ÖZET: Başvuran, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’ne yaptığı başvuruda, iş akdini ücretlerin zamanında ve tam ödenmemesi nedeniyle haklı sebeplerle feshettiğini belirtmiştir. Ancak, işverenin işten çıkış nedenini istifa olarak bildirmesi sonucu işsizlik ödeneği başvurusu reddedilmiştir. Başvuran, İŞKUR’a itirazda bulunmuş, ancak itirazı, iş akdinin işveren tarafından sonlandırıldığına dair belgelerin sunulmaması nedeniyle kabul edilmemiştir. Başvuran, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun ilgili maddelerine dayanarak, haklı fesih durumunda işsizlik ödeneği alabileceğini savunmaktadır.

Türkiye İş Kurumu, başvuranın işten çıkış kodunu ve son 120 gün prim ödemelerini inceleyerek, işsizlik ödeneğine hak kazanmadığını belirtmiştir. İdare, işten çıkışın işçinin isteğiyle gerçekleştiğini ve bu nedenle ödeneği almasının mümkün olmadığını ifade etmiştir. Ancak, başvuranın iş akdinin feshi ve işten çıkış nedenine ilişkin belgelerin eksikliği, yargı sürecinin uzaması ve işçinin mağduriyeti gibi durumlar, işsizlik ödeneğinin zamanında ödenmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi ve işsizlik ödeneğinin ödenmesi yönünde tavsiyelerde bulunmuştur. İdarenin, işsizlik ödeneği başvurularını değerlendirirken daha dikkatli olması ve başvuranın haklarını koruyacak bir sistem geliştirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, işsizlik ödeneğinin zamanında ödenmesi, işçilerin ekonomik güvenliğini sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/6742-S.10279

BAŞVURU NO : 2019/2174

KARAR TARİHİ : 02/08/2019

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : İşsizlik ödeneğine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 05/02/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran; … … . … . … . …. . ve Tic. Ltd. Şti. ile olan iş akdini ücretlerinin zamanında ödenmemesi ve eksik ödenmesi nedeniyle, 4857 sayılı

İş Kanununun 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasına dayanarak, 05.11.2018 günü haklı fesihle

Noter aracılığıyla feshettiğini, işverenin ihtarnameyi 06.11.2018 tarihinde teslim aldığını, İŞKUR’a … bildirge koduyla işsizlik ödeneği başvurusunda bulunduğunu, ancak başvurusunun reddedildiğini, işten çıkışının (İŞKUR tarafından belirlenen işten çıkış kodları cetveli) 25 inci madde (işçi tarafından işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) ile yapılması gerekirken, işvereninin, kötü niyetle SGK’ya işten çıkış nedeni olarak 3 üncü maddeyi yani istifayı bildirdiğini, oysa istifa etmediğini, ettiğine dair hiçbir evrak da olmadığını, İŞKUR Antalya İl Müdürlüğüne 29.11.2018 tarih ve … sayılı dilekçe ile itirazda bulunduğunu, İŞKUR Antalya İl Müdürlüğünden tarafına gönderilen 23.01.2019 tarih ve …

sayılı yazıda, “iş akdinin işveren tarafından sonlandırıldığını kanıtlayan evraklar tarafınızca sunulmadığından işlem yapılamayacağı” belirtilerek itirazının reddedildiğini, oysa 4447 sayılı

İşsizlik Sigortası Kanununun 51 inci maddesinin (b) bendinde, sözleşmesini ücreti düzenli ödenmediği için fesheden işçilerin de işsizlik ödeneği alabileceğinin hükme bağlanmış olduğunu, 1475 sayılı İş Kanunun 16 ncı maddesinin de açık olduğunu, yürürlükteki 4857 sayılı

İş Kanununun 24 üncü maddesinde de aynı hakkın korunduğunu, haklı fesihle sözleşmesini feshedenlerin işsizlik ödeneği alabileceğini; ancak, tüm bu kanuni hakların önünü İŞKUR’un ilgili yönetmeliğinin tıkadığını, işten çıkış bildirgesini SGK’ya verme yetkisinin tamamen işverene bırakıldığını, çalışana da bu konuda hiçbir söz hakkı tanınmadığını, çalışan haklı feshi tüm belgeleriyle ortaya koymasına rağmen, elinde hiçbir belge olmayan işverenin dediğinin kabul edildiğini, işçiye sadece dava açma yolu kaldığını, ülkemizde yargının iş yükü göz önüne alındığında uzun yargılama süreleri olduğunu, dolayısıyla çalışan hakkını almak için yıllarca beklemek zorunda kalındığını, oysa işsizlik maaşının adı üstünde işsiz kalınan dönemdeki zorluğu atlatmak için verildiğini, işçinin hem maaşını alamadığını hem de işsizlik ödeneğinden yararlanamadığını, zira KDK’nın İŞKUR’a 27.04.2018 tarih ve … sayılı gönderme kararının da birebir aynı durumda ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesine yönelik olduğunu, İŞKUR

Antalya İl Müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde KDK’nın gönderme kararının tarih sayı numarasını ve ilgili işlemin bildirge numarasını sunduğunu, KDK’nın daha önceki kararı incelendiğinde, itirazının kabul edilerek işsizlik ödeneğinin tarafına ödenmesi gerektiğini;

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

ancak İŞKUR Antalya İl Müdürlüğü görevlilerinin bu durumu görmezden gelmekte ısrar ettiğini belirterek; durumun düzeltilerek, hak ettiği işsizlik ödeneğinin tarafına bağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 27/05/2019 tarihli ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle;

2.1 … . ’in Kuruma, 17.11.2018 tarihli feshiyle 26.11.2018 tarihinde işsizlik ödeneği

başvurusunda bulunması üzerine, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) web servisleri aracılığıyla alınan bilgiler doğrultusunda; 17.11.2018 tarihindeki feshi SGK kayıtlarında görüldüğünden 26.11.2018 tarihli başvurusunun incelemeye alındığı; ancak bu feshine ilişkin

SGK kayıtlarından işsizlik ödeneği hak kazanma şartlarından olan son 120 gün prim ödemiş olmak şartını taşımadığı (10 gün devamsızlık gerekçesiyle eksik gün bildirimi bulunması) ve feshin işçinin istek ve kusuru (belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi (istifa) ile yapıldığının tespit edilmesi sebebiyle işsizlik ödeneğine hak kazanamadığı, 2.2. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 48 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü ile işsizlik ödeneği başvuru esaslarının belirlendiği, aynı Kanunun 50 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile de işsizlik ödeneği hak sahipliği sürelerinin belirlendiği, 2.3. Anılan Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü ile işsizlik ödeneği hak sahipliği koşullarının belirlendiği ve kendi istek veya kusuru dışında işten çıkanların hak sahipliği kapsamına alındığı, 2.4. Sigortalı işsizlerin işsizlik ödeneği talebi ile Kuruma başvuruda bulunmaları durumunda, SGK’dan ilgililere ait işten çıkış nedeni ve prim bilgileri (prim gün sayısı ve prime esas kazanç bilgisi vs.) web servisi aracılığıyla elektronik ortamda alındığı ve yukarıda özet halinde verilen 4447 sayılı Kanunda yer alan hak kazanma koşullarının sağlanıp sağlanmadığı kontrol edilerek ilgililerin hak sahipliğinin belirlendiği, 2.5. … …’in Kuruma 17.11.2018 tarihli feshiyle de 26.11.2018 tarihinde işsizlik ödeneği başvurusunda bulunduğu, ilgilinin başvurusuna ilişkin yapılan kontrollerde işten çıkış kodunun

“03-İstifa” olduğu ve son 120 günde “15-Devamsızlık” sebebiyle eksik gün bildiriminin bulunduğu tespit edildiğinden ödenek hak edemediği, 2.6. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun; 48 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca işten çıkış bildiriminin işverence yapıldığı, 2.7. Konuyla ilgili olarak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanununun ek 1 inci maddesi hükmü ile SGK’ya yapılmış olan işten çıkış bildirimlerinin

İŞKUR’a da yapılmış sayılacağı esasının getirildiği, 2.8. Sigortalı işsizlerin işsizlik ödeneği talebi ile Kuruma başvuruda bulunmaları durumunda, SGK’dan ilgililere ait işten çıkış nedeni ve prim bilgileri (prim gün sayısı ve prime esas kazanç bilgisi vs.) web servisi aracılığıyla elektronik ortamda alındığı ve hak kazanma koşullarının sağlanıp sağlanmadığı kontrol edilerek ilgililerin hak sahipliğinin belirlendiği, işsizlik ödeneğine hak kazanamayanların itirazları ile hak kazanmasına rağmen hak kazanmaması gerektiği yönündeki bildirimlerin Kurumun yerel birimlerince incelenerek sonuçlandırıldığı, fesih nedenine ilişkin itirazlar/bildirimlerde feshin 4447/51 inci madde kapsamında yapıldığını/yapılmadığını gösterir somut belgelerle itiraz/bildirim sahiplerince kanıtlanmasının beklendiği, söz konusu belgelerden, belirli süreli hizmet akdi, ihbar ve/veya kıdem tazminatının ödendiğini gösterir bordro veya banka dekontu, fesih bildirim yazısı, çalışma hayatını inceleme veya denetlemekle görevli denetim elemanları veya memurlarca işçi şikâyetlerinin incelenmesi sonucu tutulan tutanak veya düzenlenen rapor, işçi ile işveren arasında süren kesinleşmiş mahkeme kararı, arabuluculuk tutanağı vs. belgelerin feshin 4447/51 inci maddesi kapsamında yapıldığına delil teşkil ettiği; istifa dilekçesi, ikale

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

sözleşmesi, 4857/25-11 nci maddesi çerçevesinde tutulan tutanakların feshin 4447/51 nci maddesi kapsamı dışında yapıldığına delil teşkil ettiği, dolayısıyla, söz konusu belgelerden birinin ilgililerce Kuruma ibrazı halinde SGK’ya yapılan bildirimdeki fesih nedeninin esas alınmadığı, belgeye dayalı fesih nedeninin esas alınarak işlem yapıldığı, 2.9. … …’in, 29.11.2018 tarihinde Antalya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne itirazda bulunmuş olduğu, Noter kanalıyla işverene gönderilen 05.11.2018 tarihli ihbarname ve banka hesap hareketlerinin evraklarının ibraz edildiği, itiraza cevaben İl Müdürlüğünce 23.01.2019 tarihli ve … sayılı yazının ilgiliye gönderildiği, yazıda iş akdinin işverence sonlandırıldığını kanıtlayan (kıdem-ihbar tazminat bordrosu, fesih bildirim tebligatı vb.) evraklar ibraz edilmediğinden işlem yapılamayacağı bilgisinin ilgiliyle paylaşıldığı, ilgilinin talebi üzerine durumu yazılı olarak da bildirmek amacıyla iş bu yazının yazılmakta olduğu, iş akdinin işverence sonlandırıldığını belgeleyen diğer evraklarla (Kesinleşmiş Mahkeme Kararı, Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı veya ekinde kıdem tazminatı bordrosu bulunan işveren tarafından yazılan dilekçe) başvurulması halinde gerekli incelemelerin yapılacağı ve işsizlik ödeneğinden faydalanılmasının sağlanacağının ifade edildiği, konuyla ilgili olarak, Antalya

Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından işverene 14.02.2019 tarih ve … sayılı yazı yazılarak, ilgilinin işten çıkışına istinaden ilgilinin istifa dilekçesinin bulunup bulunmadığı (varsa Kuruma gönderilmesi), ikale sözleşmesinin bulunup bulunmadığı (varsa Kuruma gönderilmesi), 4857 sayılı İş Kanununun 25/2 maddesi kapsamında fesih yapılıp yapılmadığı (bu kapsamda yapılmışsa tutanakların Kuruma gönderilmesi), işten çıkış tarihinden önceki 4 aylık dönemde işçinin devamsızlık yapıp yapmadığı (yaptı ise devamsızlık tarihini belgeleyen tutanakların Kuruma gönderilmesi), yukarıda sayılan bu durumlar mevcut olmadan işveren tarafından fesih gerçekleşmişse ödenen ihbar ve kıdem tazminatı bordrolarının Kuruma gönderilmesi, feshin 4857 ve 4447 sayılı Kanunların hangi maddeleri kapsamında yapıldığı hususlarında bilgi ve belge talep edildiği, işverenin Kuruma 22.02.2019 tarihli yazısı ile cevap verdiği, anılan yazıda; ilgilinin 05.11.2018 tarihinde işe gelmediği ve artık işyerinde çalışmadığını işyeri çalışanlarından …. …’ye bildirdiği, … …’nin de durumu işverene e-posta olarak ilettiği, … … ‘in ifadesinin gerçeği yansıtmadığından kendisine 09.11.2018 tarihinde

Noter aracılığıyla gerekli açıklama yapılarak işe gelmesi hususunda ihtar çekildiği, ancak ilgilinin ısrarla işe gelmediği, işe dönmemesi sebebiyle istifa etmiş olarak değerlendirildiği, ilgilinin avukatı ile 2 kez arabuluculuk görüşmesi yapıldığı ve anlaşma sağlanamadığı, ilgilinin avukatı ile yapılan görüşme sonucunda hukuksal sürecin başlatıldığının ifade edildiği, tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde Kurumca fesih nedeninin 4447 sayılı Kanun kapsamında yapıldığına ilişkin somut bir tespit yapılamadığından ilgilinin işsizlik ödeneği başvurusunun güncellenmediği, işçi ile işveren arasında yaşanan ihtilafın taraflarca ibraz edilecek somut belgelerle çözülemediği durumlarda feshin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğunun arabuluculuk tutanağı ya da kesinleşmiş mahkeme kararıyla kanıtlanmasının beklendiği, 2.10. … … tarafından emsal olarak gösterilen gönderme kararında başvuran kişinin durumuna ilişkin, Bakanlık iş müfettişleri tarafından gerçekleştirilen ve işçinin ücret alacağının varlığına karar verilen bir inceleme raporunun bulunduğu, işçinin alacaklarının bulunduğunun iş müfettişleri tarafından yapılan inceleme sonucunda tespit edilmesi sebebiyle ilgiliye alacaklarının ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı; ancak … …’in iş akdi feshine ilişkin çalışma hayatını inceleme veya denetlemekle görevli denetim elemanları veya memurlarca işçi şikâyetlerinin incelenmesi sonucu tutulan tutanak veya düzenlenen rapor bulunmadığı, 2.11. Müşavirlik kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde … … ile Kurum arasında görülmekte olan yahut karara bağlanmış herhangi bir davaya rastlanılmadığı, 2.12. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda başvuru sahibi … …’in başvuruya konu olan feshinin 4447 sayılı Kanunda işsizlik ödeneğine hak kazanabilecek fesihlerden birisi

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

olarak yapıldığına ilişkin mahkeme kararı bulunması halinde ilgilinin durumunun yeniden değerIendirileceği, Hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun ‘‘İşsizlik sigortası ile ilgili tanımlar’’ başlıklı 47 nci maddesinin; “…

c) bendinde “İşsizlik sigortası: Bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, herhangi bir kasıt ve kusuru olmaksızın işini kaybeden sigortalılara işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını belli süre ve ölçüde karşılayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren zorunlu sigortayı, …

e) bendinde “Sigortalı işsiz: Bu Kanun kapsamına giren bir işyerinde bir hizmet akdine dayalı ve sigortalı olarak çalışırken bu Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen nedenlerle işini kaybeden ve Kuruma başvurarak çalışmaya hazır olduğunu bildiren kimseyi,”

…

h) bendinde “İşsizlik ödeneği: Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen süre ve miktarda yapılan parasal ödemeyi, İfade eder.” 6. 4447 sayılı Kanunun ‘‘İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler’’ başlıklı 48 inci maddesinde; “İşsizlik sigortası zorunludur. Bu Kanun kapsamına giren ve halen çalışmakta olanlar bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, yeni girenler ise işe başladıkları tarihten itibaren sigortalı olurlar.

…

İşveren, hizmet akdi 51 inci maddede belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona ermiş olan sigortalılar hakkında; örneği Kurumca hazırlanacak üç nüsha işten ayrılma bildirgesi düzenleyip, 15 gün içinde bir nüshasını Kuruma göndermek, bir nüshasını sigortalı işsize vermek ve bir nüshasını da işyerinde saklamakla yükümlüdür. Kurumca bu Kanuna göre yapılacak işlemlere ilişkin elektronik ortamda bilgi ve belge istenebilir veya bilgi ve belge verilebilir.

Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde Kuruma doğrudan veya elektronik ortamda başvurması gerekir. Mücbir sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülür.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde, Kurumca aşağıda belirtilen ödemeler yapılır ve hizmetler sağlanır; a) İşsizlik ödeneği, b) 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primleri, c) Yeni bir iş bulma, d)Aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar.

…” 7. 4447 sayılı Kanunun ‘‘İşsizlik ödeneğinin; miktarı, ödeme süreleri ve zamanı ile sigorta primleri’’ başlıklı 50 nci maddesinde; “Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkıdır. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.

Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan, son üç yıl içinde; a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere

180 gün,

b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere

240 gün,

c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere

300 gün,

Süre ile işsizlik ödeneği verilir.

İşsizlik ödeneği başvuruları izleyen ayın sonuna kadar sonuçlandırılır. İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin kendisine ödenir. Ödeme tarihini öne çekmeye Çalışma ve

Sosyal Güvenlik Bakanı yetkilidir. İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz. İşsizlik ödeneği, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez. Sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen fazla ödemeler yasal faizi ile birlikte geri alınır.” 8. 4447 sayılı Kanunun ‘‘İşsizlik ödeneğine hak kazanmanın şartları’’ başlıklı 51 inci maddesinde; “Bu Kanun uyarınca sigortalı sayılanlardan hizmet akitleri aşağıda belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona erenler, Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri ve bu Kanunda yer alan prim ödeme koşullarını sağlamış olmaları kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanırlar.

a) 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesi veya 20/4/1967 tarihli ve

854 sayılı Deniz İş Kanununun 16 ncı maddesi ya da 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın

Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun

6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen bildirim önellerine uygun olarak hizmet akdi

işveren tarafından sona erdirilmiş olmak, b) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 16 ncı maddesinin (I), (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (II) ve (III) numaralı bentlerine veya

5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi

Hakkında Kanunun 7 nci maddesi ile 11 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sigortalı tarafından feshedilmiş olmak, c) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın süresinin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinin (I) ve (III) numaralı bentlerine veya

854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (III) numaralı bendine veya 5953 sayılı

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında

Kanunun 12 inci maddesinin birinci fıkrasına göre işveren tarafından feshedilmiş olmak, …” 9. 4857 sayılı İş Kanununun ‘‘Fesih bildirimine itiraz ve usulü’’ başlıklı 20 nci maddesinde; “İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir.

Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

…” 10. 4857 sayılı Kanunun ‘‘İşçinin haklı nedenlerle derhal fesih hakkı’’ başlıklı 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin

bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:

…

II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.

b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.

c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.

d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, …” 11. 4857 sayılı Kanunun ‘‘İşverenin haklı nedenlerle derhal fesih hakkı’’ başlıklı 25 inci maddesinde; “…

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.

b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.

c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.

e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.

f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.

g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.

…” 12. 5510 sayılı Kanunun ‘‘Kuruma yapılan bazı bildirimlerin yeterli sayılması’’ başlıklı Ek

1 inci maddesinde;

“İşverenler tarafından 8 inci, 9 uncu ve 11 inci maddelere göre Kuruma yapılan sigortalı ve işyerlerine ilişkin bildirimler; 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar

Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi, 2821 sayılı

Sendikalar Kanununun 62 nci maddesi, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 48 inci maddesi ve 4857 sayılı İş Kanununun 3 üncü maddesi hükümleri uyarınca Bakanlık ile ilgili bölge müdürlüklerine ve Türkiye İş Kurumuna yapılması gereken bildirimlerin yerine geçer.

…”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

13. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, işsizlik ödeneğinin ödenmesine ilişkin uygulamanın ilgili idarelerin yetkililerince etraflıca değerlendirilmesi, konunun etki analizi ve aktüeryal denge faktörlerinin araştırılarak sistemin yapısına da zarar vermeyecek bir yöntem belirlenmesi ve buna ilişkin gerekli mevzuat altyapısının hazırlanması ve bu kapsamda başvuranın talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda yönünde ilgili kuruma tavsiyede bulunulmasına ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Başvuran, özetle; iş akdini ücretlerinin zamanında ödenmemesi ve eksik ödenmesi nedeniyle haklı nedenle Noter aracılığıyla feshettiğini ve idareye işsizlik ödeneği başvurusunda bulunduğunu; ancak başvurusunun reddedildiğini, işten çıkış kodunun işverenin kötü niyetli tutumuyla ilgili idareye istifa olarak bildirildiğini; fakat istifa etmediğini, bu durum karşısında idareye itiraz başvurusunda bulunduğunu, itirazının reddedildiğini belirterek yaşadığı mağduriyetin giderilmesini Kurumumuzdan talep etmektedir.

15. İdare ise vermiş olduğu yanıtlarda; ilgilinin işten çıkış bilgileri incelendiğinde işsizlik ödeneği hak kazanma şartlarından olan son 120 gün prim ödemiş olmak koşulunu taşımadığını ve feshin işçinin istek ve kusuru ile yapıldığının tespit edilmesi sebebiyle işsizlik ödeneğine hak kazanamadığını, işçi ile işveren arasında yaşanan ihtilaf neticesinde tarafların iş akdinin feshine ilişkin somut belgeler ibraz etmediğini ve feshin hangi kapsamda olduğunun tespitinin mahkeme kararıyla kanıtlanmasının beklendiğini belirtmektedir.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

16. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun işsizlik ödeneği ile ilgili olarak vermiş olduğu 2006/10-243 E.ve 2006/271 K. sayılı, 06/05/2006 tarihli kararında işsizlik sigortasının amacı

ve işlevleri şu şekilde açıklanmıştır:

…

“Sigortalı işsizlere, işsizlik ödeneği vermek suretiyle gelir sürekliliğini sağlamak işsizlik sigortasının bir yönünü oluşturmaktadır. Diğer bir yönü ise sigortalı işsizleri işe yerleştirmek ya da yeniden istihdam şansı elde edebilmeleri için gerekli olan meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi vermektir. Bütün bunlar göz önüne alındığında işsizlik sigortası ile iş ve işçi bulma hizmetlerinin birbirinden farklı düşünülmesinin imkânsızlığı ortaya çıkmaktadır.

Sistemin amacı işsizlerin gelir kayıplarını bir ölçüde de olsa gidermenin yanı sıra iş gücünü sürekli, etkin ve verimli çalıştırarak insan gücü israfını en aza indirmektir.” açıklaması ile kanunun işsizlik sigortasının amacını kabul şekli açıkça belirtilmiş, madde gerekçelerinde ise”… Ayrıca sigortalı işsizlere, bu Kanunda belirtilen esas ve koşullar çerçevesinde sağlanan ödeme ve hizmetler açıklanmıştır. Buna göre; işsizlik ödeneği verilmesi, işsizlik süresince tedavilerinin sağlanması, yeni bir iş bulma veya işsize yeni bir işe girebilmesi için meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi verilmesi kararlaştırılmıştır. Tüm bu ödeme ve hizmetlerin aynı kanun içinde düzenlenmesinden amaç, bunların birbirini tamamlar nitelikte olmasıdır.” açıklaması ile işsizlik sigortası düzenlemesinin amacı açıkça ifade edilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 4447 sayılı Kanunun gerekçesinde belirtilen ilkelerde de açıklandığı üzere; işsizlik sigortasının ilk amacı, işsizlik ile karşılaşan sigortalı işsize gelir güvencesi sağlamaktır. Günümüzde işsizlik sigortaları işsiz kalanları ekonomik güvenceye kavuşturmanın yanında iş bulma ve mesleki eğitim verme gibi sosyal hizmetleri de kapsamına almış bulunmaktadır. İşsizlik ödeneği; işsizlik sigortasının işsizlik riskiyle karşılaşan sigortalılara ekonomik güvence sağlama aracıdır…” 17. Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin vermiş olduğu 2007/30884 E. ve 2008/29541 K.

sayılı, 30/10/2008 tarihli kararında ise şu ifadelere yer verilmiştir:

“Taraflar arasındaki uyuşmazlık işsizlik ödeneğinden davalı işverenin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre yasada aranan koşulların mevcut olması halinde işsizlik tazminatından İŞKUR sorumludur. İşçi işsizlik sigortası isteme koşullarını yerine getirmesine rağmen işverenin haksız eylemi ile bu ödeneği

İŞKUR’dan alamaması halinde işverenin kusurundan doğan zararı tazminat olarak işverenden isteyebilir. Kanununun 51. maddesinde işsizlik sigortasından faydalanma şartları belirlenmiştir. Aynı yasanın 48. maddesinde ise, “Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde Kuruma doğrudan başvurması gerekir. Mücbir sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülür” kuralına yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, işsizlik sigortasından faydalanabilmek için işçinin, işten ayrılma tarihinden itibaren bir ay içinde işçinin kuruma başvurması şarttır. Davacı yasanın 51. maddesindeki koşullara sahip olduğunu

İŞKUR’a usulünce başvurulduğunu, işverenin eylemi nedeni ile işsizlik sigortası alamadığını, ileri sürüp kanıtlamalıdır. Davacının işsizlik sigortasından yararlanmak için Türkiye İş

Kurumuna başvurup başvurmadığı, başvurmuş ise, ret sebebi sorulmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir.” 18. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararında da belirtildiği üzere, 4447 sayılı Kanunun gerekçesinde belirtilen ilkelerde; işsizlik sigortasının ilk amacı, işsizlik ile karşılaşan sigortalı işsize gelir güvencesi sağlamaktır. Günümüzde işsizlik sigortası işsiz kalanları ekonomik güvenceye kavuşturmanın yanında iş bulma ve mesleki eğitim verme gibi sosyal hizmetleri de kapsamına almış bulunmaktadır. İşsizlik ödeneği; işsizlik sigortasının işsizlik riskiyle karşılaşan sigortalılara ekonomik güvence sağlama aracıdır. Doktrinde de işsizlik

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

sigortasının temel amacı olarak, gelecekte ortaya çıkması muhtemel işsizlik riskine karşı çalışanı güvence altına almak gösterilmektedir. Gelecekte işsiz kalma tehlikesiyle karşılaşabilecek işçilerden, çalıştıkları dönemlerde düzenli prim toplanılması, ayrıca işveren ve devlet katkıları ile birlikte, çalışanlara işsiz kalmaları halinde, maaş alamamaları nedeniyle oluşan ücret geliri kaybını telafi edebilecek bir gelir sağlanmaktadır. Doktrinde, işsizliğin çalışanların gelir kayıplarının ve mali sıkıntılarının başlıca sebeplerinden biri olarak sosyal güvenlik yasalarıyla olumsuz etkileri hafifletilmeye çalışılan risklerden biri olduğu, diğer sosyal risklerden farklı olarak ekonomik güçlerin dalgalanmasından kaynaklandığı, işsizlik sigortasının bu niteliği ile işsizlik tehlikesini ortadan kaldırmaya yönelik bir önlem olmayıp işsizliğin olumsuz etkilerini hafifletmeye yönelik bir önlemler bütünü olduğu, çalışma arzu ve yeterliliğinde iken, isteği dışında işsiz kalan ve bunun sonucunda kendisini ve ailesini geçindirecek gelirden yoksun kalan bir kimsenin içine düştüğü durumun güçlüğünün açık olduğu, çalışanı ekonomik güvensizlik ortamına sürükleyen işsizliğin boyutlarının büyümesinin toplum hayatını ve ulusal ekonomiyi de tehdit eder hale getirdiği vurgulanmaktadır. (Prof. Dr. A. Can TUNCAY “İşsizlik Sigortasının Kapsamı ve İşsizlik

Ödeneği”, 2001)

19. Bu açıdan yaklaşıldığında işsizlik sigortasından sağlanan yardımlar arasında, işsiz kalan işçinin gelir kaybını telafi edici nitelikte olan işsizlik ödeneğinin zamanında ödenmesinin son derece önemli olduğu görülmektedir. İşsiz kalma nedeni ile çalışanın ve ailesinin ekonomik açıdan düştükleri zor durum, çalışanın başkalarına borçlanması, yakınlarına yük olması gibi olumsuz durumların önüne ancak işsizlik ödeneğinin zamanında ödenmesi ile telafi edilebileceği kabul edilmektedir.

20. Sigortacılık açısından bakıldığında ise temel husus, sigortalanan riskin gerçekleştiği zamanda tazmin unsurlarının devreye alınmasıdır. Çalışanın işsiz kaldığı dönemden yıllar sonra yapılan işsizlik ödeneği ödemesi, işsizlik sigortasının iki temel amacından biri olan işçileri işsizliğin ekonomik risklerinden koruma açısından işlevsiz olacaktır. Sigortalı işsiz;

4447 sayılı Kanun kapsamına giren bir işyerinde bir hizmet akdine dayalı ve sigortalı olarak

çalışırken Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen nedenlerle işini kaybeden ve Kuruma başvurarak çalışmaya hazır olduğunu bildiren kimseler şeklinde tanımlanmıştır. İşsizlik ödeneği ise sigortalı işsizlere Kanunda belirtilen süre ve miktarda yapılan parasal ödemeyi ifade etmektedir. İdarenin işsizlik sigortası sistemini kurarken, işçinin işini kaybetme nedenine vermiş olduğu önem ne derece haklı ise, bu nedenin iş sözleşmesinin taraflarından birisinin beyanına dayalı olarak belirlenmesi ve aksinin yalnızca kesinleşmiş mahkeme kararı ile ortaya konabileceği yönündeki uygulama bir o kadar tartışmaya açıktır.

İşçilerin yıllar sürecek bir yargılama süreci sonrasında hak etmiş oldukları işsizlik ödeneklerini, riskin gerçekleştiği dönemden yıllar sonra alabilmelerinin sigortacılık açısından da izahı kabil değildir.

21. İşsizlik sigortası ile ilgili olarak uluslararası düzenlemeler de bulunmaktadır. İşsizlik sigortası Sosyal Güvenliğin Asgari Normlarına İlişkin 102 sayılı Uluslararası Çalışma

Sözleşmesi ile kabul edilen dokuz sosyal sigorta dalından birisidir. Ülkemizin de taraf olduğu

102 sayılı ILO sözleşmesi, sözleşmeye imza atan ülkelerin, iş kazası ve meslek hastalığı,

sakatlık, yaşlılık, ölüm veya işsizlik sigortası risklerinden en az birinin yer aldığı sigortacılık sistemini şart koşmaktadır. 1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin

25 inci maddesinde “Herkes işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki

koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir” ifadesine yer verilmiştir. 1950 tarihli Avrupa Sosyal Şartının 12 nci maddesinde, taraf ülkeler, sosyal güvenlik sistemlerini 102 sayılı ILO sözleşmesinin getirdiği düzeyden daha düşük düzeyde tutmamakla yükümlü tutulmuştur. Bütün bu uluslararası düzenlemeler işsizlik sigortasının kurulmasının ve düzgün işlemesinin önemini ortaya koymaktadır. Ülkemizde mevcut işsizlik

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

sigortası sistemi 1999 yılında yürürlüğe alınmıştır. Bu tarihten önce çalışanların işsizlik riski karşısında hiçbir korunmalarının bulunmaması ne derece önemli bir eksiklik ise, sistemin devreye girdiği tarihten itibaren, işlevsel bozukluklar nedeni ile temel amaçlarından birisi olan işçileri işsizliğin ekonomik risklerinden korumayı başaramaması da o denli önemlidir. İşsizlik ödeneği almaya hak kazanmış şekilde işten çıkarılmış ve mevzuatta belirtilen diğer şartları sağlamış bir işçinin, işverenliğin veya devletin hatalı işleminden dolayı, primini yatırdığı riskten zamanında ve etkili bir şekilde korunamıyor olması, işsizlik sigortası sisteminin düzgün işlemediğini ortaya koyan bir emaredir.

22. İşsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için prim ödemiş olma yanında, iş sözleşmesinin de kendi kusuru olmaksızın sigortalının iradesi dışında sona ermiş veya sigortalının haklı bir nedene dayalı olarak, yani objektif açıdan o işyerinde daha fazla çalışmasının beklenemeyeceği olaylar neticesinde sigortalı tarafından sona erdirilmiş olması şartı aranmaktadır. İşsizlik sigortasından faydalanılabilmesi için gerekli bu şart ile ilgili literatürde aşağıdaki görüşe yer

verilmiştir:

“İşçinin iradesi dışında işsiz kalmış olması şartı hemen tüm batı hukuk sistemlerinde benimsenmiştir (İngiliz Hukuku için bak. Ogus/Barendt/Wikeley, The Law of Social Security, 4.

Ed., London/ Dublin/Edinburgh 1995, s. 103; Alman Hukuku için bak. W. Gitter, Sozialrecht, 4. Aufl. , München 1996, s. 316; Fransız Hukuku için bak. Social Dialogue and Social Rights, European Commission, Brussels 1997, s. 98). İş yasalarında öngörülen ve işçi ve işverenlerce bazı haklı nedenlerle süresi belirli olsun ya da olmasın hizmet sözleşmesinin bildirim önellerini beklemeden derhal feshetme olanağı veren haller 4447 sayılı Yasa da işsizlik ödeneğine hak kazandıran haller olarak kabul edilmiştir. (Güzel, İşsizlik Sigortası, s. 854)…Burada sorun yaratabilecek önemli bir husus, hizmet akdinin haklı nedenle sona erdirilip erdirilmediğinin taraflar arasında tartışma yaratarak uyuşmazlığın yargıya intikal etmiş olması halidir. Bu takdirde talep halinde Kurum işsizlik ödeneği ödeyecek midir? Bu hususta yasada bir açıklık yoktur. Kanımca böyle bir durumda verilen olumlu yargı kararı kesinleşmeden Kurumun herhangi bir ödeme yapması beklenemez. Öte yandan işsiz kalan ve işsizlik sigortası ödeneği de henüz alamayan bu kişi, yargılama süreci devam ederken zorunlu olarak başka yerde çalışmaya başlayıp ücret geliri elde ederse bu defa da Kanunun 52 nci maddesindeki hüküm uyarınca bu ödeneği alamama riskiyle karşılaşabilecektir. Bu da yasanın zayıf bir yönüdür (C. Tuncay, “İşsizlik Sigortası Uygulaması Başladı”, PERYÖN, Temmuz Ağustos 2000, s. 64).

Görüşüme göre, işten çıkarma tarihi ile mahkeme ilam tarihi arasındaki süre (ya da sınırlı bir süre için) için İşsizlik Sigortası Fonundan işsiz sigortalıya avans niteliğinde ödeme yapılabilir sonra da mahkeme kararının sonucuna göre ödenen miktar sonradan ya haksız çıkan işverenden ya da haksız çıkan işçiden talep edilebilirdi. Benzeri bir sistem İngiltere’de mevcuttur (Bak. Ogus/ Barendt/ Wikeley, s. 87). (Tuncay,a.g.e.,2001).

23. İş sözleşmesinin işverenlik tarafından haklı nedenle sona erdirilip erdirilmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ve konunun yargıya intikal ettirilmesi, genellikle birkaç yıl müddetle devam eden yargılama süreci sonunda, işçinin işsizlik ödeneği almaya hak kazanacak şekilde işten çıkarıldığının tespit edilmesi halinde dahi, işçinin hak etmiş olduğu işsizlik ödeneğini alamaması veya zamanında alamaması ile neticelenme ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. İlgili mevzuat bölümünde yer verildiği üzere, işsizlik sigortasına hak kazanılması ile ilgili olarak; işverenlerin, hizmet akdi 51 inci maddede belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona ermiş olan sigortalılar hakkında; işten ayrılma bildirgesi düzenleyip,

15 gün içinde bir nüshasını Kuruma göndermek, bir nüshasını sigortalı işsize vermek ve bir

nüshasını da işyerinde saklamak yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu düzenlemenin, işsizlik ödeneği ödemelerinde, mutlak surette işverenliğin yaptığı bildirim nedeninin dikkate alınması gerektiği şeklinde yorumlanması, işverenlik tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddiası ile yapılan fesihlerde işçiyi korumasız bırakmaktadır. İş

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

sözleşmesinin ekonomik açıdan eşit güçte olan taraflar arasında tesis edilen bir sözleşme olmadığına literatürde pek çok kere yer verilmiştir. Aynı düşünce ile 4857 sayılı İş Kanununda, işçinin rızası olması halinde dahi işçi aleyhine değiştirilemeyecek düzenlemeler yapılmış ve ispat yükü genel olarak işverenlik üzerinde bırakılmıştır. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşsizlik ödeneğinden faydalanılması açısından mutlak surette feshin nedeni ile ilgili işverenin yaptığı bildirime dayanılması yasanın ruhuna aykırı bir durumdur. Kaldı ki, işçinin işten çıkarılması iki taraf arasında çekişme oluşturacak bir konudur.

Bu hallerde çekişmenin iki tarafından birisinin, ekonomik açıdan güçlü olanın yapmış olduğu bildirime itibar edilerek, ekonomik açıdan görece zayıf olana, ödemiş olduğu primler karşılığında hak ettiği işsizlik ödeneğinin verilmemesi ya da geç verilmesi hakkaniyet açısından sorunludur. Uygulamada işverenlikler tarafından yapılan haklı nedenle fesihlerin, yargılama neticesinde haksız fesih olduğunun anlaşıldığı sıklıkla görülmektedir.

24. Yargıtay 10 uncu Hukuk Dairesinin vermiş olduğu … ve … … sayılı, 20/06/2006 tarihli kararında, 4447 sayılı Kanunun genel gerekçesinde; bir iş veya işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına karşın tamamen kendi istek ve kusuru dışında işini kaybeden çalışanların işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını kısmen de olsa karşılayarak, kendisinin ve ailesinin zor duruma düşmesini önlemek amacıyla belli süre ve ölçüde ödemeyi kapsama, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösterme ve Devlet tarafından kurulmuş zorunlu bir sigorta kolu olma hususlarına vurgu yapılmaktadır. Yargıtay 9 uncu

Hukuk Dairesinin kararında ise taraflar arasındaki uyuşmazlığın işsizlik ödeneğinden davalı işverenin sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığından bahisle; 4447 sayılı Kanuna göre yasada aranan koşulların mevcut olması halinde işsizlik tazminatından İŞKUR’un sorumlu olduğu ve işçinin işsizlik sigortası isteme koşullarını yerine getirmesine rağmen işverenin haksız eylemi ile bu ödeneği İŞKUR’dan alamaması halinde işverenin kusurundan doğan zararı tazminat olarak işverenden isteyebileceği belirtilmektedir. Bu karar işçilerin işsizlik ödeneği ile ilgili yaşadıkları mağduriyetlerin tazmini açısından sorumluluğu ortaya koymaktadır. Ancak gündelik hayatta sıklıkla karşılaşılan bu duruma ilişkin olarak işsizlik sigortası sisteminin bütünüyle bu tazmin sistemine dayandırılması sigortanın mantığına ters düşecektir. Sigorta en kısa anlatımı ile kişilerin bazı şartlar altında karşılaşacakları, zarara ve gelir kaybına yol açan olayların ekonomik sonuçlarından kendilerini korumak için, belli bir prim karşılığında risklerini devrettiği anlaşmadır. 4447 sayılı Kanunda işsizlik ödeneği azami 10 ay müddetinde ödenmektedir. Oysa işten çıkarma nedeni ile ilgili işveren ve işçi arasındaki ihtilafların iş mahkemelerinde çözümü ortalama 2 yıl sürmektedir. Ayrıca işçiler, Türkiye İş Kurumunu dava etmedikleri müddetçe Kurum tarafından kendilerine yapılan geçmişe yönelik ödemelerde faiz uygulanmamaktadır. İşçilerin mağduriyetine neden olan bir diğer husus, işverenin hatalı veya gerçeğe aykırı bildirimi nedeniyle işsizlik ödeneği ve diğer haklardan faydalanamadıkları dönemlerde, kendilerinin ve ailelerinin geçimini temin etmek amacıyla bir işte çalıştıklarında, Kurum tarafından meri mevzuat uyarınca çalıştıkları süreler için geriye dönük işsizlik ödeneği ödenmemesidir. Ancak işçileri bu dönemde işe girip ücret geliri elde etmeye zorlayan en temel husus, işsizlik ödeneğini zamanında alamamalarıdır. İşçiler yukarıda belirtilen kısır döngü içerisinde, hak etmiş oldukları işsizlik ödeneğinden mahrum kalmaktadır. Bu itibarla, işçilerin zorunluluk esasına dayalı olarak ve prim ödeyerek dâhil oldukları işsizlik sigortası sisteminin, İşsizlik Sigortası

Kanununun gerekçesinde belirtilen; kusurları olmaksızın işsiz kalmaları halinde, uğradıkları gelir kaybını kısmen de olsa karşılayarak, kendisinin ve ailesinin zor duruma düşmesini önleme işlevini yerine getirmesi gerekmektedir. Hiç şüphesiz bu hususun sağlanması için öncelikle işçilerin hak etmiş oldukları işsizlik ödeneğinin zamanında

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

ödenmesini sağlamaya, bunun gerçekleştirilememesi halinde ise zararı tazmin etmeye yönelik bir anlayışla hareket edilmelidir.

25. Somut olay değerlendirildiğinde; başvuranın iddialarının, ücretinin tam ve zamanında ödenmediği, kendisine ödenen ücretin asgari ücret tutarının altında olduğu, ücret ödenmesinde asgari geçim indirimlerinin dikkate alınmadığı, ücreti üzerinden SGK’ya eksik prim bildirildiği hususlarında toplandığı görülmektedir. İşveren ise bu iddialara karşılık başvuranın tüm hak ve alacaklarının aralarındaki sözleşmeye uygun olarak belirlenen zaman diliminde bankaya eksiksiz olarak yatırıldığını, başvuranın ücretinin tam ve düzenli olarak ödenmediği iddialarını kabul etmediğini belirtmiştir. İdare ise bu iddialar kapsamında işsizlik ödeneği ödenmemesinin sebebinin iki temel nedene dayandığı, bunlardan birincisinin son 120 gün içinde devam şartını sağlanmadığı, diğerinin ise işten çıkış nedeninin ödenek almasına hak kazanmayacak şekilde olduğunu ileri sürmüştür. İdare, son 120 gün içinde başvuranın devam koşulunu sağlamadığının tespitinde işverenin bildirimini dikkate almış, başvuranın 05.11.2018 tarihli feshini dikkate almamıştır. İşten çıkış tarihi olarak bu tarih esas alındığında başvuranın son 120 gün içinde devam koşulunu yerine getirmediği şeklinde bir tespit yapılamamıştır. Tarafların, aralarındaki bu ihtilaf üzerine 19/11/2018 tarihinde arabulucuya başvurduğu, nihai olarak 17/12/2018 tarihinde anlaşamadıklarına dair arabuluculuk tutanağı düzenlendiği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki bu ihtilafın devam etmesi üzerine başvuran tarafından 28/03/2019 tarihinde Antalya 3. İş Mahkemesinde …/… Esas No’lu işçilik alacağı davası açıldığı belirlenmiştir. Bu sebeple, olayın yargıya intikal etmesi nedeniyle, somut olayda feshin hangi tarafça yapıldığı ve hangi tarafın haklı olduğu yönünde bir incelemeden kaçınılmıştır. Ancak hakkaniyet incelemesi bağlamında yapılan değerlendirmede, yargılama sürecinde yaşanan mağduriyet açık olduğundan, hakkaniyet ilkesi uyarınca başvurana işsizlik ödeneğinin ödenmesi, bu tür durumlarla karşılaşılmaması için de sorunun çözümüne yönelik uygulamanın/sistemin iyileştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

26. Somut olaydaki gibi işçi ile işveren arasındaki iş akdinin feshi ve bildirimi konusundaki ihtilafların yargı organlarınca incelendiği süreç içerisinde, yargı kararının beklenmesi işçilerin mağduriyetine yol açmaktadır. Zira Kanunun temel ilkeleri ve gerekçeleri, işsizlik gibi muhtemel rizikolarda işçinin korunmasını amaçlamaktadır. İşsizlik sigortasının temel dinamiği, işçilerin çalışırken ödediği primlerin gelecekte işsiz kalabileceği durumlarda kendilerine geri ödenerek maddi güvenliğini sağlamaktır. İşçilerin mağduriyetinin giderilmesi noktasında idarenin bu ödemeleri zamanında yapması oldukça önemlidir. İşsiz kalınan dönemde değil de daha sonrasında yapılan bir ödeme sigortacılığın işleyişine 1982

Anayasasının 2 nci maddesinde belirlenen “sosyal hukuk devleti” anlayışına ve iş hukuku ve bağlı yasa, yönetmelikler ile kabul edilen işçiyi koruma düşüncesine aykırıdır. İktisadi yönden zayıf olanın yasalarla korunması, sosyal devlet olmanın bir gereği olarak daima ön planda tutulmuştur. Bu ilkeler de göz önünde bulundurularak idarenin yaşanabilecek muhtemel mağduriyetlerin önüne geçecek bir mekanizma geliştirerek işten çıkış ve kesinleşmiş mahkeme kararı arasındaki süre için işsiz sigortalının karşılaşabileceği riskleri ortadan kaldırması gerekmektedir. Akabinde bu süre içinde aldığı önlemlerin mahkeme kararı sonucuna göre haksız çıkan tarafa rücu edilebileceği bir sistem hakkaniyet açısından yaşanabilecek sorunları ortadan kaldıracaktır. Bu kapsamda, hakkaniyet ilkesi uyarınca başvurana işsizlik ödeneğinin ödenmesi gerektiği, bunun yanında kararın içerisinde yer alan yargı kararları, doktrinde öne sürülen sistem önerileri ve yabancı ülke uygulamaları dikkate alınarak, hakkaniyete aykırı uygulamanın ilgili idarelerin yetkililerince etraflıca değerlendirilmesi, konunun etki analizi ve aktüeryal denge faktörlerinin araştırılarak sistemin yapısına da zarar vermeyecek bir yöntem belirlenmesi ve buna ilişkin gerekli mevzuat altyapısının hazırlanması gerektiği kanaatine varılmıştır.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği; ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

28. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvurunun KABULÜNE, – Başvurana hakkaniyet ilkesi uyarınca işsizlik ödeneğinin ödenmesine, – İşsizlik ödeneğinin ödenmesine ilişkin uygulamanın ilgili idarelerin yetkililerince etraflıca değerlendirilmesi, konunun etki analizi ve aktüeryal denge faktörlerinin araştırılarak sistemin yapısına da zarar vermeyecek bir yöntem belirlenmesi ve buna ilişkin gerekli mevzuat altyapısının hazırlanması hususunda TÜRKİYE İŞ KURUMU

GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

– 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.