ÖZET: Başvuru, İstanbul Bahçelievler’de bulunan bir taşınmazın imar durumu ile ilgili olarak, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan talepleri kapsamaktadır. Başvuran, 2003 yılında konut olarak belirlenen binasının, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen yol çalışmaları sonucu istimlak edilmediğini, ancak 2009 yılında İSKİ tarafından yeşil alan olarak kaydedildiğini belirtmiştir. Bu durum, bölgedeki sakinlerin mağduriyetine yol açmakta ve başvuran, yeşil alan kaydının kaldırılmasını talep etmektedir.

İlgili idarelerin başvuruya ilişkin açıklamaları, mevcut imar planının maliklerin iradesi dışında değiştirildiğini ve bu durumun mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. Türkiye Belediyeler Birliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, başvuranın mülkiyet hakkının korunması için gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, imar planında yapılacak değişikliklerin, ilgili kamu kurumlarıyla işbirliği içinde gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, başvuruya konu taşınmazın imar planında belirtilen kısıtlamaların kaldırılması için gerekli işlemlerin yapılması ve kamulaştırma sürecinin başlatılması tavsiye edilmiştir. Bu çerçevede, mülkiyet hakkının korunması ve bölge sakinlerinin güvenliğinin sağlanması amacıyla, idarenin harekete geçmesi gerektiği belirtilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/6326-S.22.9662

BAŞVURU NO : 2021/19929

KARAR TARİHİ : 17/05/2022

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

İmar planında yeşil alan olarak belirlenen parselde bulunan taşınmazı

BAŞVURUNUN KONUSU :

üzerinde tadilat, kentsel dönüşüm olmak üzere herhangi bir tasarrufta bulunamadığı iddiasıyla can ve mal güvenliklerinin temin edilmesi talepleri hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 22/11/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza 21/11/2021 tarihinde başvuruda bulunan başvurusunda özetle;

1.1. İstanbul ili Bahçelievler ilçesi parseldeki binada ikamet ettiğini, başvuru ekinde belirttiği alanda yaklaşık 10 bina, 1 iş hanı ve 1 otel bulunduğunu, 2003 planında konut olarak görünen ikamet ettiği binanın içindeki bölgenin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından Tevfik Fikret Caddesi yol çalışması sebebi ile istimlak edildiğini, yukarıda belirttiği yapılar ile ikamet ettiği binanın bu istimlak sırasında yola kalmadığı gerekçesi ile yıkılmadığını, bahsi geçen yol çalışması sonrasında ilgili kurumlardan alınan bilgiye istinaden Karayolları Genel Müdürlüğünün ilgili yapıların bulunduğu bölgenin akıbetini İSKİ

Genel Müdürlüğüne bıraktığını, İSKİ Genel Müdürlüğünün ise bu alanı, içinde yapılar olmasına rağmen

2009 planında yeşil alan olarak neticelendirdiğini, 2009 yılından beri herhangi bir değişiklik olmadığını,

bu durumun ilgili bölgede ikamet edenleri mağdur ettiğini, konu ile ilgili kurumlara defalarca başvuru ilettiğini fakat somut bir geri dönüş alamadığını, deprem kuşağında bulunan bir il olan İstanbul’da bulunan ikamet ettiği binanın yapılışı bakımından eski bir bina olduğunu, ayrıca yeşil alanda bulunduğu için bina ile ilgili tadilat, kentsel dönüşüm olmak üzere herhangi bir tasarrufta bulunamadıklarını, bu durumun bölge sakinlerini tedirgin ettiğini,

1.2. İstanbul ili Kartal ilçesinde bina çökmesi sebebi ile nice can kayıplarının yaşandığını, böylesine kötü bir durumla karşılaşmamak adına devletimizden ve ilgili kurumlarından bu yeşil alanın kaldırılmasını

bölge sakinleri olarak talep ettiklerini, bahsi geçen sorunları ilgili kurumlara ilettiklerinde bir vatandaşın anlamayacağı teknik cevaplar aldıklarını, İBB’ye ve ilçe belediyesine gittiklerinde ilgili bölümlerden net bir geri dönüş alamadıklarını, sanal olarak yaptıkları başvurularda ise uzun süredir cevap alamadıklarını, ilgili kurum tarafından devamlı geçiştirildiklerini, bölge sakinleri olarak devletimizden talepleriyle ilgili olarak teknik cevap değil sorunlarının çözülmesini beklediklerini, 2009-2020 yılları arasında 11 yıldır değişmeyen, ihmal edilen bu durumun çözülmediğini, ihmal üzerine göçük altında kalmak istemediklerini, yardım istediklerini, gece uyku uyuyamadıklarını iddia ederek deprem mağduru olmamak, can ve mal kaybı yaşamamak adına seslerinin duyulmasını, ilgili kurumların görevini yapıp yapmadığının denetlenmesini, bahsi geçen yeşil alan kaydının kaldırılmasını, can ve mal güvenliklerinin temin edilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma

gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanunun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18 inci maddesi hükmü uyarınca 07/02/2022 tarih ve S.22.2630 sayılı yazı ile Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığından ve 07/02/2022 tarih ve S.22.2616 sayılı yazı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından görüş talebinde bulunulmuştur.

3. Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığından alınan 04/03/2022 tarih ve E- 18130704045.025952 sayılı cevabi yazıda özetle,

3.1. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 3 üncü ve 14 üncü maddeleri doğrultusunda söz konusu alanın, parsel maliklerinin herhangi bir dahli olmaksızın, 2003 yılında onaylanan uygulama imar planı ile ticaret+konut ve kısmen de yol olarak belirlendiği; 2009 yılında onaylanan son imar planı ile değişiklik yapılarak yeşil alan/park olarak kullanım kararı alındığı,

3.2. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 13 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında

“Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.

Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.

İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.” hükümlerine yer verildiği, 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinin onuncu fıkrasında “Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon

planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur.” ifadesine yer verildiği,

3.3. Bahse konu olay ile ilgili açılmış dava, kesinleşmiş karar ve buna ilişkin bilgi ve belgeler kayıtlarımızda bulunmamakla birlikte, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile parsele ait imar durumunun maliklerin iradesi dışında değiştirildiğinden yola çıkıldığında maliklerin mülkiyet hakkının gözetilmesi yönüyle mahalli idarelerin mağduriyetleri gidermek adına re’sen tasarrufta bulunmasının yerinde olacağı; söz konusu alanda plan değişikliği yapılmasına yönelik bir çalışmanın yapılmasının şehircilik ve planlama esaslarına göre uygun görülmemesi, bir başka deyişle mevcut imar planının yürürlüğüne karar verilmesi halinde, görev ve yetkileri bağlamında büyükşehir ve ilçe belediyesi tarafından trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle kamulaştırma işlemlerinin gerçekleştirilmesinin yararlı olacağı; kamulaştırmanın ekonomik veya diğer saiklerle tercih edilmemesi dolayısıyla mevcut imar planında değişiklik yapılmasının uygun görülmesi halinde, tarihsel süreç de göz önünde bulundurularak 3194 sayılı İmar Kanunu, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği ve Planlı

Alanlar İmar Yönetmeliği ile diğer mevzuat kapsamında konunun değerlendirilmesi ve tüm ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerinin alınması suretiyle yeni bir plan değişikliğinin/revizyonun yapılmasının uygun olacağı;

4. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından alınan 17/03/2022 tarih ve – – sayılı cevabi yazıda özetle,

4.1. Bahçelievler İlçesi, sayılı parselin meri 1/5000 ölçekli nazım imar planında “Kentiçi Yollar” gösteriminde, meri 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise “Pasif Yeşil Alanlar” gösteriminde kaldığının görüldüğü, 3194 sayılı İmar Kanunun 8. maddesinin (d) bendinde “…Alt kademe planların, üst kademe planların kesinleştiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde ilgili idarece üst kademe planlara uygun hale getirilmesi zorunludur. Aksi halde, üst kademe planları onaylayan kurum ve kuruluşlar alt kademe planları en geç altı ay içinde uygun hale getirir ve resen onaylar…”; 10. maddesinde ise “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında, ilgili yatırımcı kamu kuruluşu temsilcilerinin görüşleri esas alınmak üzere, meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.” denildiği,

4.2. Bu çerçevede; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun EK-1 inci maddesinde ifade edilen “… bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.” hükmü kapsamında, başvuru konusu parselin yer aldığı bölgede yetki sahibi büyükşehir belediyesi ve/veya ilçe belediyesi tarafından 5216 sayılı

Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak konunun değerlendirilebileceğinin öngörüldüğü;

5. Şikayetçinin oğlu ’ün 4/11/2020 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumuna müracaatı üzerine, 25/01/2021 tarihli yazı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuş, aynı içerikli başvuru olduğundan tarafından yapılan başvuru üzerine

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan tekrar bilgi ve belge talebi istenmesine ihtiyaç bulunmadığı değerlendirilmiştir. Kurumumuzun bilgi-belge isteme yazısına istinaden İstanbul

Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Planlama Müdürlüğü’nden alınan 23/2/2021 tarih – sayılı cevabi yazıda özetle;

5.1. Kurumumuza ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne verilen cevaplarda, plan değişikliği tekliflerinin

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 31. 4 maddesinde; “İmar planı teklifleri, planın kapsadığı alanın maliki veya maliklerinin yasal vekilleri tarafından sunulabilir.” denildiğinden ilgililerinin kendi mülkiyetlerine ilişkin plan değişikliği teklifinde bulunabileceği ve plan değişikliği teklifinin ilgi

Başkanlık Olurunun II A maddesinde belirtilen belgelerle birlikte hazırlanarak parsel maliki ve/veya yasal vekili tarafından Başkanlığa sunulması halinde 3194 sayılı İmar Kanunu, 5216 sayılı

Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve meri mevzuat hükümleri doğrultusunda değerlendirilebileceği;

5.2. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Web Tapu uygulaması üzerinden yapılan incelemede; dilekçe sahibinin söz konusu parsel maliki olmadığı, dolayısıyla plan değişikliği teklifinin sadece planın kapsadığı alanın maliki veya maliklerinin yasal vekilleri tarafından sunulması gerektiği, söz konusu parsele ilişkin dosyasında yapılan incelemede ilgi Genelge ve Başkanlık Olur’u doğrultusunda hazırlanıp kendilerine iletilmiş bir plan değişikliği talebinin bulunmadığının görüldüğü,

5.3. Yapılan incelemede; Bahçelievler İlçesi, parselin 20.01.2008 onanlı 1/5000 ölçekli Bahçelievler

Merkez, Yenibosna, Kocasinan Nazım İmar Planında, Önlemli Alan-l (ÖA-I) içerisinde “Yol Alanı” nda kaldığı, 21.06.2009 onanlı 1/1000 ölçekli Bahçelievler Revizyon Uygulama İmar Planında da yerleşime uygunluk değerlendirme haritaları kapsamında Önlemli Alanlar (ÖA-6B) ve “Tavukçu Deresi Taşkın

Önlemli Yapılaşma Alanları” sınırları kapsamında “Pasif Yeşil Alanlar” da kaldığı, Bahçelievler İlçesi’nin imar planlarının 2008 ve 2009 yıllarında onaylandığı, dosyasında yapılan incelemede sayılı parsele ilişkin askı süresi içerisinde iletilmiş bir itirazın ve yargıya intikal etmiş bir sürecin de bulunmadığı,

5.4. sayılı parsele ve bu parselin bulunduğu alana ilişkin plan koşullarının değiştirilmesine ilişkin bir çalışma bulunmadığı, dilekçede yer alan taleple ilgili olarak öncelikle 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapılması gerektiği açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

6.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

6.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

6.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”;

7. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün

“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”,

8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

9. 3194 sayılı İmar Kanununun, 9.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”;

9.2. “Tanımlar” başlıklı 5 inci maddesinde, “Bu Kanunda geçen terimlerden bazıları aşağıda tanımlanmıştır.

Nazım İmar Planı; (Değişik tanım: 29.11.2018 – 7153 S.K/Madde 10) varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plandır.

Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır…”,

9.3. “Mekânsal planlama kademeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde, “(Başlığı ile Birlikte

Değişik:29/11/2018-7153/11 md.) Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal

Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır.

Mekânsal strateji planlarında; kalkınma planı ile varsa bölge planları, bölgesel gelişme stratejileri ve diğer strateji belgelerinde ortaya konulan hedefler dikkate alınır.

Büyükşehirlerde 1/25.000 ölçekli nazım imar planının yapılmış olması, gerekli görülen bölgelerde 1/5.000 ölçekli nazım imar planlarının yapılmasına engel teşkil etmez.”,

9.4. “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.

b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve

uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.”,

9.5. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali:” başlıklı 10. maddesinde, “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar… Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”;

10. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10.1.“Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”;

10.2. Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında, “(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa

Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.:2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile)”;

11. 5393 sayılı Belediye Kanununun, 11.1. “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde; “Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla… İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı… yapar veya yaptırır…”,

11.2. “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18 inci maddesinde; “Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır… c) Belediyenin imar planlarını görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni planını kabul etmek…”, düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

/

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

13. Şikayetçi özetle İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde ikamet ettiği binanın içinde bulunduğu bölgenin

Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yol çalışması sebebi ile istimlak edildiğini, ancak bazı yapılar ile ikamet ettiği binanın bu istimlak sırasında yola kalmadığı gerekçesi ile yıkılmadığını, yol çalışması sonrasında Karayolları Genel Müdürlüğünün ilgili yapıların bulunduğu bölgenin akıbetini İSKİ Genel

Müdürlüğüne bıraktığını, İSKİ Genel Müdürlüğünün ise bu alanı, içinde yapılar olmasına rağmen 2009 planında yeşil alan olarak belirlediğini, 2009 yılından beri herhangi bir değişiklik olmadığını, bu durumun ilgili bölgede ikamet edenleri mağdur ettiğini, ikamet ettiği binanın yapılışı bakımından eski bir bina olduğunu, ayrıca yeşil alanda bulunduğu için bina ile ilgili tadilat, kentsel dönüşüm olmak üzere herhangi bir tasarrufta bulunamadıklarını, bu durumun bölge sakinlerini tedirgin ettiğini, ilgili kurumlarından bu yeşil alanın kaldırılmasını bölge sakinleri olarak talep ettiklerini, bahsi geçen sorunları ilgili kurumlara ilettiklerinde bir vatandaşın anlamayacağı teknik cevaplar aldıklarını, ilgili kurum tarafından devamlı geçiştirildiklerini, sorunlarının çözülmesini beklediklerini iddia ve ifade ederek deprem mağduru olmamak, can ve mal kaybı yaşamamak adına seslerinin duyulmasını, ilgili kurumların görevini yapıp yapmadığının denetlenmesini, bahsi geçen yeşil alanın kaldırılmasını, can ve mal güvenliklerinin temin edilmesini talep etmektedir.

14. Bilindiği üzere, Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46.maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasanın 46. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır.

15. 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 33. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1 inci maddesi ile ise uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.

16. 3194 sayılı İmar Kanunuyla, yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla aynı Kanunun 7. ve 8. maddesiyle belirli nüfusu aşan belediyelere imar planlarını hazırlama ve yürürlüğe koyma yükümlülüğü getirilmiş olup, 10. maddesinde de belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içinde imar programı hazırlama; ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir.

17. Bu noktada mülkiyet hakkına müdahale iddiaları en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15/12/2010 tarihli ve E:2010/5-662, K:2010/651 sayılı kararında, “…uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.

18. Yargıtay Beşinci Hukuk Dairesinin 04/12/2019 tarihli E. 2019/8237 K. 2019/19615 sayılı kararında, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada, “Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “Şişli Dolapdere Piyalepaşa

Bulvarları ve Çevresi Uygulama İmar Planında” yeşil alanda kaldığı anlaşılmıştır. … Bu durumda; Yargıtay

İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 gün ve 1/6 sayılı kararı ile HGK.nun 15.12.2010 gün ve 2010/5-662/651 sayılı kararı da gözetildiğinde, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle İdarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olduğu bu şekilde kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, İdarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açıktır. Bu itibarla taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmadığı kabul edilse dahi makul süre içinde imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden kamulaştırmasız el atma olgusu gerçekleşmiş olup, taşınmazın aynına ilişkin bu davaya bakmak Adli Yargının görevidir.” ifadelerine yer verilmiştir.

19. Yargıtay Beşinci Hukuk Dairesinin 02/05/2019 tarihli E. 2017/34598 K. 2019/8313 sayılı kararında, “Dava konusu taşınmaz 1/1000 ölçekli mevzii imar planında yol, 1/5000 ölçekli nazım imar planında taşkına maruz alan ve park dinlenme alanı olarak ayrılmış ise de; mahallinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre, taşınmaza kısmen fiilen el atıldığı, kısmen fiilen el atılmadığı anlaşılmıştır…. Bu itibarla taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmamış ise de makul süre içinde imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği gözetildiğinde ve emsal niteliğindeki Uyuşmazlık Mahkemesinin 11.04.2016 tarih ve 2016/180E-224K. sayılı kararında “…tek bir imar planı kapsamında yol ve park olarak ayrıldığı ve bu itibarla tek bir taşınmaza tek bir imar planı kapsamında yapılan el atmanın, taşınmazın tamamı için bir bütün olarak ele alınması ve değerlendirilmesi gerektiğinin” belirtildiği gözetildiğinde, idarece fiili el atma ile imar uygulanmasına başlandığı nazara alındığında proje bütünlüğü gereği de adli yargı görevlidir.” şeklinde hüküm verilmiştir.

20. Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2016 tarihli ve E. 2015/6565 K. 2016/5802 sayılı kararında, “…

İzmir İli, Bayraklı İlçesi, Salhane Mahallesi’nde kain ve tapunun 9987 ada, 1 sayılı parselinde kayıtlı olan taşınmazın imar planınında ”kısmen yol kısmen park alanı” olarak ayrılması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 10.362.600,00 TL zararın; davalı idarenin 2003 yılından bu yana yaptığı idari işlemler ve imar düzenlemeleri nedeniyle taşınmazının tamamının yeşil alan, park ve yol olarak belirlendiği, yerine aynı mahiyette emsal taşınmaz ve taşınmaz hissesi verilmediği, takas, trampa yolu ile de olsa bunun sağlanamadığı ve kamulaştırma yapılmadığı, davalı idarece fiilen ve kayden taşınmazına müdahale edildiği, taşınmazından hiç yararlanamadığı gibi üzerine bina yapamadığı, taşınmazı satamadığı, kiraya veremediği, üzerinde tesis kuramadığı, idarenin bu eylemi ile mülkiyet hakkının özüne dokunulduğu, kamulaştırmasız el atma şartlarının oluştuğu, taşınmazın konum ve yer itibariyle değerli olduğu, Altınyol olarak tabir edilen yol üzerinde olduğu, üç tarafının yola cepheli olduğu, ticaret ve turizm ticaret merkezinde olduğu, denize nazır taşınmaz bitişiğinde ve civarında çok katlı inşaatlar ve büyük plazalar yapıldığı ileri sürülerek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dava dosyasının ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporun birlikte değerlendirilmesinden; taşınmazdaki mülkiyet hakkı kısıtlandıktan sonraki beş yıllık süre içinde kamulaştırılmamak suretiyle mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanması durumunun davacı açısından gerçekleştiği, taşınmaz malın değerinin hesaplanarak ilgilisine ödenmesi dışında başka bir yolun kalmadığı gerekçesiyle tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından

vekalet ücreti bakımından, davalı Bayraklı Belediye Başkanlığı tarafından ise işin esası bakımından temyiz edilmiştir…. Yukarıda yer verilen düzenlemeye göre; uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılması ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılması veya imar planı değişikliği yapılması/yaptırılması zorunluluğu getirilerek bu konuda vatandaşların karşılaştıkları mağduriyetlerin giderilmesi, bu kapsamda kalan taşınmazların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç beş yıllık süre içerisinde bütçe imkanları dahilinde ilgili idarelerce kamulaştırılması veya taşınmazların mevcut imar planı bulunup bulunmadığı veya imar planı yapılabilecek yerlerden olup olmadığı durumununa göre imar planı/imar uygulaması/toplulaşma yapılmak/yaptırılmak suretiyle başka yerden mümkün ise müstakil, değilse hisseli parsel verilmesi veyahut taşınmazların tahliye edilerek kullanıma imkan verecek biçimde malikine iade edilmesi amaçlanmıştır.” ifadelerine yer verilmiştir.

21. Danıştay Altıncı Dairesinin 10/4/2014 tarihli ve E.2011/5403, K.2014/3033 sayılı kararında,”…Kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengenin bozulduğundan ve mülkiyet hakkının kullanımının belirsizliğe itildiğinden söz edilebilmesi için, imar planının onaylanmasından sonra kamulaştırmanın ne kadar zaman içinde yapılması gerektiğinin de belirlenmesi gerekmektedir. Bugün itibarıyla, mevzuatta bu konuyu düzenleyen açık bir düzenleme yer almamaktadır.

3194 sayılı Yasa’nın 13. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 29.12.1999 tarihli, K:1999/51 sayılı kararıyla

iptal edilen 3. fıkrasında, imar planının onaylanmasından itibaren, beş yıl sonra müracaat edildiğinde, umumi hizmetlere ayrılan alanlarda, hizmet ile ilgili yapıların yapımından vazgeçildiğine dair görüş alınması şartıyla, taşınmaz maliklerine bazı haklar tanınmıştır. Diğer yandan, 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’nun 23. maddesinde, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaması veya kamu yararına yönelik bir ihiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz malın olduğu gibi bırakılması şartıyla malike taşınmazını geri alma hakkı öngörülmüştür. Görüldüğü üzere, yasa koyucu, mülkiyet hakkını ilgilendiren konularda, idarenin beş yıl boyunca hareketsiz kalmasını, malikler lehine bazı haklar doğması bakımından yeterli görmüştür. Yasa koyucunun bu eğiliminin, uyuşmazlık konusu olayda da kıyasen uygulanması hukuka ve hakkaniyete uygun olacağından, imar planlarının onaylanmasından itibaren beş yıl geçmesine karşın, ilgili idarelerce kamunun kullanımına ayrılan taşınmazların kamulaştırılmaması durumunda, mülkiyet hakkının kullanımının belirsizliğe itildiğini, dolayısıyla, kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengenin bozulduğunu kabul etmek gerekmektedir. Bu kapsamda uyuşmazlık konusu olayda da davacıların taşınmazlarının 2008 yılından itibaren imar planlarında ağaçlandırılacak alan olarak ayrıldığı dikkate alındığında, söz konusu beş yıllık sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacıların başvurusu üzerine 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10. maddesi hükmü uygulanmak suretiyle maliki oldukları taşınmazın davalı belediyece imar programına alınması, bu program dahilinde geciktirilmeksizin kamulaştırılması gerektiğinden, davacıların kamulaştırma istemlerinin reddedilmesi yolunda tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır…” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

22. Anayasa Mahkemesinin taşınmazın imar planında kamu hizmet alanına ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin bireysel başvuru üzerine verdiği 20/09/2018 tarihli ve E. 2017/24715

K. 2017/24715 sayılı kararında, “… Başvuru konusu olayda başvurucuya ait taşınmaz 5/2/2004 tarihinde tasdik edilen 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında yol olarak ayrılmasına rağmen bu güne kadar taşınmazın kamulaştırma işlemi yapılmamış, başvurucuya hiçbir tazminat ödenmemiştir.

Taşınmaz üzerinde imar kısıtlılığının devam ettiği bu süre zarfında başvurucunun mülkiyet hakkından dilediği gibi yararlanabilmesi, mülkiyetini kullanabilmesi veya ondan tasarruf edebilmesi

mümkün olamamıştır. Sonuç olarak uygulama imar planının onaylanmasından itibaren yaklaşık on dört yıl geçmesine rağmen imar planında yol olarak kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemektedir. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır. …” gerekçelerine yer vererek Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Eskişehir 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

23. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik yer verilen düzenlemeler ve Mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatları genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında olduğu, idareler eliyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulabileceği ancak, bu müdahalede “kamu yararı” , “kanuni düzenleme” ve “ölçülülük” ya da “orantılılık” gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (http://www.inhak.adalet.gov.tr/inhak_bilgi_bankasi/el_kitaplari/mulikyet_kilavuz.pdf, 13/2/2018).

24. Başvuru konusunun incelenmesinde, şikâyetçinin oğlu ’ün, 2020/96979 şikâyet numaralı başvurusu ile 21/9/2020 tarihinde Kurumumuza yapmış olduğu başvuru üzerine Kurumumuz tarafından idari başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle 8/10/2020 tarihinde verilmiş olan

GÖNDERME KARARINA idare tarafından olumsuz cevap verildiği, bunun üzerine şikâyetçi tarafından 4/11/2020 tarihinde tekrar Kurumumuza başvuruda bulunulduğu; şikayetçinin 4/11/2020 tarihinde Kamu

Denetçiliği Kurumuna müracaatı üzerine, Kurumumuzca 25/1/2021 tarihinde 6328 sayılı Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talep edildiği; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Planlama

Müdürlüğü’nden alınan 23/2/2021 tarih E. – sayılı cevabi yazıda “dilekçe sahibi ’ün söz konusu parsel maliki olmadığı, dolayısıyla plan değişikliği teklifinin sadece planın kapsadığı alanın maliki veya maliklerinin yasal vekilleri tarafından sunulması gerektiği, söz konusu parsele ilişkin dosyasında yapılan incelemede ilgi Genelge ve Başkanlık Olur’u doğrultusunda hazırlanıp kendilerine iletilmiş bir plan değişikliği talebinin bulunmadığının görüldüğü” belirtildiğinden şikayetçi ile iletişime geçilerek idarenin cevabı hakkında kendisine bilgi verildiği, taşınmazın babası adına kayıtlı olduğu, babasıyla birlikte burada ikamet ettiği, konu ile babasının muvafakati ile kendisinin ilgilendiği, bilgi ve belge isteme yazısında belirtilen malik veya yasal vekilinin plan değişikliği talebini içeren dilekçe ile idareye başvurması gerektiği hususunda bilgilendirme yapılması üzerine şikayetçinin, konu hakkında babasını bilgilendireceği, sorununun belediye tarafından re’sen çözülmesini istediği, Kurumumuzca bilgilendirme yapılan başvuruyu daha sonraki tarihte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına yapacağı bilgisi edinildiğinden Kurumumuzca DOSTANE ÇÖZÜM Kararı verildiği, taşınmaz maliki tarafından Kurumumuza aynı talepli başvurunun yapıldığı anlaşılmıştır.

25. Konuya ilişkin mevzuat hükümleri topluca incelendiğinde, 3194 sayılı İmar Kanununun “Mekânsal planlama kademeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde, “… İmar planları ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır. …”; “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali:” başlıklı 10. maddesinde, “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar… Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.” düzenlemeleri gereği idarelerin imar planlarının uygulanması sürecinde mülkiyet hakkı bağlamında ortaya çıkan sorunlarının çözümü için gerekli çabayı sarf etmediği, başvuruya konu uyuşmazlığın çözümü için imar planı değişikliği için parsel malikleri veya vekilleri tarafından

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 31. 4 maddesi gereği plan değişikliği teklifinde bulunulmasının zorunlu olup olmadığı noktasında düğümlendiği, İstanbul Büyükşehir Belediye

Başkanlığı tarafından plan değişikliği teklifinin ilgi Başkanlık Olurunun II A maddesinde belirtilen belgelerle birlikte hazırlanarak parsel maliki ve/veya yasal vekili tarafından Başkanlığa sunulması halinde talebin değerlendirilebileceği şeklinde cevap verildiği görülmektedir.

26. Dosya kapsamında yer alan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğünün 19/10/2020 tarihli ve – sayılı cevabi yazısında, şikayete konu parsel no.lu parsele komşu parseller üzerinde Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan herhangi bir

kamulaştırma çalışmasının bulunmadığının belirtildiği; Bahçelievler Belediye Başkanlığı İmar ve

Şehircilik Müdürlüğünün 26/10/2020 tarihli ve sayılı yazısında, sayılı parselin 28/03/2007 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Revizyon Nazım İmar Planında ve 29/07/2003 tasdik tarihli Bahçelievler

Revizyon Uygulama İmar Planında kısmen ikiz nizam 6 (altı) kat yapılaşma şartlarında

“TİCARET+KONUT” kısmen de “YOL” alanında kaldığı, İSKİ Genel Müdürlüğü’nün Bahçelievler

Tavukçu Deresinin İstanbul Caddesi E-5 arası ve diğer kısımlardaki ıslah eksikliklerinin giderilmesine ilişkin hazırlamış olduğu 1/1000 ölçekli 03/12/2004 tasdik tarihli plan teklifine göre parselin dere taşkın sahasında kaldığı, 21/06/2009 tasdik tarihli Bahçelievler Revizyon Uygulama İmar Planında

“PARK” alanına alındığı, 21/06/2009 tasdik tarihli Bahçelievler İlçesi Revizyon Uygulama İmar

Planının Uygulama Hükümlerinin 14. Maddesinde yer alan plan notunda, “ TAVUKÇU DERESİ

DERE MUTLAK KORUMA BANDI İÇİNDE; YAPILAŞMAYA İZİN VERİLMEYECEKTİR.

DERENİN DOĞAL AKIŞINI ENGELLEYECEK VE ARAZİ TOPOĞRAFYASINI

DEĞİŞTİRECEK HERHANGİ BİR ÇALIŞMA YAPILMAYACAKTIR” denildiği, söz konusu parselin 21/06/2009 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Bahçelievler Revizyon Uygulama İmar Planının bir üst ölçekli planı olan 1/5000 ölçekli 20/01/2008 tasdik tarihli Bahçelievler Revizyon Nazım İmar Planında; “Önlemli Alan (ÖA-1): Deprem Tehlikesi Açısından Önlemli Alanlar” içerisinde kaldığı, alt ölçekli planlar üst ölçekli planlara aykırı olamayacağından ve Tavukçu Deresi içerisinde kalan sayılı parselin Mithatpaşa Caddesinin ana arter üzerinde olması nedeniyle konunun İstanbul Büyükşehir

Belediye Başkanlığı’nca değerlendirilmesi ve karara bağlanması gerektiğinin belirtildiği; İstanbul

Büyükşehir Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Planlama ve Yatırım

Dairesi Başkanlığı’nın 27/10/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısında, İSKİ’nin imar planı yapma, onama, yapılara ruhsat verme veya yıkımına karar verme gibi yetkileri bulunmadığı, imar planları ve projelere altyapı ve üstyapı tesisleri yönünden kurum görüşü verildiği, söz konusu Bahçelievler ilçesi, parselin Yeşil Alan olarak ayrılmasına ilişkin İSKİ’nin herhangi bir talebi bulunmadığı, parsel ve çevresinde yer alan altyapı tesislerinize ilişkin parsel alanının yüzeysel su kaynaklarının su toplama havzaları ile dere ıslah ve dere işletme bandı dışında kaldığı, parselin yakınından Tavukçu Deresi geçtiği, söz konusu parselin Tavukçu Deresi’nin dere işletme bandından etkilenmediği, parselin çevresinden içmesuyu hattı geçtiği, içmesuyu hatlarının geçtiği güzergahların imar plan çalışmalarında, çap büyüklüğüne göre değişen en az 5 metre, en az 10.00 metre, en az 15.00 metre ve en az 20.00 metre olacak şekilde sadece İmar Yolu olarak düzenlenmesi gerektiği, . parselin çevresinden atıksu hatları ile ana kolektör hattının geçtiği, atıksu – yağmursuyu altyapı hatlarının geçtiği güzergâhların imar plan çalışmalarında, çap büyüklüğüne göre değişen en az 5 metre, en az 10 metre ve en az 15 metre genişlikte

İmar Yolu veya Yeşil Alan olarak korunması gerektiği, netice olarak, parsele dair herhangi bir imar planı değişikliği teklifi hazırlanması halinde İSKİ’nin görüşünün alınması gerektiği belirtilmektedir.

27. Kurumumuzca, yapılan inceleme ve araştırma kapsamında şikayet konusunun çözüme kavuşturulması amacıyla görüş isteme yazısı ile konu ile ilgili olarak Türkiye Belediyeler Birliği

Başkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından görüş istenmiştir. Türkiye

Belediyeler Birliği Başkanlığından alınan 04/03/2022 tarihli görüş yazısında özetle; söz konusu alanın, parsel maliklerinin herhangi bir dahli olmaksızın, 2003 yılında onaylanan uygulama imar planı ile ticaret+konut ve kısmen de yol olarak belirlendiği; 2009 yılında onaylanan son imar planı ile değişiklik yapılarak yeşil alan/park olarak kullanım kararı alındığı, parsele ait imar durumunun maliklerin iradesi dışında değiştirildiğinden yola çıkıldığında maliklerin mülkiyet hakkının gözetilmesi yönüyle mahalli idarelerin mağduriyetleri gidermek adına re’sen tasarrufta bulunmasının yerinde olacağı; söz konusu alanda plan değişikliği yapılmasına yönelik bir çalışmanın yapılmasının şehircilik ve planlama esaslarına göre uygun görülmemesi, bir başka deyişle mevcut imar planının yürürlüğüne karar verilmesi halinde, görev ve yetkileri bağlamında büyükşehir ve ilçe belediyesi tarafından trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle kamulaştırma işlemlerinin gerçekleştirilmesinin yararlı olacağı; kamulaştırmanın ekonomik veya

diğer saiklerle tercih edilmemesi dolayısıyla mevcut imar planında değişiklik yapılmasının uygun görülmesi halinde, tarihsel süreç de göz önünde bulundurularak 3194 sayılı İmar Kanunu, Mekânsal

Planlar Yapım Yönetmeliği ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ile diğer mevzuat kapsamında konunun değerlendirilmesi ve tüm ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerinin alınması suretiyle yeni bir plan değişikliğinin/revizyonun yapılmasının uygun olacağı; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği

Bakanlığından alınan 17/03/2022 tarihli görüş yazısında özetle; Bahçelievler İlçesi, sayılı parselin meri 1/5000 ölçekli nazım imar planında “Kentiçi Yollar” gösteriminde, meri 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise “Pasif Yeşil Alanlar” gösteriminde kaldığının görüldüğü, 3194 sayılı İmar Kanunun 8.

maddesinin (d) bendinde “…Alt kademe planların, üst kademe planların kesinleştiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde ilgili idarece üst kademe planlara uygun hale getirilmesi zorunludur. Aksi halde, üst kademe planları onaylayan kurum ve kuruluşlar alt kademe planları en geç altı ay içinde uygun hale getirir ve resen onaylar…”; 10. maddesinde ise “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında, ilgili yatırımcı kamu kuruluşu temsilcilerinin görüşleri esas alınmak üzere, meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.” denildiği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun EK-1 inci maddesinde ifade edilen “… bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.” hükmü kapsamında, başvuru konusu parselin yer aldığı bölgede yetki sahibi büyükşehir belediyesi ve/veya ilçe belediyesi tarafından 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak konunun değerlendirilebileceğinin öngörüldüğü açıklamalarında bulunulmuştur.

28. Kişilere hukuk güvenliğinin sağlanması, Anayasa’nın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin ön koşullarındandır. Hukuk devleti, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Hukuk güvenliğinin sağlanması, bu doğrultuda yasaların geleceğe yönelik öngörülebilir belirlemeler yapılabilmesine olanak verecek kurallar içermesini gerekli kılar. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik” ilkesidir.

Bu ilkeye göre, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Anayasa

Mahkemesi’nin 26.12.2013 tarihli ve E. 2013/67, K. 2013/164 sayılı kararı)

29. Somut olay incelendiğinde, başvuranın hukuki durumuna ilişkin idarenin işleminde iki ayrı hukuka aykırılık tespiti yapılmış olup, bunlardan ilki 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında yol alanında kalan parselin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında yeşil alan olarak belirlenmesi nedeniyle alt ölçekli imar planının üst ölçekli imar planına aykırılığıdır. Diğeri ise yargı kararlarında belirtilen imar planlarında yol/yeşil alan olarak belirtilen parselin uzun süre belirsiz durumda bırakılması nedeniyle mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahalenin varlığıdır. İstanbul İli Bahçelievler

İlçesi, parsele ilişkin olarak 20.01.2008 onanlı 1/5000 ölçekli Bahçelievler Merkez, Yenibosna, Kocasinan Nazım İmar Planında, Önlemli Alan-l (ÖA-I) içerisinde “Yol Alanı” nda kaldığı,

21.06.2009 onanlı 1/1000 ölçekli Bahçelievler Revizyon Uygulama İmar Planında ise yerleşime

uygunluk değerlendirme haritaları kapsamında Önlemli Alanlar (ÖA-6B) ve “Tavukçu Deresi Taşkın

Önlemli Yapılaşma Alanları” sınırları kapsamında “Pasif Yeşil Alanlar”da kaldığı ve imar planlarının onaylandığı, alt ölçekli planının üst ölçekli planına aykırı olduğu, bu aykırılığın idarelerin işlemlerinden kaynaklandığı, imar planının değiştirilmesi talebinin 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapılmasını gerektirdiği, 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapma yetkisinin İstanbul Büyükşehir Belediyesinde olduğu, Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği gibi, hukuk devletinin unsurlarından olan “hukuki güvenlik” ilkesi ve “belirlilik” ilkesi gereği, 2003 yılından beri imar planlarında yapılan değişikliklerle başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının önüne geçildiği, arazinin satış, yeniden yapım, kentsel dönüşüm şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azaltacağı, parsel maliklerinin kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları tespit edilmiştir.

30. Ayrıca, 1/5000 ölçekli planda yolda kalan parsel için Karayolları Genel Müdürlüğünün 19/10/2020 tarihli yazısında, yapılan herhangi bir kamulaştırma çalışmasının bulunmadığının belirtildiği;

Bahçelievler Belediye Başkanlığının 26/10/2020 tarihli yazısında, İSKİ Genel Müdürlüğü’nün

Bahçelievler Tavukçu Deresinin İstanbul Caddesi E-5 arası ve diğer kısımlardaki ıslah eksikliklerinin giderilmesine ilişkin hazırlamış olduğu 1/1000 ölçekli 03/12/2004 tasdik tarihli plan teklifine göre parselin dere taşkın sahasında kaldığı, 21/06/2009 tasdik tarihli Bahçelievler İlçesi Revizyon Uygulama

İmar Planının Uygulama Hükümlerinin 14. Maddesinde yer alan plan notunda, “Tavukçu Deresi Dere mutlak koruma bandı içinde; yapılaşmaya izin verilmeyecektir. derenin doğal akışını engelleyecek ve arazi topoğrafyasını değiştirecek herhangi bir çalışma yapılmayacaktır” ifadelerine yer verilmesine karşın İSKİ Genel Müdürlüğünün 27/10/2020 tarihli cevabında, parsel alanının yüzeysel su kaynaklarının su toplama havzaları ile dere ıslah ve dere işletme bandı dışında kaldığı ve parselin yakınından Tavukçu Deresi geçtiği, söz konusu parselin Tavukçu Deresi’nin dere işletme bandından etkilenmediğinin belirtildiği; bu durumda farklı idareler arasındaki farklı değerlendirmelerin ortak bir çalışmayla açıklığa kavuşturulmasına ihtiyaç bulunduğu anlaşılmaktadır.

31. Yapılan inceleme ve araştırma kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1 inci maddesinde hüküm altına alınan “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.” hükmünü dikkate alarak konuyu değerlendirmesi, şikayetçinin talebinin re’sen yerine getirilerek 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi amacıyla değişiklik yapılması için ilgili kurumlarla ortak çalışma gerçekleştirmesi, parsel maliki/vekilinin plan değişikliği teklifinde bulunması zorunluluğu olmaksızın şikayetçinin ve komşu parsellerin durumunu durumunu inceleyerek talebi yeniden değerlendirmesi gerektiği, İstanbul Büyükşehir Belediye

Başkanlığı’nın şikayetçinin mağduriyetinin giderilmesi için imar planı değişikliği yapılması talebinin

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 31.4 maddesinde belirtilen şartların yerine getirilmesi halinde değerlendirileceği gerekçesiyle reddetmesinin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

32. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuran 12 bina dışında parselin tamamının yol nedeniyle kamulaştırıldığı, ancak kendi binalarının diğer 11 bina ile birlikte yeşil alan olarak bırakıldığını ve hiçbir işlem yapamadıklarını, halbuki ikamet ettiği binanın eski bir bina olduğunu, bina ile ilgili tadilat, kentsel dönüşüm olmak üzere herhangi bir tasarrufta bulunamadıkları için deprem riski nedeniyle can ve mal kaybı yaşamaktan korktuklarını iddia etmekte olup, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı’nın cevabi yazısında, söz konusu alanın imar planlarında parsel maliklerinin herhangi bir dahli olmaksızın değişiklik yapılması nedeniyle maliklerin mülkiyet hakkının gözetilmesi yönüyle mahalli idarelerin mağduriyetleri gidermek adına re’sen tasarrufta bulunmasının yerinde olacağı, Çevre, Şehircilik ve İklim

Değişikliği Bakanlığı’nın cevabi yazısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun EK-1 inci maddesinde ifade edilen “… bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.” hükmü kapsamında, başvuru konusu parselin yer aldığı bölgede yetki sahibi büyükşehir belediyesi ve/veya ilçe belediyesi tarafından 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak konunun değerlendirilebileceği şeklinde Kurumumuza iletilen hukuki görüşler çerçevesinde, başvuranın talebi doğrultusunda ilgili mevzuata uygun olarak idarece ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde re’sen 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliğinin yapılması yönünde yeni bir işlem tesis edilmesi; gerekli kurumlarla yapılacak görüşmeler neticesinde idarece şikayete konu parsele ihtiyaç bulunduğu kanaatine varılması ve imar planı değişikliği yapılmasının mümkün olmadığının değerlendirilmesi durumunda, mülkiyet hakkı kısıtlanan malik sayısı da gözetilerek taşınmazın imar planında belirtilen amaca uygun olarak kullanılması için kamulaştırma programına alınarak ivedilikle kamulaştırılması; taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesini teminen yeni bir işlem tesis edilmesi gerektiği, idarenin işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

33. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikayetçinin talebini reddederken ‘kanunlara uygunluk’ ilkesine aykırı davrandığı, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

34. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup adli yargıda yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre ŞİKAYETİN

KABULÜNE,

1. Anayasa ile güvence altına alınan “mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için, başvuruya konu taşınmazın bulunduğu alana yönelik ilgililerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde, ilgili mevzuata uygun olarak idarece ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde re’sen 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliğinin yapılması yönünde yeni bir işlem tesis edilmesi;

2. Gerekli kurumlarla yapılacak görüşmeler neticesinde idarece şikayete konu parsele ihtiyaç bulunduğu kanaatine varılması ve imar planı değişikliği yapılmasının mümkün olmadığının değerlendirilmesi durumunda, mülkiyet hakkı kısıtlanan malik sayısı da gözetilerek taşınmazın imar planında belirtilen amaca uygun olarak kullanılması için kamulaştırma programına alınarak ivedilikle kamulaştırılması; taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesini teminen yeni bir işlem tesis edilmesi;

hususlarında İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İstanbul Büyükşehir Belediye

Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Konu hakkında bilgilendirilmelerini teminen kararın bir örneğinin Karayolları Genel Müdürlüğü ile Bahçelievler Belediye Başkanlığı’na gönderilmesine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi