|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın, Jandarma Genel Komutanlığı’na karşı açtığı icra takibi ile ilgili alacağının ödenmemesi üzerine yaptığı şikâyet ele alınmıştır. Jandarma Genel Komutanlığı, ödenek yokluğunu mazeret göstererek borcun ödeneceğini belirtmiştir. Ancak, Anayasa’nın 138. maddesi gereğince, idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu ve bu kararların geciktirilmeden yerine getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Hukuk devleti ilkesine göre, kamu idaresinin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu ifade edilmiştir. İdarenin, kesinleşmiş mahkeme kararlarını uygulama yükümlülüğü, Anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde bir zorunluluk olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, Jandarma Genel Komutanlığı’na, başvuranın alacağının ivedilikle ödenmesi tavsiye edilmiştir. Sonuç olarak, Danıştay, kamu idaresinin mahkeme kararlarını zamanında uygulamaması durumunun, hukuka aykırı bir durum olduğunu belirterek, bu yükümlülüğün yerine getirilmesinin anayasal bir zorunluluk olduğunu vurgulamıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/86403-S.20.93993
BAŞVURU NO : 2020/63270
KARAR TARİHİ : 03/11/2020
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Hakkında icra takibi başlatılan mahkeme ilamına konu alacağın ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 02/06/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
(1) Başvurucu tarafından; (1.1) Varto J. Asyş. Komd. Bl. K.lığı nizamiyesinde nöbetçi olarak görevli iken 17 Temmuz
2016 günü Saat 19:30 sıralarında, aynı yerde nöbetçi olarak görev yapan bir askerin tüfeğini
kaza sonucu ateşlemesi üzerine iki yerinden (sol el bileği ve sol kalça üstü) yaralandığı, yapılan tedavi sonucu tam iyileşemediği ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp
Heyetinin 9/7/2019 tarihli raporuna göre % 19 oranında malul kaldığı, hali hazırda sol elini kullanamadığı, bu nedenle ara işlerde de çalışamadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından halen bir aylık bağlanmadığı, (1.2) Van 1. İdare Mahkemesinde esas sayılı dosyasında açtığı davada lehine 250.000,00 TL tutarında tazminata hükmedildiği, başvuru yapmasına rağmen tazminatının ödenmediği, bunun üzerine Kars 1. İcra Müdürlüğünün esas sayılı dosyasında 19
Şubat 2020 tarihinde icra takibi açtığı, fakat aradan 5 ay geçmesine rağmen tazminatının hala ödenmediği, iddia ve şikâyet edilerek, (2) Kars 1. İcra Müdürlüğünün esas sayılı dosyası kapsamında yer alan borcun ödenmesi talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
(3) Kurumumuzca, hem verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti hem de eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla Jandarma Genel
Komutanlığından; (a) bahse konu Van 1. İdare Mahkemesinin / esas sayılı ilamına ve
Kars 1. İcra Müdürlüğünün 2020/619 esas sayılı dosyasına kayıtlı Jandarma Genel
Komutanlığına ait bir borç kaydının olup olmadığı ve (b) borç kaydının olması durumunda, bunun ödenip ödenmediği, varsa buna ilişkin evrakın bir sureti; eğer ödenmedi ise bu durumun,
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 138 inci maddesi ile diğer yasal mevzuat
açısından açıklaması talep edilmiştir.
(4) Jandarma Genel Komutanlığından alınan 25/9/2020 tarih ve sayılı yazıda; “…
Ödenek yokluğundan ödeme işlemi gerçekleştirilemeyen bahsekonu mahkeme ilamı, ödenek tertip edilmesini müteakip öncelikli olarak ödeme işlemine alınarak ödemenin gerçekleştirileceği…” değerlendirilmesinde bulunulmuştur.
III. İLGİLİ MEVZUAT
(5) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; (5.1) “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir.” hükmü düzenlenmiştir.
(5.2) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde, devletin amaç ve görevinin, diğerleri yanı sıra, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan engelleri kaldırmak olduğu hüküm altına alınmıştır.
(5.3) “Yürütme yetkisi ve görevi” başlıklı 8 inci maddesinde, “Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.” hükmüne yer verilmiştir.
(5.4) “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11 inci maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamları ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu hususu düzenlenmiştir.
(5.5) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi birinci fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü düzenlenmiştir.
(5.6) “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler:” başlıklı 61 inci maddesi birinci fıkrası hükmü devlete, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri koruyup toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlamak şeklinde sorumluluk yüklemiştir.
(5.7) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi, Ek fıkra 1’de, herkesin kamu denetçisine başvurma hakkının olduğu, Ek fıkra 2’de ise Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceği hüküm altına alınmıştır.
(5.8) “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesi son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir.
(5.9) “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138 nci maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hususu hüküm altına alınmıştır.
(6) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi – AİHS) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ncı maddesi birinci fıkrasında “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar …
konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir…” hükmüne yer verilmiştir.
(7) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.
(8) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesi aşağıdaki gibidir: “(1) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (2) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. (3) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. (4) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir…”
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
(9) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Karar
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Açısından Değerlendirme (10) Şikâyet başvurusu, (1) numaralı paragrafta yer verildiği üzere, Van 1. İdare Mahkemesinin esas sayılı ilamına konu, Kars 1. İcra Müdürlüğünün esas sayılı dosyasında kayıtlı alacağın ödenmesi talebi ile Kurumumuza iletilmiştir.
(11) Jandarma Genel Komutanlığı söz konusu iddia ve talep hakkında, ödenek yokluğunu mazeret göstermekte ve ödenek tertip edilmesini müteakip söz konusu borcun öncelikli olarak tediye edileceğini ifade etmektedir.
(12) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının değiştirilemeyecek hükümlerinden olan
“Cumhuriyetin nitelikleri” kenar başlıklı 2 nci maddesi hükmü uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti ise evrensel hukuk kurallarını üstün tutan, koymuş olduğu hukuk kurallarıyla vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini koruyan ve en başta kendisini bu hukuk kurallarıyla bağlı tutan, vatandaşlarına hukuki güvenlik sağlayan, yasama ve yargı organının işlem ve eylemlerinin, güvenceye sahip hâkimlerden oluşan bağımsız mahkemeler tarafından denetlenebildiği, aynı zamanda idarenin malen de sorumlu tutulabildiği devlettir.
Kamu kurum ve kuruluşlarının görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere uygun hareket etmek zorunda olması, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olması hukuk devletinin bir gereğidir. [Bakınız, 27/7/2018 tarih ve 2018/2129 başvuru numaralı Tavsiye Kararı, Paragraf: 12] (13) Anayasanın “Yürütme yetkisi ve görevi” başlıklı 8 inci maddesinde yer verilen “Yürütme yetkisi ve görevi… Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.” hükmü gereğince, kamu idaresi, eylem ve işlemlerinde, başta Anayasa olmak üzere, kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. [Bakınız, 27/7/2018 tarih ve 2018/2129 başvuru numaralı Tavsiye
Kararı, Paragraf: 13] (14) Anayasanın “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesi son fıkrası gereğince, kamu idaresi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Üstelik bu hükme konu zararın veya kamusal bir alacağın, Anayasanın, “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 nci maddesi son fıkrasında yer alan “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmü sadedinde, bir mahkeme kararı ile kesinleşmesi durumunda; kamu idaresinin derhal ve ivedi olarak edimde bulunması anayasal bir mecburiyettir. Yani kamu idaresinin mahkeme kararlarına uyup uymama; değiştirip değiştirmeme gibi bir tartışmadan ziyade, bu kararların gereğini geciktirilmeksizin yerine getirme mecburiyeti bulunmaktadır.
(15) Bu noktada hatırda tutulması gereken bir diğer husus, idarenin mahkeme kararını uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, mahkeme kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.
(16) Kesinleşen idari yargı kararlarının hangi sürede yerine getirileceği konusunda ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu çok açık hüküm vaz etmiştir. Buna göre mezkûr Kanunun
28 inci maddesi hükmü gereğince, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi
mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez. Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır.
(17) Burada kanun koyucu, Anayasanın 138 inci ve 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesi hükmü ile idarenin yargı kararlarını uygulaması hususundaki yetkisini bağlı yetki olarak düzenleyerek idareye bu konuda herhangi bir takdir hakkı vermemiştir. [Bakınız, 24/10/2017 tarihli ve 2017/5018 başvuru numaralı Tavsiye Kararı, Paragraf 16] (18) Anayasa Mahkemesi de Anayasanın 36 ncı maddesinde vaz edilen hak arama hürriyetinin, yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsayacak surette yorumlamaktadır. Mahkemece, “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade edilerek yargı kararlarının uygulanması hususu, “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmiştir. Yani Mahkeme, mahkeme kararlarının uygulanmasını, yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını sağlayan unsur olarak nitelendirmektedir.
[Anayasa Mahkemesi kararı ve yorumu için bakınız: 24/10/2017 tarihli ve 2017/5018 başvuru numaralı Tavsiye
Kararı, Paragraf 15 & 30/1/2019 tarihli ve 2018/12757 başvuru numaralı Tavsiye Kararı, Paragraf 14 & 22/4/2020 tarihli ve 20201560 başvuru numaralı Tavsiye Kararı, Paragraf 12 & 22/4/2020 tarihli ve 2020/1505 başvuru numaralı Tavsiye Kararı, Paragraf 11] (19) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ncı maddesi birinci fıkrasında yer alan “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar … konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir…” hükmü de başvuruya konu somut olay ile yakından ilgilidir. Sözleşmenin yukarıda yer alan hükmünün yorumu bağlamında önüne gelen somut dava dosyası konusunda Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM), tıpkı Anayasa Mahkemesi gibi, mahkeme kararına konu alacağın kamu idaresi tarafından ödenmemesini, “adil yargılanma hakkının” ihlali olarak kabul etmiştir.
(20) Söz konusu davada [Abdurrahman Yıldırım – Türkiye davası, başvuru numarası 53329/08] AHİM, kamulaştırmasız el atma eyleminden kaynaklanan alacağın, bu konuda verilen ulusal mahkeme kararlarına rağmen geç ödenmesini, Sözleşmenin yukarıda kayıtlı 6 ncı maddesi birinci fıkrası kapsamında ihlal olarak değerlendirmiştir. Burada Mahkeme, kesinleşmiş yargı kararlarını makul süre zarfından uygulamayan yetkililerin, Sözleşmenin 6 ncı maddesi birinci fıkrası hükümlerinin etkinliğini kısmen daralttığı kanaatini beyan etmektedir. [Benzer olgulara
dayalı olarak, Türkiye hakkında, Sözleşmenin 6 ncı maddesi birinci fıkrası ihlali verilen davalar için bakınız:
Kranta – Türkiye davası, başvuru numarası: 31277/03 & Kuzu – Türkiye davası, başvuru numarası: 13062/03] (21) Meselenin bir diğer yönü olan “sosyal hukuk devleti ilkesi” açısından analizinde ise bilindiği gibi ülkemizde, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında da yer bulan “sosyal hukuk devleti” anlayışı gereği, özellikle Anayasanın “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler:” başlıklı 61 inci madde birinci fıkrasında yer alan ve devlete harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri koruyup toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlamak şeklinde tanımlanan sorumluluk anlayışı gereği, gerekli tüm yasal, idari ve kurumsal tedbirler alınmıştır. Üstelik her geçen sene ve ekonomik imkânlar dâhilinde, söz konusu tedbirlerin kapsam ve sınırı, mağduriyet yaşayan vatandaşlarımız lehine genişletilmektedir.
(22) Bir yandan çağdaş sosyal hukuk devleti anlayışı gereği toplumun yaşlı, engelli, malul, şehit yakını vs. kesimine tanınan maddi ve manevi kolaylıkların çerçevesi her geçen gün genişletilirken, diğer taraftan kamu idaresinin, vatani görevi esnasında yaralanan bir vatandaşa yönelik borcunu, kesinleşmiş mahkeme ilamına ve bu ilama konu alacağın icra takibine uğratılmasına rağmen ödememesi, hukuk kuralları yanı sıra, kamu vicdanı ile de izah edilemeyecek bir tezattır.
(23) Bilindiği gibi hizmet kusuru, idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklıktan kaynaklanan asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir. Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur. Hizmet kusuru uygulamada üç şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yürütülmemesidir. Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmeti yürüten personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. [Hizmet kusuru tanımının kaynağı ve yorumu için bakınız, 30/1/2019 tarihli ve 2018/12757 başvuru numaralı Tavsiye Kararı, Paragraf 15] (24) Mahkeme ilamı ile kesinleşen kamusal borcun ifası ve mahkeme kararlarının yerine getirilmesi konusunda Kurumumuzca daha önceden karara bağlanan başta ve başvuru numaralı tavsiye kararları olmak üzere, diğer tüm başvurularda, aynı gerekçe ile tavsiye kararı verilmiş olup; yukarıda yer verilen hukuk kuralları, mahkeme kararları, açıklama ve idarenin cevabı göz önünde bulundurularak, şikâyete konu Van 1. İdare
Mahkemesinin 2 esas sayılı ilamına konu, Kars 1. İcra Müdürlüğünün esas sayılı dosyasında kayıtlı alacağın ödenmemesi, ağır hizmet kusuru oluşturan hukuka aykırı bir durum olup; iş bu hukuka aykırılığı ortadan kaldırmak, kamu idaresinin anayasal bir yükümlülüğüdür.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme (25) İyi yönetim ilkelerine 28/3/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir.
(26) Jandarma Genel Komutanlığı tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi, belge ve değerlendirme talep yazımıza, süresini aşacak şekilde ve tafsilattan uzak bir surette cevap verilmiş olup; adı geçen Kurumun bundan sonra, gerekçeli karar ilkesinin gerektirdiği hassasiyet ile hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
(27) 6328 sayılı Kanunun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17 nci maddesi sekizinci fıkrası hükmü uyarınca, dava açma süresi içinde Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmaktadır. Aynı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup; Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuruya konu Van 1. İdare Mahkemesinin esas sayılı ilamına konu, Kars 1. İcra
Müdürlüğünün esas sayılı dosyasında kayıtlı alacağın ivedilikle ödenmesi hususunda
JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Tavsiye Kararının, BAŞVURUNA, JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞINA ve bilgileri için İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi