|
ÖZET: Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Mahkeme, manevi tazminat isteminin miktarının kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereği temyiz edilemeyeceğine karar vermiştir. Ayrıca, maddi tazminata ilişkin temyiz itirazları da incelenmiş ve tarafların iddia ve savunmalarının, belgelere ve hukuka uygun olduğu belirlenmiştir.
Sonuç olarak, temyiz istemleri reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı onanmıştır. Bu karar, tarafların karşılıklı iddialarının ve hukuki durumlarının yeterince değerlendirildiğini göstermektedir. Temyiz itirazlarının, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına hükmedilmiştir. Bu durum, iş kazası sonucu oluşan tazminat taleplerinin hukuki çerçevede nasıl değerlendirileceğine dair önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
10. Hukuk Dairesi 2024/1552 E. , 2025/867 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2176 E., 2023/1769 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/345 E., 2022/516 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, 29.12.2018 tarihinde davalıya ait inşaatta çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu sağ gözünün görme işlevini tamamen kaybettiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasını istemiş, yargılama aşamasında maddi tazminat talebini 446.255,61 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş kazasının davacının kusurundan kaynaklandığını, davacının kendisine zimmetle verilen koruyucu gözlüğü kullanmadığını, SGK denetmen raporunda da davacının ağır kusurlu olduğunun tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapımını davalı şirketin üstlendiği inşaat işyerinde sigortalı olarak çalışan davacının, 29.12.2018 günü inşaatın 4. katında kolona kalıp çaktığı sırada beton çivisinin parçalanarak gözüne çarpması sonucu meydana gelen iş kazası ile sağ gözünden yaralandığı, davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının % 38,2 olarak belirlendiği, 27.12.2021 tarihli rapora itibar edilerek iş kazasının meydana gelmesinde davalının % 50, davacının ise % 50 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, bilirkişi tarafından davacının maddi zarar tutarının 379.105,07 TL olduğunun belirlendiği, Kurum tarafından rücu edilebilecek miktarın davacının maddi tazminat tutarından mahsubu ile davacının maddi zararının 340.836,19 TL olduğu anlaşıldığından anılan miktarın hüküm altına alınmasına, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verildiği, davacı vekilince hükme esas alınan hesap bilirkişi raporuna süresi içerisinde itiraz edilmediği, davacı ıslah dilekçesi ile tazminat miktarının tayininde yeniden belirlenen asgari ücretin uygulanması suretiyle tazminat hesabı yapılması gerektiği yönünde beyanla davasını bu beyan üzerinden ıslah etmiş ise de davacı vekiline hüküm öncesi celsede rapora itiraz etmemesi üzerine ıslah için kesin süre verildiği, süresi içerisinde asgari ücret artışının gerçekleştiği, bu belirlemeye göre yeniden rapor aldırılması talebinin reddedildiği, olayın oluş şekli, tarafların kusur oranları, özellikle davacıya yüklenen % 50 oranındaki kusur ile ekonomik ve sosyal durumları, davacının maluliyet oranı, elem ve ızdırabın derecesi nazara alınarak manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle” 340.836,19 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece hükme esas alınan 27.12.2021 tarihli kusur raporunun, iş kazasının meydana geldiği iş kolundan seçilen ve aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişilerce ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, kusur aidiyet ve oranlarının dayanakları açıkça belirtilmek suretiyle tespit edildiği, anılan iş kazası nedeniyle SGK denetmeni tarafından düzenlenen 13.10.2020 tarihli inceleme raporunda tespit edilen kusur oranları ile de uyumlu olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi tarafından anılan rapora itibar edilerek kusur oranlarının belirlenmesinde isabetsizlik görülmediği; her ne kadar davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde inşaat ustası olarak çalışması nedeniyle emsal ücret araştırması yapılarak gerçek ücreti üzerinden maddi tazminat hesabı yapılması gerekirken asgari ücret esas alınarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, karar tarihindeki asgari ücret artışlarının dikkate alınması gerektiğini, davalı vekili ise; hükme esas alınan hesap raporunda aktif dönem zararının yanlış hesaplandığını ve pasif dönem hesabı yapılmaması gerektiğini ileri sürmüş iseler de davacı tarafın, 13.06.2022 tarihli hesap raporuna süresi içerisinde açıkça itiraz etmemesi ve böylece davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşması, diğer yandan hükme esas alınan hesap raporunun hüküm tesisine elverişli ve yeterli bulunduğunun anlaşılması karşısında tarafların bu hususlara yönelik istinaf nedenlerinin de yerinde görülmediği, tarafların kabul edilen kusur oranları, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli ve tarihi, davacının iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik derecesinin %38,2 olarak belirlenmiş olması hep birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece takdir edilen 20.000,00 TL manevi tazminatın çok az olduğu, davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağının gözetilmemesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle; “davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 340.836,19 TL maddi tazminatın, iş kazasının meydana geldiği 29.12.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın, iş kazasının meydana geldiği 29.12.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; davacının inşaat kalıp ustası olarak çalıştığını, maddi tazminat hesaplamasında esas alınmak üzere emsal ücretin araştırılması ve araştırma sonucunun esas alınması yönündeki taleplerinin kabul edilmediğini, tazminat hesaplamasının davacının aldığı gerçek ücret esas alınarak yapılmasını, karar tarihindeki asgari ücret artışlarının uygulanmamış olmasının hatalı olduğunu, bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan tarafların talebi olmasa bile resen Mahkeme tarafından gözetilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalı vekili; işgöremezlik derecesinin % 38,2 olarak belirlenmiş olmasına karşılık karara dayanak bilirkişi raporunda hesaplanmaması gereken pasif dönem zararına süresinde yaptığı itirazın İstinaf kararında değerlendirilmediğini, takdir edilen manevi tazminat tutarı yeterli olmasına karşılık bölge adliye mahkemesince tazminat miktarının arttırılmış olmasının hatalı olduğunu, ıslah edilen kısım için kaza tarihinden faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, davacının bağışlanmaz kusuru dikkate alınarak maddi tazminat tutarında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
A-Taraf vekillerinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
B-Taraf vekillerinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Taraf vekillerinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Taraf vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.