ, 2.094,19 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 60,00 TL tedavi masrafı ödenmekle toplam 107.087,19 TL Kurum zararının meydana geldiğini, Kurum alacağından şimdilik 10.708,72 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili tarafından sunulan 25.05 2016 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 107.087,19 TL müvekkil Kurum alacağından, 26.233,25 TL’sinin 13.09.2006 gelir onay tarihinden itibaren, 523,55 TL’sinin tediye tarihinden, 15 TL’sinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili talep edilmiştir.
3.Davacı Kurum vekili tarafından sunulan bozma sonrası birleşen dava dilekçesi ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre bakiye %75’lik Kurum zararının karşılığı olan tutarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, müvekkileri tarafından tüm iş güvenliği tedbirlerinin alındığını, Kurum sigortalısı işçiye işin gerekleri ve uyulması gereken kuralların anlatıldığını, kendisine iş güvenliği eğitimi verildiğini, gerekli malzemelerin teslim edildiğini, işyerinde uyarı levhaları bulunduğunu, davacının kendisine teslim edilen gözlüğü takmaması nedeni ile iş kazasının meydana geldiğini, Sosyal Sigortalar Kurumunun ayrıca hizmet kusuru bulunduğunu, davacının tedavisi sırasında yaşanılan aksaklıklar nedeni ile sigortalının malul kaldığını, doktoru ile ilgili olarak savcılık soruşturması bulunduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 2018/55 Esas 2020/180 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile net 22.051,03 TL’nin 13.09.2006 tarihinden, 523,55 TL’nin 31.08.2004 tarihinden, 15,00 TL’nin 17.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı SGK ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2021 tarihli ve 2020/1267 Esas 2021/494 Karar sayılı kararıyla; davacı vekili ile davalıların vekillerinin, istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 22.11.2021 tarihli 2021/7031 Esas 2021/14606 Karar sayılı kararında; “…Eldeki davada, hükme esas alına bilirkişi kusur raporunda; sigortalının %25, davalılara ait işverenliğin %25 oranında kusurlu olduğu, olayın oluşumunda %50 oranında kaçınılmazlığın söz konusu olduğu kabul edilmiş ise de davaya konu iş kazasının sigortalının işyerindeki kamyona takılan damperin arka tarafındaki paspasları takmak isterken, lama diye tabir edilen metal parçayı ikiye ayırıp söktükten sonra, iki demir arasına paspası takmak isterken, metal demiri çekmesi ile sol gözüne bir cismin kaçması sonucu meydana geldiğinin anlaşılması karşısında, yukarıda belirlenen maddi ve hukuki olgular karşısında iş kazasının kaçınılmazlık sonucu oluşmadığı açıktır. Bir diğer anlatımla, meydana gelen iş kazasında; şayet, işveren, tüm önlemleri almış bulunmasına karşın, zararlandırıcı sigorta olayı ortaya çıkmışsa kaçınılmazlıktan söz edilebilir. Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; somut olayda artık, kaçınılmazlıktan bahsedilemez. Yani somut olayda alınması gereken tüm tedbirler alınmış değildir. Kaçınılmazlık olgusunun var olabilmesi için öncelikle tüm tedbirler alınmalı, buna rağmen beklenmedik olaylar nedeniyle kaza meydana gelmelidir. Yanılgıya dayalı, yargısal denetime elverişli olmayan raporun hükme dayanak alınması yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş, olayda kaçınılmazlık bulunmadığının dikkate alınacağı, tarafların kusur durum ve oranlarının belirlenmesi için ceza ve sigortalı tarafından açılan tazminat davası varsa bu dosyalar da gözetilerek yeniden alanında uzman bilirkişilerden oluşan, olayın oluşuna uygun mahiyette heyet raporu almak ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.” hususlarına işaret edilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile net 66.153,07 TL’nin 13.09.2006 tarihinden, 1.570,64 TL’nin 31.08.2004 tarihinden, 45,00 TL’nin 17.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı SGK ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili tarafından; sigortalıya %25 kusur atfedildiğini, sigortalının kusurlu bulunmasına itiraz ettiklerini, Kurum alacağının düşük miktardan hesaplandığını belirterek bu sebepler ve re’sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulması talep edilmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kusursuz olduğunu, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, zaman aşımına yönelik def’ilerinin Mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, dosya kapsamına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Kurum ve davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.