onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, iş kazası nedeniyle tazminat talebine ilişkin bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, belediyeye ait bir otoparkta çalışırken silahlı saldırıya uğrayarak ağır yaralanmış ve %42 oranında sakat kalmıştır. Davalı taraf, davacının belediyenin elemanı olmadığını ve olayın meydana geldiği tarihte otoparkı işletmediklerini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davanın kısmen kabulü ile davacıya maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, davalı belediyenin olayla ilgili sorumluluğunu değerlendirirken, davacının iş kazası sırasında belediyenin alabileceği güvenlik tedbirlerinin bulunmadığını ve illiyet bağının kesildiğini belirterek, davanın belediye yönünden reddine karar vermiştir. Sonuç olarak, davalı … yönünden %100 kusur bulunmasına rağmen, davanın belediye aleyhine reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

10. Hukuk Dairesi         2023/5742 E.  ,  2024/8620 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2021/485 E., 2022/252 K.
    KARAR : Kısmen kabul

    Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemi davası nedeniyle Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmakla; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilini … binası karşısında bulunan belediyeye ait açık otopark alanında yine belediye başkanlığı adına basılmış makbuzlarla ücret almak suretiyle otopark görevlisi olarak 2007 yılı Ocak ayı başlarında işe başladığını, davacı müvekkilin işe başlamasından çok kısa bir süre sonra 10.01.2007 tarihinde görev yeri olan otoparkın girişinde bulunan kulübede … ile birlikte oturmaktayken kimliği henüz o tarihte bilinmeyen bir şahıs kulübenin kapısından ve aralarında hiçbir konuşma geçmeden doğrudan davacı müvekkile 13-14 el ateş edildiğini ve olay yerinden kaçarak uzaklaştığını, davacının vücuduna aldığı ağır ve öldürücü nitelikteki darbeler ile çok ağır bir şekilde yaralandığını, aylarca komada yoğun bakımda kaldığını, hatta büyük bir şans eseri ölümden kurtulduğunu, ancak meydana gelen bu iş kazası nedeniyle müvekkilinin %42 gibi yüksek bir sakatlık oranı ile maalesef sakat kaldığını, 20.000TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 184.439,97 TL’ye artırmıştır.

    II. CEVAP
    1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının meydana geldiği tarihte söz konusu yerin işgalciler eliyle kullanıldığını, zabıta müdürlüğü tarafından ilçe emniyet müdürlüğünden yardım istendiğini, 08.09.2008 tarihinde zabıta ekiplerince teslim alındığını ve bu tarihten itibaren müvekkili idare tarafından işletilmeye başlandığını, kazanın meydana geldiği tarihte müvekkili idarenin otoparkı işletmediğini, otoparkta işçi çalıştırmadığını, davacının da belediyenin elemanı olmadığını, kendisini işe alan …’in otoparkı ne şekilde işlettiğini bilmediğini belirttiğini, müvekkil idare ile davacı arasında akdedilmiş herhangi bir iş sözleşmesinin de bulunmadığını, açılan davada müvekkili idareye husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca istenen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

    2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile … Belediyesi, … arasında herhangi bir hizmet ilişkisi bulunmadığını, meydana gelen olay ile davalı idare arasında illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığını, olayın meydana geldiği tarihte söz konusu yeri işgalcilerin kullandığını, davalı idarenin otoparkı işletmediğini, otoparkta işçi çalıştırmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, istenen tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

    3.Davalı … duruşmalara katılmamış, herhangi bir cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.

    III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARI
    A) İlk Mahkeme Kararı
    Mahkemenin 18.06.2015 tarih, 2014/245 Esas, 2015/549 Karar sayılı kararı ile davalı … Belediyesi aleyhine açılan dava açısından karar verilmesine yer olmadığına, davalılar …, … Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile hesaplanan 184.439,97 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 10.01.2007’den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar …, … Büyükşehir Belediyesinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, olayın oluş şekli, tarafların kusur durumları, sıfatları, işgal ettikleri makam, sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihi ve paranın bu tarihteki alım gücü, ekonomik koşullar, hak ve nasafet kuralları, davacının maluliyet oranı ve olay nedeniyle duyduğu elem ve acı dikkate alınarak, takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10.01.2007’den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar …, … Büyükşehir Belediyesinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

    B) İlk Bozma Kararı
    Kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesi’nin 2016/8246 Esas, 2017/419 Karar sayılı kararında özetle;

    a) Somut olayda, zararlandırıcı olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu’nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak, dahili davalı …’in kasten öldürmeye teşebbüs eylemi nedeniyle iş kazası ile davalı … arasında illiyet bağının kesilip kesilmediğinin değerlendirilmesi; illiyet bağının kesilmediğinin kabulü halinde davalı … Belediyesinin iş kazasının gerçekleştiği otoparkı işletip işletmediğinin tespiti için, tarafların iddialarında yer alan davalı Belediyenin iş kazası tarihinde Belediye Başkanı olarak görev yapan şahıs hakkında açıldığı iddia olunan ihaleye fesat karıştırma suçu ile ilgili ceza dava dosyasının tespit edilerek dosya arasına getirtilerek Belediyenin yukarıda işaret olunan şekilde 4857 sayılı Kanun’un 77 nci maddesi kapsamında sorumluluğu konusunda alanında uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine dosyanın incelettirilerek, tarafların kusur ve sorumlulukları belirlenmek suretiyle, sonuca gidilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporunu hükme esas alarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı,

    b) Gerek karar gerekse işlem tarihinde geçerli olan 6100 sayılı HMK’da dahili dava diye adlandırılan bir müessese bulunmadığını, açılmış bir davada üçüncü bir kişinin davalı olarak gösterilmesi istenirse harcı ödenerek o kimse hakkında usul hükümlerine uygun bir dava açılmasının gerektiğini, dahili dava dilekçesinin birleştirme istemini de içeren yeni bir dava niteliğinde olduğunu düşünmenin pek tabi mümkün olduğunu, ancak bu durumda da bu niteliği ile de birleştirilen yeni davanın da harca tabi olduğu, diğer bir deyişle dahili dava dilekçesi ile birlikte yeni dava açılırken yapıldığı gibi başvurma ve peşin harcın yatırılması gerektiğinin ortada olduğunu, bunun yanında bir davada o davanın esası bakımından hüküm ancak davanın sujeleri yani davacı ile davalıları için verilebileceğini, hal böyle olunca da, hakkında usulüne uygun biçimde açılmış bir dava bulunmayan dahili davalı hakkında hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğunu,

    c) Kabule göre de hesaba esas ücretin tespitinde; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücretin TÜİK’den, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ilgili Meslek Odalarından araştırılarak gerçek ücretin tespiti gerekirken, davacının kazadan sonra çalıştığı işyerlerine ait bordrolar dikkate alınarak hesap yapılmasının doğru olmadığını, o halde, davalı … Belediyesinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabul edilmesi gerektiğini ve sair temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün bozulması gerektiğine işaretle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    C) İkinci Mahkeme Kararı
    Bozma kararına uyan Mahkemece verilen 03.05.2018 tarih ve 2017/201 E. – 2018/293 K. sayılı ilamında özetle; davalı … Belediyesinin olay tarihindeki belediye başkanının ihaleye fesat karıştırma dosyaları dosya içine alınmış, akabinde üçlü heyetten kusur konusunda rapor aldırıldığı, Mahkemece üçlü heyetin düzenlediği bu rapordaki görüşlere iştirak edildiği, illiyet bağının bulunduğu, sonrasında aldırılan aktüerya bilirkişisinin hazırladığı rapor doğrultusunda hüküm kurulduğu, davanın … Büyükşehir Belediyesi yönünden husumet nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, zira olay tarihi olan 2007 de … Büyükşehir Belediyesinin kurulmuş olmadığını ve İş Kanunu’nun 6 ncı maddesinin de uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle; davanın … yönünden reddine, davanın davalılar … ve … yönünden kısmen kabulü ile hesap edilen 146.403,98 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10.01.2007 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar … ve … Belediye Başkanlığından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

    D) İkinci Bozma Kararı
    Kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28.09.2021 tarih ve 2021/4706 E. – 2021/11083 K. sayılı ilamında özetle; davalı … vekilinin sair temyiz itirazları reddolarak; bozmaya uyan Mahkemece yapılan inceleme neticesinde bilirkişi heyetinden alınan 16.10.2017 tarihli kusur raporunda bozmadan önce bilirkişiden alınan 02.02.2015 tarihli rapordaki kusur oranlarını doğrular mahiyette davalı belediyeye %30, davalı …’e ise %70 kusur verildiği anlaşılmakta ise de olayın gerçekleşme şekline göre Belediye Başkanlığının silahlı saldırı şeklinde gerçekleşen bu somut olayda otoparkta çalışan davacı için alabileceği güvenlik tedbirinin bulunmadığı gibi, illiyet bağının davalı …’in ağır kusur oluşturan eylemiyle kesildiği açıktır. Bu yönle davalı …’in somut olayda %100 oranında kusurunun varlığı kabul edilerek davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde Belediye Başkanlığı yönünden illiyet bağının varlığı kabul edilmek suretiyle bu davalının da tazminat alacaklarından sorumluluğu yönünde hüküm tesisinin hatalı olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    IV. SON BOZMA KARARI ÜZERİNE VERİLEN KARAR
    Bozma kararına uyan Mahkemece yukarıda tarih ve numarası yazılı kararda özetle; Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere, davalı …’in silahla vurma şeklinde gerçekleşen eyleminin ağır kusurlu davranış olduğu, bu eylemle illiyet bağının kesildiği, bu eylem karşısında davalı … Belediyesinin alabileceği güvenlik tedbiri bulunmadığı anlaşılmakla, davanın … Belediyesi yönünden reddine karar vermek gerektiği dolayısıyla davalı …’in %100 oranında kusurlu olduğunu, davalı … yönünden de davanın reddolduğunu, zira yargılamanın önceki aşamalarında verilen bozma ilamında belirlendiği üzere, davalı hakkında usulune uygun açılmış bir dava bulunmadığını, 26.03.2018 tarihli aktüer bilirkişi raporu, somut olaya, mevzuat ve içtihada uygun bulunduğundan, Mahkememizce hükme esas alındığını, olayın oluş şekli, tarafların kusur durumu, sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihi ve o tarihte paranın alım gücü gibi unsurlar dikkate alınarak, 25.000,00 TL manevi tazminata karar vermek gerektiği gerekçeleriyle; davanın davalı … Büyük Şehir Belediyesi ve … Belediyesi yönünden reddine, davanın davalı … yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile;

    146.403, 98 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 10.01.2007 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

    25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10.01.2007 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; olayın vuku bulduğu yer davalı Belediyeye ait açık otopark alanı olup davacı müvekkil görevi gereği otoparkın girişinde bulunan klübede oturur iken davalı … tarafından 13-14 el ateş edilerek silahla vurulmak suretiyle sakat kaldığını, davacı müvekkilin işyerinde çalışmakta iken bu olayın vuku bulduğunun ihtilaf dışı olduğunu, davacı müvekkilin hiçbir kusuru yokken başına gelen bu olaydan mütevellit işyerinin sorumlu olmadığının kabulü hakkaniyete aykırı olduğunu, emsal içtihatların bu yönde olduğunu emsal kararlar incelendiğinde İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu kararın ne kadar yanlış ve hakkaniyete aykırı olduğunun ortaya çıktığını, kaldı ki söz konusu kararın bizzat kanuna aykırı olduğunu, Kanunun işyerinde yaşanan olayların iş kazası sayılacağını açık bir şekilde belirlemişken halen daha davalı Belediyenin sorumlu olmadığına karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    “Temyiz incelemesi” açısından 6100 sayılı HMK geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nın 427 ilâ 444 üncü maddeleri, “Tazminat alacaklarının belirlenmesi ve sorumluluk” açısından zararın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun’un 41, 42, 43, 44, 45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 ve 420 nci maddesi hükümleri, “Olayın meslek hastalığı olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları” açısından iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun’un 11, 12, 22, 23 ve 26 ncı maddeleri, “İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Alınacak Tedbirler” açısından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesi, “Usuli Kazanılmış Haklar” açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

    3. Değerlendirme
    1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerinyeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı gözetilerek, davacı vekili tarafından ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasına gerektirmediği anlaşılmakla, tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1-Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle Mahkeme kararının ONANMASINA,

    2-Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine,

    3-Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,

    17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.