onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, iş kazası sonucu meydana gelen Kurum zararının rücuen tazminat davasına ilişkindir. Davacı, 01.08.2008 tarihli iş kazası sonucunda %100 sürekli iş göremez duruma gelen sigortalıya bağlanan gelir nedeniyle Kurum zararının tahsilini talep etmiştir. Davalı, iş kazasında kusuru olmadığını savunmuş ve daha önce açılan davaların sonuçlarını öne sürmüştür. İlk derece mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak Yargıtay, davalıların kusur durumlarının ve aralarındaki ilişkiyi irdelememiş olması nedeniyle kararı bozmuştur. Bozma kararında, asıl işveren ve alt işveren arasındaki ilişki ile kazalı sigortalının kusur durumlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınması gerektiği belirtilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/4715 E.  ,  2024/7965 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2020/139 E., 2022/118 K.
    KARAR : Kısmen Kabul

    Taraflar arasında Mahkemesinde görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Mahkeme davacı Kurum vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; 01.08.2008 günlü iş kazası sonucu %100 oranında sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan ilk peşin değerli gelir nedeniyle meydana gelen Kurum zararının davalı …’den tahsilini talep ve dava etmiştir.

    Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; Kurum zararının davalı …’den de tahsilini talep ve dava etmiştir.

    Davacı vekili 17.01.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile de Kurum zararının %90 ının davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; kazalı sigortalı …’in … tarafından işe alındığı ve çalıştırıldığını, davalının iş kazasının meydana gelmesinde hiç bir kusuru olmadığını, iş kazasının meydana gelmesinden sonra davalı ve kazalı sigortalıyı işe alan ve çalıştıran … aleyhine Karahallı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/45 Esas sayılı dosyasıyla maddi ve manevi tazminat davası açıldığını ve bu dava Mahkemece verilen 19.03.2014 tarih 2012/25 Karar sayılı davanın feragat nedeniyle reddine dair bir kararla neticelendiğini, iş kazası nedeniyle Karahallı C. Başsavcılığının 2010/248 soruşturma no.lu dosyasıyla yürütülen hazırlık dosyası 28.07.2010 tarih, 2010/225 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair bir kararla neticelendiğini, iş kazasının meydana gelmesinde davalının hiç bir kusurunun bulunmadığını, aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2017 tarihli, 2014/212 Esas, 2017/48 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne 135.003.92 TL’nin onay tarihi olan 17.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı … Kurumuna verilmesine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    Davacı Kurum vekili ile davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

    İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 24.10.2018 tarihli, 2017/1804 Esas, 2018/1648 Karar sayılı kararıyla; davacı … vekili ile davalı … vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. 1. Bozma Kararı
    1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

    2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.02.2020 tarihli ve 2019/31 Esas, 2020/1355 Karar sayılı bozma kararında; dosya kapsamında Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda alt işveren olarak kabul edilen davalı … %65 kusurlu, asıl işveren olarak kabul edilen inşaat sahibi … % 15 kusurlu ve kazalı sigortalının % 20 kusurlu olduğunun kabul edildiği ve fakat davalılar arasındaki ilişki ile kazalı ve davalılar arasındaki ilişkinin irdelenmediği anlaşılmaktadır.

    Mahkemece, açıklanan hususlar çerçevesinde öncelikle davalı … ile davalı … arasındaki asıl işverenlik – alt işverenlik sıfatları irdelenip, belirlenmeli, yine kazalı ve davalılar arasındaki ilişkinin niteliği irdelenmeli, dosyada yer alan her bir tarafın işveren ya da 3. kişi sıfatıyla kusur durumları irdelenip belirlenmeli ve yapılacak belirlemeye göre eğer gerekiyorsa tüm bu hususları gözetecek şekilde olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden uygun bir kusur raporu alınmalı, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Kararı
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı karşısında; yapı işyerlerinde çalışmalar esnasında gerekli güvenliği sağlamak, çatıya çıkmak için kurulan iskele ve seyyar el merdivenini sağlam şekilde kurdurmak ve merdivenin kaymaması için gerekli tedbirleri aldırmak, çalışanlara yaptıkları işe uygun kişisel koruyucu malzeme vermek ve kullanılmasını sağlamak, çalışanları iş ve iş güvenliği konusunda eğitmek yükümlülüğü bulunduğu halde yerine getirmeyen davalı işveren …’in % 70, çatıya çıkmada kullanılan merdiveni sağlam şekilde yerleştirmeyen, sabitlemeyen ve merdivenden çatıya çıkarken acele ederek gerekli dikkat ve özeni göstermeyen kazalı sigortalının % 30 oranında kusurlu bulunduğunu, davalı …’ ün ise kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığını tespit eden ve hükme dayanak alınan kusura ilişkin 22.11.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunun oluşa uygun, yargısal denetime elverişli bulunmakla buna göre 506 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiği gözetilerek, sosyal sigorta yardımları toplamının davalıların % 70 kusur oranına karşılık gelen tutarına hükmedilmesi gerektiği düşünülmekte ise de SGK müfettişi tarafından sigortalı işe giriş bildirgesinin işveren Nurittin tarafından yasal süre içerisinde verilmediği tespit edilmiş olmakla 506 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi gereğince işlem yapılması gerekmekte olup bu doğrultuda sigortalının tespit edilen %30 oranında kusurundan 1/2 oranında kusurun davalının kusuruna ilave edilerek sonuca varılması gerekmiş olup açıklanan nedenle davalı …’in kurum zararından %85 oranında sorumlu tutulması gerektiği, neticeten davalı …’ in 150.004,36x%85=
    127.503,70 TL Kurum zararından sorumlu olduğu sonucuna varıldığı; her ne kadar bozma sonrası alınan kusur bilirkişi raporunda davalı …’ün olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı belirtilmiş ise de, söz konusu davalının Mahkemece verilen ilk kararı istinaf etmediği, istinaf ilamını da temyiz etmediği dolayısıyla bu davalı açısından usuli kazanılmış hak meydana geldiği anlaşılmakla bozma kararı öncesi hüküm altına alınan ve istinaf edilmeyen 135.003,92 Kurum zararından davalı …’ ün sorumlu olduğuna hükmedilerek karar verildiği; dava konusu alacak tek bir olaydan kaynaklanmakta olup, kısa kararda hükmün infazında tereddüte yol açacak şekilde iki ayrı hüküm kurulduğu, birleşen dosya açısından tahsilde tekkerrüre yol açmayacak şekilde hüküm kurulması gerektiği gerekçe yazım esnasında anlaşılmış olup, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşmaması açısından bu yanlışlık düzeltilememiş, tarafların dikkatine sunulmakla yetinilmekle; asıl dosya açısından davanın kabulü ile 135.003,92 TL’ nin tahsis onay tarihi olan 17.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’ den tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile;
    127.503,70 TL’ nin tahsis onay tarihi olan 17.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusuru kabul etmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

    Davalı … vekili temyiz dilekçesinde;kusuru kabul etmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ncı maddesi uyarınca; “Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanun’un 294-301 maddelerinde ise Mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Yine aynı Kanun’un 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

    3. Değerlendirme
    01.08.2008 günlü iş kazası sonucu %100 oranında sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan ilk peşin değerli gelir nedeniyle meydana gelen Kurum zararının %90’ının asıl ve birleşen dava davalılarından müştereken müteselsilen tahsilinin talep edildiği davada,
    Mahkemece; dava konusu alacak tek bir olaydan kaynaklanmakta olup kısa kararda hükmün infazında tereddüte yol açacak şekilde iki ayrı hüküm kurulduğu, birleşen dosya açısından tahsilde tekkerrüre yol açacak şekilde hüküm tesisi ile kısa karar ile gerekçeli karar arasında ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturmuştur.

    Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan çelişkili ve infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Mahkeme kararının sair husular incelenmeksizin BOZULMASINA,

    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

    Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

    10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.