onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 01.09.1986 tarihinde işe giriş bildirgesi olmasına rağmen, fiili çalışmasının ispatlanıp ispatlanmadığına ilişkindir. Davacı, SGK’ya bildirilen işe giriş tarihinin tespitini talep ederken, davalı SGK, yalnızca işe giriş bildirgesinin varlığının çalışmayı kanıtlamayacağını savunmuştur. Mahkeme, davacının iş yerinde eylemli olarak çalıştığını ispatlaması gerektiğine karar vermiştir.

Mahkeme, davacının işe giriş tarihinin tespitine yönelik olarak yapılan incelemenin eksik olduğunu, iş yerinde fiili çalışmanın varlığının belgelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu bağlamda, tanık beyanları, bordro ve diğer belgelerin incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, eksik inceleme nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuş ve davacının çalışıp çalışmadığının kesin olarak belirlenmesi için daha kapsamlı bir araştırma yapılmasını istemiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, sigortalılık başlangıcının tespiti için yalnızca işe giriş bildirgesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda fiili çalışmanın da ispatlanması gerektiğini ifade ederek, davanın yeniden incelenmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/10113 E.  ,  2024/10208 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2023/242 E., 2024/73 K.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı şirket iş yerinde 01.09.1986 tarihinde işe girdiğini, uzun bir süre çalıştığını, bu durumun SGK’ya bildirildğini, ancak çalıştığı günler için prim yatırılmadığını belirterek davacının davalı şirket nezdinde 01.09.1986 tarihinde işe başladığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 31.05.2017 tarihli dilekçesinde, davalı şirket yönünden davadan vazgeçtiklerini, yargılamaya SGK yönünden devam ettiklerini belirtmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, Kuruma davacı adına 01.09.1986 tarihinde işe giriş bildirgesi verildiğini, ancak bu bildirgeye bağlı olarak herhangi bir sigortalı çalışma bildirilediğini, salt işe giriş bildirgesinin fiili çalışmayı kanıtlamadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının 51523 sicil numaralı iş yerinde 01.09.1986 tarihinde 1 gün süre ile hizmet akdine bağlı olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli kararıyla başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA KARARI
    A. Bozma Kararı
    Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 17.05.2023 tarihli kararı ile davacının davaya konu istem hakkında, Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ve Kurum tarafından bu müracaata konu istemin reddine ilişkin bir işlem veya eylem bulunmadığı görüldüğünden Mahkemece davacıya davaya konu istemi hakkında Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurumun red iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin süre ihtaratlı önel verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
    B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece davacıya verilen süre içinde Kuruma başvuru şartının yerine getirildiği ve bozma ilamı öncesi tüm toplanan delil ve belgeler, dinlenen tanık beyanları ve işbu tanıkların hizmet dökümü sigorta dosyaları ele alındığında; bozma öncesi gerek yerel gerek Bölge Adliye Mahkemesi ilamında da geçtiği şekilde fiili çalışmanın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 51523 no.lu iş yerince verilen 01.09.1986 tarihli işe giriş bildirgesi gereğince sigorta başlangıç tarihini 01.09.1986 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, davanın reddinin gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
    1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2., 6., 9., 60. maddenin (G) bendi,79.,108. hükümleridir.
    Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Yasanın belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
    Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği iş yerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
    Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
    Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
    2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
    3.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı Pamir Pamuk San. ve Tic. A.Ş. ünvanlı işverenin 51523 sicil no.lu iş yerinden 01.09.1986 tarihli işe giriş bildirgesi verilmiş olduğu, iş yerinin çırçır iplik fabrikası mahiyetli olduğu, 01.06.1985-30.09.1986 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, Kurumun dava konusu iş yerine ilişkin 1986/1. dönem bordrolarını dosyaya gönderdiği diğer dönemlerden bordro verilmediğini bildirdiği, öte yandan Kurumdan gönderilen ve dava konusu iş yerinin 1986 yılı içindeki toplam sigortalı sayısı, toplam kazanç tutarları ve gün sayısına dair 02.11.1986 tarihli ve 3-8361 sayılı cetvelde, anılan 51523 sicil no.lu iş yerinden dava konusu eylül ayında 47 sigortalı için toplam 407 gün sigortalılık süresinin bildirildiğinin işlenmiş olduğu, ancak Mahkemece anılan cetvelde belirtilen sigortalılar adına düzenlenmiş bordro bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, emniyet vasıtasıyla yapılan komşu iş yeri araştırmasında komşu iş yeri tespit edilemediği başkaca komşu iş yeri araştırması yapılmadığı, öte yandan 1986/1. dönemde bildirimleri olan bir kısım bordro ve davacı tanıkları dinlenmek suretiyle anılan tanıkların beyanı ile diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
    3.Buna göre, Mahkemece, iş yerinin 1986/2. ve 3. dönemine ilişkin olarak işverenin bordro vermediği Kurumca bildirilmişse de Mahkeme dosyasına gönderdiği yukarıda anılan 02.11.1986 tarihli ve 3-8361 sayılı cetvelde iş yerinde 1986/Eylül ayında 47 kişinin çalıştığının belirtilmesi karşısında bu kişiler hakkında bordro düzenlenip düzenlenmediği Kurumdan sorularak bordronun varlığının tespiti halinde anılan 47 sigortalının isimleri istenerek yeteri kadarı bordro tanığı olarak dinlenmeli, öte yandan bu bildirimlerin geçersiz olduğunun Kurumca bildirilmesi halinde bu geçersizliğe ilişkin tüm bilgi ve belgeler celbedilerek geçersizlik sebebine göre tanık dinlenmeli, dava konusu döneme ilişkin yeteri kadar bordro tanığının bulunmaması halinde ise dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yeri ve kayda geçmiş çalışanlarının, SGK, vergi dairesi ve belediye aracılığıyla da yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bu şekilde komşu iş yeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların da beyanları alınarak çalışmayı bilebilecek olan kişilerin tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı böylelikle, davacının iş yerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeple,
    Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.