onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, davacının 05.09.1986-05.10.1986 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını tespit etme talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 1 gün süreyle çalıştığını kabul ederek kısmi bir karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının sigortalılık durumunu belirlemek için gerekli araştırmaların yapılmadığını ve işverenin kimliğinin net olarak tespit edilmediğini vurgulamıştır.

Mahkeme, davacının işe giriş bildirgesindeki işverenin kim olduğunun araştırılmadığını, dolayısıyla eksik inceleme ile karar verildiğini belirtmiştir. Ayrıca, davacının 16 yaşında olması nedeniyle sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu tarih olan 20.10.1988 olması gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozarak, davanın yeniden incelenmesi ve eksik araştırmaların tamamlanması gerektiğine hükmetmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/14589 E.  ,  2024/13800 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2020/964 E., 2023/1112 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2017/639 E., 2020/233 K.

    Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararının fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı işverene ait işyerinde 05.09.1986-05.10.1986 tarihleri arasında çalıştığını, işe giriş bildirgesinin düzenlendiğini ancak prim ödenmediğini, yaşlılık aylığı için Kuruma müracaat ettiğini ancak sigorta başlangıç tarihi 05.09.1986 olmasına rağmen çalışmanıza rastlanmamış olduğundan dosyanın işlemden kaldırıldığı denildiğini, Kurumun kusuru sebebiyle mağdur edildiğini belirterek iş bu davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1.Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
    2.Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya fer’i müdahil olarak katıldıklarını, davanın zamanaşımına uğradığını, Kurum kayıtları resmi belge niteliğinde olup aksinin eşdeğer delillerle ispatı gerekeceğini belirterek, iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının davalı işverene ait işyerinde 05.09.1986 tarihinde 1 günlük süre ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Fer’i müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemece verilen kısmen kabulüne dair kararın hatalı olduğunu, hak düşürücü süre değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “..Mahkemece; “iş bu davanın ve davacı vekilinin talebinin; 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106/1-1. madde ve bendi ile mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79 ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddeleri uyarınca, iş (hizmet) akdine dayalı sigortalılık süresinin tespiti talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Sigortalı giriş bildirgesi ve dosyada dinlenen taraf ve bordro tanıklarının beyanlarının bir bütün olarak değerlendirmesi neticesinde davacının 05.09.1986 tarihinde 1 gün süreyle davalı işyerinde çalıştığı yönünde kanaatine ulaşılarak talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesi ile yargılama safahatındaki yazılı ve sözlü iddiaları, davalı vekillerinin yargılama safahatındaki yazılı ve sözlü savunmaları yargılama safahatındaki yazılı savunmaları ile ibraz ettikleri belgeler, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün cevabi yazıları ve ekleri, bilirkişi raporu ve tüm dava dosyası kapsamı dikkate alınmak sureti ile aşağıda belirtilen şekilde hüküm verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. …” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Fer’i müdahil Kurum vekili, davanın reddinin gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının 05.09.1986-05.10.1986 dönemi arası davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri,
    2.506 sayılı Kanun’un 79. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
    3.Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanun’un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
    4.Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.

    5.Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde Türk Medeni Kanun’un 27. maddesinin 1. fıkrası gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir.
    3. Değerlendirme
    1.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, dava konusu dönemde davacı adına 05.09.1986 tarihli 14126 sicil işyerinden ve …-Atatürk Meydanı K.maraş Apt. Psj./K.maraş adresli olarak, işverenin isim imzası olarak ise dava dışı …’ın bulunduğu işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, 14126 sicil sayılı işyerinin tescil bilgilerinde ise işveren unvanının … Kufaör olarak belirtildiği ancak hangi gerçek kişi yada tüzel kişiye ait olduğunun belirtilmediği, Mahkemenin de bu hususu araştırmadığı, işyeri adresi olarak da “… sitesi giriş kat no:25 K.Maraş” olan ancak kuaför mahiyetli bu işyerinin 05.09.1986-30.09.1986 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğunun da bildirildiği, öte yandan davalı …’a ait işyeri tescil bilgileri olarak ise bir başka sicil no.lu işyeri tescil bilgilerinin dosyaya gönderildiği, 16141 sicil no.lu … adına kayıtlı kuaför mahiyetli bu işyerinin ise 01.05.1988-31.01.1989 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, 1986 yılına ait dönem bordrosunun olmadığı ve işe giriş bildirgesindeki adresten farklı bir adres olan “… Mah. Lale Sok. K.Maraş” adresli olduğunun bildirildiği, davacının hizmet döküm cetveline göre de ilk sigortalılık bildiriminin 1988/2. dönemden itibaren davalı …’a ait 16141 sicil sayılı işyerinden başladığı, komşu işyeri olarak davacının … işyeri adresi olarak bildirdiği “Kurtuluş Mahallesi tarihi kapalı çarşı girişi “olarak emniyet aracılığıyla araştırma yapıldığı, komşu işyeri tespit edilemdiği, böylelikle işverenlik ve işyeri tam ve kesin olarak belirlenmeden eksik inceleme ve araştırmaya göre hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
    2.Mahkemece evveliyatla davacı adına 14126 sicil sayılı işyerinden verilen işe giriş bildirgesindeki işverenin kim olduğu Kurumdan da bu işyerinin işvereninin hangi gerçek yada tüzel kişi olduğu araştırılarak belirlenmeli, işe giriş bildirgesinde ad ve imzası olan …’ın kim olduğu, …’ın 14126 sicil sayılı işyerinin işvereni olup olmadığı … ile ne tür bir irtibatının olduğu hususları araştırılarak işverenliğin kime ait olduğu belirlenmeli, işverenliğin davalı haricinde bir başka kişi olduğunun anlaşılması halinde HMK 124. maddeye göre yöntemince davaya dahil edilerek ortaya koyacağı deliller toplanmalı, öte yandan işverenlik belirlendikten sonra buna göre dava konusu dönemde işyerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanları emniyet, SGK, vergi dairesi, belediye nezdinde araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, komşu işyerine ulaşılamaması halinde davacının çalışmasını bilebilecek kişiler taraflardan sorulmak suretiyle belirlenmeli, bu kişilerin de çalışma kayıtları getirtilerek dinlenmeli, bozma öncesi dinlenen davacı tanığı … ‘nin hizmet döküm cetveli ile belirlenecek işverenlikten adına verilmiş işe giriş bildirgesi de Kurumdan celbedilerek beyanı denetlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.
    3.Kabule göre de
    5510 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesinde “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür.
    4.Eldeki davada, Mahkemece davacının 05.09.1986 tarihinde 1 gün süre ile sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmişse de davacının bu tarihte 16 yaşında olduğu bu nedenle de sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 20.10.1988 tarihi olduğu ve 18 yaşını doldurduğu 20.10.1988 tarihinden önceki (1) gün süreli hizmet süresinin de prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsiz bulunmuştur.
    5.Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    VI. KARAR
    1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.