ÖZET: Başvuru, Yalova’da kaçak olduğu iddia edilen bir yapıya yönelik işlem yapılması talebini içermektedir. Şikayetçi, 1998 yılında 5 katlı olarak ruhsatlandırılan yapının, 1999 depremi sonrası 3 katlı olarak onarım ruhsatı aldığını, ancak mevcut durumda 4 katlı kullanıldığını belirtmektedir. Ayrıca, çatı katına ruhsatsız bir bağımsız bölüm eklenmiş olduğunu ve ilgili idarelerin yapılan incelemelere rağmen herhangi bir işlem yapmadığını ifade etmektedir. İlgili mevzuat çerçevesinde, şikayetçi, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddeleri gereğince mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

Yalova Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Yalova Belediye Başkanlığı, başvuruya ilişkin yazılı açıklamalarda bulunmuşlardır. Belediye, yapının 1998 ruhsatına göre 5 katlı olduğunu, ancak 1999 depremi sonrası yapılan düzenlemelerle 3 katlı olarak ruhsatlandırıldığını belirtmiştir. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ise, yapı kayıt belgesi alındığını ve yıkım işlemi uygulanamayacağını ifade etmiştir. Ancak, yapı ile ilgili hukuki durumun karmaşık olduğu ve gerekli işlemlerin yapılmadığı tespit edilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuru ve ilgili belgeleri değerlendirerek, Yalova Belediye Başkanlığı’nın ruhsat iptali işleminin hukuka uygun olduğunu, ancak ruhsat süresinin dolmasının ardından gerekli işlemlerin yapılmaması nedeniyle idarenin kusurlu olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi ve İmar Kanunu’nun ilgili maddeleri çerçevesinde işlem yapılması tavsiye edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/706-S.1058

BAŞVURU NO : 2018/11564

KARAR TARİHİ : 11/04/2019

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : YALOVA BELEDİYE BAŞKANLIĞI

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

YALOVA ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Kaçak olduğu iddia edilen yapıya işlem yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 28/09/2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şikayetçi; “Başvuran özetle, Yalova ili, mahallesi, ada, parsel numaralı taşınmazda 5 kat üzerinde iki adet dükkân, 8 adet daire olmak üzere yapı yapılması için müteahhit firma ile inşaat sözleşmesi yaptığını ve 04/09/1998 tarihinde bu sözleşmeye uygun şekilde projelendirilerek yapı ruhsatı düzenlendiğini, ancak 1999 yılında yaşanan deprem sonrasında binada orta hasarlı tespiti yapıldığını, maliklerin bilgisi ve rızası olmadan, müteahhit tarafından kendi adına sahte imza düzenlenmek sureti ile yapının 3 katlı olarak tamamlanması yönünde onarım ve güçlendirme ruhsatı alındığını, ancak binanın mevcut halinde 4 katlı kullanıldığını, çatı arasına kaçak olarak bir bağımsız bölüm yerleştirildiğini, yapının ruhsatsız olduğunu, başvurularına istinaden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkililerince yapılan incelemede aykırılığın tespit edildiğini buna rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını belirterek kaçak olduğunu belirttiği yapı hakkında İmar Kanununun 32. ve 42.

maddeleri gereğince işlem yapılarak mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.” talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. 07/11/2018 tarihinde; Yalova Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Yalova Belediye

Başkanlığı’ndan sıra ile ve sayılı yazılarla başvuruya ilişkin bilgi-belge talebinde bulunulmuştur. Bu kapsamda Yalova Belediye Başkanlığı’ndan 28/11/2018 tarihli ve sayılı, Yalova Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden 10/12/2018 tarihli ve sayılı cevabi yazılar Kurumumuza ulaşmıştır.

2.1. Yalova Belediye Başkanlığı’nın cevabi yazısında özetle; “Söz konusu yapının 1998 yılında

5 kat+ çatı piyesi olarak projelendirildiğini, projenin 2 adet dükkan ve 8 adet daire olarak kat

irtifakı kurulduğu, kat irtifakının günümüzde de geçerliliğini koruduğunu, 1999 depremi sonrasında hasar tespit raporuna istinaden 3 kat olarak güçlendirme ve onarım ruhsatı verildiğini, arşiv kayıtlarında 3 katlı yeni duruma göre mal paylaşımına ilişkin bir sözleşmeye rastlanmadığı, yapının yapım süreci 1999 depremi sonrasına denk geldiğinden yapıya mimari proje hazırlanmadan ruhsat verildiğini, ancak 5 yıllık süre sonunda yeni ruhsat alım başvurusunda bulunulmadığını, ruhsat sürelerinin takibinin deprem süreci nedeniyle

Belediyece yapılamadığını, çatı piyesinin hukukiliği ile ilgili olarak yorumlama yapılamadığından söz konusu 5 numaralı daire ile ilgili olarak yıkım işlemi uygulanamadığını, bu sebeple çözüm olarak bina fenni şartları taşıyorsa direk olarak yapı kullanma izin belgesi alınması ya da 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında binanın risk analizinin yapılarak buna göre işlem yapılması gerektiğini, şu anda geçerli olan 1/1000 ölçekli imar planında söz konusu yapıya 4 kat imar izni verildiğinden 4.

kat’a daire yapılarak yeniden ruhsat alınabileceğini, mal paylaşımıyla ilgili hususun malikler arasında çözülmesi gerektiğini” belirttiği,

2.2. Yalova Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün ise cevabi yazılarında özetle; “Yapı ile ilgili olarak tüm yapıyı güncel haliyle kapsar şekilde yapı kayıt belgesi alındığını, yapının hali hazırda kat irtifakı ile uyumsuz olduğunu, Bakanlık Denetçisi tarafından yapı ile ilgili olarak imar barışına başvuruda bulunulmazsa İmar Kanunu’nun 32. ve 42. Maddelerinin uygulanması gerektiğinin belirtildiğini, ancak söz konusu yapı ile ilgili olarak yapı kayıt belgesi alındığından yıkım işlemi uygulanamayacağını” belirttiği tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü Maddesi’nin üçüncü ve dördüncü fıkraları;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Dürüst davranma” başlıklı 2 nci Maddesi;

“Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”

6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Götürü bedel” başlıklı 480 inci Maddesi; “Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez.

Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.

Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir.

Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile iş sahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür.”

7. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun;

7.1. “Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar” başlıklı 32 nci

Maddesi’nin, birinci, dördüncü ve beşinci fıkraları; “(1)Bu Kanun hükümlerine göre; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine veya ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılarda projelerine ve ilgili mevzuatına aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

(4) Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.

(5) Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.”

7.2. “İdari müeyyideler” başlıklı 42 nci Maddesi’nin birinci ve ikinci fıkraları; “(1) Madde

Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır.

(2)Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanır.”

7.3. Geçici 16 ncı Maddesi’nde; “(3)…Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.

(4)Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.

(5)Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.

(6)Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.

…

(9)Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.

(10)Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.”

8. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun;

8.1. “Amaç” başlıklı 1 inci Maddesi; “Bu Kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir.”

8.2. “Tespit, taşınmaz devri ve tescil” başlıklı 3 üncü Maddesinin birinci fıkrası; “Riskli yapıların tespiti, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılır ve sonuç Bakanlığa veya İdareye bildirilir. Bakanlık, riskli yapıların tespitini süre vererek maliklerden veya kanuni temsilcilerinden isteyebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebilir. Bakanlıkça veya İdarece yaptırılan riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince onbeş gün içinde itiraz edilebilir. Bu itirazlar, Bakanlığın talebi üzerine üniversitelerce, ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlendirilecek dört ve Bakanlıkça, Bakanlıkta görevli üç kişinin iştiraki ile teşkil edilen teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır.”

IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9.Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10. Şikayet; 1999 depremi öncesinde 5 katlı olarak yapım ruhsatı alınmış ancak deprem sonrasında 3 katlı olarak ruhsatlandırılmış, kaçak 4. bir kata sahip yapı kullanma izin belgesi bulunmayan binanın yıkılması talebi hakkındadır.

11. Şikayet başvurusu hakkında özel, teknik ve hukuki değerlendirmeye ihtiyaç duyulması nedeniyle, 31/01/2019 tarihinde sayılı yazı ile şehir plancısı bilirkişi görevlendirmesinde bulunulmuştur. Bilirkişi 05/03/2019 tarihinde Kurumumuza ulaştırdığı raporunda özetle;

11.1. “Dosya özeline girmeden önce belirtmek gerekir ki, inşaat ruhsatının alındığı 1998 yılından bu yana gerek 1999 Gölcük Depremi sonrasında afet gerekçesiyle yapılaşma haklarını kısıtlayan önlemlerin alınması , gerekse de imar mevzuatındaki değişiklikler nedeniyle, şikayet konusu olayın anlaşılmasını güçleştirmekte ve karmaşık hale getirmektedir. Bu nedenle öncelikle, 1998 yılındaki durumun tespiti ile 1999 depreminden sonra alınan önlemler konusuna değinmeye ihtiyaç vardır. Mevzuat açısından da, ruhsatlandırma ve benzeri konularda o tarihte yürürlükte olan mevzuat göz önüne alınacaktır.

11.2. Bu kapsamda, Mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, mevcut imar planlarının afet sonrası ortaya çıkan durum ve afetle ilgili veriler dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmesi ve

.

gerekli revizyonların yapılması ile ilgili olarak 8 Eylül 1999 tarih ve 10197 sayılı ve 15 Ekim

1999 tarih ve 12297 sayılı Genelgeleri yayımlanmıştır. Bu Genelgelerde özetle; afetin etkili

olduğu yerleşim alanlarında jeoteknik incelemelere ve/veya inşaat tekniklerine göre gerekli görülen alanlarda imar planlarındaki kat yüksekliklerinin azaltılması, imar planlarında yapı yoğunluğunu ve yapı kat adetlerini artırıcı değişikliklerin yapılmaması istenmiştir.

11.3. İncelemeler neticesinde, Doğu Marmara Bölgesi’ndeki belediyelerin, deprem sonrası genelgeler doğrultusunda imar planlarını revize ettikleri, ancak uygulamada tereddüte düştükleri ve bazı konulara açıklık getirilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır. Bu çerçevede

Mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü’nün; Yalova Valiliği ve Çiftlikköy Belediye Başkanlığı’na gönderdiği 06.07.2001 tarih ve sayılı dağıtımlı yazısında şu konulara yer verilmiştir: 17 Ağustos ve 12 Kasım depremleri sonrası 15.10.1999 tarih ve 10 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Genelgesi gereği jeolojik/jeoteknik etütlere, varsa 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planına, imar mevzuatına, planlama esasları ve şehircilik ilkeleri ve teknik kurallara göre plan revizyonu yapılan alanlarda, ruhsat işlemlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ve bu kapsamda; -Revizyon öncesi plana göre inşaat ruhsatı almış (5 kat) ancak henüz inşaasına başlanmamış yapılar için, eski plana göre verilmiş ruhsatlar iptal edilerek, revizyon plan ve yürürlükte bulunan imar mevzuatı hükümlerine göre yeniden ruhsat düzenlenmesi, -Revizyon öncesi plana göre ruhsat almış (5 kat), ancak beş yıllık süre içinde tamamlanmamış ve yapı kullanma izni almamış inşaat seviyesi temel, birinci veya ikinci katta olan bütün yapıların ilgili idarece tespit edilerek değerlendirilmesi ve bu yapıların eski plana göre verilmiş ruhsatların iptal edilerek, revizyon plan ve yürürlükte bulunan imar mevzuatına uygun yeniden ruhsat düzenlenmesi, -Revizyon öncesi plana göre ruhsat almış (5 kat), ancak beş yıllık süre içinde tamamlanmamış, revizyon planda belirtilen yapılaşma koşulu olan 2 kattan fazla olarak inşa edildiği tespit edilmiş yapıların 5 yıllık süre içinde tamamlanan kısmı müktesep hak olarak kabul edilmesi, söz konusu ilgili idaresince tespit edilerek değerlendirilmesi ve tamamlandığı kat yüksekliğine göre yeniden ruhsat düzenlenmesi, eski planda belirtilen kat yüksekliğine tamamlanmasına izin verilmemesi, -Revizyon öncesi planda belirtilen yapılaşma koşulu olan 2 katı geçmiş ve sadece betonarme olarak 4’üncü kat kolonları olan mevcut inşasına devam edilen yapılarda; 3’üncü katın inşası tamamlanmış ve bu kat için yapı kullanma izni alma durumuna gelmiş olduğundan 3 kat için yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni düzenlenmesi, -Revizyon öncesi planda belirtilen yapılaşma koşullarına ve imar mevzuatına uygun olarak ruhsat almış ve yapı kullanma izni alma durumuna gelen yapıların da öncelikle ilgili idaresince tespit edilerek değerlendirilmesi ve uygun görüldüğü taktirde yapı kullanma izni düzenlenmesi, -Revizyon imar planına göre 2 kat yapılaşma koşulu getirilmiş, 5 veya daha çok katlı olan hasarlı veya hasarsız yapıların yanında bulunan parsellerin durumları ada, parsel ve yapı ölçeğinde getirilecek kararlar bütününde ele alınması, hasarlı veya hasarsız binaların öncelikle yapı-temel-zemin açılarından afete karşı dayanıklılıkları noktasında gerekli etüdlerin yapılması, yapıların risk taşıyan unsurlarının tespit edilmesi, ayrık, bitişik nizam olma

durumlarına, yoğunluğuna, doluluk boşluk oranlarına, kat yüksekliklerine, yapıların davranışları vb. bu konunun farklı disiplin alanlarını kapsayacak biçimde çok boyutlu olarak değerlendirilmesi, bu değerlendirmeler sonucu parselin ve yapının niteliğine özgü planlarda özel hükümler getirilmesi, yapılaşma ve gerektiğinde yapı yasağı kararlarının alınması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, şikayet konusu olaydaki; alınmış olan ruhsatın iptali ile ruhsatın yeni yapılaşma hakları ile yenilenmesinin, Mülga Bayıdırlık ve İskan Bakanlığı’nın bir idari tasarrufu olduğu anlaşılmaktadır.

11.4. Aynı yıllarda yürürlükte olan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip

İmar Yönetmeliğinin dördüncü bölümünde düzenlenen yapı ruhsatı işlerini düzenleyen 57.

Maddesinin şikayet konusu olay ile ilgili bentleri şunlardır: Madde 57- (Değişik:

13.7.2000/24108 R.G.) Yapı ruhsat işleri aşağıdaki koşullara göre yapılır:

1-Yeni inşaat, ilave ve esaslı tadillerde; yapı ruhsatı almak için yapı sahipleri veya kanuni vekillerince, tapu kayıt örneği veya istisnai hallerde tapu kayıt örneği, yerine geçen belgelerin eklendiği dilekçe ile başvurulur.

…

2-Belediyece, projelerin hazırlanmasına esas olmak üzere, parselin imar planı ve bu

Yönetmelik hükümlerine göre yapılanma şartlarını gösterir imar durumu (çap), aplikasyon krokisi, yol kotu tutanağı ve kanal kotu tutanağı düzenlenir. Ayrıca ilgili idarece imar planının yapımına veri teşkil eden jeolojik / jeoteknik etüt raporunun, parselin bulunduğu alanı da kapsayan bölümü parsel sahibine verilir. Bu bilgilere göre gerektiğinde ilgili mühendislerce parsele ilişkin zemin etüt (Jeoteknik etüt) raporu da hazırlanır.

3-Yapı sahibi veya kanuni vekillerince (2) numaralı bentteki belgelere göre yürürlükteki kanun, plan, yönetmelik, Türk Standartları, çevre şartları, fen, sanat ve sağlık kuralları

ve tüm mevzuat hükümlerine uygun olmak üzere aşağıdaki projeler hazırlatılır:

a) Mimari Proje; mimarlar tarafından hazırlanan vaziyet planı bodrum katlar dahil tüm kat planları, çatı planı ile bunlara ilişkin en az 2 adet kesit ve yeteri sayıda görünüş, gerektiğinde sistem kesitleri ve nokta detayları bulunan avan ve tatbikat projeleri ile ilgili mühendisler tarafından hazırlanan ısı yalıtım projesi ve/veya raporu, aplikasyon belgesi, yerleşme ve yapının özelliği nedeni ile ilgili idarece istenecek peyzaj projelerinden oluşur.

b) Statik Proje; mimari projeye uygun olarak, inşaat mühendisleri tarafından hazırlanan, ölçekleri yapının büyüklüğüne ve özelliğine göre belirlenen, betonarme, yığma, çelik ve benzeri yapıların türlerine göre taşıyıcı sistemlerini gösteren, bodrum kat dahil tüm kat planları, çatı planları, bunların kesitleri, detayları ve hesaplarıdır. Bu hesaplarda zeminin fiziksel parametreleri, zemin-temel-yapı etkileşimi ve temel tasarımının belirlenmesinde, mühendislik hizmetleri içeren standartlara ve Bakanlıkça yayımlanan Zemin ve Temel Etüdü Raporlarının Hazırlanmasına Ilişkin Esaslar’a uyulur.

…

Yukarıda da açıkladığımız üzere, 1998 yılında alınmış olan yapı ruhsatı, 1999 yılında yaşanan deprem sonrasında ilgili Bakanlıkça yayımlanan genelgeler ile geçerliliğini yitirmiş, şikayetçinin de maliki olduğu parsel üzerindeki yapılaşma hakkı azaltılmıştır. Dolayısıyla,

.

hazırlanmış olan mimari proje, statik proje ve gerekli diğer projelerin yeni yapılaşma koşullarına göre revize edilmesi gerektiği açıktır. Revize edilen projeler ile yapı sahibi veya kanuni temsilcilerince yeniden yapı ruhsatı için başvuru yapılması ve alınan yeni ruhsatla inşai faaliyetlerin başlaması gerekirken sadece onarım ve güçlendirme projesi kapsamında yapı ruhsatı alınmış ve inşaat tamamlanmıştır. Kaldı ki, şikayet konusu işlemlerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar

Yönetmeliğinin 62 nci maddesi çerçevesinde, yapı ruhsatı alınmış olan yeni inşaat, ilave ve esaslı tadillerde, sonradan değişiklik yapılması istendiğinde mimari projenin yeniden tanzim edilmesi gerekmektedir.

11.5. Yapı ruhsatının düzenlenmesine dair hususları dikkate aldığımızda, şikayet konusu olayda

idarenin bir dizi kusurundan söz etmek mümkündür. Bunlar:

-Değişen yapılaşma koşullarına göre yeni projelerin hazırlatılması gerekirken hazırlatılmaması,

-Diğer projeler hazırlatılmasa bile onarım ve güçlendirme projesine göre revize edilmesi gereken mimari projenin ( ki güçlendirme projesinin ve yapılaşma haklarının azaltılmasının esaslı tadilat olduğu ve mimari projede değişiklik yapılmasını gerektireceği değerlendirilmektedir) düzenlenmemesi,

-Ruhsat başvurusu yapan kişilerin kimliğinden ve yetkisinden emin olunması gerektiği halde, bu konuda ihmalkar davranılmasıdır.

Bu nedenlerle; İdarenin gereken itinayı göstermemiş olması nedeniyle, arsa sahiplerinin imar durumunda ortaya çıkan olumsuz değişiklikten haberdar olmadığı ve bu aşamada sözleşmenin feshi ya da yenilenmesi yoluna gidemedikleri değerlendirilmektedir.

11.6. Diğer taraftan, belediyece verilmiş olan yapı ruhsatı, beş yıllık süre sonunda yenilenmez ise geçerliliğini yitirmektedir. Bu süre sonunda inşaat tamamlanmamış ve iskan alınmamışsa, inşaata devam edebilmek için ruhsat yenilemesi yapılmak zorundadır. İnşaat sahibi veya müteahhit, ekonomik nedenlerle inşaatı sürdüremeyecekse ve inşai faaliyet devam etmiyorsa, gerekli güvenlik önlemleri alınarak, inşaat çalışmasının yeniden başlamasına kadar ruhsat yenilenmeyebilir. Ancak, ruhsat yenilenmeden yapılacak inşai faaliyetler ve yapı kullanım izin belgesi alınmadan yapıya yerleşilmesi durumunda, söz konusu yapının kaçak yapı olarak değerlendirilmesi ve gerekli işlemlerin belediyesince yapılması gerekir. Şikayetçinin beyanları esas alındığında, yapı ruhsatının süresi dolduğu halde inşa faaliyetinin devam ettiği ve bu faaliyeti takip etmesi gereken belediyenin, gerekli işlemleri yapmadığı, kaçak olarak tamamlanan yapı nedeniyle mağduriyetlerin yaşandığı anlaşılmaktadır.

11.7. 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 35 nci maddesinin ikinci bendinde, çatı aralarına bağımsız bölüm yapılamayacağı ve bu kısımlarda su deposu, asansör kulesi ile son kattaki bağımsız bölümlerle irtibatlı piyesler yapılabileceği belirtilmiştir. Tarafıma teslim edilen dosya içerisindeki noter onaylı sözleşme incelendiğinde de, yapının son katındaki dairelerin dubleks olarak düzenleneceğinin belirtildiği, çatıda bağımsız bir bölümden bahsedilmediği görülmektedir. Bununla birlikte, 3194 Sayılı İmar

Kanununun geçici 16 ncı maddesi ile imar barışı olarak bilinen bir düzenleme yapılmıştır.

Yapılan düzenlemeye göre, başvuruculara verilecek olan yapı kayıt belgesi, kullanım amacına yöneliktir ve yapının yeniden yapılmasına kadar geçerlidir. Bu kapsamda, hazineye, belediyelere veya üçüncü şahıslara ait taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar için özel düzenleme yapılmştır. Belli koşullarda, hazine ve belediye mülkiyetindeki taşınmazlar üzerinde bulunan yapıların yapı kayıt belgesi alabileceği ifade edilmişken, üçüncü şahısların taşınmazları üzerinde bulunan yapıların bu hükümlerden yararlanamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca, yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, yapı kayıt belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda yayımlanan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslara

İlişkin Tebliğ incelendiğinde, 8/ç maddesinin, yasanın geçici 16 ncı maddesinde de belirtilen hususdan farklı olmadığı görülmektedir.

Yasanın uygulanması konusunda yaşanan sıkıntılar üzerine, 06.07.2018 tarih ve 1787 sayılı genelge yayımlanmıştır. Bu genelgenin 7 nci sayfasında, “… sadece kat irtifakına geçilmiş yapılarda tescilin esas unsurlarında (bağımsız bölüm değişikliği, eklemesi, nitelik, arsa payı v.b.) değişiklik getirmeyen durumlarda tek malikin talebiyle işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekmekte olup, kat irtifakına geçilip geçilmediğine bakılmaksızın yapılacak (tapuya)

TESCİL İŞLEMLERİNDE İSE TÜM MALİKLERİN TALEBİNİN ALINMASI

GEREKTİĞİ” İFADE EDİLMEKTEDİR.

Genelge tapu ve kadastro işlemlerindeki uygulamalara yön vermek için yayımlanmış olsa da, kıyas yöntemiyle bu genelgede tanımlanmış sürecin, inceleme konumuza uygulanmasının mümkün olduğu görülmektedir. Ortak yerler arasında sayılan ve Kat Mülkiyeti Kanununa göre her bir malikin hak sahibi olduğu çatı katında bulunan bağımsız bölümün, yapı kayıt belgesi alabilmesi ön koşulunun tüm maliklerin muvaffakatını almak olduğu değerlendirilmektedir.

Yukarıda da bahsedildiği üzere, çatı katında yapılacak her türlü yapı (su deposu, asansör kulesi ile son kattaki bağımsız bölümlerle irtibatlı piyesler gibi) mimari projede gösterilmek zorundadır. Gerek 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar

Yönetmeliğinde, gerekse de Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğindeki hükümler dikkate alındığında, çatı katında bağımsız bölüm yapılamayacağı hususunun tartışımaya yer vermeyecek şekilde açık olduğu görülmektedir.

11.8. 31/5/2012 tarih ve 28309 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun 1 nci maddesinde, Kanun’un amacı; Afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak tanımlanmıştır. Tespiti düzenleyen 3 ncü maddesinde ise; Riskli yapıların tespiti, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılır ve sonuç Bakanlığa

veya İdareye bildirilir. Bakanlık, riskli yapıların tespitini süre vererek maliklerden veya kanuni temsilcilerinden isteyebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler

Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebilir. Bakanlıkça veya İdarece yaptırılan riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince onbeş gün içinde itiraz edilebilir. Bu itirazlar, Bakanlığın talebi üzerine üniversitelerce, ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlendirilecek dört ve Bakanlıkça, Bakanlıkta görevli üç kişinin iştiraki ile teşkil edilen teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlancağı hüküm altına alınmıştır.

Aynı kanunun, 15.12.2012 tarih ve 28498 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan uygulama yönetmeliğinin ikinci bölümünde Rezerv Yapı Alanı ile Riskli Alanın Tespitine ilişkin hükümlerin bulunduğu, üçüncü bölümde ise riskli yapıların tespiti, itirazların değerlendirilmesi ve yıkım işlemleri ile riskli yapıların tespitinde görev alacak kurum ve kuruluşlar hakkında düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Bu yönetmeliğin 7 nci maddesi riskli yapıların tespiti ve itiraz konularını düzenlemektedir. Bu maddeye göre riskli yapıların tespiti; a) Öncelikle yapı malikleri veya kanunî temsilcileri tarafından, masrafları kendilerine ait olmak üzere yaptırılır. Riskli yapı tespiti talebi, talebe ilişkin dilekçe, güncel tapu durum belgesi ve kimlik belgesinin fotokopisi ile yapılır. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti

Kanunu uyarınca kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığı için arsa paylı tapu var ise, arsa üzerinde fiilen bulunan yapının riskli yapı tespiti, yapının sahibi olan arsa payı sahibince yaptırılır. Arsa üzerindeki yapının başkasına ait olması ve bunun da tapu kütüğünde belirtilmiş olması halinde, riskli yapı tespiti lehine şerh olan tarafça yaptırılır.

b) Süre verilerek maliklerden veya kanunî temsilcilerinden istenebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek idareden de isteyebilir.

Bu maddenin lafzından, Bakanlık tarafından da riskli yapı tespiti yaptırılabileceği sonucu çıkıyor olsa da, yönetmelikteki sırayla önce riskli alanların, sonrasında da riskli yapıların tespitine yönelik düzenlemeler yapıldığı gözönüne alındığında, Bakanlık tarafından yaptırılacak riskli yapı tespitinin, riskli alan ilan edilmiş bölgelerle sınırlı olduğu sonucuna varılmaktadır. Dolayısıyla, şikayete konu yapının bulunduğu bölgenin riskli alan ilan edilmiş olması durumunda, Bakanlıkça tespit yaptırılabileceği, aksi durumda ise tespitin malikler tarafından yaptırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

11.9. Yukarıda bahsi geçen yönetmeliğin 6 ncı maddesinde riskli yapıların tespitinde görev alacak kurum ve kuruluşlar tanımlanmıştır.

Bakanlıkça lisans verilerek tespit yapan kurum ve kuruluşlar dışında hazırlanan raporlar, risk analiz raporu olarak değerlendirilemez. Ancak, raporu hazırlayan kişilerin mesleki formasyonunun yeterli olduğu değerlendirilirse, hazırlanan raporu da uzman görüşü olarak nitelemek yerinde olacaktır.

11.10. Ancak, yapı ruhsatı düzenleyen belediyenin, şikayete konu olayda hizmet kusurundan doğan bir sorumluluğu olduğu da açıktır. Bu nedenle, yapının risk altında olup olmadığının tespiti belediyesinden istenebilir. Diğer taraftan yukarıdaki yönetmelik hükmüne göre, binadaki kat maliklerinden herhangi biri tarafından riskli yapı tesbiti yaptırılabilmektedir.

Riskli yapı tespit müracaatı için çoğunluk kararına ihtiyaç yoktur. Yapı üzerinde, çeşitli

nedenlerle kat mülkiyeti kurulmamışsa, arsa vasıflı taşınmazda bulunan binanın sahibi tarafından, riskli yapı tespit müracaatı yapılabilir. Aynı şekilde, arsa üzerindeki binanın, arsa sahibinden başkasına ait olması ve bu hususun tapuda belirtilmiş olması halinde, tapu kütüğünde lehine şerh bulunan bina sahibi de riskli yapı müracaatı yapabilir.

Apartman dairesinde hissesi bulunan veya müşterek mülkiyet niteliğindeki arsa üzerinde bulunan binadaki pay sahiplerinin, riskli yapı müracaatı hakkına sahip olup olmadığı, yasa ve yönetmelikte belirtilmemiştir. Ancak, kamu düzenini ilgilendiren bu konuda, riskli yapı niteliğindeki apartman dairesinde cüzi bir hissesi bulunan hak sahibinin dahi riskli yapı müracaatı yapabileceği değerlendirilmektedir.

11.11. Mevcut durumda şikayetçinin maliki olacağı dairelerin fiiliyatta bulunmaması nedeniyle, mağduriyetinin ne şekilde giderilebileceği hususu da dikkate alındığında, mevcut yapıdaki bağımsız bölümlerin 2000 yılından bu yana el değiştirdiği, dosya içerisindeki tapu takbis raporundan anlaşıldiğından, bulunacak çözümün eser sözleşmesine taraf olmayan ve/fakat şikayet konusu yapıda satın alma yoluyla mülk sahibi olan kişileri de rahatsız etmeyecek şekilde olması gerekmektedir.

Bu kapsamda üç alternatif çözümün mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Bunlara göre; -Şikayet konusu olayda Belediyenin hizmet kusurundan kaynaklanan bir zarar söz konusu olduğu açıktır. Bu zararın tespiti ve tazminini belediyeden istemek mümkün görünmektedir.

Belirtmek gerekir ki, müteahhitin TMK’da tanımlanan dürüstlük kuralına uygun davrandığı ve şikayet konusu olayda iyiniyetli olduğu söylenemez. Bu nedenle, belediyenin rücu hakkı da olacaktır.

-Yapının statik özellikleri ve imar durumu uygunsa, sözleşmede belirlen 5 katlı projeye göre mimari proje ve diğer projelerin hazırlanarak inşaatın tamamlanması mümkündür.

-TBK 480. Madde hükümlerine göre, yapılan eser sözleşmesinin yeni koşullara (3 kata)

uyarlanmasının mahkemeden talep edilmesi ve yeni duruma göre müteahhit ve arsa sahiplerinin edimlerini yerine getirmesi istenebilir. Bu durumda, müteahhitin yapmadığı işler nedeniyle mağdur olan şikayetçiye bedel ödemesi gerekecektir. Ancak, sözleşme hükümlerine göre dairelerini müteahhitten teslim alan maliklerin de şikayetçiye borçlanmasının söz konusu olacağı tarafımca değerlendirilmektedir.” hususlarına dikkat çekmiştir.

12.1. Şikayet başvuru belgesi ve ekleri, idarenin konu hakkındaki açıklamaları, mevzuat ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde; Yalova Belediye Başkanlığı’nın 5 katlı yapı ruhsatını 1999 depremi sonrasında iptal etmesinin, mülga Bakanlığın Genelgeleri çerçevesinde gerçekleştiği, dolayısıyla yapılan işlemde hukuken bir sakınca bulunmadığı ancak

2001 yılında 3 kata göre düzenlenen onarım ve güçlendirme ruhsatının, gerekli mimari ve statik

projeler hazırlanmadan ve ruhsat başvurusunda bulunanın kimliğinden ve yetkisinden emin olunmadan çıkarılmasında, 2001 yılı sonrasında 5 yıl geçerliliği bulunan ruhsatın süresinin

2006 yılında dolduğu dikkate alındığında günümüze kadar geçen süre zarfında ruhsatsız yapı

ile ilgili olarak işlem yapılmamasında Belediyenin kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir.

12.2. Diğer taraftan çatı katına yapılan dairenin bağımsız bölüm şeklinde düzenlendiği, daireye ait ayrı bir kapıdan giriş ve çıkışların sağlandığı, alt kat daire ile bağlantılı olmadığı dolayısıyla

çatı piyesi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı tespit edildiğinden, şu haliyle kaçak bir yapı durumunda bulunduğu açıktır.

12.3. Ancak ruhsatsız binanın tamamı için yapı kayıt belgesine başvurulduğu, yapı kayıt belgesinin 4. katta bulunan kaçak daireyi de kapsadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar, yapı kayıt belgesi, yapının kullanım amacına yönelik olarak verilen bir belge olsa da, özellikle ortak alanlarla ilgili başvurularda, sınırlı ayni hak benzeri fiili bir durum ortaya çıkarmaktadır. Söz konusu örnekte de görüleceği üzere; Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde yapı kayıt belgesine başvurulmasıyla birlikte, maliklerin payları oranında ortak oldukları teras katta bulunan dairenin yalnız bir kişi tarafından kullanılıyor olması, mülkiyet hakkının sınırlanmasına sebep olacağından, kat mülkiyetine geçişte veya tapuya tescil işlemlerinde aranan tüm maliklerin muvafakatinin aranması uygulamasının ortak alanlarla ilgili başvurularda da aranması gerektiği değerlendirilmektedir. Aksi durumda imar barışı olarak adlandırılan süreç, müdahalenin men’i davaları ve haksız işgal tazminatı(ecr’i misil) davaları ile yasa koyucunun “barış” iradesinin dışında yeni ihtilaflara neden olacaktır.

12.4. 6306 sayılı Kanun çerçevesinde binanın riskli yapı olduğu dolayısıyla yıkılması gerektiği yönündeki talep ve ek belgelerin incelenmesi neticesinde, şikayetçinin eski vekili ile ihtilafının yargıya taşındığını ve lehine sonuçlandığını, aynı zamanda onarım ve güçlendirme ruhsatı ile ilgili olarak muvafakatı alınmadan sahte imza yoluyla işlemlerin yapıldığını ve raporların gerçeği yansıtmadığını iddia ettiği görülmektedir. 6306 sayılı Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin Yönetmelik çerçevesinde, maliklerin yapılarla ilgili risk değerlendirmesi yapılması yönünde talepte bulunma yetkisinin bulunması nedeniyle, şikayetçi tarafından

Kanunda yazılı şartları taşıyan ve Bakanlıkça yetki verilmiş kişilere risk analizinin yaptırabileceği değerlendirilmektedir. Çıkacak raporun bina açısından menfi olması durumunda şikayetçinin bu yönüyle de idareden binanın yıkımını talep edebileceği açıktır.

12.5. Bina kat sayısının 3’e indirilmesi sonrasında yeni daire paylaşımına yönelik sözleşme yapılmaması, tapu kayıtlarında daire paylaşımının eski 5 katlı yapı ruhsatına göre yazılı bulunması, dolayısıyla fiili durumda bulunmayan ancak tapuda kayıtlı 4. ve 5. katta bulunması öngörülen dairelerle ilgili sahiplenilememeye bağlı bir mağduriyetin de bulunduğu açıktır. Bu mağduriyet ilerleyen süreçte, gerek emlak vergisi tahakkuku gerekse yol harcamalarına katılım payı tahakuku yoluylada artabilecektir. Bu nedenle maliklerin fiili duruma göre veya imar planının izin verdiği şekilde 4 kata göre bir paylaşım sözleşmesi imzalamamaları durumunda, kusurun mahkeme kanalıyla Belediyeden ve ilgili kişilerden talep edilebileceği değerlendirilmektedir.

12.6. Bu çerçevede; maliklerin muvafakati alınmadan alınan yapı kayıt belgesinin

Bakanlık ve İl Müdürlüğü eliyle iptal edilmesi, iptal sonrasında bina ile ilgili olarak

Belediyece gerekli incelemelerin yapılması, bu yolla bina yapı kullanım izin belgesi alma şartlarını taşımıyorsa İmar Kanunu’nun 32. ve 42. Maddesi’nin uygulanması ile şikayetçinin zararının tazmin edilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

.

13. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;

14. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde ilgili İdarenin iyi yönetim ilkelerinden; “Kanunlara uygunluk, hesap verilebilirlik, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı tespit edilerek bahse konu ilkelere uygun davranılması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

15. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ile dava açma süresinin 28/03/2019 tarihinden itibaren kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 25/03/2019 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiş olup (varsa) dava açma süresi içinde ilgili idarelerin işlemine karşı Bursa İdare Mahkemesinde, tazminata ilişkin talepler için Yalova Asliye

Mahkelemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜ ile,

Şikayet konusu bina ile ilgili olarak alınan yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi hususunda, ÇEVRE ve ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ile ÇEVRE ve ŞEHİRCİLİK İL

MÜDÜRLÜĞÜ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Yapı kayıt belgisinin iptali sonrasında, bina yapı kullanım izin belgesi alma şartlarını taşımıyorsa İmar Kanunu’nun 32. ve 42. Maddesi kapsamında işlem tesis edilmesi hususunda, YALOVA BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idarelerce bu karar

üzerine tesis edilecek işlemlerin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın, ŞİKAYETÇİ ile ÇEVRE ve ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI, YALOVA ÇEVRE ve

ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ ve YALOVA BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi