|
ÖZET: Başvuran, oğlu Jandarma Er … …’in düğün sırasında havaya ateş edilmesi sonucu şehit olduğunu belirterek, idarenin kusurlu ve kusursuz sorumluluğu olduğunu iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. İdare, olayda herhangi bir ihbarın bulunmadığını, dolayısıyla idarenin eylemleri ile başvuranın oğlunun ölümü arasında illiyet bağı olmadığını, bu nedenle tazminat ödenemeyeceğini savunmuştur. Başvurunun değerlendirilmesi sonucunda, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı ve olayın üçüncü kişilerin eylemlerinden kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, başvuranın maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiş, idarenin bu olayda herhangi bir sorumluluğu olmadığına karar verilmiştir. İdarenin, olayın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve başvuranın talebinin yasal dayanağının olmadığı belirtilmiştir. Bu bağlamda, 2330 sayılı Kanun kapsamında tazminat ödenmesine ilişkin koşulların sağlanmadığı sonucuna varılmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/5676-S.8530
BAŞVURU NO : 2019/644
KARAR TARİHİ : 17/07/2019
RET KARARI
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın maddi ve manevi tazminat ile nakdi tazminat talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 15/01/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan … …, askerlik görevini Jandarma Er olarak yapan oğlu
… …’in rahatsızlığı sebebiyle 15 günlük hava değişiminde iken 29/04/2017 tarihinde sokak arasında yapılan düğünde havaya ateş edilmesi sonucu şehit olduğunu, söz konusu olayda idarenin kusurlu ve kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, ikametlerinin yakınında polis karakolu bulunduğunu ve düğün sahipleri tarafından saatlerce havaya ateş edilmesine rağmen ihbarlara cevap verilmediğini, yeterli asayiş devriyesi uygulanmadığını, kolluk kuvvetlerinin zamanında müdahale etmiş olmaları veya İçişleri Bakanlığı tarafından 26/10/2018 tarihli düğün genelgesi ile ilgili tedbirlerin öncesinde alınmış olması halinde söz konusu olayın yaşanmayacağını, ilgili idarelerin kamu düzenini korumakla yükümlü olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat ile nakdi tazminat talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 13/02/2019 tarihli ve … sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden
Jandarma Genel Komutanlığının 26/02/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile bu Kanuna istinaden çıkarılan Yönetmelik gereğince; iç güvenlik ve asayişin temini, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki, trafik ve yol güvenliği ile tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlama görevlerinin ifası sırasında ve bu görevlerin sebep ve tesiriyle yaralananlar ve sakat kalanlar ile hayatını kaybedenlerin mirasçılarına nakdi tazminat ödeneceği, bu kapsamda … …’in vefatına neden olan olayın Kanun kapsamında olmaması nedeniyle nakdi tazminatın başvuruna ödenmesine yasal olarak imkan bulunmadığı, 2.2. 1111 sayılı Askerlik Kanununun Ek 8 inci maddesi ile askerliğe elverişsiz olacak şekilde engelli hale gelenlerin kendilerine, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu veya 5510 sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında aylık bağlanmamış ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenmemiş olması kaydıyla, bir defaya mahsus olmak üzere tazminat ödeneceğinin hüküm altına alındığı, bu kapsamda başvuru sahibi … …’e Kanun kapsamında tazminat ödenip/ödenmeyeceği hususunun incelenebilmesi için; merhum J.Er … … hakkında düzenlenen vukuatlı nüfus kayıt örneği, terhis belgesi ve aylık bağlanması (vazife malullüğünün tespiti) talebini içeren dilekçe ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına (Sıhhiye/Ankara) müracaat edilmesi gerektiği, 2.3. Aylık bağlanmasına ilişkin taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca reddedilmesi halinde, kendilerine 1111 sayılı Kanun kapsamında tazminat ödenmesi taleplerini içeren dilekçe ve belirtilen belgelerle birlikte doğrudan Askerlik Şubesi Başkanlığına başvurulması halinde durumlarının J.Gn.K.lığı tarafından değerlendirmeye alınabileceği ifade edilmiştir.
3. Kurumumuzun 13/02/2019 tarihli ve … sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden
Emniyet Genel Müdürlüğünün 12/03/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 3.1. Başvuranın oğlu … …’in vefat ettiği olayın 29/04/2017 günü saat 23:46 sularında gerçekleştiği, olay saatinden önce 155 Polis İmdat hattına yapılan herhangi bir ihbarın olmadığı, bununla birlikte olayın gerçekleşmesinden sonra yapılan ihbarlarda ise derhal ilgili birime bilgi verildiği ve işlem başlatıldığı, 3.2. Başvuranın iddia ettiği olaya bağlı oluşan zararın 3. kişilerin eylemlerinden kaynaklandığı, bu itibarla … …’in oğlunun ölümü ile idarenin işlemleri arasında illiyet bağından söz edilemeyeceği ve idareye yüklenilebilecek hizmet kusurunun varlığından bahsedilemeyeceği, anılan gerekçelerle idarece kusur sorumluluğu ilkesi gereğince maddi ve manevi tazminat ödenmesine olanak bulunmadığı, 3.3. Başvuruya konu olayda hukuka uygun olarak tüm işlemlerin büyük bir titizlikle yapıldığı ve tahkikatın tamamlanarak şüphelilerin savcılığa sevkinin gerçekleştirildiği, başvuranın iddia ettiği olaya bağlı oluşan zararın idarenin iş ve eylemlerinden kaynaklanmadığı, olayın oluş biçimi dikkate alındığında kusursuz sorumluluğun şartlarının oluşmadığı, bu nedenle idarece başvuranın oğlunun vefat etmesi nedeniyle idarenin kusursuz sorumluluğu ilkesi gereğince de maddi ve manevi tazminat ödenmesine olanak bulunmadığı, 3.4. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik
Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.” hükmünün düzenlendiği, 3.5. 2330 sayılı Kanunun “Yönetmelik” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Bu
Kanuna göre verilecek nakdi tazminatların ödenme şekli ile 3 üncü maddenin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminatların tutarları ve bu kanunla ilgili diğer hususlar
Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir. …” ifadesine yer verildiği, anılan maddede belirtilen 18/01/1993 tarihli ve 21469 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması
Hakkında Yönetmeliğin “Nakdi Tazminat Verecek Makamlar, Nakdi Tazminat Komisyonu ve
Tazminatın Ödenme Usulü” başlıklı üçüncü bölümünde nakdi tazminat ödenip ödenmeyeceği hususunda değerlendirmenin Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından yapılacağının belirtildiği, 3.6. Başvuru konusu olaya benzer şekilde meydana gelen ölüm olayı neticesinde idarenin kusurlu/kusursuz sorumluluğu ilkeleri gereğince maddi ve manevi tazminat ile nakdi tazminat ödenen herhangi bir durumun mevcut olmadığı açıklamalarında bulunulmuştur.
3.7. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 11/07/2019 tarihli ve … sayılı yazı ve eki belgelerde; düğün ve eğlence yerlerinde havaya silahla ateş açılması sonucu, 2018 yılında 6 olay yaşandığı, bu olayların 1 ölüm, 6 yaralanma ile sonuçlandığı, 2019 yılının ilk altı ayında ise 8 olay yaşandığı, bu olaylarda ise 13 kişinin yaralandığı bilgisi verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı T.C. Anayasasının, 4.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4.2. “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinde; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. …
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 5. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun, 5.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hale getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hale gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.”, 5.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Bu kanun; a) İçgüvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol
güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilen:
1. (Değişik alt bend: 07.06.1990 – 3658 S.Kanun/Madde 1) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelini, 2. Silahlı Kuvvetler mensuplarını, 3. Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarını, 4. Çarşı, mahalle ve kır bekçilerini, 5. (Değişik alt bend: 07.06.1990 – 3658 S. Kanun/Madde 1) Orman memurları ve personeli ile
Gümrük Muhafaza memurlarını, b) Güven ve asayişi ihlal eden eylemlere ve kaçakçılığa ilişkin olayların soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten adli ve askeri hakimleri, Cumhuriyet savcı ve yardımcılarıyla askeri savcı ve yardımcılarını; c) (Değişik bend: 04.07.2012 – 6353 S.K/Madde 73) Güven ve asayişi ihlal eden eylemler ile kaçakçılığa ilişkin eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirlerini; d) Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personeli; e) Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri; f) (Ek bend: 07.06.1990 – 3658 S. Kanun/Madde 1) İç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahısları; g) (Ek bend: 07.06.1990 – 3658 S. Kanun/Madde 1) Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerini; h) (Ek bend: 12.07.2013 – 6495 S.K/Madde 79) Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel
Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan ve 24/2/2000 tarihli ve 4536 sayılı Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere
Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hale getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenleri; ı) (Teselsül bent h>ı: 12.07.2013 – 6495 S.K/Madde 79) (Ek bend: 07.06.1990 – 3658 S.
Kanun/Madde 1) Yukarıdaki bentlerde sayılanların yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerini; kapsar.”, 6. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, İdarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere, askerlik görevini Jandarma Er olarak yapan oğlu … …’in rahatsızlığı sebebiyle 15 günlük hava değişiminde iken 29/04/2017 tarihinde sokak arasında yapılan düğünde havaya ateş edilmesi sonucu şehit olduğunu, söz konusu olayda idarenin kusurlu ve kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, ikametlerinin yakınında polis karakolu bulunduğunu ve düğün sahipleri tarafından saatlerce havaya ateş edilmesine rağmen ihbarlara cevap verilmediğini, yeterli asayiş devriyesi uygulanmadığını, kolluk kuvvetlerinin zamanında müdahale etmiş olmaları veya İçişleri Bakanlığı tarafından 26/10/2018 tarihli düğün genelgesi ile ilgili tedbirlerin öncesinde alınmış olması halinde söz konusu olayın yaşanmayacağını, ilgili idarelerin kamu düzenini korumakla yükümlü olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat ile nakdi tazminat talep etmektedir.
9. Başvuranın Kurumumuza 07/08/2018 tarihinde başvuruda bulunduğu, söz konusu başvuruya istinaden 09/10/2018 tarihli “Gönderme Kararı” verildiği, ilgili Karara Emniyet Genel
Müdürlüğü tarafından “… İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 20/10/2018 tarihli bila sayılı yazısında; Sultanbeyli İlçe Emniyet Müdürlüğü yetkililerince 10/05/2017 tarihli … sayılı tahkikat evrakı hazırlandığı, düğün esnasında ateş edilmesi sonucunda olayın meydana geldiği, ateş edenin şüpheli G. K. olduğu ve adı geçen hakkında savcılık tarafından soruşturma başlatıldığı, başvuranın “düğün sahipleri tarafından saatlerce havaya ateş edilmesine rağmen ihbarlara cevap vermeyen kolluk kuvvetlerinin zamanında müdahale etmeleri halinde olayın yaşanmayacağı …” iddiasına ilişkin olarak; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere
Elektronik Şube Müdürlüğünün imdat hattına yapılan bir ihbarın olmadığı, olayın gerçekleşmesinden sonra yapılan ihbarlarda ise derhal ilgili birime bilgi verildiği ve gereken işlemlerin başlatıldığı, başvurucunun iddia ettiği olaya bağlı oluşan zararın 3. kişilerin eylemlerinden kaynaklandığı, başvuranın oğlunun ölümü ile idarenin işlemleri arasında illiyet bağının varlığından söz edilemeyeceği, bu nedenle idareye yüklenilebilecek hizmet kusurunun varlığından bahsedilemeyeceği ve idarece tazminat ödenmesine olanak bulunmadığı gibi olayın oluş biçimi dikkate alındığında kusursuz sorumluluğun şartlarının da oluşmadığı değerlendirilmektedir. …” şeklinde açıklamada bulunulduğu görülmüştür.
10. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 26/10/2018 tarihli yazısında; “… Başvurucunun iddia ettiği olaya bağlı oluşan zarar idarenin iş ve eylemlerinden kaynaklanmamakta olup tamamen 3. kişilerin eylemlerinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla idarenin söz konusu olayda hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır. İlgili evraklar incelendiğinde görülecektir ki idare olayda yasa ve hukuka uygun olarak gerçekleştirmesi gereken tüm işlemleri büyük bir titizlikle gerçekleştirmiş ve tahkikatını tamamlamış, dosyasını oluşturmuş şüphelilerin savcılığa sevkini gerçekleştirmiştir. Başvurucunun diğer “… düğün sahipleri tarafından saatlerce havaya ateş edilmesine rağmen ihbarlara cevap vermeyen kolluk kuvvetlerinin zamanında müdahale etmeleri halinde olayın yaşanmayacağı …” iddiası ise gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü yazımız ekindeki İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğünün 23/10/2018 tarihli ve yapılan bir ihbarın olmadığı bildirilmiştir. Olayın gerçekleşmesinden sonra yapılan ihbarlarda ise derhal ilgili birime bilgi verildiği ve işlem başlatıldığı görülmektedir. …” ifadelerine yer verilmiştir. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 01/03/2019 tarihli yazısında da benzer açıklamalarda bulunulmuştur.
11. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 23/10/2018 tarihli yazısı ile, 29/04/2017 tarihinde 21:00-24:00 saatleri arasında Sultanbeyli İlçesi … Mahallesi … Sokak No:…/… adresinde meydana gelen taksirli yaralamada olay sırasında yapılmakta olan düğünde silahla atış yapıldığına ilişkin 155’e ihbarın yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise kayıtların talep edildiği, inceleme neticesinde 29/04/2017 tarihinde saat 23:46 sıralarında … ve … numaralı GSM hatlarından 155 Polis İmdat Hattına Sultanbeyli İlçesi … Mahallesi …. Sokak No: … adresiyle alakalı iki (2) adet “Ekip Talebi” konulu ihbar yapıldığına dair görevli memurlarca düzenlenen tutanağın ve PERGO ekran alıntılarının gönderildiği, söz konusu ihbarlara ait ses kayıtlarının
Şube Müdürlüğü bünyesinde teknik nedenlerden dolayı mevcut olmadığı belirtilmiştir.
12. 30/04/2017 tarihinde saat 02:15’de olaya ilişkin tutulan tutanakta, “29/04/2017 günü saat 23:46 sıralarında Haber Merkezinin idaremiz … Mahallesi … … Caddesi … Sokak
No:../… sayılı yerde düğünde silahla havaya ateş edilmesi sonucunda bir şahsın yaralı olduğu bilgisi üzerine; Sultanbeyli Asayiş Büro Amirliğine Bağlı Görevliler olarak bahse konu adrese ivedilikle geçilmiş, olay yerinin … Mahallesi … … Caddesi … Sokak No:… olduğu tespit edilmiş, ikametin balkon kısmının camekanlı ve penceresinin açık olduğu açık cam önünde yerde kanlar olduğu ve kanlar arasında bir adet çekirdek olduğu görülmesi üzerine Olay Yeri
İnceleme Büro Amirliği görevlilerine bilgi verilerek olay yeri muhafaza altına alınmış, yaralı
… …’in … kardeşi olduğunu söyleyen … … ile yapılan görüşmede abisi … … ile birlikte ikametlerinin balkonun açık camından sokakta yapılan düğünü izlediklerini düğünde silahlar sıkıldığını bu esnada abisi … …’in ağzından ve burnundan kanlar geldiğini ve yere yığıldığını gördüğünü ailesinin abisi … …’i kendi imkanları ile hastaneye götürdüklerini beyan etmiş, olay ile ilgili yapılan araştırmalarda düğünde silah ile ateş ettiği tespit edilen ../… oğlu … …
doğumlu … … isimli şahıs ikameti olan … Mahallesi … … Caddesi No:…/… sayılı adresinden temin edilmiş, şahıs ile yapılan ilk görüşmede arkadaş olan … …. ile birlikte düğünde bulunduklarını silahı arkadaşı olan … ….’nun evden getirdiğini ve beraber eğlence amaçlı ateş ettiklerini söylemesi üzerine … …. oğlu … doğumlu …… … isimli şahıs … ….’ın gösterdiği …
Mahallesi … … Caddesi … Sokak No:…/… sayılı adresinden olayda kullandıkları kahverengi ahşap kabzalı siyah renkli sürgüsünün sof tarafında … . … … … …… .. -… … … ibareleri bulunan siyah renkli silahtan ayrı boş vaziyette şarjörü şahsın rızası ile alınmış, … …. biz görevlilere teslim ettiği silahın kendisine ait olduğunu beyan etmiş, şahıslara silahı nerede sıktıkları sorulduğunda … …. … Sokak No:… kapı önünde 2 el ateş ettiğini, … … ise … Sokak
No:… yanında bulunan boş arsada 1 el ateş ettiğini beyan etmiş, şahısların silahı kullandıkları yerlerde yapılan araştırmada boş kovanlara rastlanılmamış, olay yeri ve çevresinde yapılan çalışmalarda olay yerini ve şüphelilerin silah sıktıkları yerleri gören kamera sistemlerine rastlanılmamış, şüpheli … … ile … … alınan doktor raporları ve olayda kullanmış oldukları silah ile birlikte düğün sahibi … … doğumlu…./… oğlu … … … gerekli yasal işlemler yapılmak üzere Sultanbeyli Fatih Polis Merkezi Amirliğine teslim edilmiş olup …” ifadelerine yer verilmiştir.
13. Dosya kapsamında, başvuranın maddi ve manevi tazminat talebinin değerlendirilebilmesi adına, başvuranın oğlunun ölümü ile idarelerin işlemleri/eylemleri arasında illiyet bağının mevcut olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
14. Hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olmasıdır. Bu hüküm gereğince, idarenin eylem ve işlemleri nedeniyle bir zarar ortaya çıkması durumunda idarenin sorumluluğu gündeme gelmektedir. Ancak, zarar ile idari işlem ve eylem arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. İdarenin sorumluluğu kusurlu sorumluluk ve kusursuz sorumluk şeklinde ikiye ayrılmaktadır. İdarenin kusura dayanan sorumluluk hallerinden biri olan hizmet kusuru, kamu hizmetinin kurulmasında, yürütülmesinde veya organizasyonunda ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk olarak tanımlanmaktadır ve hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Kusursuz sorumluluk ise, tehlike (risk) ilkesi ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesine dayanmaktadır. Bu kapsamda, idarenin sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler de bulunmaktır. Bunlar, zorlayıcı nedenler (mücbir sebepler), beklenmeyen durumlar, zarar görenin kusuru, üçüncü kişinin kusurudur.
15. E. Ethem ATAY/Hasan ODABAŞI’nın, Teori ve Yargı Kararları Işığında İdarenin
Sorumluluğu ve Tazminat Davaları adlı kitabında, “… İdare ancak kendisine doğrudan bağlanabilir nitelikteki işlemlerinden sorumludur. İdare adına veya idare tarafından tesis edilen işlem veya gerçekleştirilen tutum ve davranış sebebiyle doğan zararlardan idare sorumludur. Dolaylı zararlardan dolayı sorumlu değildir. …
Zararın idareye yüklenilmesine ilişkin bir AYİM kararında, … bedelli askerlik hizmetini ifa etmekte iken hafta sonu izninde asker arkadaşının özel arabasıyla kışlaya dönerken geçirilen trafik kazası sonucu sakatlanan davacının zararı doğrudan idareye bağlanmayacağı gibi, idarenin zararın faili ve sorumlu olması da mümkün görülmemiştir. … ” ifadelerine yer verilmiştir.
16. Danıştay 10. Dairesinin 23/11/2010 tarihli ve E. 2007/4863, K. 2010/9105 sayılı kararında; “… Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren durumlardan birisi hizmet kusurudur. Genel olarak hizmet kusuru, bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık ve bozukluk olarak tanımlanmaktadır.
Anayasanın 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; 19. maddesinde herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması Devletin asli görevidir. İdarenin bu görevi yerine getirmek, kamu düzeni ve esenliğini sağlamak üzere kolluk örgütünü kurması, gerekli araç ve olanakları sağlaması, yeterli önlemleri zamanında alması gerektiği açıktır.
Ancak, bünyesinde risk taşıyan kolluk hizmetlerinin, önceden haberdar olunan durumlar dışında genel nitelikte önlemler alınarak yürütülmesi doğal olup, ihbar, şikayet veya önceden oluşan bir takım olaylar nedeniyle özel önlemler alınmasını gerektiren durumlar olmadıkça meydana gelen olaylarda idarenin hizmet kusurundan ve tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Dolayısıyla, idarenin, özel güvenlik önlemleri alınmasını gerektirmeyen durumlarda meydana gelen faili meçhul ya da münferit olay sonucu ortaya çıkan zarardan, idarenin genel güvenlik hizmetlerinde kusuru saptanmadıkça, yani ihbar veya olası durumlardan önceden haberdar edilme gibi herhangi bir şekilde bilgilendirildiği halde özel bir önlem almaması sonucu doğan zarar dışında, tazminle sorumlu tutulması mümkün bulunmamaktadır. …” açıklamasında bulunulmuştur.
17. İlgili mahkeme kararından ve yapılan açıklamalardan da anlaşıldığı üzere, kişilerin can ve mal güvenliğinin korunmasının Devletin asli görevi olduğu, idarenin bu görevi yerine getirmesi, kamu düzeni ve esenliğini sağlamak üzere kolluk örgütünü kurması, gerekli araç ve olanakları sağlaması, yeterli önlemleri zamanında alması gerektiği, ancak idarenin özel güvenlik önlemleri alınmasını gerektirmeyen durumlarda meydana gelen faili meçhul ya da münferit olay sonucu ortaya çıkan zarardan, idarenin genel güvenlik hizmetlerinde kusuru saptanmadıkça, yani ihbar veya olası durumlardan önceden haberdar edilme gibi herhangi bir şekilde bilgilendirildiği halde özel bir önlem almaması sonucu doğan zarar dışında, tazminle sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, ayrıca idarenin ancak kendisine doğrudan bağlanabilir nitelikteki işlemlerinden/eylemlerinden sorumlu olduğu, dolaylı zararlardan sorumluluğunun bulunmadığı, yine üçüncü kişinin kusurunun idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırdığı veya azalttığı görülmüştür. Dosya kapsamında, … …’in vefat ettiği olayın 29/04/2017 tarihinde saat 23:46 sularında meydana geldiği, GSM hatlarından 155 Polis İmdat
Hattına Sultanbeyli İlçesi … Mahallesi … Sokak No: … …. adresiyle alakalı iki (2) adet “Ekip
Talebi” konulu ihbar yapıldığı, söz konusu ihbarlara ait ses kayıtlarının Şube Müdürlüğü bünyesinde teknik nedenlerden dolayı mevcut olmadığı, 30/04/2017 tarihinde saat 02:15’de olaya ilişkin görevli polis memurları tarafından tutanak tutulduğu, başvuranın iddia ettiği şekilde olay öncesinde silah atışı yapıldığına ilişkin herhangi bir ihbara rastlanılmadığı, başvuruya konu olayda ateş edenin … … olduğu ve adı geçen hakkında savcılık tarafından soruşturma başlatıldığı dikkate alındığında … …’in vefatının üçüncü kişinin eyleminden kaynaklandığı, meydana gelen ölüm ile idarenin işlemi/eylemi arasında illiyet bağının mevcut olmadığı, bu nedenle hizmet kusurunun varlığından bahsedilemeyeceği, anılan gerekçelerle ilgili idareler tarafından kusur sorumluluk ilkesi gereğince maddi ve manevi tazminat ödenmesine olanak bulunmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca, idarenin kusursuz sorumluluğunun, tehlike (risk) ilkesi veya kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesine dayanması gerektiği, bu kapsamda başvuranın oğlu … …’in vefatının söz konusu üçüncü kişilerin kusurundan kaynaklandığı, dolayısıyla ilgili idarelerin kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde maddi ve manevi tazminat ödenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
18. Başvuranın nakdi tazminat talebi incelendiğinde, 2330 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde
Kanunun amacının, barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hale getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hale gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesine ilişkin olduğu belirtilmiştir. Başvuranın oğlu … …’in üçüncü kişinin kusuru ile vefat etmiş olması nedeniyle, söz konusu Kanun kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla nakdi tazminat ödenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, Jandarma Genel Komutanlığının ilgili yazısında, mülga 1111 sayılı Askerlik Kanununun Ek 8 inci maddesi ile askerliğe elverişsiz olacak şekilde engelli hale gelenlerin kendilerine, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu veya 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında aylık bağlanmamış ve 2330 sayılı
Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenmemiş olması kaydıyla, bir defaya mahsus olmak üzere tazminat ödeneceğinin hüküm altına alındığının, bu kapsamda başvuran … …’e Kanun kapsamında tazminat ödenip/ödenmeyeceği hususunun incelenebilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına müracaat edilmesi gerektiğinin, aylık bağlanmasına ilişkin taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca reddedilmesi halinde, kendilerine mülga 1111 sayılı Kanun kapsamında tazminat ödenmesi taleplerini içeren dilekçe ve belirtilen belgelerle birlikte doğrudan Askerlik Şubesi Başkanlığına başvurulması halinde durumlarının değerlendirmeye alınabileceğinin ifade edildiği görülmüştür. Başvuranın, vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinin Sosyal Güvenlik
Kurumu tarafından reddedildiği, bu kapsamda Ankara 6. İdare Mahkemesinde “Vazife
Malullüğü ve Nakdi Tazminat İşleri” konulu …/… sayılı dava dosyasının görülmeye devam ettiği anlaşılmıştır.
19. Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; … …’in vefatında idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, bununla birlikte 2330 sayılı Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenmesine ilişkin koşulların da sağlanmadığı tespit edildiğinden başvuranın maddi ve manevi tazminat ile nakdi tazminat talebinin idarece reddi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak
İdarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
21. Bununla birlikte Emniyet Genel Müdürlüğünün 11/07/2019 tarihli ve … sayılı yazı ve eki belgelerden; düğün, nişan ve benzeri organizasyonlarda ateşli silahla havaya ateş açılması sonucu 2018 yılında 6 olay yaşandığı ve bu olaylar neticesinde 7 ölüm ve yaralanmanın gerçekleştiği, 2019 yılının ilk altı ayında ise 8 olay yaşandığı ve bu olaylar neticesinde 13 ölüm ve yaralanmanın gerçekleştiği, dolayısıyla 2019 yılının ilk altı ayı itibariyle olay sayısı ile ölü ve yaralı sayısında kısmen de olsa bir artış yaşandığı görülmüş olup, düğün, nişan ve benzeri organizasyonlarda ateşli silahla havaya ateş açılması sonucu mağduriyet yaşanmaması adına düzenlenen Genel Emir doğrultusunda toplumsal farkındalık ve bilincin arttırılması hususunda İdareler tarafından gerekli hassasiyet ve özeninin gösterilmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre başvuranın maddi ve manevi tazminat ile nakdi tazminat taleplerinin REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi