|
ÖZET: Başvuran, hakim olarak görev yaparken istifa ederek emekli olduğunu ve emekli hâkim kimlik kartı talep etmiştir. Ancak, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, emekli hâkim kimlik kartının yalnızca fiili olarak görevdeyken emekliye ayrılanlara verildiğini belirterek talebi reddetmiştir. Danıştay, başvuranın isteğe bağlı iştirakçilik yoluyla emekli olmasının, mesleki statüsünü etkilemediğini ve bu nedenle emekli hâkim sayılmayacağını vurgulamıştır.
Hukuki değerlendirmede, başvuranın istifası sonrasında sosyal güvenlik mevzuatına göre emeklilik hakkına sahip olduğu, ancak bu durumun mesleki statüsünü değiştirmediği ifade edilmiştir. İstifa edenlerin emekli hâkim kimlik kartı almasının mümkün olmadığı, bu durumun Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kimlik Kartı Yönergesi’nde de açıkça düzenlendiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar verilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/65207-S.20.70787
BAŞVURU NO : 2020/3027
KARAR TARİHİ : 20/07/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU BAŞKANLIĞI
Emekli hakim kimlik kartı talebi hakkında.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 13/02/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, Hakim olarak görev yapmakta iken emekliliğine yaklaşık 10 ay kala 12/03/2015 tarihinde kendi isteğiyle meslekten ayrıldığını, daha sonra 10 aylık süreyi de tamamlayıp emeklilik için gerekli olan yaş koşulunu da sağlayarak 01/02/2016 tarihinde Hakim emeklisi olduğunu belirterek; emekli hakim kimlik kartı verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulunun 08/04/2020 tarih ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; Başvuranın, İzmir Hakimi iken 12/03/2015 tarihinde meslekten çekildiği, emekli hâkim kimlik kartı verilmesi talebinin; emekli hâkimsavcı kimlik kartının, fiili olarak görev çalışmakta iken emekliye ayrılma suretiyle görevinden ayrılanlara verildiği gerekçesiyle reddedildiği belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesinde; “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun; 5.1. “Yeniden atanma” başlıklı 40 ıncı maddesinde; “Hâkimlik ve savcılık mesleğinden kendi istekleriyle çekilen veya emekli olanlardan tekrar mesleğe dönmek isteyenler, mesleğe kabulde aranan nitelikleri kaybetmemiş olmaları koşulu ile ayrıldıkları tarihte almakta oldukları aylık derecesine eşit bir derecenin aynı kademesine
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanabilirler.
… Yukarıda yazılı atamalarda, isteklilerin mesleğe alınıp alınmayacakları Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunca belli edilir.” 5.2. “Meslekten Çekilme” başlıklı 51 inci maddesinde; “Hâkim ve savcılar, Adalet Bakanlığına yazılı olarak başvurmak suretiyle mesleklerinden çekilme isteğinde bulunabilirler.
… İzinsiz veya kabul edilir mazeretleri olmaksızın; görevlerini terk ederek bu terki kesintisiz on gün devam ettirenler veya bir yılda toplam otuz gün göreve gelmeyenler meslekten çekilmiş sayılırlar.
Hâkimler ve savcılar siyasi partilere giremezler, girenler meslekten çekilmiş sayılırlar.” 5.3. “Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi” başlıklı 53 üncü maddesinde;
“Hâkim ve savcıların:
… d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, … hallerinde görevleri sona erer.” 5.4. “Mesleki kimlik kartı” başlıklı 112/B maddesinde; “Hâkim ve savcılar ile yüksek yargı organı mensuplarına verilen mesleki kimlik kartı, tüm resmi ve özel kurum ve kuruluşların iş ve işlemlerinde resmi kimlik hükmündedir.” 6. 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanununun; 6.1. “Kurulun görevleri” başlıklı 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; “Kanunlarda açıkça
Bakanlığa verilenler dışında, hâkim ve savcıların tüm özlük işleri, Kurul tarafından yerine getirilir.” 6.2. “Genel Sekreterliğin oluşumu ve görevleri” başlıklı 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında;
“Genel Sekreterliğin görevleri şunlardır:
… e) Hâkim ve savcıların izin ve emeklilik işlemlerini yürütmek.” 7. (Mülga) 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun; 7.1. 12 nci maddesinde; “657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi olarak en az on yıl çalıştıktan sonra, memurluktan çıkarılmış olanlar ile aynı Kanunun 96 ncı maddesi kapsamına girenler ve anılan Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde aranan nitelikleri kaybedenler hariç olmak üzere herhangi bir nedenle memurluktan ayrılmış olanlar, memurluktan ayrıldıkları tarihten itibaren altı ay içinde yazılı olarak Sandığa başvurmaları ve emeklilik keseneği ve kurum karşılıklarını ait olduğu ay içinde Sandık hesabına yatırmaları şartıyla başvuru tarihini takip eden aybaşından itibaren Sandıkla ilgilendirilirler.
Sandığın diğer iştirakçileri de 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi olanlar ile aynı esaslar çerçevesinde bu uygulamadan yararlanabilirler. … Bu şekilde Sandıkla ilgilendirilenler bu Kanunun uygulanmasında isteğe bağlı iştirakçi olarak kabul edilirler.
Yukarıdaki paragrafta belirtilenlerden, toplu ya da fasılalı olarak toplam altı aydan daha fazla süreye ilişkin emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarını süresinde ödemeyenlerin isteğe bağlı iştirakçilikleri sona erer. … Diğer sosyal güvenlik kurumları ile zorunlu olarak ilgilendirilmelerini gerektirir görevlerde çalışmakta olan ya da çalışmaya başlayanlar ile diğer sosyal güvenlik kurumlarından veya Sandıktan kendi çalışmasından dolayı aylık bağlanmış olanlar isteğe bağlı iştirakçi olamazlar.” 7.2. Ek 26 ncı maddesinde; “5434 sayılı Kanun ve ona ek kanunlara göre Sandıkla ilgilendirilenlerin emeklilik işlemleri; … c) Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, belediye başkanları, illerin daimi komisyon üyeleri ile, Sandıkla ilgileri kesilmiş olup da bir kanunla bir kuruma bağlı olmaksızın iştirakçilik hakkı devam edenlerin, istek, maluliyet ve yaş haddi hallerinde daha önce Sandıkla ilgilendikleri en son kurumun en yüksek amirinin, bunlardan bu görevlerinden önce iştirakçiliği olmayanların son defa görev yaptıkları yer başkanının, … onayı ile tekemmül eder.” 8. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kimlik Kartı Yönergesinin “Emekli kimlik kartları” başlıklı 12 nci maddesinde; “(1) Kurul bünyesinde görev yapmakta iken emekli olmak kaydıyla görevinden ayrılanlara, ek-5’te yer alan “Emekli Kimlik Kartı Başvuru Formu”nun doldurulması suretiyle emekli kimlik kartı verilir. (2) Görevinden istifa eden, müstafi sayılan, meslekten çıkarılan ya da herhangi bir sebeple görevine son verilmek suretiyle ilişiği kesilenler için emekli kimlik kartı düzenlenmez. (3) Emekli kimlik kartını, 13 üncü maddenin birinci fıkrasına muhalif kullananların emekli kimlik kartı geri alınır.” düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın emekli hakim kimlik kartı verilmesi talebinin idarece reddedilmesine ilişkin işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirildiğinden, başvurunun reddi gerektiği yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran, hakim olarak görev yapmakta iken istifa ettikten sonra primlerini kendisi ödeyerek isteğe bağlı iştirakçi olarak emekli olduğunu ve emekliye sevk onayının Hâkimler ve
Savcılar Kurulu tarafından tanzim edildiğini ifade ederek, emekli hâkim kimlik kartı verilmesini talep etmektedir.
11. Başvuran, 01/11/1989 tarihinde hâkim adayı olarak göreve başlamış ve 12/03/2015 tarihinde görevden çekilme isteğinde bulunması üzerine 2802 sayılı Kanunun 51 inci maddesi kapsamında meslekten çekilme isteği 12/03/2015 tarihli Karar ile uygun görülerek anılan tarih itibariyle hâkimlik mesleğinden istifa etmiştir. Bunun akabinde, başvuran 31/12/2015 tarihinde
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvurarak emekliye sevk edilerek kendisine emekli aylığı bağlanmasını ve emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmiş; (Mülga) 5434 sayılı Kanunun halen yürürlükte olan Ek 12 nci maddesi çerçevesinde isteğe bağlı iştirakçilik sisteminden yaralanarak Emekli Sandığı ile ilişkilendirilmiş; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 05/02/2016 tarihli yazısı, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunun 6270 sayılı Kanunun l inci maddesiyle değişik 89 uncu maddesi uyarınca emekli ikramiyesi ödendiği ve emekli aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
12. Sosyal hukuk devleti olmanın bir gereği olarak Anayasanın 60 ıncı maddesinde herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve Devletin bunu sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı düzenlenmiş, bu çerçevede tüm vatandaşların ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin yaşamını bir düzen içerisinde sürdürebilmesini ve sağlık hakkından yararlanabilmesini teminen çeşitli sosyal güvenlik sistemleri kurulmuştur. Bu kapsamda ilgililerin emekliye sevk edilmeleri, emekli aylıklarının ödenmesi vb. iş ve işlemler sosyal güvenlik mevzuatında Sosyal
Güvenlik Kurumu Başkanlığının yetki ve sorumluluğunda yürütülmektedir.
13. Diğer yandan, kamu görevlilerinin hak ve yükümlülükleri ile özlük haklarına ilişkin hususlar, bu bağlamda gerek görevleri sırasında gerekse emekliye sevkleri sonrasında elde edeceği haklar ilgili statü kanunlarında düzenlenmektedir. Bu sebeple, başvuranın emekli hâkim sayılıp sayılmayacağına ilişkin olarak hâkimler ve savcıların tabi olduğu 2802 sayılı
Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu mevzuatta ise istifa ettikten sonra isteğe bağlı iştirakçilik yoluyla emekli aylığı bağlanan kişilerin emekli hâkim sayılacağı yönünde herhangi bir düzenlemeye rastlanamamaktadır.
14. Bilindiği üzere, kamu görevlisinin meslekte kalması; disiplin işlemeleri sonucunda meslekten çıkarılma, meslekten çekilmiş sayılma vb. ayrışık durumlar haricinde esas itibariyle belli şartlarda ilgilinin iradesine bağlanmıştır. Türk pozitif hukukunda istifa, şarta bağlı bir tasarruf olmayıp, kişinin kendi iradesiyle ilgili hukuki bir muameledir. İlgili kamu görevlisi istifa işlemiyle birlikte çalıştığı statünün ve mesleğin yükümlülüklerini yerine getirmeyi bırakmakta, bunun yanında statünün sahip haklarından faydalanmaktan kendi isteğiyle vazgeçmektedir.
15. Somut olayımız açısından, başvuranın emeklilik hakkından yararlanması, sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde yürütülen işlemler çerçevesinde gerekli yükümlülüklerin tekemmül ettirilmesi sonrasında elde edilmiş bir sosyal güvence statüsü olup, bu statünün mesleki statü ile karıştırılmaması gerekmektedir. Başvuranın isteğe bağlı iştirakçilik hakkından faydalanması sonrasında emekliliğe sevk onayının Hâkimler Savcılar Kurulu tarafından tanzim edilmesi, akabinde emekli ikramiyesinin idarenin bütçesinden karşılanması hususları, mevzuat gereğince başvuranın son çalışmış olduğu kurum olmasından kaynaklanan usuli işlemlerdendir. Bu kapsamda ilgiliden ve ilgilinin çalıştığı yerlerden temin edilen bilgi ve belgelerin mevzuata uygunluğu SGK tarafından denetlenerek, iştirakçilerce emekli aylığı bağlanması ve ikramiye ödenmesi işlemleri yerine getirilmekte ve ilgililer bir sosyal güvence sistemine dahil edilmektedir.
16. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu
Görevlileri Emeklilik Dairesi Başkanlığının ilgili yazısında başvuran hakkında “… sicil no’lu hakim iken emekliye ayrılan” başvuranın 26 yıl 2 ay hizmetine karşılık … TL aylık bağlandığı ifade edilmiş olsa da, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ilgililerin statüsü hakkında belirleme yetkisi olmadığı açıktır. Bu çerçevede, matbu olduğu anlaşılan forma ilgilinin son çalıştığı kurum ve kadrosu nedeniyle yazılmış bir ibarenin ilgilinin mesleki statüsünü belirlemesi imkânsızdır.
17. Diğer yandan, kamu görevlilerinin istifa sonrasında göreve dönüşleri yine statü kanunlarında düzenlenmekte, ilgilinin mesleğe dönme isteğinin kabul edilip edilmemesi konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı görülmektedir. Nitekim 2802 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde hâkimlerin ve savcıların mesleğe kabulü Hâkimler ve Savcılar Kurulunun takdirine bırakılmıştır. Kanun koyucu tarafından idarenin takdirine bırakılmış bir hususun, sosyal güvenlik sisteminde faydalanılan başka haklar sonucunda otomatikman elde edileceğinin kabul edilmesi imkânsızdır.
18. 5434 sayılı Kanunun Ek 12 nci maddesinde, isteğe bağlı iştirakçilik sistemi çerçevesinde en az 10 yıl 657 sayılı Kanuna tabi memur olarak görev yapmış olanlardan, herhangi bir nedenle memurluktan ayrılmış olanların, memurluktan ayrıldıkları tarihten itibaren belli şartlarda yazılı olarak başvurmaları halinde Emekli Sandığı ile ilişkilendirilecekleri düzenlenmiştir. Başvuran ise 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışmamış olsa da, Sandığın diğer iştirakçilerinin de 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi olanlar ile aynı esaslar çerçevesinde bu uygulamadan yararlanabilecekleri hükmü çerçevesinde Sandıkla ilişkilendirilmiştir.
19. Madde metninden anlaşılacağı üzere, bu haktan sadece istifa etmiş olanlar değil, (Olağanüstü Kanun Hükmünde Kararnamelerle ihraç edilenler, disiplinsizlik nedeniyle memuriyetten çıkarılanlar, meslekten çekilmiş sayılanlar dahil) her ne sebeple olursa olsun kamu görevinden ayrılmış olanların da yararlanabileceği anlaşılmaktadır. Sayılan diğer sebeplerle görevinden ayrılmış olanların da söz konusu maddeden yararlanarak emekli olmaları halinde son çalıştıkları meslekten emekli olmuş sayılmaları mümkün olmadığına göre, istifa etmiş olanların bunlardan ayrı tutularak emekli sayılmaları mümkün değildir. Kaldı ki, açıklandığı üzere, söz konusu madde çerçevesinde ilgililerin emekli olmalarının sağlanması sosyal devlet olmanın bir gereği olarak ilgilinin ve yakınlarının yaşam hakkı ve sağlık hakkı çerçevesinde sağlanan bir sosyal güvence imkan olup, mesleki statüye ilişkin bir husus değildir.
20. Ayrıca başvuranın istifa ettiği tarihte birinci derecede olduğu, 5434 sayılı Kanunun Ek 12 nci maddesi uyarınca her ay düzenli olarak ödemek durumunda olduğu emekli keseneklerini ve kurum karşılıklarını istifa etmeden önce ulaştığı son gösterge ve ek göstergeler esas alınarak ödediği, ancak istifa ettikten sonra emekli olana kadar geçen süreçte hâlihazırda çalışmakta olan hâkim ve savcıların sahip olduğu haklardan (kimlik kartı, silah ruhsatı, pasaport vs.)
yararlanamadığı anlaşılmaktadır. Başvuranın bu süreçte söz konusu haklardan yararlanamazken emeklilik sonrasında yeniden mesleğe geri dönmüşçesine emekli hâkim sayılması imkânsızdır.
21. Bütün bunların yanında, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kimlik Kartı Yönergesinin “Emekli kimlik kartları” başlıklı 12 nci maddesinde, görevinden istifa edenler için emekli kimlik kartı düzenlenmeyeceği düzenlenmiştir.
22. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; emekli hakim kimlik kartı verilmesi talebinin reddine yönelik işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; idarenin, başvurucuya verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini de göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup; İzmir İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın başvurana ve Hakimler ve Savcılar Kuruluna tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi