|
ÖZET: Kamu İhale Kurulu, itirazen şikâyet başvurusunda bulunan şirketin iddialarını değerlendirirken, 4734 sayılı Kanun’un 56. maddesinin gerekliliklerini göz önünde bulundurmuştur. Bu madde, başvuru sahibinin itirazlarının yalnızca şikâyet başvurusunda belirtilenlerle sınırlı olmadığını, tüm iddiaların incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Kurul, başvuru sahibinin itirazen şikâyet başvurusunda sunduğu iddiaların, şikâyet aşamasında öne sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın dikkate alınması gerektiğine karar vermiştir.
Bu bağlamda, davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusunun, 4734 sayılı Kanun’a uygun olarak yapıldığı ve bu nedenle tüm iddialarının değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Kurul, başvurunun reddine dair kararın hukuka uygun olmadığını belirterek, davacının ikinci iddiasının da incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu durum, Kamu İhale Kurulu’nun itirazen şikâyet başvurularında izlediği inceleme usulünün önemini ortaya koymaktadır. |
| Karar no | 2018/MK-148 |
|---|---|
| Karar tarihi | 26.04.2018 |
| Toplantı No | 2018/024 |
| Gündem No | 61 |
| Gündem Konusu | 2017/23648 İhale Kayıt Numaralı “Muhtelif Ebatlarda Agrega Alımı” İhalesi |
Turhal Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından yapılan 2017/23648 ihale kayıt numaralı “Muhtelif Ebatlarda Agrega Alımı” ihalesine ilişkin olarak, Dilşad Madencilik Harita İnşaat Nakl. San. Tic. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 05.04.2017 tarihli ve 2017/UM.I-1012 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine“karar verilmiştir.
Davacı Dilşad Madencilik Harita İnşaat Nakl. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 7. İdare Mahkemesinin 11.10.2017 tarihli ve E:2017/1456, K:2017/2762 sayılı kararı ile davacının birinci iddiasına ilişkin kısmının iptaline, davanın diğer kısmının ise reddine” karar verilmesi üzerine 30.11.2017 tarihli ve 2017/MK-476 sayılı Kurul kararı ile “1- Kamu İhale Kurulunun 05.04.2017 tarihli ve 2017/UM.I-1012 sayılı kararının iptaline, 2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince, düzeltici işlem belirlenmesine” karar verilmiştir.
Anılan Mahkeme kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 14.02.2018 tarihli ve E:2017/2774, K:2018/449 sayılı kararı ile karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere “…Uyuşmazlığa konu ihalenin 13.02.2017 tarihinde yapıldığı, birinci sıradaki isteklinin sunmuş olduğu belgelerin ait olduğu İmalatçı Albayraklar Beton Madencilik İnş. Nak. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.nin, Turhal İcra Mahkemesi’nin 07.03.2017 tarih ve E:2016/75, K:2017/19 sayılı kararıyla faaliyetlerinin durdurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda ihalenin yapıldığı tarih itibarıyla Turhal İcra Mahkemesi’nce verilmiş bir karar mevcut olmadığından, davacının birinci iddiasının reddine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Dava konusu işlemin, itirazen şikâyet başvurusunda Albayraklar Beton Madencilik İnş. Nak. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.nin geçmişte vermiş olduğu yetkili satıcı ve yetkili temsilci belgelerinin de geçersiz olduğuna dair davacının ikinci iddiasının, şikâyet başvuru dilekçesinde bu iddianın yer almadığından bahisle reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
4734 sayılı Kamu ihale Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasında, Kurumun, itirazen şikâyet başvurularını, başvuru sahibinin iddiaları ile idarenin şikâyet üzerine aldığı kararda belirlenen hususlar ve itiraz edilen işlemler bakımından eşit muamele ilkesinin ihlâl edilip edilmediği açılarından inceleyeceği kurala bağlanmıştır.
4734 sayılı Kanun’un 56. maddesinin lafzından, başvuru sahibinin iddialarından sadece şikâyet başvurusunda yer alan iddiaların anlaşılamayacağı, itirazen şikâyet başvurusunda yer alan tüm iddiaların da incelenmesi gerektiği, Kanun’da sayma suretiyle bir sınırlama yapılmadığı, Kamu İhale Kurulu’nun, başvuru sahibinin itirazen şikâyet başvurusundaki iddialarını, bu iddiaların şikâyet aşamasında öne sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın incelemesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacı şirketin, şikâyet başvurusunun reddi üzerine, 4734 sayılı Kanun’da öngörülen şekil ve usul kurallarına uygun olarak itirazen şikâyet başvurusunda bulunduğu açık olup, davacı şirketin söz konusu iddiasının da değerlendirilmesi gerekirken, başvurunun reddine dair dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.” gerekçesiyle Ankara 7. İdare Mahkemesinin 11.10.2017 tarihli ve E:2017/1456, K:2017/2762 sayılı kararının bozulmasına, dava konusu işlemin davacının birinci iddiasına dair kısım yönünden davanın reddine, dava konusu işlemin davacının ikinci iddiasına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 30.11.2017 tarihli ve 2017/MK-476 sayılı kararının iptaline,
2- Kamu İhale Kurulunun 05.04.2017 tarihli ve 2017/UM.I-1012 sayılı kararının birinci iddia ile ilgili kısmının hukuken geçerliliğini koruduğuna, ikinci iddia ile ilgili kısmının iptaline,
3- Danıştay Onüçüncü Dairesi kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, başvuru sahibinin ikinci iddiasının esasının incelenmesine,
Oybirliği ile karar verildi.