onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı, işverenin talimatına uymayarak özel bir araçla seyahat ederken kaza geçirdiğini, bu nedenle işverenin kusursuz sorumluluğu olduğunu iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, kazanın işveren tarafından verilen işi yürütmek amacıyla gerçekleştiğini kabul etmiş, ancak davacının %20, dava dışı sürücünün %80 kusurlu olduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı onaylamıştır.

Mahkeme, işverenin sorumluluğunun sadece kusur üzerinden değerlendirilemeyeceğini, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştır. İşverenin, çalışanların güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda sorumluluğunun doğabileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, temyiz talebi kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2023/4323 E.  ,  2024/9514 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/535 E., 2023/137 K.
    KARAR : Esastan red
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 1. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2018/88 E., 2020/844 K.

    Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 03.05.2013 tarihinde davalı işyeri adına kesilen hayvanların işlemleri için Samsun ili Havza ilçesi mezbahasına gittiğini, dönüş yolundayken dava dışı …’nün sevk ve idaresindeki … plaka nolu araçta ön koltukta yolcu olarak bulunduğu esnada aracın Gerede ilçesinde … sevk ve idaresindeki … plaka nolu araca arkadan çarpması ile kaza meydana geldiğini ve müvekkilinin yaralandığını, …’nün şirket tarafından görevlendirildiğini bu nedenle işverenin kusursuz sorumluluğu bulunduğunu, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan aracın …’nün kullanmakta olduğu … plaka nolu araç olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, kazada yaralanan müvekkilinin çapraz bağlarının kopması nedeniyle ameliyat olduğunu ancak tam iyileşemediğini, müvekkilinin yaşam kalitesi düştüğünü, meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, davalı işverenin tedavi aşamasında müvekkilini işten çıkarmış olduğunu, 250.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın trafik-iş kazası olduğu, müvekkilinin davacıya otobüsle gidip dönmesini söylediğini ancak davacının işverenin talimatına uymayarak … isimli şahsın aracıyla Samsun’dan dönmekte iken kaza geçirdiğini, davacının işverenin talimatına aykırı bir şekilde başkasına ait özel bir araçla trafik kazası geçirdiğini, bu nedenle müvekkiline kusur veya sorumluluk yüklenemeyeceğini, davacının kaza nedeniyle oluşan herhangi bir özrünün bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava konusu kazanın 04.05.2013 günü saat 06:45 sıralarında Gerede istikametine seyir halinde olan … plakalı araca, aynı istikamette olan …’nün sevk ve idaresinde olan … plakalı araç ile arkadan çarpması sonucu meydana geldiği, dava konusu olayın işveren tarafından verilen işi yürütmek amacıyla araç ile seyahati esnasında gerçekleşen trafik kazası olarak meydana gelmesi nedeniyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 13 üncü maddesi uyarınca iş kazası olduğu, olayda dava dışı araç sürücüsü …’nün %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, davacı …’ın olayda %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu, davalı işverenin kusursuz olduğu, işverenin sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğu, bu durumda dava konusu olayda kusursuz olan davalı şirketin davacının geçirmiş olduğu iş kazası sebebiyle manevi tazminat sorumluluğu bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı iş yerinde ön muhasebe ve ofis elemanı olarak çalışan davacının 03.05.2013 tarihinde davalı iş yeri adına kesilen hayvanların işlemleri için Samsun ili Havza ilçesi mezbahasına gittiğini, 04.05.2013 tarihinde dönüş yolundayken dava dışı …’nün sevk ve idaresindeki … plaka sayılı araçta ön koltukta yolcu olarak bulunduğu esnada aracın Gerede ilçesinde … isimli şahsın sevk ve idaresindeki … plaka sayılı araca arkadan çarpması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, davacının da bu kaza nedeniyle yaralandığını, kaza nedeniyle %38 oranında özürlü kalmış olduğunu, Mahkemece davanın reddine karar verilirken işverenin kazada kusuru bulunmamasını dayanak yapmış olup davaya konu kaza meydana geldiği esnada davacı ile davalı işveren arasında çalıştırma ve bağımlılık ilişkisi mevcut olmakla birlikte kaza davalı işverene ait hizmetin ifası sırasında ve hizmet ile ilgili olarak meydana gelmiş olduğunu, dolayısıyla zarar ile kaza arasında uygun nedensellik bağı bulunduğunu, işverenin kusurunun bulunmamasının davaya konu olayda tazminattan sorumlu olmayacağı anlamına gelmeyeceğini, Gerede Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/4671 Esas sayılı dosyasında aldırılan 18.03.2020 tarihli kusur raporunda araç şoförü …’nün %70, işverenin, davacı …’ı Düzce ilinden Samsun iline uygun koşullarda seyahat etmesi için gerekli özen ve tedbirleri almadığı, çalışana gerekli iş güvenliği eğitimi verilmediğinden, ve risk değerlendirmesi yapılmadığından dolayı %20 oranında tali kusurlu olduğunun, davacı …’ın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirtilmiş olduğunu, ayrıca işverenin tehlike sorumluluğu kapsamında iş kazalarında esas alınması gereken kazalı işçinin kendi kusuru dışındaki zararlandırıcı olaylardan da sorumlu tutulması gerektiğini, Mahkemece olayda işverenin kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak dava dışı …’nün kusurundan, davalı işverenin tazminat sorumluluğu yönünden kusursuz sorumlu olduğu kabul edilerek taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesi

    3. Değerlendirme
    Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının kazadan bir gün önce davalı işyeri adına kesilen hayvanların işlemleri için Samsun ili Havza ilçesi mezbahasına gittiğini, dönüş yolundayken dava konusu kazanın 04.05.2013 günü saat 06:45 sıralarında Gerede istikametine seyir halinde olan … plakalı araca, aynı istikamette olan …’nün sevk ve idaresinde olan … plakalı araç ile arkadan çarpması sonucu meydana geldiği, … plaka sayılı araçta ön koltukta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, dava konusu olayın işveren tarafından verilen işi yürütmek amacıyla araç ile seyahati esnasında gerçekleşen trafik kazası olarak meydana gelmesi nedeniyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 13 üncü maddesi uyarınca iş kazası olduğu ve kurumca bu yönde tespit yapıldığı, Mahkemece hükme esas alınan 09.06.2019 ile 19.10.2020 tarihli kusura ilişkin heyet bilirkişi raporlarında olayda dava dışı araç sürücüsü …’nün %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, davacı …’ın olayda %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu, davalı işverenin ise dava dışı … ile arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı gerekçesiyle sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamı gerekçelerinde de benzer şekilde davacının aracında yolcu olarak seyahat ettiği … ile davalı iş yeri arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı, şahsın davalı iş yeri açısından tamamen 3. kişi konumunda bulunduğu, davalı işverenin bu kişinin kusurundan sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.

    İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun’un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
    Buna göre 6331 sayılı Kanun’un “İşverenin Genel Yükümlülüğü” kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:
    “İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
    a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun … getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
    b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
    c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
    ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
    d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların … ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.” hükmü düzenlenmiştir.
    Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, “İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
    a)Risklerden kaçınmak,
    b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
    c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
    ç)İşin kişilere uygun … getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
    d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
    e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
    f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
    g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
    ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” hükmü yer almaktadır.
    Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).

    6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

    Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

    Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

    İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

    Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davaya konu iş kazası nedeniyle Kurumca yürütülen tahkikat sonucu düzenlenen denetmen raporunda işveren yetkilisi … ifadesinde özetle, kazalının idari personelleri olduğunu, dışardaki işleri takip ettiğini, bu nedenle kendisine eğitim vermediklerini, kaza tarihinde Samsun ilindeki kesimhaneye kamyon gönderdiklerini, …’ı da kesimin kontrolü için gönderdiklerini, normalde kendi araçlarıyla kazalının kullandığı kamyonet ile gittiğini, …’ın aracına neden bindiğini bilmediğini, …’ın yerel kasaplardan birisi olduğunu, ihtiyaç olduğunda kesim işleri yaptırdıklarını, …’ın Samsun’a gönderdikleri hayvanların kesiminde komisyonculuk yaptığını, onun vasıtasıyla kesildiği için kazalının da aynı araçta gitmiş olabileceğini beyan ettiği; davacı kazalının yine denetmen raporunda yer alan beyanında işverenin kendisini arayarak …’ın aracı ile gitmesini istediğini, …’ın Samsun’da kesilecek hayvanlar için yerel firma ile işveren arasında ilişki kurulmasına aracılık ettiğini ( komisyonculuk ) beyan ettiği, Gerede Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/248 Esas sayılı dosyasında sanık olarak yargılanan …’nün;”… diğer sanık …’ı çalıştığı yerin hayvanlarını kesmemiz nedeniyle tanırım olay günü de …’ın çalıştığı yerin hayvanlarını kestiğimiz yerden dönüyorduk…” şeklindeki beyanı birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece davalı işveren ile dava dışı … arasındaki ilişkinin açıklığa kavuşturulmadan hüküm tesisi hatalı olmuştur. Yine dava konusu olaya ilişkin Kurumca sigortalıya yapılan ödemelerin tahsili amacıyla açılan Gerede Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/467 Esas sayılı dosyasında aldırılan 18.03.2020 tarihli kusura ilişkin heyet raporunda işverenin, davacının iş nedeniyle uygun araç ve koşullarda sevkini sağlamadığı gerekçesiyle %20 oranında kusurlu bulunduğu ancak Mahkemece iş bu dosyada alınan rapor ile hükme esas alınan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette değerlendirme yapmadan sonuca gidilmesi de hatalı olmuştur.

    O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince davalı işveren ile dava dışı … arasındaki ilişkinin niteliği ile işverenin bu yönden sorumluluğunu değerlendirmek, davacı itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları, bahsi geçen rücu dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporlarını da inceler mahiyette rapor aldırmak, dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.

    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

    O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle,
    Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Temyiz edenin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

    Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.